Ekrem DUMANLI
7 Haziran seçimlerine bir gün kalmış. Tarafsız (!) cumhurbaşkanı yine meydanlarda.
Açılış üstüne açılış yapmanın getirdiği coşku (!) arasına bir de Ankara programını sıkıştırmış. 12 senedir Başkent'te yaşadığını, artık kendisini Ankaralı hissettiğini söylüyor. Ardından muhalefet partilerine giydiriyor ve taşı gediğine oturtuyor: “Pazar günü sandıkları patlatıyoruz değil mi?”
Sandıkları patlatmak!
“400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün” ile başlamıştı macera. Vatandaşın 400 vekil vermeyeceği anlaşılınca, “330 verin bari” noktasına gelindi. O da zor gözükünce 276 vekil ile tek başına iktidar olmayı talep ettiler. 400 vekil talebiyle başlayan “huzur” formülü, şu cümle ile hitama ermişti: Sandıkları patlatmak. Yani? Halk iktidar partisine anahtarı teslim edecek, “milli irade” bu şekilde tecelli edecek ve Türkiye, başkanlık sistemine geçecekti.
Halk, devlet imkânlarının seferber edildiği, muhalefet partilerinin adaletsiz uygulamalarla haksızlığa maruz bırakıldığı seçimde AK Parti'nin elinden mührü aldı. Son birkaç senedir ayyuka çıkmış yanlış politikalarına dur dedi. Aslında AK Parti ile beraber Tayyip Erdoğan'a ağır bir ceza kesti seçmen. O kadar ki anayasa gereği tarafsız olmaya mecbur ve mahkûm olan Erdoğan'ın meşruiyeti bile tartışılır hale geldi. Neden? Siyaset üstü olma mecburiyetini bir kenara bırakıp seçimlere bu kadar müdahil olduğunuzda ortaya çıkan milli irade, sizin için bir çeşit güven oylanmasına dönüşür. Birkaç ay önce yüzde 52 ile cumhurbaşkanı olmuş ve anayasaya bağlı kalacağına yemin etmiş; sonra kalkıp meydan meydan dolaşmış “sandıkları patlatma” andı içirmişsiniz ve ancak yüzde 41 alabilmişsiniz!
Sandıklar Erdoğan'ın istediği gibi patlamayınca neler oldu; hatırlayın lütfen. Erdoğan günlerce dışarı çıkmadı, konuşmadı, ekranlarda görünmedi. 5 gün sonra yaptığı açıklamada ise sağduyu çağrıları vardı. Ego aleyhine cümleler sarf etti hatta. Yani, tevazuya davet ediyordu.
Erdoğan'ın ve partisinin şoktan çıkması uzun sürmedi. Toplamda yüzde 60 oy alan muhalefet partileri arasında görüş ayrılıkları vardı. Buradan yola çıkan bazı siyasîler, milletin vermediği anahtarı altın tepsi içinde Erdoğan'a teslim etti. Şimdi müstafi bir hükümet var Türkiye'de; ancak, sanırsınız 400 vekil çıkarmış. Bakanların pek çoğu milletvekili bile değil şu an; ama tek başına iktidar olmuş güçlü bir hükümet üyesi gibi kararlar alıyorlar. Buna sebep olan muhalefete bravo! Halkın iradesine zıt kararlar alındığı halde armudun sapı üzümün çöpü mesabesinde işlerle uğraşan bazı parti yetkilileri büyük bir hayal kırıklığına yol açıyor... Her neyse...
7 Haziran'da seçmen vasıtasıyla sandığı patlatamayanlar şimdi planlı kaos vasıtasıyla o patlamayı gerçekleştiriyor. Kibir aynen devam ediyor. Uzlaşma türünün yerini sataşma, saldırma, aşağılama aldı yeniden. Terör patladı, aldı başını gidiyor. Düne kadar iktidarın kalemli/kravatlı gardiyanları tarafından dokunulmaz/eleştirilemez hale getirilen çözüm sürecinin yürütüldüğü masa tepetaklak edildi. Üstelik iktidar tarafından yapıldı bu tekmeleme. Neden? 7 Haziran seçimlerinden 400 vekil çıkarabilselerdi bu feci manzara çıkacak mıydı karşımıza?
Seçimde halk AK Parti'yi ve Ak Saray'ı temelden ırgaladı. 2071'e kadar (!) tek başına iktidarda kalmaya kendini ikna etmiş bir parti için 7 Haziran bir çözülme sürecidir. Ders çıkarılmaz, AK Parti'nin kuruluş felsefesindeki demokratik çizgisine dönülmezse bu parti de bitecek; bu partiyi çatışma ve kutuplaşmanın merkezi haline getiren öncü kadrolar da. Halkın verdiği dersi anlamak ve onu içine sindirmek yerine, siyaset mühendisliğine soyunmak; hatta o küçük hesaplar uğruna terörden medet ummak, sadece memleketi felakete sürüklemez, sorumluları da siyasette mevta haline getirir...
Varını yoğunu sandığa borçlu olanlar, çareyi sandıkları patlatmada görüyorsa ve “milli irade”yi hiçe sayıp rakiplerini siyasi entrikalarla bertaraf etmek istiyorsa o her daim kutsadıkları sandıktan çok daha ağır bir yenilgi çıkacağını unutmamalı. Hak hukuk askıya alındıktan, devlet imkânları bir partiye râm edildikten, sırf kazanabilmek için her türlü baskı ve zulüm yapıldıktan sonra ortada demokrasi mi kalır. Sandığı patlatan, kendini patlatmış olur vesselam...
Çocuk mu kandırıyorsunuz!
Seçimlerden zaferle çıksaydınız ve 400 vekil ile başkanlık sistemini inşa etseydiniz çözüm sürecine bitti diyecek miydiniz?
Çözüm süreci adını verdiğiniz ve devlet sırrı diye herkesten itina ile sakladığınız yol haritasında hatalar yapıp PKK'yı güçlendirdiğinizi kabul ediyor musunuz?
PKK yeni militanlar kazanıp vergi toplarken, yol kesip trafik kontrolleri yaparken TSK ve Emniyet'in elini kolunu bağlamadınız mı?
Çözüme karşı olmadığı halde bazı endişelerini dile getirenleri topyekûn hain ilan etmediniz mi?
Önce KCK operasyonları yaptırıp Kürt siyasetçilerine arkadan kelepçe taktırıp afişe eden ve onları hapse attıran; daha sonra bütün KCK üyelerini serbest bırakıp polisleri zindanlara attıran; şimdi tekrar ve yeniden KCK operasyonları yaptıran siz değil misiniz?
Defalarca yapılan görüşmeler sonunda Dolmabahçe'de mutabakat imzalandığını kamuoyuna duyuran ve kameralar karşısında zafer pozları eşliğinde demeçler verenler şimdi yaptıkları müzakereyi ve anlaşmayı inkâr ediyor, kim inanır bu apaçık yalana...
7 Haziran'a kadar PKK'nın her eylemine hükümet ve şakşakçıları tarafından sıcak bakılıyordu. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, örgüt heykel diktiğinde “Fiber glas maddeden yapılmış basit bir heykel.” diyerek PKK'ya güzellemeler yapıyordu. Şimdi seçimde HDP barajı aştı diye söylenen keskin sözlerin inandırıcılığı olabilir mi?
Seçim sürecinden önce kendini müzakerelerin mimarı gibi takdim eden Yalçın Akdoğan'ın seçim sonrasında ‘çözüm sürecinin ancak filmini yaparlar artık' demesini ve o sözlerden sonra terör senaryosunun devreye girmesini kim bir tesadüf olarak görebilir?
Nice zamandır PKK emrine girmişçesine paralel politikalar üretenlerin seçim yenilgisi sonrasında “paralel paranoyasına” başvurarak masum insanları karalamasına utanmazlığın dibe vurması denmez de ne denir!
Daha düne kadar her gün PKK ve Öcalan'a methiyeler dizerek örgüte dair en küçük eleştirileri bile hazmedemeyen kadroların bugün HDP'yi hedef seçmesini ve Selahattin Demirtaş'ı terörist ilan etmesini kim ahlakî bulabilir?
“Erken seçim olacak da ne değişecek?” sorusuna manidar bir sırıtma ile cevap verenlerin bugün hortlatılan terör ve kaos eylemleri ile bağının olmadığına kim ikna olur?
Tarihin en büyük yolsuzluk olayı ile ilgili bir kuryenin yaptığı şahitlik “paranın yüzde 4'ü siyasîlere gidiyordu” tespitine dayanıyordu. Terör olaylarının tam o esnada patlaması ile bu korkunç itirafın örtbas edilmesi arasında bir tesadüf olduğunu kabul etmek mümkün mü?
İran'daki Zencani dosyasının ucu bizdeki büyük yolsuzluk soruşturmasının simge ismine dayanmışken terör birden tırmandı ve yolsuzluk dosyası unutturuldu. Bunun bir planlamaya denk gelmediğini kim gürül gürül söyleyebilir?
IŞİD denen bela 31 insanı birden katletti ve HDP'nin sağduyu çağrılarına rağmen PKK misillemeler yaptı. Öteden beri iddia edilen derin devlet-PKK bağını yok sayma imkânı var mı? Yaşanan onca facia IŞİD vahşetinin derin bağlantılarını gölgeleyebilir mi, unutturabilir mi?
Fatura Demirtaş'a kesilebilir mi?
IŞİD bombacısının 31 genci öldürmesi ile başlayan terör sarmalı PKK'nın yaptığı korkunç eylemlerle büyük bir kaosa dönüştü. Bu durumda kaçınılmaz olan şu idi: Bütün terör örgütlerine karşı gereken müdahale yapılmalı; böyle bir mücadele ortaya konulurken de toplumdaki muhtemel ayrışma ve kutuplaşmanın önüne geçilmeli, sade vatandaş incitilmemeliydi. Terörün asıl amacı zaten toplumu birbirinden nefret eder ve savaşır hale getirmek değil mi?
Yandaş medya ve akıl hocalarının yaptığı nedir peki? 1- IŞİD terörünü unutturma. 2- PKK lideri Öcalan'ı kutsamaya, aklamaya paklamaya devam etme. 3- HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı hedef tahtasına koyma.
Seçim öncesi HDP üzerine oyunlar oynanmış, parti binalarına bombalar gönderilmiş, kışkırtıcı eylemlerle parti taraftarları sokağa dökülmek istenmişti. Seçime birkaç gün kala Diyarbakır mitinginde patlatılan bombanın amacı HDP'yi PKK haline getirmek ve misilleme yapılmasını sağlamaktı. Demirtaş, hep sağduyu çağrısı yaptı; hâlâ da yapıyor. Hal böyle iken Demirtaş'ı bütün şiddet olaylarının sorumlusu gibi göstermek, apaçık siyasî bir manevradır. Peki amaç nedir? Öcalan'ı Demirtaş'a karşı kışkırtmak da yüzde 10 barajını aşan ve AK Parti'yi tek başına iktidar olmaktan mahrum eden HDP'yi parçalamak anlamına geliyor. Kürt sorununu çözeceğim iddiası ile her seçimde oy devşirenler, “çözüm süreci” sloganlarıyla PKK'yı güçlendirip uluslararası aktör haline getirenler Demirtaş'ı siyaset dışına itmeyi; bunu gerçekleştirmek için de Öcalan'dan yardım almayı planlıyor. Sebep? HDP'yi tam ortasından ikiye bölmek ve barajın yol açtığı tek başına iktidar olma tutkusunu sürdürebilmek...
Siyaseti dıştan gözlemleyen, adil ve tarafsız analiz yapmak için çırpınan bir insan olarak söylüyorum: Yakın dönemli bir seçim ihtimalinde rakibini yok etme uğruna terörü siyasî malzeme yapıp karakter suikastına başvurmak toplumsal dokuyu bozmaktır. Değmez.
Demirtaş üzerinden yürütülen soruşturmalar, suçlamalar, terörle mücadele maksadına binaen yapılmıyor. Eli kolu uzun zamandır bağlı tutulan TSK, o mücadeleyi şu an yapıyor zaten. Siyaset mühendislerinin odağında HDP'nin olması ve Demirtaş'ı linç etmek üzere kampanya yapılması, siyasetin ayak oyunlarından ve önümüzdeki seçimde tek başına iktidara yürümeyi planlamaktan başka bir şey değil.
Demirtaş'ı da eleştirin ey yandaş medya ve onun akıl hocaları; ancak hiç kimsenin zekâsıyla alay etmeyin. HDP barajı aşmasaydı ve Demirtaş “Seni başkan yaptırmayacağız” cümlesi ile kitleleri arkasına almasaydı bu ithamlarla hiç karşılaşmayacaktı. PKK'ya asla sıcak bakmayan, HDP'ye oy vermeyen ve asla vermeyecek olan insanlar da çevrilen tezgâhın, oynanan filmin farkında. Terörle mücadele başka bir şey; planlı terörün yol açtığı kaosla siyaset mühendisliği yapmak başka bir şey.

Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015