Ali Türer
Her zaman olur ya bir tartışmaya girersiniz, tartışmanın konusu süreç içinde önemini yitirir de ortaya konan tavır, alınan eğitimle şekillenen davranış kalıpları, düşünme biçimleri tartışmanın siyasal-sosyal ortam içinde çağrıştırdıklar giderek daha önemli hale gelir.
Geçen hafta böyle bir durumu yaşadım. Facebook’ta dahil olduğum “78’liler” gurubunda o hafta yazdığım yazıyı paylaşmak istedim. Gurup yöneticisi arkadaş tarafından paylaşım engellenince, nedeni merak ettim. Yönetici arkadaş bir önceki hafta yayımladığım “CHP İktidarında Necati Eğitim Enstitüsü ve Balıkesir’de Sol (1978)” başlıklı yazımda, okul yönetimini “aklarken”, Devrimcileri “karalamak” ile suçladı beni. Aslında iyi de oldu. Bu yazıyı yazmama vesile oldu.
Uzunca bir süredir sizlerle Necati Eğitim Fakültesi Tarihi ile ilgili belgeler ve tanıklıklar üzerinden yaptığım bir çalışmada elde ettiğim bulguları ve bunlar ile ilgili düşüncelerimi paylaşıyorum.
Nesnellik adına, toplumsal yaşamın belirli bir kesitinde olup bitenler ile ilgili bulguları üst üste yığma şeklinde neopozitivist bir tutumu, sosyal araştırmalarda çok anlamlı bulmam. Elbette araştırmacının felsefi ve siyasi bir duruşu vardır, geçmişe bir bakış açısı vardır. Elde ettiği bulguları yorumlarken kurduğu cümlelere ifadelerine bu yansıyacaktır. Doğal olan budur.
Başka bir yorumcu aynı bilgi ve bulguları alır daha farklı yorumlar. Hangisi o tarihsel kesite toplumsal değişime daha gerçekçi ayna tutmuştur, bunun kararını okuyucu verir. Farklı yorumlar, farklı değerlendirmeler, geçmişi anlamaya, geçmişten ders çıkarmaya hizmet ettiği ölçüde yararlıdır da. Olması gereken budur.
Ama kafanızda bir takım bariyerler, ön yargılar oluşmuşsa, buna bağlı bir takım davranış kalıpları içinde hareket ediyorsanız, farklı fikirlere de açık olamazsınız. Yazılan işinize gelmediği için pek çok farklı düşünce gurubunun ortak bir platformunda bir yazının paylaşılmasını engellerseniz; üstelik bunu haber peşinde koşan gazetecilerin işini yaparken tutuklandığı bir ülkede ve süreçte yaparsanız; ister istemez “Türkiye’de yaşanan otoriterleşme, muhalefeti de bir biçimde etkiliyor mu” gibi bir soru akla gelir. Bu, o yazının paylaşılıp paylaşılmamasından çok daha vahim bir durumdur aslında.
1978 yılında CHP azınlık hükümeti bilindiği gibi bekleneni verememişti. 13 ilde sıkıyönetim ilan ederek kendi tabanında bile moral bozukluğu yarattı. Örneğin son günlerinde çoğu saldırganın içinden çıktığı Ülkü Ocaklarına dokunmazken gitti İlerici Gençler Derneğini kapattı (6 Kasım 1979). Ama bu, CHP hükümetini toptancı bir yaklaşımla “Faşizmin İşbirlikçisi” yapmazdı. Onun döneminde Necati Eğitim Enstitüsünde görev yapan okul yönetimine de bu tür bir suçlama getirmek de vicdanlara sığmazdı.
1978’de Necati Eğitim Enstitüsünde kendini Sol’da gören gençler arasında “Halkın Kurtuluşu” gurubu çoğunluktaydı. Necati Eğitim Enstitüsü okul yönetimini bu gurup, “İşbirlikçi” olarak görüyordu. Okul yöneticilerine, öğretmenlere saldırmayı bu guruptan bazıları “Devrimci Mücadelenin bir gereği” gibi algılıyorlardı.
Oysa bu gurubun Necati Eğitim Enstitüsünde güçlenmesinin yolunu Okul Müdürü Cahit Yarış açmıştı. Yüksek puanlı olup da mülakatlarda elenen gençlere yeniden Necati Eğitim Enstitüsünde okumanın yolunu açarak, boykottan dönenlere af getirilmesini sağlayarak yaptı.
Bu süreçte Boykota giden 527 gencin çabalarını da, yanı sıra Önder Kırlı gibi Necati Eğitim çıkışlı avukatların, Necati Cebe gibi milletvekillerinin katkılarını da hatırlamak gerekir. (Cengiz Kanat uyarısı) Yani o işler tek bir gurubun mücadelesine bağlı da gelişmedi. Kazanım ortak bir mücadele sonucu gelmişti.
Bir fıkra vardır, mutlaka bilirsiniz. Dursun ve Temel iki iyi arkadaştır. Bir gün kasabaya giderken geçtikleri köprünün üstünde bir tilkinin dereden su içtiğini görürler. “Tilkinin kuyruğu suya değdi mi, değmedi mi?” diye başlarlar tartışmaya. Kantarın topuzu kaçar birlerine küserler. Aradan yıllar geçer, dayanamaz yine barışırlar. Fakat bir gün gene o köprüden geçerken birinin aklına gelir, “O gün o tilkinin kuyruğu suya değdi mi” deyiverir. Yine başlarlar kavgaya.
Bizimkisi de o hesap, aradan 42 yıl geçmiş, 12 Eylül buldozer gibi üstümüzden geçmiş. Bugün de AKP iktidarının insanları kamplaştırdığı ortamda soluksuz bırakılmışız. Ama biz hala “Tilkinin kuyruğu suya değdi mi, değmedi mi” onu tartışıyoruz. Halbuki, bugün sırt sırta, birlikte mücadele vermeyi öğrenmiş olmamız gerekmez miydi? Bu eleştiriyi kendini Sol’da tarif eden bütün guruplar için getiriyorum.
Ama bunu geçmişin üstünü örterek, ya da yazılanların paylaşımına ambargo koyarak yapamazsınız. Konuşursunuz, geçmişte yaptığınız çocukluklara güler geçersiniz, sonra da önünüze bakarsınız. Olması gereken de budur. Ancak insanın kafasında yarattığı sanal bariyerlerden kurtulması, öyle kolay olmuyor işte.
Yaşanmış bir olayın hatırlatılması ile birilerinin nasıl aklanıp ötekilerin nasıl karalandığının bir izahı olmalıydı. Bunu arkadaş belirtmemişti. İzmir merkezli İMECE Dostluk ve Dayanışma Derneği’nin internet sitesinde benzer bir yaklaşımdan bunu görebiliyoruz. “Naver Engin” başlığı altında, sitede şunlar yazılı. Dileyen test edebilir.
“Naver'in dirençli ve kararlı önder tutumu okulunu terk etmeme ve arkadaşlarıyla birlikte direnme tutumu Faşist güçleri rahatsız etti. Eğitim Enstitüsü yönetimi ve Polisin yardımıyla Sivil Faşistler, Naver Engin’in sınıfını ellerindeki sopalarla ve bıçaklarla bastı. Naver Engin’i sırtından bıçakladılar. Naver Engin’i hastaneye almaya gittiklerinde yoldaşlarına devlet güçleri şiddet uyguladı ve kitlenin üzerine ateş etti. Ancak kitleyi yıldıramadılar binlerce insanın katılımıyla Naver uğurlandı. Naver'in direçli tutumu faşist işgallerin kırılmasına yol açtı. Öğrenciler Naver'lerin yolunu izleyerek hem Necatibey Eğitim Enstitüsünde hem de Kredi Yurtlar Kurumunda faşist işgali kırdılar ve tüm öğrencilerin okullarına devam etmesinin koşullarını yarattılar.” (http://izmir.imece-der.com/2014/01/24/naver-engin/)
Yazıya göre, NEE’de saldırganlar Naver’i sırtından bıçaklarken Okul yönetimi de onlara yardım etmişti. Ben araştırmamda bunu destekleyebilecek bir belge, bulgu ve tanıklığa ulaşamadım. Okul yönetimi, saldırının elebaşlarını okuldan attı. Bu saldırının amacını, biçimini de açıkça ortaya koydu. Bunu ortaya koyan belgeler de ortada, daha ne yapmalıydı?
Necati Eğitim Enstitüsü okul yönetiminin bu guruba mesafeli duruşunu yukarıdaki metin yeterince açıklıyor zaten. Bu guruptan bir öğretmene dönük saldırıyı örnek gösterince, tarafsız olmamakla, faşistlerin işbirlikçisi olan okul yönetimini “aklamakla”, Proleter Devrimcilere de “kara” çalmakla suçlanıyorum. Yani “Tilkinin kuyruğu suya değdi mi değmedi mi” oturup yeniden tartışacağız.
Konu komik görünse de, olayın Sosyal Psikoloji boyutuyla derin bir arka planı var. Bu bence olayın kendisinden daha önemli!
Soru şu: Solda bir gurubu, soldan bakış açısıyla düşmanın yanında konumlandıracak bir düşünce tarzı, nereden beslenip ortaya çıkmış olabilir?
Bu yaklaşımın benzerine bugün de AKP ve MHP ittifakının kendi dışındakileri FETÖ ile ya da PKK ile işbirliği yapmakla suçlarken tanık oluyoruz. Bundan 42 yıl önce Sol içinde tanık olmuşuz. 1950’lerde Adnan Menderes’in, tek parti dönemi CHP’sinin, İttihat Terakki’nin II. Meşrutiyet yıllarındaki tutumunda da benzer yaklaşımlara hep tanık olduk. Peki, bu davranış kalıbı nereden geliyor?
Siyasi yaşamda pek çok kez tanık olduğumuz bu düşünce tarzı, kendinden olmayanı ötekileştirme, düşmanın yanına koyma bizde Modern Eğitimin bir ürünüdür. Osmanlı Türk geleneği içinde Modern Eğitim, 1727-1838 yılları arasında devleti kurtaracak, ayakta tutacak asker-sivil elit yetiştirme ihtiyacı içinde ortaya çıktı. Siyasi parti kurucuları bizde hep devleti kurtarmaya soyunan “Halaskarlar” (kurtarıcılar) içinden çıktı. Sendikalar tarafından kurulan İngiltere İşçi Partisi gibi belirli bir sınıfın ya da toplumsal kesimin çıkarlarını siyasal alanda temsil edecek bir parti, bizde hiç olmadı.
Halaskar, kurtarıcılıkta rakip tanımaz, rakibi düşmanıdır. Çünkü Kurtarıcı olduğunu ispatlamak, bunu yapabileceğini (gücünü) göstermek zorundadır. Kendisine biat etmeyen ya karşısındadır ya da karşının işbirlikçisidir, yani düşmandır. Onu yok etmek için de her yolu kullanmak, mubahtır.
Bizim siyasal yaşamımızda uzlaşma kültürünün ortaya çıkmayışı, lidere endeksli siyaset, hep buradan gelir. Siyasi kavga da bu yüzden bu topraklarda bu kadar sert geçer. Çünkü Sağcısı da Solcusu da bu anlayış içinde kimliğini bulmuştur. Bu bizde, Modern Eğitim içinde yerleşmiş siyasal davranış kalıbıdır.
Hem Necati Eğitim Enstitüsü’nde hem de Kredi Yurtlar Kurumunda sadece “Proleter Devrimcilerin” Faşist işgali kırabildiğinin esbab-ı mucibesi (yeterli gerekçesi) de budur.
Oysa asıl devrimci mücadele, öncelikle, gerçeğin böyle küçük grup çıkarları doğrultusunda tahrif edilmesine karşı verilmelidir. Bu tür çarpıtmalar, bir gurubu ilanihaye bir arada tutmaya da aslında yetmez.
Öte yandan bu arkadaşlar, Naver’in göğsünden değil de sırtından bıçaklanmasını da “dava” bakımından daha uygun bulmuşlar anlaşılan. Katil sırtından vurunca daha “Kalleş olur” diye düşünülmüş olmalı. Zamanında bu gurup içinde yer almış Naver’in ölümüne birinci elden tanık arkadaşım, isyan ediyor buna. “Naver katiline sırtını dönecek adam değildi, göğüs göğse vuruşmada bıçaklandı” diyor. Gurubun değil, öldürülen arkadaşının onuruna öncelik veriyor, haklı olarak.
Bunları yazarken amacım “Tilkinin kuyruğu suya değdi mi, değmedi mi” tartışması değil, sanıyorum bu anlaşılmıştır. “Bu gurup içinde yer alan bütün arkadaşlar dün olaylara böyle bakardı, bugün de böyle bakıyorlar” gibi haksız ve yanlış bir düşünce içinde olduğum da sanılmasın.
Burada Sol’un birlikte hareket etmesine engel hastalıklarından, davranış kalıplarından söz ediyorum. Bunun o gurup, bu gurup ile ilgisi yok. Bütün guruplar içinde benzer çarpıtmalar, kol kapmalar, belden aşağı vurmalar az ya da çok yaşandı, bunu hepimiz biliyoruz. Sonuçta hepimiz aynı eğitim sisteminin ürünüyüz.
Ama bu değerlendirmeyi dürüstçe yapmak zorundayız. Türkiye’de giderek otoriterleşen sistemde ortaya çıkan bazı davranış kalıplarının Sol içindeki etkilerinden sakınmayı öğrenmeliyiz. Geçmişte yaşananlar üzerinde durup düşünmezsek, bugün ne yapmamız gerekir sorusuna doyurucu cevap bulamayız.
Burada önemli bir olgunun da altını da çizmek isterim. Ben sonuçta Necati Eğitim Enstitüsü üzerinden bir araştırma yapıyorum. Okul yönetiminin o dönemde yapıp ettikleri, ya da yapamadıkları beni fazlasıyla ilgilendiriyor. Yani o dönemdeki Sol gurupların yapıp ettiklerini yeterince anlatmamam, bunları önemsemediğim anlamına gelmiyor. Böyle bir değerlendirme beni üzer.
Sonuçta araştırma evreni içinde kalmak zorundayım. 1970-80 arasındaki antifaşist mücadeleyi anlattığım gibi bir iddiada asla bulunmadım. Zaten bunu yapmaya kendimi yetkili de görmem.
Böyle bir çalışma elbette yapılmalıdır. Ama daha 42 yıl önce bir yerlerde takılı kalmışken, bazı önyargıları korur ve bunları tartışamazken bunun altından nasıl kalkarız, bilemiyorum.
Bildiğim bir şey var o da şu:
Gün ayrılıkları öne çıkarma günü değil. Hatalarımızı görüp, önyargılarımızı arkada bırakıp birbirimizle daha sıkı kenetlenme günüdür. Birbirimizi sevme, güvenme, anlama günüdür. Çünkü gelecek günler hepimiz için daha vahim olabilir.
NOT: HDP’nin var olma mücadelesi içinde başlattığı yürüyüşleri gönülden destekliyor, kendini solda gören herkesi, bu yürüyüşlerin Corona tedbirlerini araç olarak kullanıp engelleme girişimlerine karşı çıkmaya çağırıyorum.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024