Etyen MAHÇUPYAN
Henüz üç gün önce teşekkür ettiğimiz birinden şimdi de özür dilemek durumunda kalmamız akıl karıştırabilir. Ancak bu üç günün sonunda Akşener’i yenilmişlik, hatta ‘tongaya düşürülmüşlük’ duygusu içinde bıraktığımız açık. Diyeceksiniz ki biz bir şey yapmadık, Masa’dan böyle bir karar çıktı. Doğru, ama Masa’dakiler siyasi deneyim sahibi kişiler olarak Akşener’in isteğini yerine getirmişçesine ‘pişkin’ bir davranış sergileyebilir. Dolayısıyla özür bize düşüyor…
Masa’dan çıkan son anlaşma Akşener’in isteğine cevap olarak geliştiriliyor ama onun niyetini yansıtmadığı gibi, varmak istediği hedefin tersine bir yönü işaret ediyor. Ama hayatta maalesef ‘neye niyet neye kısmet’ şeklinde özetlenebilecek durumlar da var ve genellikle niyet sahibinin kendi konumunu ve muhataplarının becerisini yanlış değerlendirdiği zaman yaşanıyor.
Bandı geri saralım…
Perşembe (2 Mart) toplantısı bittiğinde Masa’daki liderler bir deklarasyon kaleme alıyor ve imzalıyorlar. Ardından yemeğe geçiliyor. Yemek sohbetinde de herhangi bir liderden memnuniyetsizlik beyanı gelmiyor, deklarasyona geri dönme ihtiyacı hissedilmiyor. Derken aradan takribi 15 saat geçiyor ve Akşener içini ‘devşirme siyaset, kişisel ikbal hesapları, kuyruklu yalanlar’ ile doldurduğu meşhur ‘sıtma’ metnini basına servis ediyor.
Ve tabii biz de merak ediyoruz: Acaba o 15 saatte neler oldu? Akşener kimlerle konuştu? Çünkü söz konusu metnin İYİ Parti yetkili kurullarından geçmediği anlaşılıyor. Adı bilinen, üstü düzey partililer metni kimin yazdığını bilmediklerini itiraf ediyorlar. Birkaç ihtimal var… Ya o gece Akşener bir anda siyasi ‘tevafuk’ sonucu aldığı ilhamla bir idrak yaşayıp, istediğini elde edememiş olmanın öfkesini kâğıda geçiriyor, ya da birileri ona niye öfkelenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Yazılan metnin İYİ Parti yetkili kurullarından kimsenin okumasına gerek duyulmadan açıklanması da ilginç, ama milliyetçi partiler için olağan diyerek geçelim.
Nitekim Bahçeli’nin Erdoğan’a sunduğu cumhurbaşkanlığı sistemi teklifi, ya da yüz maddelik anayasa taslağı da MHP’nin ‘yetkili’ kurullarındaki kişilerce sonradan ‘muttali’ olundu. Anlaşılan eli kalem tutan birileri devletin ‘âli’ çıkarları söz konusu olduğunda gocunmayıp siyasete belirli partiler üzerinden müdahil olmayı seçebiliyor.
Akşener bu türden bir telkin altında kalmamış olsa bile, ortalıkta dolaşan özel bir hassasiyetin kokusunu almamazlık edemiyoruz. Akşener ve muhtemelen devletin içindeki belirli bir cenah Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını istemiyor. Niye acaba? Alper Görmüş’ün son yazısında altını çizdiği üzere Kılıçdaroğlu bir yandan devlet imkânları üzerinden yaratılan yolsuzlukların üzerine gitmeyi, öte yandan Kürt meselesini normalleştirecek bir vatandaşlık arayışını ve de Batı ile yeniden güvene dayalı ilişkiler kurmayı hedefliyor.
Diğer deyişle geçmiş yazılarda Yeni İttihatçılık diye tanımladığım rejim arayışının üç temel damarı: Devlet (güç ve rant), kimlik (vatandaşlık ve Kürt meselesi) ve Batı karşıtlığı (uluslararası hukuktan kurtulmuş bir bağımsızlık hevesi). Ancak devletin ülkeyi İttihatçı tasavvurdan uzaklaştırabileceği için Kılıçdaroğlu’nu istemediğini iddia edebilmek, en azından bunu hayatın akışı içinde gözlemlemeyi gerektiriyor.
Eğer öne sürdüğüm iddiayı ciddiye alacaksak meselenin Kılıçdaroğlu’nun adaylığı değil, kazanması olduğu açık. Kazanamayacak bir Kılıçdaroğlu’nun aday olması herhalde İttihatçı devleti rahatsız etmez. Asıl tehlike kazanma ihtimali belirdiğinde ortaya çıkar. Nitekim saha araştırmaları yapan Roj Girasun geçenlerde bir tv programında ilginç bir detayı hatırlattı: 2022 Temmuz öncesinde İmamoğlu ve Yavaş’ın Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla oy aldığını, ancak o tarihten itibaren Kılıçdaroğlu’nun yükselişe geçtiğini, halen oyu en hızlı yükselen aday olduğunu ve belediye başkanlarını yakaladığını söyledi. Peki, Akşener’in ‘kazanacak aday’ arayışı ne zaman başlamıştı? Girasun bunun da Temmuz 2022’ye gittiğini vurguladı.
Yani Kılıçdaroğlu kazanamıyor gözükürken Akşener ‘kazanacak aday’ peşinde değilmiş… ama Kılıçdaroğlu kazanacak gibi gözüktüğü andan itibaren ‘kazanacak aday’ arayışına girmiş. Diğer deyişle Akşener’in derdi İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanı olması değil, onlar üzerinden Kılıçdaroğlu’nun engellenmesi gibi gözüküyor.
Aynı programda Girasun Akşener’in 2018 yılında da devletin hazzetmediği adayın (Abdullah Gül’ün) kazanacak olduğunun görülmesiyle birlikte işbirliğini bozduğunu hatırlattı.
Hafta sonu malum televizyon kanallarını izleyenler ilave bir duyguya da sahip olmuş olabilirler. Çünkü o zamana dek devlet hassasiyeti gayet yüksek olan birçok yorumcunun yüzünden düşen bir parçaydı… İYİ Parti’nin Masa’dan ayrılmasına üzülmüş gibiydiler. Oysa (yine kendi beyanlarına göre) muhalefet daha da zayıflamış, birlikteliğini korumakta aciz kalmış, ülkeyi yönetemeyeceği ortaya çıkmıştı. O halde bu memnuniyetsizliğin nedeni ne olabilirdi?
Bana öyle geliyor ki İYİ Parti olmadan da (maazallah!) HDP oyları sayesinde muhalefetin seçimi kazanabileceğini öngörmeye başlamışlardı. Ama belki daha ‘derin’ düşünenleri ya da bu yönde bilgi sahibi olanlar, Akşener’in olmadığı bir Masa’nın elden kaçabileceğini, gerektiğinde kontrol edilemeyeceğini düşünüyordu.
Bu endişeye destek verecek şekilde İYİ Parti’den kopuş ve istifaların başladığı, tabanda tepkilerin oluştuğu da ortaya çıkmıştı. Masa’dan bu şekilde ayrılan İYİ Parti’nin belki de barajın altına doğru inme ihtimali olabilir miydi? O durumda muhalefetin Meclis’te ‘istenmeyecek’ bir güce sahip olması nasıl engellenecekti?
Pazar akşamına geldiğinde İYİ Parti kurmayları ‘geri dönüş’ imkânı için kıvranmaktaydı. Masa’nın bazı kurmayları ise Akşener’e ‘reddedilmesi güç’ bir teklif sunma hazırlığı içindeydi. Kamuoyuna anlatılanlardan öğrendiğimize göre, İmamoğlu ve Yavaş’ın ismi cumhurbaşkanı yardımcısı olarak zikredildi, Akşener bunların ‘özel konumda ve icracı’ olmalarını istedi, ‘buyrun gelin Masa’da konuşalım’ cevabını aldı ve o noktadan sonra görünen sonuçtan kaçınamadı.
Masa’da herkesin tahmin edebileceği üzere parti liderleri belediye başkanlarının ‘ayrıcalıklı’ konumda olma teklifini reddetti. Daha önceden herkesin zaten onaylamış olduğu üzere bütün parti başkanlarının cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı tescil edildi. Ve belediye başkanlarının halen görevde olmaları, yerel seçimin yakınlığı, söz konusu başkanların müstakbel cumhurbaşkanı ile aynı partiye mensup olmaları nedeniyle Kılıçdaroğlu’na inisiyatif alanı açıldı. Yani meşhur 12. Madde… Belediye başkanlarının cumhurbaşkanı yardımcılığının zamanına ve içeriğine Kılıçdaroğlu karar verecek.
Onları hiç cumhurbaşkanı yardımcısı yapmayabilir mi? İsterse yapmayabilir… Onlara çok basit görevler verebilir mi? İsterse verebilir… Ama niye böyle davransın? Tabii kendi belediye başkanlarının gerçekten de bir bütün olarak Millet İttifakına ve ayrıca CHP’ye bağlılığından eminse.
Sonuçta Akşener (muhtemelen bazı telkinlerden de esinlenerek) Masa’yı zor durumda bırakmaya heveslendi, ancak ‘kündeye gelen’ kendisi oldu. Kılıçdaroğlu’na alternatif olarak gördüğü belediye başkanlarının kaderi Kılıçdaroğlu’na terk edildi. Bu kişilerin gelecek seçimlerde aday olup olmayacakları bile gizliden gizliye tartışılacaktır.
Akşener belediye başkanları üzerinden Kılıçdaroğlu’nu ve dolayısıyla Masa’yı vesayet altına almayı denemiş gözüküyor. Aynen Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’ndaki rolüne benzer şekilde Millet İttifakı’nın sınırlarını çizme hevesinin cazibesine kapılmış (ya da kaptırılmış) olabilir. Tabiri caizse sanki Millet İttifakı’nın ‘Bahçelisi’ olmak istedi ama karşı taraf herkesi şaşırtacak ölçüde maharetli çıktı. (Bu açıdan bakıldığında siyasi manevra yeteneği açısından Erdoğan’ın beceremediğini Kılıçdaroğlu becerdi diyebiliriz belki de…)
Dolayısıyla kendisini muhalefette gören herkesin Akşener’e özür borcu var. Niyet o değildi, ama sanki kandırılmış gibi oldu. İsteğinin hayata geçeceğini sandı ve tam da bunu elde edeceği noktada, muhalefet içindeki göreceli siyasi gücü elinden kayıp gitti. Belki de pazartesi günkü toplantıya giderken neyle karşılaşacağını belli belirsiz öngörmeye başlamıştı. Yine de konduramamış, ya da oradan (ikinci kez) geri dönüşün kendisini ve partisini bitireceğini anlamış olabilir. Akşener’in yapmaya çalıştığına ‘tuzak’ denmeyebilir ama tuzak özellikleri olduğu açıktı ve başkaları için tasarladığı ‘pozisyon sıkışıklığına’ şimdi kendisi düştü.
İsteyen birkaç güne sığan bu siyasi anaforu Akşener’in duygusallığına, fazla kurnazlığına, gizlenen egosuna, siyasi beceri eksikliğine ya da muhakeme yanlışlarına bağlayabilir. Ama şu kadarını söyleyebilirim: Yaşananı izleyen ‘deneyimli’ siyaset erbabı bundan daha fazlasının, arka plan ilişkilerinin olabileceğini hesaba katarak konuşuyor. Muhtemelen bizlerden çok daha fazlasını biliyorlar…
Şimdi seçime doğru ‘taze’ bir yola çıkılıyor ve (eğer bütünlüğünü sürdürürse) Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması, gerektiğinde Meclis’te çoğunluğu mobilize etmesi en muhtemel sonuç olarak gözüküyor. Bakalım Erdoğan’ın ortakları bu duruma nasıl bir yanıt verecek, nasıl bir strateji geliştirecekler.
Çünkü aksi halde onların da hissettiği üzere ‘siyaset’ yaklaşıyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024