Murat Sevinç
Bıkıp usanmadan, okuru bıktırıp usandırmayı göze alarak, bir kez daha: Toplumu bir arada tutan, insanların birbirlerini boğazlamadan yaşamalarını sağlayan üç ana ‘kural öbeği’ var; ahlak kuralları, dini kurallar ve hukuk kuralları.
Üç kural/ilke grubu, tarihsel süreçte çoğu zaman iç içe geçmiş, birbirini belirlemiş, biri diğerinin nedeni ya da sonucu olmuştur. Genellikle çakışırlar. Örneğin hırsızlık hem ayıp, hem günah, hem suçtur; üç ilkeye de aykırıdır. Suç ya da kabahat olarak belirlenen fillere bakıldığında, hemen tamamının, diğer iki ‘ilke’ tarafından da ‘dışlandığı’ görülür.
Söz konusu kural öbekleri bazen de çelişir. Bir eylem ayıp olabilir, günah olabilir ancak hukuka aykırı olmayabilir. Haliyle, o insan ahlaklılar tarafından ayıplanır, dindarlar tarafından itham edilir, buna mukabil kamu otoritesi sessiz kalır.
Hukuk kurallarının diğerlerinden farkı, arkasında kamu otoritesi oluşu. Dolayısıyla hukuka aykırılığın, somut, gözle görülür ve önceden belirlenmiş yaptırımı bulunur. Oysa dini ve ahlaki ilkelere aykırılık, kamu otoritesini değil, toplumu ve o dinin inananlarını ilgilendirir.
Kuşkusuz laik/seküler devletlerden söz ediyorum. Yani ‘ideal’demokratik sistemlerden. Türkiye gibi, bir dinin öğretildiği dersin zorunlu olduğu, hemen tüm kamu görevlilerinin hiç olmazsa dindar görünmek zorunda hissettiği, herkesin vergisiyle harcama yapan bir kamu kurumu (yani idarenin parçası) olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir kesim yurttaşı ‘sapkınlıkla’itham edebildiği ‘çeyrek teokratik’ devletlerden değil. Evet Türkiye, anayasasında ne yazarsa yazsın, ne laik ne seküler bir devlet. Bu iki kavramı, meraklıları olduğu için ayrı yazıyorum. Yoksa, aralarında iddia edildiği gibi anlamlı fark olduğundan değil! Ve tam burada, yalın gerçeği hatırlatmakta sayısız yarar var: Yeryüzünde laik/seküler olmayan demokrasi yok. Bu satırda, mutlaka biri çıkıp “Hiç mi yok” sorusunu yöneltir kültürümüzde. Hayır, hiç yok. Tek bir devlet dahi yok.
Demokratik sistemi ayakta tutan temel sac ayağı, adalet ilkesidir. Hani hep ‘güçler ayrılığı’ der dururuz ya, işte o ayrılık pek çok demokraside yasama ve yürütme organlarının şu ya da bu ölçüde aynı siyasi eğilimin etkisi altına girmesiyle bulanıklaşır. Çok açık, berrak ve kesin bir ayrım olmayabilir. Buna mukabil o sistemlerde, yasama ve yürütme ile yargı organı arasındaki ayrım belirgindir.
‘Bağımsızlık’ ilkesi, yargı organları için hayati. Yargıya getirilen kurumsal güvencelerin gücü, adalet ilkesinin demokratik devletin soluk borusu oluşundan. Hâl böyleyken, “Adalet mülkün temelidir” son derece bilgece ve doğruluğu tarihsel deneyimde kanıtlanmış bir ifade, ilke.
Evet, adalet ilkesi mülkün yani devletin temeli ve o çökerse devlet de çöker. O bozulursa, diğer organlar da bozulur. O kokuşursa, herkes kokuşur. Karmaşık hiçbir yanı olmayan bir düsturdan söz ediyorum.
Çünkü devlet adı verilen örgütlenme biçimi, yurttaşını en çok adalet dağıtırken ezme fırsatı bulur. Oysa kendisine yönelik sadakati ve yurttaş ‘onayını’ sürdürmesi, adalet hizmetinin az ya da çok tatmin edici biçimde sağlanmasına bağlıdır. Aksi halde, yukarıda söz edilen ilk iki ilke ile son ilke olan hukuk kuralları arasında, kaçınılmaz bir çelişki ve çatışma başlar. Yüz yıllar boyunca o ahlak ve din kuralları ile yoğrulmuş milyonlarca insan, kişisel yaşamında hiç olmazsa sezgisel düzeyde makul bulduğu bir tür adalet anlayışını, üçüncü ilkenin uygulayıcılarında, ezcümle ‘kamu otoritesinde’ görmek ister.
Haliyle “Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz” güzel sözü, boşuna değil. Biz buna, ‘hukuk tanımaz’ı ekleyelim. Ancak toplum/topluluk içinde var olabilen insanların, hiç olmazsa birine saygı duyması beklenir.
Bu satırları, SETA raporu kepazeliği ve baklavacı heriflerin uyguladığı ürkütücü, o ölçüde sıradanlaşan davranışları karşısında yazmak istedim.
Adalet ilkesi yerle bir edilmiş bir devlet temelinden mahrumdur ve bunun doğal sonucu, cezasızlıktır. Hayatın her alanına sirayet eden ‘cezasızlıktan’ söz ediyorum.
Bir yurttaşın, yanlış olduğunu bildiği eylemi nedeniyle herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağının farkında olması hali.
O yurttaş işkenceci olabilir. Kırmızı ışıkta geçen biri olabilir. Eşine şiddet uygulayan biri olabilir. Berbat iddianameler ile yaşamları karartan biri olabilir. O berbat iddianameyi ciddiye alıp yargılamayı yürüten biri olabilir. Önüne gelene pervasızca terörist, alçak, hain diyen biri olabilir. Araçtaki hamile kadını göre göre araca saldıran bir baklavacı olabilir. Bir kuruluşa rapor yazan ve bu sayede göze gireceğini düşünen bir akademisyen olabilir.
Tümünün ortak özelliği, eylemleri ve sözleri karşılığında hiçbir bedel ödemeyeceklerini bilmeleridir. Oysa demokratik sistem, ancak ‘ihlal’ edenin bedel ödemesi, cezalandırması sayesinde işeyişini sürdürebilir. Dingonun Ahırı’nda demokrasi inşa edilemez, sürdürülemez.
Cezasızlık felaketiyle mücadele, her yurttaşın görevidir. Bunun için öncelikle yurttaşlık bilinci gerekir. İnsanların kendilerini yurttaş olarak ciddiye almaları gerekir. Sözünü ettiğim, vergi veren ‘yurttaş olmaya’ dair özgüven kuşkusuz. Haşa, ortalama Türkiye ahalisinin kaptığı arsız özgüveni ve şirretlik mikrobu değil.
Bu başarılamadığı takdirde:
Osman Kavala zırva bir iddianame ile yıllarca içeride tutulur. Neden tutulmasın? Ne zararı var? Tutanlar bedel ödüyor mu? Yo, ne bedeli! Yurttaşın umurunda mı? Neden olsun ki, kime ne zararı var?
Demirtaş ve diğer HDP’liler içeride tutulur. Yıllarca. Ne var bunda? Kime ne?
Cumhuriyet yazarları cezaevine girer. Neden girmesin? Atanlara, “Hayırdır” denilebiliyor mu? Ayrıca onların orada olmasına sebep olan muhbir gazeteci ve vakıf yönetimi, bırakın hukuku, herhangi bir ahlaki bedel ödüyorlar mı? Yo, hayır. Neden ödesinler? Ne yaptılar ki?
Bir eski vekilin anasını mezardan çıkarır faşistler. Eh ne geldi başlarına? Neden yapmasınlar?
Kılıçdaroğlu’nu öldürüyorlardı, herifin biri yumruk attı. Ne oldu? Tutuklu var mı? Neden olsun? Ceza alacaklar mı? Neden alsınlar? Onlarınki vatan görevi değil miydi?
Öğrenciler dövülüyor sokaklarda. Olabilir. Kime ne zararı var?
Çoluk çocuğunu tren kazasında kaybedenler, mahkeme önünde darp edildi. Darp edenlere ne oldu? Neden olsun! Ne cezası, bunun için ceza mı olur? Can verenlerin ailelerini tartaklamak kadar doğal bir şey olur mu?
Bu yazının gerekçesi olan işler…
İki baklavacı (Seydioğlu imiş) kendilerine yol vermediklerini iddia ettikleri araca saldırmış. Eh normal. Aynaları kırmışlar. Olabilir. Biri aracı tekmeliyor, üzerine çıkıp tepiniyor görüntülerde. Canım insan sinirlenemez mi? Hem onlar da tahrik etmeseydi. Şimdi bunun için ceza mı alsınlar? Neden? Her gün görmüyor muyuz böyle şeyler.
Kırk yılın başı araç kullanıp eve sağ salim geldiğim için şükrediyorum İstanbul’da. Olabilir. Ne yani trafikte makas atmak suç mu? Selektör, taciz, suç mu? Küfür? Kullanma ulan o zaman araba, lavuk! Onların acelesi var. Dünyanın en yüce milletinin mensupları senin keyfini mi bekleyecek? Neden beklesin? Hiçbir yaptırımla karşılaşmayacak ki! Bu memlekette itin kopuğun başına bir şey geldiği görülmüş mü?
SETA’dakiler hazırlar o raporu. Ne var bunda? Türkiye üniversitelerinin büyük çoğunluğu benzer çalışanlardan oluşmuyor mu? Hem ne yapmışlar? Raporları, iddianamelerden daha mı vahim Allah aşkına? Nitelikli gazetecileri, ‘uzantı’ olarak göstermişler. Karşılığı olacak mı peki? Muhtemelen o yeni Türkiye kılıklı herif hızla yükselecek bundan sonra. Jüriler dar gelecek, bendini aşıp taşacak! Bol ücretli projeler alacak. Onları kınayacak akademi mi var memlekette? Yo, neden kınasın? Ne oldu?
Trafik canavarı olarak adlandırılanlar, resmedildiği gibi birer‘canavar’ değil; kurallara uymayan, insanların canıyla oynayan, cezasızlığın tadını çıkaran, arsız utanmaz suçlulardır.
Maganda olarak adlandırılan ve bu memleketi namuslu insanlar için yaşanmaz hale getirenler; hukuku ve diğer ilke öbeklerini umursamayan suçlulardır.
O raporu yazanlar, yeni Türkiye’nin akademik ortalamasını temsil eden, zırvaları nedeniyle ödüllendirilecek, hangi davranışın ödül getireceğini hesap edebilecek yetkinlikte ve geleceğin jürilerinde görev alacak yurttaşlardır.
Cezasızlık toplumun, ülkenin ve hepimizin başına gelecek en feci, can yakıcı gerçeklerden biri.
Türkiye’de adalet ilkesi çöktü. Tanık olduklarımız, bu rejimin olağan, olması gereken etkinlikleridir.
Bundan öteye her reform, sistem ve anayasa tartışması, trajiktir.
Okuma önerisi: Selahattin Demirtaş’ın, yargılanma gerekçesini anlatmaya çalıştığı ketıl paylaşımları ile ilgili haberi, mutlaka okumalısınız. Seversiniz sevmezsiniz, siz bilirsiniz. Ancak bu satırları okumak da bir yurttaşlık görevidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025