Vahap COŞKUN

Ayaklarımız yere basıp topa vurmaya başladığımızda ve mahalle maçlarında kendimizi bir yıldızla özdeşleştirdiğimiz çağlarda, Franz Beckenbauer, kramponları çıkarmıştı. O nedenle bizim kuşağı çocukları için Beckenbauer, geçmişte kalan biri isimdi. Lakin futbol sahasıyla haşır neşir olduğumuzdan Beckenbauer ismi, bir yerlerden mutlaka kulağımıza çalınıyordu. Çünkü nerede güçlü ama ve topla münasebeti iyi bir libero görülse ona hemen “Beckenbauer” ismi verilirdi.
“Libero” kavramı da artık mazide kalan hoş bir seda; günümüz futbolunda artık liberosuz oynanıyor. Oysa bir vakitler libero, bir takımın en mühim mevkilerinden biriydi; son adamdı o, onda sonrası tufandı. Dolayısıyla geri dörtlüyü derleme toplama ve takım savunmasına yön verme onun vazifesiydi. Libero dediğin sert ve güçlü olmalı; rakibin gözünü korkutmalı, arkadaşlarına lafını dinletebilmeliydi.
Beckenbauer, libero pozisyona yeni bir yorum kattı. Bir son adamdan beklenen hususiyetlere sahipti; bu itibarla savunmayı en iyi şekilde yapıyordu ama tek başına bu onu tatmin etmiyordu. Çok teknik bir oyuncuydu; salt uzaklaştırmak ve tehlikeyi savuşturmakla iktifa etmek, Allah vergisi yeteneğine bir ihanet olurdu. O ihaneti yapmadı Beckenbauer; liberoyu top süren, topla çıkan, çalım atan ve böylece geride oyun kuran bir yeni bir kimliğe büründürdü.
“Der Kaiser”
Futbolculuğuna dair tanıklığımız bölük-pörçük videolardan ve siyah-beyaz karelerden ibaret; ama bu kısıtlı malzemeden bile onun baskın bir oyun karakterinin olduğunu anlamak mümkündü. Karizmatik bir duruşu vardı. Tünelin ucunda göründüğü anda başkaca bir alamete hacet kalmadan “Bu ekibin patronu benim” diyen vücut diline sahipti. Onun liderliğine dair kimse ne bir şekke düşüyor ne de bir şüphe taşıyordu. İlk ismi de (Franz) eski Avusturya imparatorlarını çağrıştırıyordu.
O halde “Der Kaiser” (İmparator) ona denilmeyecekti de kime denilecekti? Her haliyle bir imparatordu. Evet, ondan sonra da birçok kişiye “İmparator” dendiği oldu. Ama bu lakap, onun üzerinde durduğu kadar güzel başka hiç kimsenin üzerinde durmadı. Beckenbauer karşısında diğerleri olsa olsa “çakma imparator” olabilirlerdi.
5 numaralı forma da en çok ona yakıştı. (Bir de gözümüzün nuru Zinedine Zidane’ye! Şimdilerde de Jude Belingham aynı numara – ve mutlu ki Eflatun-Beyazlı forma- altında parlıyor. Yolu açık, başarıları daim olsun.) Cosmos’da 6 numarayı giydiği de oldu; ama o hep gönlümüzün 5’i olarak kaldı. 5 numara ona, o da 5 numara ile özdeşleşti.
Muazzam kariyer
Biz yetişmedik ama büyük başarıları sığdırdığı muazzam bir futbolculuk kariyeri oldu. Münihliydi, posta memuru bir baba ve ev hanımı bir annenin ikinci oğluydu. İkinci Dünya Savaşı sonrasının zor yıllarında Münih’in işçi mahallesi Giesing’de büyüdü. Babası futboldan hazzetmezdi ama onun gönlü topun peşindeydi. Aslında şehrin diğer takımı 1860 Münih taraftarıydı, rüyalarını takımının mavi forması süslüyordu. Ama kaderi Bayern ile kesişti. 1964’te Bayern ile profesyonel sözleşme imzaladı.
13 yıl boyunca sırtından çıkarmadığı kırmızı formayla, dört kez Bundesliga şampiyonluğuna (1969, 1972, 1973, 19754), dört kez Almanya Kupası’na (1966, 1967, 1969, 1971), üç kez Şampiyon Kulüpler Kupası’na (1974, 1975, 1976), bir kez Avrupa Kupa Galipleri Kupası’na (1967) ve Kulüpler Dünya Kupası’na (1976) ulaştı. Almanya’da dört defa yolun futbolcusu seçildi, 1972 ve 1976 yıllarında Ballon d’or (Altın Top) ödülüne layık görüldü.
1977’de, o dönmeler moda olduğu üzere, Pele gibi Amerika’nın yolunu tuttu. New York Cosmos’da üç şampiyonluk (1977, 1978, 1980) yaşadı. 1980’de tekrar ülkesine döndü ama bu kez hünerlerini Bayern için değil Hamburger SV için sergiledi. 1982’de takımıyla mutlu sona ulaştı. Akabinde tekrar Cosmos’a döndü ve futbolculuk macerasını 1983’de sonlandırdı. Bir savunma oyuncusu olmasına rağmen 75 golün altına onun adı çakıldı.
Yalnızca kulüp performansı değil Milli Takım performansı da göz kamaştırıcıydı Beckenbauer’in. Mili Takım formasını 103 kez terletti. 50 kez kaptan olarak takımın başında yer aldı ve 14 gol attı. Almanya’nın 1968’de tarihinde İngiltere’yi ilk kez yendiği maçta, maçın tek golü ondan gelmişti; futbol hayatının en mühim gollerinden biriydi bu.
Onun döneminde Almanya, 1966 Dünya Kupası’nda ikinci, 1970 Dünya Kupası’nda üçüncü oldu. 1966’da yarı finalde Rusya’ya attığı enfes frikik gölünden sonra, bir başka dev isim Rus kaleci Lev Yashin’in elini sıkarak onu kutlaması futbolun unutulmazları arasına gidi. Keza 1970’de yarı finalde İtalya’ya karşı yerinden çıkmış omuzu sarılı olarak mücadele etmesiyle, futbol tarihinin en ikonik görüntülerinden birini oluşturdu.
Beckenbauer, 1971’de takım kaptanı oldu; onun kaptanlığında Almanya 1972’de Avrupa Şampiyonu, 1974’te Dünya Şampiyonu oldu. 1976’da Avrupa Şampiyonası’nda finalde Hollanda’ya geçildi ve Avrupa ikincisi oldu. 1977’de Milli Takım formasına veda etti.
“Takım şefi”
Futbolculuk defterini 1983’de kapatan Beckenbauer’in hesaplarında antrenörlük yoktu. Hatta Kicker dergisine “İyi bir antrenör olacağımı düşünmüyorum” bile demişti. Ama kısa bir süre sonra kendini Jupp Derwall’den boşalan Milli Takım Teknik Direktörlüğü koltuğuna otururken buldu. (Derwall de Türkiye’nin yolunu tuttu, Galatasaray’ın başına geçti; Türk futbolunun başına gelen en iyi şeylerden biriydi.)
Antrenör olarak hiçbir tecrübesi, hatta antrenörlük lisansı dahi yoktu. Ama Almanlar için futbol biraz da Beckenbauer demekti, o sebeple kuralcı Almanlar onun için kuralı esnettiler “Takım şefi” gibi bir unvan uydurup mili takımı ona emanet etmekten çekinmediler.
1984-1990 yılları arasında Almanya’yı bir kez Dünya İkincisi, bir kez de Dünya Şampiyonu yaptı. Her ikisinde de finalde rakibi, Maradona’lı Arjantin’di. 1986-Meksika’da Maradona kupayı kaldırdı, Beckenbauer ise büyük bir yıkıma uğradı. Zira maçı 2-0 geriden dengeye getirmiş, ancak sona doğru Maradona’nın sihirli ayaklarına mani olamamıştı. 1990-İtalya’da ise tersi oldu; Beckenbauer kupaya uzanırken Maradona’yı da, bir Maradona müptelası olan beni de gözyaşına boğdu.
İmparator, 1991’de Marsilya’nın futbol direktörü iken, Fransız ekibi Ligue 1 şampiyonluğunu elde etti. Bayern ile 1994’te Bundesliga, 1996’da UEFA Kupası şampiyonluğuna ulaştı. Teknik direktörlüğü çok uzun sürmedi ama kısa sürede de çarpıcı başarılar elde etmeyi bildi. 1991’de Bayern’de Başkan Yardımcısı seçilmişti, ama ihtiyaç duyulduğunda eşofmanları üzerine çekip takımın başına geçmekten de geri durmadı.
1996’dan sonra artık eşofmanları tamamen çıkarttı, takım elbiseleri üzerine çekti ve hem Almanya’da hem de dünyada futbolu yönetenlerden biri oldu. 1994-2009 yılları arasında Bayern’in başkanlığını, 1998-2010 yılları arasında da Almanya Futbol Federasyonu’nun başkan yardımcılığını yürüttü. 206’da Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nın Organizasyon Komitesi Başkanlığını yaptı.
“Dünya daha karanlık, daha sessiz”
Hâsılı Beckenbauer bütünüyle bir futbol insanıydı; futbolcuydu, antrenördü, yöneticiydi. Dünya Kupası’nı hem oyuncu hem de hoca olarak kazanan üç kişiden biriydi. (Diğer ikisi Brezilyalı Mario Zagallo ve Fransız Didier Deschamps’tır. Zagallo da, 6 Ocak’ta hayatını kaybetti, Brezilya’da onun için üç günlük ulusal yas ilan edildi.) Ama aynı zamanda bu kupayı hem oyuncu (1966) hem de hoca olarak (1986) finalde kaybeden tek kişiydi.
Ömrünün son dönemleri çok da iyi geçmedi. 2015 yılında oğlunu kaybetti. 2017 yılında, “Kariyerimin en önemli başarısı” diye nitelendirdiği 2006’da Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’yla alakalı yolsuzluk şüpheleri nedeniyle sorgulandı. Sağlık sorunları arttı, kalp ameliyatı geçirdi. Parkinson ve demans hastalıklarıyla boğuşmak zorunda kaldı. Ve nihayetinde 1945’de başlayan hayat yolculuğu, 78 yaşında son buldu.
Kayzer, Bayern’in her şeyiydi. Sepi Mader ve Gerdi Mülkler ile birlikte, daha ilk sezonunda Bayern’i Bundesliga’ya çıkartan odur. Futbolcu, kaptan, teknik direktör ve başkan olarak Bayern’e sayısız zaferler yaşatan odur. Bu itibarla o Bayern’siz, Bayern de onsuz düşünülemez. Bu iki isim nerdeyse zorunlu olarak birbirini tamamlar, birbirinin ardı sıra gelir. Nitekim Bayern’in İmparator’un ölümünün ardından yaptığı bütün bunları özetler gibiydi:
“Artık dünyamız eskisi gibi değil; daha karanlık, daha sessiz ve daha kötü durumda. Eşsiz ‘Kaiser’ olmadan asla bugünkü kulüp olamayacak Bayern Münih, Beckenbauer’in yasını tutuyor.”
Güle güle İmparator…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025