Ali Türer
Bir hakaret, bir küçük düşürme amacıyla değil teknik bir terim olarak bu kavramı kullandığımı önce belirtmeliyim. Ancak değerler alanında ortaya çıkınca ahlaki sonuçları da oluyor doğal olarak.
İkiyüzlülüğün karşıtını tutarlılık, dürüstlük, güvenilirlik kavramları ile karşılayabiliriz. Farklı zaman dilimlerinde gerçekleşmiş olsa da aynı özelliklere sahip iki olguyu birbiri ile çelişen değerlendirmelere tabi tutup, farklı tepkiler verdiğinde bu durum tutarsızlık, ikiyüzlülük olarak tanımlanır. Örneğin davranışınız daha önce savunduğunuz bir düşünce ile açıkça çelişiyorsa sizden bu tutarsızlık için bir açıklama beklenir. Bunu yapmazsanız güvenilirliğinizi yitirirsiniz.
Dürüstlük kendinize tanıdığınız hakkı başkalarına tanıyıp tanımadığınızla, başkalarını tarttığınız terazide kendinizi tartıp tartmadığınızla da yakından ilgilidir. Kendini karşıtın üzerinden tanımlıyorsun. Rakiplerini itibarsızlaştırmak için elinden geleni yapıyorsun. Kendini sürekli tehdit altında hissediyorsun. Diğerlerini sürekli kontrol altında tutma ihtiyacı içinde tetiktesin. Hep saldırgan, agresif ya da suçlayan rolündesin. Bu ruh haliyle doğal davranılmaz, koruma güdüsü ile doğal olmayan bir maske ardına gizlemek zorunda hisseder kendini insan. İster istemez savunma mekanizmaların işlemeye başlar, ikiyüzlü davranmaya başlarsın.
Yaşama tutunabilme başarımız önümüze koyduğumuz programı hayata geçirebilme yeteneğimize bağlıdır. Bunun için bazı ilke ve değerlere belirli bir iradeye ihtiyaç duyarız. Adada bir başınaysan o anki koşullarda yaratıcılığın sonucu belirler, sonuç da sadece seni etkiler. Ama yaşamı topluluk halinde sürdürüyorsan, programı bir başına, ya da sadece seninle hareket edenlerle birlikte yapamazsın. Yaparsan program senin olur; oysa hayata geçecek program senin dışında ortaya çıkan ile uzlaşma içinde belirlenmek durumundadır. Anayasalara bundan ihtiyaç duyulur. Önüne koyduğun, bağlandığın programı inanç haline getirir, kutsallaştırır, katılaştırır, tabulaştırırsan kısa vadede diğerleri için uzun vadede senin için tehlikeli kulvarda yol alırsın.
Post modern süreç ile birlikte kaderlerimizin ortaklaştığının ayrımına daha fazla varmaya başladık. Yolculuk ortak ise sorunları sadece kendi parçacığınızın kutsallarıyla çözemezsiniz. Ama gelin görün ki bunun bilincine varmamız kolay olmuyor, süreç çelişkili işliyor.
Yolculuk ortaklaşmayı gerektiriyor ama biz aynı katarın birbirine yabancılaşmış kompartımanları haline geliyoruz. Yolculuğun ortak yanını gözden kaçırıyor, farklı olmanın ayrıcalıklarını öne çıkarıyoruz. “Biz” ve “onlar” ayrımı yapıyoruz. Dışarıda kalanları itibarsızlaştırmayı, ördüğümüz kozanın içine hükmetmenin aracı haline getiriyoruz. Kompartımanlar enerjilerini birbirlerini engellemek için harcamaya başlayınca ortak yolculuk imkânsız hale geliyor. İkiyüzlülük de burada başlıyor.
İnancın, ideolojinin dogmatik karakteri ile yaşamı inanç ya da ideoloji lehine kolaylaştırmanın pratik ihtiyaçları bir biri ile çelişiyor. Eldeki bilgiyi mevcut koşulları analiz temelinde değil de inancın aydınlattığı yolda tutum ve tavır belirlemek için kullanmaya başlıyoruz. İnanca dayalı avantaj peşinde koşarken benzer durumlara farklı tepkiler veriyoruz. Böylece düşünme, anlam verme, karar verme mekanizmaları ikiyüzlülük üretmeye başlıyor.
Benzer olaylarda farklı yüzlerle sahnede yer almak bir süre sonra inancın ya da ideolojinin güvenirliliğinin, tutarlılığının sorgulanmasına yol açar. İkiyüzlülüğün ortaya çıktığı yerde hayat faturayı uygulayıcıya keser. O uygulayıcının sahip olduğu inanç ya da ideolojide ister istemez bundan nasibini alır. Bunları yaşamın kendine özgü işleyiş mekanizmaları olarak görmek gerekir.
Milliyetçilik ya da ırkçılık, bir milletin ya da bir ırkın diğerlerine göre üstünlüğünü savunmak; bir millet ya da ırkın yaşama alanını diğerlerinin zararına genişletmek anlamına geldiği yerde ikiyüzlülük üretir. Belirli bir din ya da mezhepin bireysel kurtuluş için kullanıldığı, herkesin birbirinin inancına saygı gösterdiği yerde sorun çıkmaz. Cihat yolu ile bir coğrafyaya hâkim kılınmak amacıyla tarif edilmişse artık orada bir din ya da mezhepten çok bir iktidar aracı haline gelmiş ideolojiden söz etmek gerekir. Birleştirici olmaktan çıkan inanç din olmaktan da çıkar, kendini inkâr eder.
Bütün bunlar “ben benciliğin” aidiyet ilişkisi içinde toplumsal hale gelmiş biçimleridir. Bu süreçler ikiyüzlülüğe başvurmadan sürdürülemez. Çünkü dava büyüdükçe sıradan insan için daha soyut, daha insanüstü, daha kutsal hale gelen onu kullananlar için bir o kadar somut araçlara dönüşür. Günümüzde iktidarda tutunma aracı olarak milliyetçiliğin ya da mezhepçiliğin ikiyüzlülük üreten görüntülerine giderek daha çok tanık olmamız bundandır.
Ana dilde eğitimi kendi toplumu için kutsal bir hak olarak gören “eğitimci”; ötekileştirdiği toplum kesimi için bu hakkı kullanma talebinde bulunan eğitimciyi bölücü, hain olarak tanımlar. On yıl önce papaz öldürten, kitabevlerine katliam yaptıran, Danıştay’a, gazetelere bomba attıran, günlükleri dergilerde çarşaf çarşaf basılan, topraklara yedek cephanelik gömdürenler bugün elini kolunu sallayarak aramızda dolaşır, kahraman olurlar, hatta milletvekilliğine aday olurlar. Dün yoldaş olan bu gün paralel olur, senin ölün terörist, benim ölüm şehit olur. Muhalefeti “darbeci” ilan eden darbe ile gelen seçim barajına (%10) can simidi gibi yapışır. Ama serbest kalan eski darbe şaibelileri iş başı yapmıştır. Ana yasa değişmeden parlamenter sistem “bekleme” odasına alınmıştır. Muhalefeti itibarsızlaştırmak için “camide bira içtiler”, “Kabataş’ta başörtülü bacımıza saldırdılar” söylemleri dolaşıma sokulur. Hükümetin en yetkili ağzının haber kanallarına düşen açıklamasından öğrendik, bir belediye başkanı kendisine emanet edilen ülkenin başkentini meğer parsel parsel satmış.
Tesadüfe bakın ki Berkin’in katilini açıklaması için rehin alınan, bu davada en fazla çaba gösteren, yol alan savcıymış. Başarılı ilan edilen operasyonda savcı da teröristler de birlikte öldüler. Kim ne istedi, kim kimi neden tetikçi olarak kullandı bunlar gene karanlıkta kalacak. Ama fatura muhalefete ve avukatlara çıktığı ile kalacak. AKP binasını basan meczup salıverildi, ama ihale muhalefete çıkmıştı bile. İç güvenlik paketi ile gözaltına alma, soruşturmayı başlatma, tutuklama yetkisi hukukun yerine siyasetin eline geçti. Gerekli tedbir alındı; seçimlere doğru artık ortalık ısınmaya, ortam gerilmeye başlayabilir. İyi saatte olsunlar galiba devrede. Bundan ilk nasibi alan da galiba Roboski’nin katırları oldu. Bakalım seçimlere kadar daha nelere tanık olacağız.
“Parlamenter sistemi” birileri “bekleme” odasına alırken muhalefetin “darbeci” ilan edilmesini, itibarsızlaştırılmasını “manidar” bulmaz mısınız? “Milli irade” dillerden düşmüyor. Ama milletvekili adayları tepeden atanıyor. Üniversiteyi yöneteni seçmek için oy kullanan bilim insanları milli iradeden sayılmaz mı? İstanbul üniversitesinin başına üç yüz daha az oy alan atanıyor, bir başka üniversiteye seçimde beşinci sıraya yerleşen rektör yapılıyor. Darbe ile geldiği için “parlamenter sistem” bekleme odasına alınıyor. Gelin görün ki milli iradeye ( bu arada %10 barajına) dayanılarak yerine getirilmek istenen, darbe ile gelene rahmet okutacak cinsten.
Sizce bütün bu yaşananlarda bir gariplik yok mu? Siyasette tanık olduğumuz bütün bu görüntüler neyi yansıtıyor?
İkiyüzlülüğün panzehri hukuktur, kurallardır. Kullandığınız ölçütlerin güvenilirliği sınanmış, geçerliği teyit edilmiş ve üzerinde uzlaşma sağlanmış ise; ikiyüzlülüğü kontrol altına alabilecek mekanizmalara da sahip olursunuz. Gücü elinde tutanın gücünü hukuktan, kuralların işliyor olmasından, hesap verebiliyor olmaktan, denetlenebiliyor olmaktan aldığı yerde demokrasi işler. Hukukun ortada olmadığı yerde ise meydan ikiyüzlülüğe kalır.
Sizce bu durumda fatura kime çıkar, bu durumdan en çok kim yararlanır?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- ÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ?
23.11.2025 - PATRON KİM?
15.11.2025 - BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME HİKAYESİ
6.09.2025 - ULUSAL KİMLİK DAVASI
18.07.2025 - BOŞ UMUT, SONU HÜSRAN
12.06.2025 - TEHLİKELİ SULARDA SİYASET
22.12.2024 - AÇMAZDA SİYASET
3.12.2024 - ÇİFTE STANDART KULLANAN İKİ YÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE
26.09.2024 - SİYASET VE MESLEKİ ETİK ÜZERİNE
2.09.2024 - TARİHDEN DERS ALMAK
5.08.2024
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Kursad Basci
Siz de cok iki yuzlusunuz kusura bakmayin!ODTUde okudugunuz gunlerde bu sarkilari cok sevdim diyebileceginiz bir ortam vardi aslinda,hem A.Kaya nin pkk bayraklari onunde konserler verdigi gercegini unutmayin,adamcagizin tek sansizligi "erken oten horoz misali" vaktinden once otup erkenden aramizdan ayrilmis olmasi,simdi olsa TBMMde bile olurdu.Bu gun size teklif gelse Hurriyetten takla ata ata gider yazarsiniz orada.Allahtan butun tutarsizliginiza ragmen sadece Taraf ve TRTye mahkumsunuz:-))