Alper GÖRMÜŞ
Seküler ve dindar mahalleler arasındaki bağlantı kayışlarının en sembolik isimlerinden biriydi Kürşat Bumin. Bu kayış ne yazık ki ölümünden önce, artık muktedir olan eski mağdurlar tarafından kopartılmıştı.
Yalnız Kürşat Bumin’e değil, ülkenin bütününe yönelik bu haksız eylemi, Yeni Şafak’ın Kronik Medya’sında birlikte yürüttüğümüz mesaiyi de hatırlatarak ele alacağımı söylemiştim.
Kürşat Bumin’i anlatmaya bıraktığım yerden devam ediyorum.
Tek at tek mızrak...
Arkadaşım Kürşat Bumin, ‘kolektif’in parçası olmaktan hiç hazzetmeyen ‘tek at tek mızrak’ bir adamdı.
Onun bu en karakteristik yanını Medyakronik’teki (2000-2002) ortak çalışma odamızda keşfetmeye başladığımda, hatırlıyorum, oradaki yazıların ‘kolektif imza’ ile çıkmasına razı oluşundan kendime büyük bir övünme payı çıkarmıştım. (Zaman zaman karıştırılıyor: Medyakronik, 2000-2002 arasında Bilgi Üniversitesi’nin bünyesinde faaliyet yürüten bir medya eleştirisi sitesiydi. Kurucuları Kürşat Bumin, Ümit Kıvanç ve Alper Görmüş’tü... Kronik Medya ise, Medyakronik’in birazdan anlatacağım kapanışının ardından, 2002-2005 arasında, Yeni Şafak’ın bir tam sayfasında haftada üç gün yayımlanan ‘köşe’nin adıydı. Orada Ümit Kıvanç yoktu, Kürşat Bumin ve ben vardık.)
Medyakronik’teki medya eleştirileri, evet, üç kişi tarafından kaleme alınıyordu fakat yazıların altında o yazıyı kimin yazdığına dair herhangi bir imza yer almıyordu. Yani herhangi bir ‘kolektif’in parçası olmaktan hiç hazzetmeyen Kürşat Bumin, Ümit Kıvanç’ın ve benim yazılarımın sorumluluğunu da üstleniyor, bundan bir rahatsızlık duymuyordu. Bu güvenin anlamını Medyakronik’in kısa ömrü sona ermeden keşfettiğimde gerçekten çok mutlu olmuştum.
Medyakronik’in Kronik Medya’ya dönüştüğü 2002 sonbaharında, Kürşat’ın ‘tek at tek mızrak’ ruh halini artık iyice bilen biri olarak ona bir ‘jest’ yapmaya karar verdim ve Kronik Medya’da yazıların altına K.B. ve A. G. ibarelerinin konması seçeneğini önerdim. ‘Olur, öyle yapalım’ dedi ve öyle de yaptık. Fakat şunu da yine mutlulukla eklemek isterim: Kürşat, Yeni Şafak’taki bağımsız köşesinde ne zaman Kronik Medya’daki bir yazıya referans verse ‘biz’ kalıbını kullanıyor, o yazının hangimiz tarafından kaleme alındığını belirtmiyordu.
Elbette ben de öyle yapıyordum, fakat biliyordum ki, onun ‘kolektif’e gönderme yapmasıyla, ‘kolektif’e dair kişisel tarihi ve algısı hayli farklı olan benim aynı şeyi yapmam arasında önemli bir fark vardı: Onunkisi çok daha kıymetliydi.
Medyadaki hikâyesi ve en önemli ders
Kürşat Bumin’in medyadaki hikâyesinden çıkartılacak en önemli ders şu olmalı: Türkiye gibi kutuplaşa kutuplaşa toplum olmaktan çıkmış bir cemaatler konfederasyonunda dahi önceliği eleştiride kendi dünyasına, hak savunusunda ise başka dünyalara veren birileri mutlaka çıkar. Fakat bu kişiler cezasız kalmaz, dönemin muktedirleri tarafından mutlaka susturulmak istenir. Bu öylesine sert bir kuraldır ki, muktedire dönmüş eski mağdurlar dahi bir zamanlar kendi mahallesinin küfürleri altında onları savunanmaya çalışanları dahi sustururlar.
Kürşat Bumin’in ‘susturuluş’ hikâyesi doğal olarak onun muhafazakâr medya (Yeni Şafak) macerasının bir parçası olarak anlatıldı, çünkü son 16 yılı orada geçmişti.
Oysa eski muktedirlerin son yıllarında (2000-2002) seküler mahallenin içinden seslenen Medyakronik’in kurucularından biriydi ve o zaman da o dönemin muktedirleri tarafından zorbalıkla susturulmuştu.
Geçen yazının sonunda, şimdi okumakta olduğunuz yazının Kürşat Bumin’in muhafazakâr medyadaki susturuluşuna dair olacağını söylemiştim. Fakat şimdi düşünüyorum da, seküler mahalledeki susturuluşunu anlatmadan oraya geçmek, yukarıda dile getirdiğim ‘temel ders’le uyumlu olmayacak. O nedenle, işin o yanını üçüncü yazıya bırakmaya ve bugün Kürşat Bumin’in Medyakronik macerasının nasıl bastırıldığını anlatmaya karar verdim.
Özkök’ten, ‘sıkı eleştirmeni’ne hak teslimi...
Hürriyet’in Medyakronik dönemindeki genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Kürşat Bumin’in ölümünün ardından “sıkı bir eleştirmenini kaybettiği için çok üzgün olduğunu” yazdı.
Hakkını yememek için ilave edeyim, Ölümünden yıllar önce de yazmıştı bunu:
“Dayak yiye yiye, dayak atanları öğrendim... Bazıları vardır; o, sopa attığını sanır, oysa kulağınızdaki sedası, bir larvanın vızıltısı bile etmez. Larvadır deyip geçersiniz. (...)
“Bir de eleştiriler vardır. Gerçek, sahici... Hak etmediğinizi düşünseniz bile, hak eden insanlardan gelenler... İşte onlar acıtır... Kızarsınız, ifrit olursunuz, uykunuz kaçar... Hafızanızın bir yanına kazınır. Mesela Yeni Şafak gazetesinde yazan Kürşat Bumin... Genel yayın yönetmenliğiniz süresince kim bilir kaç neşeli gününüzün keyfini kaçırmış, kendi çapınızda bir başarının içine etmiştir. İfrit olursunuz, ama elinizin tersiyle asla itemezsiniz. Bilirsiniz ki, içeride bir vicdan vardır. Bilgi vardır. O lafları söylemeyi hak etmiş bir mazi vardır. Takmaz gibi yapsanız da, kendiniz bilirsiniz ki... Bal gibi takıyorsunuzdur...” (Dayak yemeyi en iyi ben bilirim, Hürriyet, 3 Kasım 2011).
Medyakronik’in kapanışı ve Ertuğrul Özkök
Fakat işte, bu hak teslimine rağmen Medyakronik’in kapanmasında başrolü oynayan kişi de kendisiydi.
Ümit Kıvanç, Medyakronik’ten ayrıldıktan sonra kurduğu Haysiyet adlı sitede bu süreci şöyle anlatmıştı (Medyakronik hakkında da bilgi sahibi olmanız için tamamını alıntılıyorum):
“Medyakronik, Bilgi Üniversitesi'nin, özellikle Oğuz Özerden'in desteğiyle kurulmuş ve yaşamıştı. Dışarıdan, üniversiteyle bağı olduğundan çok daha fazla sanılıyordu. Oysa bütün faaliyet dönemi boyunca Medyakronik kavramın en sahici anlamıyla bağımsız kalabildi. Bu yüzden, Medyakronik'i hazırlayanlar da onu severek beğenerek izleyenler ve faydalı bulanlar da ilgililere teşekkür borçludur.
Tabiî işin son faslını dışarıda bırakarak söylüyorum bunları.
Son fasla gelince. Ertuğrul Özkök yönetimindeki Hürriyet gazetesi, böyle durumlarda öne çıkan elemanı Fatih Altaylı aracılığıyla, Bilgi Üniversitesi'ne yönelik bir saldırıya girişti. Bu, okulda büyük bir paniğe yol açtı. E, haksız sayılmazlardı, çünkü Hürriyet gibi bir gazetenin belirli bir maksatla bir kurumun üstüne gitmesi halinde neler olabileceği kimse için meçhul değil.
Bu saldırının sebebinin sadece Medyakronik oluşuna inanmak zor. Yine de, kurban edilen, tehditkârı yatıştırmak için gözden çıkarılan, Medyakronik oldu. Önce, dişi tırnağı sökülerek zararsız hale getirilmeye çalışıldı, sonra bu da yetmedi, iş parmak, el, kol... derken Medyakronik 'in varlığını anlamsız kılacak bir aşamaya varıldı. Bunun üzerine, Medyakronik 'i hazırlayanlar da, "bu şartlarda devam edilemez" kararı aldılar.
Yani, Medyakronik , bir büyük medya kuruluşunun şantajı sonucunda kapandı. Direnilebilir miydi? Bilmiyorum. Nelerin göze alınması gerekirdi? Kestiremiyorum. Bireyler pahasına direnilecek olsa, bu ne uğruna yapılacaktı? Direnmesi gerekenler için neyin ne kadar önemi vardı? Bunlar artık gereksizleşmiş sorular.
Ben şahsen en çok, şantajcılar başta olmak üzere, faaliyet dönemi boyunca Medyakronik 'e yapabilecekleri her türlü katkıyı esirgeyen, ama iş zora gelince "kapansın, başka çare yok" diye ortaya çıkanlara kızıyorum.
Neyse, geçmiş olsun. Türkiye'de bağımsız medya eleştirisinin nereye kadar mümkün olduğunu da öğreniyoruz işte.
Sevinilecek tek yan belki de şudur: İki yıldan kısa bir süre içinde, varlığı birileri için rahatsızlık unsuru ve tehdit haline gelebilmiş bir site yaratılabildi bu memlekette. Kurban edilmesi bir şeyleri değiştirebilecek kadar önemsendi. Bu ciddî bir teselli kaynağıdır.”
İşte böyle... Ertuğrul Özkök, Medyakronik’in kapandığı günlerde kendisini, “bedava eleştirmen bulmuşum niye kapattırayım” diye savunuyordu. Doğru, Medyakronik’in son günlerinde arkadaşı, İletişim Fakültesi Dekanı Aydın Uğur’u ziyaret ettiğinde ona tabii ki doğrudan “kapatın şunu” diye baskı yapmadı, yapamazdı. Fakat Türkiye’nin iktidar kurup iktidar devirmesiyle ünlü en büyük medya kuruluşunun en etkili adamlarından birinin Bilgi Üniversitesi’ni ziyaret edip “Medyakronik bize neden bu kadar yükleniyor” diye sızlanmasının nasıl sonuçlar doğuracağını da herhalde biliyordu.
Bu dizinin üçüncü ve son bölümünde Kürşat Bumin’in seküler medyadaki macerasına çok benzeyen muhafazakâr medya macerasını ele alacağım.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları





















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025