Sinan ÇİFTYÜREK
I- Asya Egemenlik Savaşında Kaygan Merkezler
Son yirmi yıldır Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgeninde savaş devam ediyor fakat savaşların yoğunluk merkezleri kaygan zeminde sürekli yer değiştiriyor. Savaşın yoğunluk merkezi gün oluyor Afganistan’a, Irak’a, Suriye’ye, Kürdistan’a, gün oluyor Kuzey Kafkasya’ya (Gürcistan-Ukrayna’ya) derken şimdi de bölgenin tehlikeli fay hattı “Şii-Sünni karşıtlığı” iddiaları üzerinden Yemen’e kaydırıldı. Savaşın ağırlık merkezi yarın Güney Kafkasya’ya kaydırılırsa yanı Ermenistan-Azerbaycan arasında uzun süredir dondurulmuş olan savaş yeniden patlak verirse kimse şaşırmasın!
Savaş, belirttiğim üçgende daha uzun yılları alacak çünkü mesele, tüm derinliğiyle Avrasya üzerinde kimin egemen olacağı, özelde de Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi meselesidir. Tam da bu nedenledir ki, Avrasya da savaş içerisinde savaş yaşanıyor. Bunun içindir ki, savaşın ağırlık merkezi bazen Afganistan, Gürcistan-Ukrayna, bazen Yemen ama çoğunlukla Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı coğrafya da sürüyor. Yemen meselesi de gösterdi ki epeyce de sürecek. Önümüzdeki aylarda ABD’nin Musul’a kara harekâtı da başlarsa durum nereye varır kestirilmesi zor olur.
Kırk adet küresel, bölgesel devlet sadece IŞİD’e karşı koalisyon kurmadı, bugün de 10 devlet sadece Yemen’de ki Husilere karşı koalisyon oluşturmadı. Her ikisinde de hesap ve hedef görünenin çok ötesindedir.Bu nedenle savaş içerisinde savaş, ittifak içerisinde ittifak kuruluyor. Bu nedenle, savaşların ağırlık merkezi sürekli yer değiştiriyor ve savaş, yeni savaşa yol açarak uzayıp gidiyor.
Hedef esas IŞİD ya da Husiler olmadığı için IŞİD’’in bölgede yenilmesi de bölgesel savaşları sona erdirmeyecek. Mesele esas IŞİD olsaydı İran, Irak ordusu ve ABD’nin hava desteğiyle Tikrit ve El Anbar’da bizzat IŞİD ile savaşarak Ürdün ve Suudilere olan tehdidi zayıflattığı süreçte, Suudiler Arap koalisyonu ile Yemen’de Husiler üzerinden İran’a savaş açmazdı! İran, Irak’ta IŞİD ile savaşarak Suudilerin yükünü hafiflettiği halde Suudiler, Yemen’de dolaylı da olsa İran’a savaş açmazdı.
ABD ise Irak’ta, IŞİD’e karşı savaşta İran ile ortak tavır alırken; Suudi öncülüğündeki koalisyon üzerinde de İran karşıtı blok oluşturuyor! Böylece Basra ve Aden Körfezi ile Bab ül Mendep Boğazı’nı denetleyerek küresel kapitalizmin enerji yol haritasını güvenceye almak istiyor. İşte savaş içerisinde savaş! İşte çapraz ittifaklar!
II- Savaşın tarafları, net ve kalıcı değil!
Söz konusu üçgende savaş içinde savaşların niteliğine paralel, ittifaklar da anlık değişkenlik gösteriyor. Örneğin; ABD’nin, Afganistan işgalinde Taliban ile savaş görüntüsü altında esas Rusya ve Çin’i hedeflerken süreçte Taliban’a karşı Rusya ile işbirliğine girmek zorunda kalması; Irak’ı işgal edip Saddam rejimini devirirken hedefi İran olarak belirlemişken dönüp dolaşıp aynı Irak’ta şimdi IŞİD’e karşı İran ile paralel davranması ve yine aynı süreçte Yemen’de de, İran karşıtı koalisyonu desteklemesi; Suriye’de BAAS rejimi karşıtı muhalif hareketi desteklerken, süreçte IŞİD, En Nüsra gibi İslami örgütlere karşı BAAS rejimine en azından geçici olarak razı olması … gibi.
Görüldüğü gibi 21. yüzyılın savaşları; tıpkı postmodern sanat, kültür, felsefede yaşandığı gibi her şeyin anlık değişkenlik gösterdiği, her şeyin aynı anda hem kendisi hem bir başka şey olduğu, tarafların, karşıtlıkların, cephelerin çizgilerinin net ve kalıcı olmadığı postmodern savaş, savaşlar tablosu görmekteyiz. Süren savaşlar bir biçimiyle üçüncü dünya savaşı ama postmodern dünya savaşı adını alması da bu özelliklerinden gelir.
Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında yaşandığı gibi emperyal ve bölgesel devletlerin doğrudan cephelerde savaştığı, tarafların belirgin olduğu, kazanan ve kaybedenin net olarak ortaya çıktığı savaşlar yerini tarif ettiğimiz postmodern savaşlara bırakmıştır. 20 yıldır aralıksız süren savaşlarda halen kim kazandı kim kaybetti belli değil!
En başta bu özelliği nedeniyle günümüz savaşları uzun sürüyor. Savaşların uzun sürmesinin İkinci nedeni, egemenlik peşinden koşan emperyal aktörlerin doğrudan savaşa girmeden savaşmalarıdır. Üçüncü nedeni ise daha köklüdür; Asya’ya egemen olmak isteyen Batılı güçlerin ısrarına karşın, “Asya Asyalılarındır” diyen Doğulu güç merkezlerinin kararlı karşı duruşlarıdır. Rusya küresel-kıtasal olarak karşı dururken, İran bölgede militan tutumunu sürdürmektedir.
Dikkat çekicidir geçmiş savaşlardan farklı olarak, küresel ve hatta bölgesel aktörler (devletler) doğrudan savaşa girmek yerine ikincil, üçüncül güçler üzerinden vekâlet savaşlarını sürdürmektedirler. Savaşlarda küresel hatta çoğu yerde bölgesel aktörler bile doğrudan karşı karşıya gelmiyorlar, gelmemek için özen gösteriyorlar. Savaşın bir tarafında devlet varsa diğer tarafında bir biçimiyle devlet adına savaşı yürüten bir örgüt vardır. Ukrayna’ da, Gürcistan’da Ruslar savaşın doğrudan bir tarafı ama görünürde sadece muhalif hareketleri destekliyor. Dün Irak’ta, yine bugün halen Afganistan, Suriye, Yemen ve Kürdistan’da benzer bir savaş yürütülmekte. ABD ve Rusya belirtiğim üçgenin her yerinde savaşların doğrudan tarafı ve örgütleyicisidirler ama kendileri hiçbir yerde doğrudan savaşmıyorlar. S. Arabistan ve İran’ın pozisyonu da Yemen’de aynıdır. Türkiye ile İran’ın pozisyonu Suriye ve bölge genelinde benzerdir. Süren savaşların vekâlet savaşları adını alması buradan geliyor.
III- Herkes, masada elini güçlendirmek için sahada etkinlik peşinde
Küresel ve bölgesel aktörler, Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgeninde yarının paylaşım masasına güçlü oturmak için bugün sahada ki mevzilerini güçlendirmek istiyor.
Rusya; Gürcistan-Ukrayna ve Ermenistan-Azerbaycan yanı Kafkasya’nın yanı sıra, Suriye üzerinde de Akdeniz ve Ortadoğu’da yaptığı, yapmak istediği ile sahada mevzilerini güçlendirmek istiyor!
ABD; Afganistan’dan Yemen’e, Suriye’den Ukrayna’ya kadar geniş coğrafyada hem doğrudan askeri varlığıyla hem ayrıca yerel, bölgesel güçler üzerinden sürdürdüğü vekâlet savaşlarıyla sahadaki mevzilerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Fransa; sahada elini güçlendirmek için tarihsel kartını oynuyor. Suriye rejiminin yanı sıra Kürtlerle ilişkiyi geliştirerek yarın ki masada bugünden elini güçlendirmek istiyor.
İran; bölgenin tamamında ABD ve Batı bloğu karşısında direnmenin ötesinde karşı pres yapan, en iyi savunmanın karşı saldığı olduğu ilkesinden hareketle militan örgüt refleksi ile davranan; Şii Hilalini ölümüne savunan, Kürdistan’ı (özelde de “İran’ın bölgedeki plan ve stratejilerinin bir parçası olmayı reddettiği, Kürdistan Bölgesi’nin Tahran ile Şam arasında koridor olmasına müsaade etmediği” gerekçesiyle KDP ve Mesud Barzani’yi) hedef tahtasına koyan ve Kürdistan’ın iç siyasetindeki rolüyle de ciddi bir istikrarsızlık unsuru olan İran sahanın her karışında etkin olmak istiyor.
ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin yanlış politikalarla Irak işgali, İran iç siyasetinde muhafazakârlığın yanı sıra bölgesel siyasette de hızla güçlenmesine yol açtı.
İran, Avrasya üzerinde gerçekleşen Doğu-Batı karşıtlığında, Doğu’nun bölgedeki militan gücü olmanın yanı sıra, kendi hesabına bölgesel emperyal kavganın da aktif gücü. Denilebilir ki İran bu uzun ve kaotik posmodern savaşta Doğu ekseninin kılıcını salmaktan öteye emperyal çıkarlarının peşinde. ABD, İran’ın bölgede ki bu misyonu nedeniyle O’nu Doğu ekseninden somutta da Rusya’dan uzaklaştırmak istiyor ancak bunu sağlamak için attığı adımlarla yine İran’a yeni alanlar açıyor, güçlendiriyor.
S. Arabistan; oluşturduğu koalisyon ile hem kendi adlarına hem de ABD (Batı ekseni) adına sahadaki elini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Türkiye; bölgeyi, Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabına uygun dizayn etmenin ağır bedelini ödüyor. Tam anlamıyla “dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan” olma durumuna düştü. Suriye, Mısır ve İsrail politikasında aynı durumu yaşadı. Kürtlerle emperyalist hedefler hayalini kurarken hem Kürt politikaları hem de Suriye politikaları nedeniyle yine yaya kaldı. Denilebilir ki “Türk modeli” çöktü!
Türkiye, tarihsel rekabet nedeniyle İran ile bölgede Sünni- Şii ekseninin egemenliği kavgasında, Suudilerin liderliğindeki Arap koalisyonu desteklemeyi çıkarlarına uygun gördü. Yemen müdahalesine destek vermekle bağları zayıflayan Sünni eksenle özellikle Mısır ve hatta İsrail ile kesilen ilişkisini yeniden geliştirme amacında. Ama aynı Türkiye, İran Parlamentosundan “gelme” seslerine rağmen Cumhurbaşkanı liderliğindeki heyet İran ile ekonomik ilişkileri geliştirme ve böylece Mısır’da kapanma tehlikesi taşıyan bölge ticaret kapılarını İran üzerinden açma çabası içerisinde!
Kürtler; dünden farklı olarak sahada elini güçlendiren bölgesel bir aktördür artık. Gerek Güney gerekse Batı Kürdistan’da Kürt siyaseti sahada elini güçlendiriyor. Güney Kürdistan bağımsızlık yolunda sahada mevzilerini güçlendirirken, Rojava statüyü pekiştirme arayışında. Parçalardaki bu yönelimler önemli ama yetmez dört parçayı kucaklayan Ulusal Kongre benzeri adımların geliştirilmesi gerekir.
IV- S. Arabistan’ın dış askeri müdahaleleri yeni değil
ABD’nin, Irak BAAS rejiminin devrilmesi ardından hedef tahtasına koyduğu İran ile uzlaşmanın ötesinde yeni Irak’ı yönetme de ortaklaşmayı hedeflemesi, İsrail ve Suudileri rahatsız ediyordu. Özellikle S. Arabistan ve Sünni Arap Körfez ülkeleri ABD ile İran yakınlaşmasını kaygıya izlemenin yanı sıra baskı uyguladılar, ABD üzerindeki baskısı sonuç verdi, Yemen’e askeri müdahale yapıldı. S. Arabistan öncülüğünde Yemen’de Husilere karşı koalisyon oluşturulurken esas amaç “İran tehdidine karşı güvenlik” gerekçesi yatıyorsa, ABD olmadan bu iş olmaz çünkü ABD’nin bilgisi olmadan Suudilerin müdahale etmesi mümkün değil. S. Arabistan liderliğindeki Arap koalisyonun Yemen saldırısı, bölgede Sünni-Şii güç dengesini yeniden gündemin ilk sıralarına taşısa da esas mesele mezhep kavgası değil zaten Yemen’deki iç kavga da esas mezhep kavgası değil. Eğer Yemen askeri operasyonuna S. Arabistan, Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar, Sudan, Fas, Mısır, Ürdün ve Pakistan doğrudan yer alıyorsa; ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Türkiye destek veriyorsa demek ki müdahale Yemen’in iç siyasetindeki gelişmelerden çok öteye bölgesel hatta küresel amaçlar içirmektedir. Demek ki, S. Arabistan liderliğinde Sünni Arap ittifakın Yemen’e saldırmasında, İran ile Suudilerin Basra Körfezi başta olmak üzere bölgesel egemenlik hesapları var ama savaşın Yemen’e kaymasında küresel emperyal aktörlerin Asya özelde de enerji yol haritası üzerindeki egemenlik kavgası belirleyici.
İlginçtir on yıllardır Filistin ve genelde Arap halkına kan kusturan İsrail’e karşı birleşemeyen Araplar bir başka Arap ülkesine karşı birleşiyorlarsa, demek ki birlik Yemen’den çok İran’a karşı gerçekleştirildi. Yoksa bir küçük Arap ülkesi Yemen’e neden müdahale edilsin ki, neden Arap NATO’sunun kurulması tartışılsın ki?
Basra Körfezinden Kızıldeniz’e uzanan enerji yol haritasındaki Küresel amaçlara yukarıda değindik, bölgesel amaçlara gelince; Suudilerin Yemen’e saldırmasında elbette Şii tehdidi bir faktör ama bunu “yaparken Şia ve İran korkusunu manipülatif araç olarak başarılı bir şekilde kullandı” demek daha doğru olur zira dünde aynı amaçlarla Bahreyn’e müdahale etmişti. Nüfusunun çoğunluğunu (% 70 gibi) Şiilerin oluşturduğu Bahreyn’e askeri müdahale de bulunarak rejimin değişmesi engellemişti.
V- ABD Soğuk Savaşı Kazandı Ama Avrasya savaşını Kaybedecek!
ABD öncülüğünde, “komünizme karşı küresel savaş” 40 yıl sürdü, 1990’lara gelindiğinde SSCB ve Sosyalist Sistemin çökmesiyle birlikte savaşın galibi ABD liderliğindeki kapitalist emperyalist sistem oldu. Soğuk Savaşı ABD liderliğindeki Batı kazandı çünkü tüm kapitalist dünyanın desteğini almıştı. Ayrıca Sosyalist Sistem, kapitalist emperyalist rejimlerin saldırısı sonucu yıkılmadı, esas kendi iç çelişki ve sorunları nedeniyle yıkıldığını belirtelim. Fakat sonuçta Soğuk Savaşın galibi ABD ve liderliğindeki Batı oldu.
“ABD’nin “soğuk savaş” sonrası yani SSCB ve Sosyalist bloğun dağılmasının hemen ardından geliştirdiği ve en az “soğuk savaş” süresi kadar uzun ve maliyetli stratejinin yani Avrasya Üzerinde Egemenlik Kurma Stratejisinin, Afganistan ve Irak işgalleri üzerinden çökmüş olmasıdır. Biz ilk günden, “ABD küresel imparator olamaz”, “Avrasya stratejisi çökecek ve ABD Atlantik’in öbür yakasında soluğu alacak” demiştik. Somutta son 20 yıldır sürdürdüğü Avrasya üzerinde ki egemenlik savaşını kaybedeceğinin verileri dün Afganistan, Irak bugün Suriye, Ukrayna üzerinden güçleniyor.
Sonuç olarak; ne ABD ve Batı emperyalizmi ne Rusya liderliğindeki Doğu ekseni ne de Türkiye, İran gibi bölgesel aktörler söz konusu üçgende meseleleri çözemezler. Çözümün ne ve nasıl olması gerektiğini bir başka yazıya bırakalım.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Siyasal çözümde çıta yükseldi, denilebilir ki içerik makas değiştirdi!
7.06.2019 - DEVLET PARTİSİ, 31 MART SEÇİMLERİNDE HDP’YE ADETA SAVAŞ AÇTI!
7.02.2019 - SARI YELEKLİLER VE KÜRESEL DEVRİMCİ DİNAMİK!
18.03.2019 - YALLA KÜRDİSTAN” DİYENE! “İŞTE KÜRDİSTAN, İŞTE BURARAYIZ” DİYORUZ!
4.02.2019 - MOSKOVA ZİRVESİNDE; ÇÖZÜM-SAVAŞ KISKACINDA SURİYE VE ROJAVA!
28.01.2019 - Yerel Seçim ittifakıyla Kürt siyasetinde 40 yıllık katılaşmış duvardan gedik açtık!
9.02.2019 - AYDINLIK GAZETESİ, KÜRTÇE KONUŞ DİL KAMPANYASINA SAVAŞ AÇTI!
7.01.2018 - YEREL SEÇİMLERDE ORTAKLAŞMANIN YOLUNU BULMALIYIZ!
26.10.2018 - KÜRDİSTAN SEÇİMLERİNİN VERDİĞİ MESAJLAR!
- KUŞATILMIŞ KÜRDİSTAN’DA, SEÇİM VE İÇ DEMOKRASİ
28.09.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları

























































































































































Engin Sayar
Geçenlerde bir haber sitesinde, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi İhalesine fesat karıştırıldığı ve olayın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulduğunu okumuştum.
Ad Soyad Giriniz...
Adam olan yaptığı yanlıştan sonra özür diler, adam olan kafasını toprağa gömmez, adam olan savunduğu fikri sonuna kadar savunur. Hüsehin Bektaş doğru yazmış ama karşısındakileri adam zannettiği için fazla beklentiye girmiş. Boşuna bakleme Hüseyin Bektaş, bizim millette balık hafızası varken bu adamlar her şeyi söyler üstüne yatar.