Ali Türer
Sosyal sistemlerde dinamik bir denge bulunur. Her müdahale mevcut dengede yeni karışıklıklara yol açar. İktidar partisi paraleli ile yollarını ayırmaya karar verince siyasi yapıda yeni karışıklıklara yol açtı. Bu karışıklığın yeni arayışları yeni yönelimleri tetiklemesi kaçınılmazdı. İpuçları daha önce ortaya çıksa da 17 Aralık operasyonu ile Türkiye siyasetinde yeniden yapılanma süreci hızlandı. Cumhurbaşkanı seçimi süreci kritik bir eşiğe taşıdı.
Her ne kadar cemaat eksenli gelişse de, iktidarı ile muhalefeti ile siyasetteki bütün taşları yerinden oynatacak bir gelişme bu. Süreç tamamlandığında muhtemelen geçmişten belirli ölçüde farklılaşan yeni bir siyasi kurumsal yapımız olacak. Siyasi aktörler kendi iç örgütlenmelerinde, ideolojik yapılanmalarında köklü değişikliler yaşamış olacaklar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça bu yönelimin parametreleri de netleşmeye başladı. Cemaatin yerel seçimler sonrasında AKP’den tümüyle ümidi kestiği sır değil. Sadece milletvekili düzeyinde değil AKP il ve ilçe örgütlerinde de cemaat ile ilişkisi olan yöneticiler, üyeler AKP ile yollarını ayırıyorlar. AKP, Demirel sonrası Demokrat Parti- Adalet parti vizyonuna sahip çıkma vizyonu üstlenen Süleyman Soylu’yu kendine bağlamakla kalmadı AKP’ye teşkilat başkanı yaptı. “Milli Görüş” çizgisinin gelenekçi kanat dışında kalan temsilcisi Numan Kurtulmuş’u da Genel Başkan Yardımcısı yaptı.
Cumhurbaşkanlığına yürüyen R.T.Erdoğan AKP’yi merkez sağ siyasetin biricik örgütü haline getirirken bir yandan da hizip olup kendisine başkaldırma gücü bulabilecek parti içi yapılanmalardan da kurtulmaya çalışıyor. Cemaat bu tehlikeyi sezdi, doğrudan Başbakan ve yakın çevresini hedef gözeterek merkez siyasete ayar vermeye kalktı. Muhatabına önemli bir hasar verdi, partiyi yönetenlerin söylendiği kadar “ak olmadığı ortaya çıkmış oldu; fakat diğer yandan kendisine yönelmiş tasfiye sürecine de meşruiyet kazandırmış oldu.
Bu tasfiye süreci, seçimlerde partiyi başarıdan başarıya taşıyan R.T.Erdoğan’a eşsiz bir fırsat daha sundu. AKP’yi Cumhurbaşkanı seçimi sonrasına hazırlama fırsatı. Yaşananlara bakarak R.T. Erdoğan’ın bu süreçte neyi gerçekleştirmeye çalıştığı şöyle özetlenebilir: Yeni süreçte ayak uydurmakta güçlük çekecek eski yol arkadaşlarından kurtulmak, koşulsuz biat edecek yeni bağlaşıklarla etrafında kenetlenmiş bir örgüt yaratmak.
Süleyman Soylu’nun Teşkilat Başkanı olmasının ardından AKP; Kars, Ardahan, Mersin, Tekirdağ, Çanakkale il ve ilçe örgütleri istifa ettiler. Dün de Ankara ve Şırnak AKP İl Başkanları istifa ettiler. Sırada İzmir il örgütünün olduğu söyleniyor. Şırnak İl Başkanı istifasını açıklarken Feytullah Gülen’in kitabını elinin altında her halde boşuna tutmadı.
Siyasi yelpazede merkez sağ, AKP eliyle temsil edilecek şekilde dini referans içinde yeniden yapılanırken, ana muhalefetin ulusalcı-milliyetçi eksende bir araya gelişine tanık oluyoruz. MHP’nin “çatı aday” yaklaşımı içinde CHP-MHP çizgisinde bir yakınlaşma yaşanıyor. Ergenekon’dan tutuklu MHP milletvekili Engin Alan’ın serbest kalması için CHP mecliste inisiyatif alıyor. İşçi Partisi gibi kendini solda tanımlayan ulusalcı oluşumların da bu eksende yerini alması beklenebilir.
Bir diğer toplulaşma hareketine ise kendisini solda tanımlayan Kürt siyasi yapılanması ile ulusalcı çizginin dışında kalan sol ve sosyalistler arasında tanık oluyoruz.
Bunların hiç birinde aradığını tam olarak bulamayan bir başka kesim de var: 2. Cumhuriyetçiler, sol liberaller, liberaller, sosyal demokratlar, Antikapitalist Müslümanlar ve bunların görünür olduğu yanı ile Gezici’ler.
Aslında bütün bu siyasal gruplaşmaların kendi içinde sıkıntılı yanları, yumuşak karınları var.
Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş gibi yeni bağlaşıkların, Cumhurbaşkanlığına oturmuş R.T.Erdoğan’a ve onun başına getireceği yeni isme, ağır topların kızağa çekildiği süreçte bu gün olduğu gibi biat etmeye devam edeceklerinin bir garantisi var mı? R.T. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından başbakanlıkta bırakacağı boşluğun bıraktığı gibi doldurulabileceğini; R.T Erdoğan’ın AKP’ye destek olan kitleyle kurduğu ilişkiyi onun yerine bakanın aynı biçimde sürdürebileceğini kim iddia edebilir? Seçimle Cumhurbaşkanı olması, sahip olduğu karizma R.T. Erdoğan’a, sorunları eskiden olduğu gibi korkutma, sırt sıvazlama ve ikna teknikleri ile çözebilmek; iktidarı elinde bulunduranların ilişkilerini yukarıdan belirleyebilmek için yeterli olacak mı? Giderek otoriterleşen R.T. Erdoğan bu ince çizgide başkanlık sistemi adı altında parti içi parti dışı bütün ipleri elinde tutmayı başarabilecek mi?
Peki ya muhalefetin çıkmazları!
Bütün olup bitene, otoriterleşmeye ve tek adamlığa gidişe rağmen R.T. Erdoğan liderliğinde AKP’nin gücünü koruması ve sürdürmesi CHP ile MHP’yi güç birliği yapmaya zorluyor. Fakat milliyetçi kimliğin taşıyıcısı bu iki partinin yol arkadaşlığı yapabilmelerinin önünde geçmişten gelen, aşılması zor handikaplar var.
Sokak hareketlerinden aldığı gücü elinden kaçırmış bir MHP; laik CHP ile buluştuğunda içindeki mütedeyyinleri AKP’ye kaptırmayacak mı? MHP’nin Türk siyasetinde tutunmasına kimliğe dayalı bencilik ve duygudaşlık yetecek mi? Sağ ucu merkeze taşıyayım derken, dini referansın işgal ettiği sağdan dışlanmak, marjinalleşmek de var bu oyunda.
CHP, MHP ile yakınlaşırken çözüm sürecinde bitaraf olmaktan çıkıp karşı taraf haline gelirse ne olacak? Eski merkez sağ enkazdan güç devşirme, MHP ve DYP kalıntıları ile yakınlaşma, Ergenekon’a sempati besleme CHP’ye bu güne kadar ne kazandırdı ki bundan sonra kazandırsın? 1977-78’li yıllardan kalan; “Emek en yüce değerdir”, “toprak işleyenin, su kullananın” duygusallığı ile CHP’ye bağlananlar MHP ile iç içe geçen bir CHP’yi ne kadar içlerine sindirebilecekler?
Gelelim BDP/ HDP hareketine! Türk Halkı’na bugün itici gelen ana dilde eğitim, Kürt kimliğinin tanınması, özerklik gibi kavramların kendisi değil, bu kavramların çağrıştırdıkları; BDP-HDP hareketinin önce bunu görmesi lazım.
Bu ülkede 30 yılı aşan sürede 40.000 kişinin canına mal olan, köylerin ortadan kalktığı, kentlerin nitelik değiştirdiği, aşiretlerin bir birine düştüğü bir iç savaş yaşandı. İnsanlar haklı olarak bu sürecin başlıca sorumlularını devleti yöneten eski muktedirlerle iç içe geçen derin devlette, Ergenekon’da, Susurluk’ta, Jitem’de ve PKK’da arıyorlar. Çözüm sürecine ve buna bağlı olarak da AKP’ye Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bunca destek verilmesi; MHP ve CHP’nin buralarda esamisinin bile okunmamasının altında yatan gerçek bu?
Bu koşullarda “özerklik talebi” ortak bir siyasi birlik içinde Batılı anlamda kendinde yönetim arayışı olarak değil henüz Türk temel üzerinden sürdürülse de; ortaya çıkması muhtemel ortak siyasi birlik içinden bir ayrıklık talebi olarak algılanıyor. Bu bir tür “bize kendi yöremizde kendini yönetme hakkı verin, sonra ne haliniz varsa görün; birbirinizi yemek istiyorsanız yiyin, ama bizi rahat bırakın, bize bırakın” yaklaşımı olarak okunuyor. Bu hareket içinde bunu açıkça böyle ifade edenler de var.
Bu, Kürt halkının bir kesimi için gayet anlaşılır olabilir. Ancak savaşın sorumlularından henüz hesap sorulamadığı yerde “herkes kendi yoluna” yaklaşımının Türk halkı içinde karşılık bulması çok kolay değil. Hal böyle iken böyle bir talep, sadece yaşadığı mağduriyet nedeni ile Kürt halkı içinden gelen bu talebe destek veren sol marjinal kesimlerle bir araya gelip siyasi çekim merkezi oluşturmaya yeter mi?
Yaşadığınız onca acıdan sonra kendi çözümünün peşinde koşma, özerlik isteme hakkı var mı Kürt halkının, elbette var. Ancak çözümün ortak olduğu yerde, bireysel kurtuluş peşinde koşarsanız, sorunun olası çözümünü de ıskalamış olursunuz. Bunun ne size bir yararı olur, ne içinde yer aldığınız birliğe. Gerçekçi olup ortak çareler peşinde bir araya gelmek, birlikte mücadele etmek varken, duygusal takılıp ille kendi çözümünde diretmek arabayı atın önüne koşmak değil de nedir? Taksim abluka altındayken, Taksim’i kazanmak için ille Taksim’e çıkmak mı gerekir? Bu içinizdeki aktif katılımcıları da sizden yana sizi izleyen pasif destekçileri de yormaz mı?
Türkiye siyasetinde tanık olduğumuz bütün bu dediğim dediklerin, duygusal takıntıların, düşmanlıkların, kahramanlıkların düşünsel ve duygusal arka planında siyasetin kimlik üzerinden yapılanmış olması var. Bu nedenle hemen hepsi kendi partikülü içinde yoğunlaşma, daha kararlı hale gelme, var oluşu kimlik siyaseti üzerinden sürdürme, karşıtına karşı güçlenme ve karşıtına mümkün olan en fazla zararı verme hedeflerine hizmet ediyorlar.
Peki ama bir yandan da bu, post modern dayatmaya bir biçimde boyun eğmek olmuyor mu?
Onca anlama, deneyimi billurlaştırma faaliyetine rağmen nasıl oluyor da demokrasi mücadelesi verdiğini düşünen muhalefet “Gezi Ruhu”na dokunamıyor? Çünkü Gezi’nin büyüsü ortak yaşama sahip çıkma iradesini ortaya koymasında yatıyor. O nedenle gerçek anlamda ortak olan mağduriyetlere, farklılıkların bir arada yaşama iradesine sahip çıkamayanın Geziyi anlaması, Gezi’ye sahip çıkması ve sürdürebilmesi mümkün olmuyor. Geziye kimlik siyasetini bulaştırmak, geziyi sulandırmaya hizmet ediyor.
Halbuki, siyasetin kimlik üzerinden yapılıyor olmasına karşı çıkmak gerekiyor asıl. Ortak yaşamın belirleyici sorunlarını çözmek, farklılıkların bir arada yaşama biçimini kurumsallaştırmak, yürünmesi gereken yol, hedef bu.
Bunun da bileşenleri belli: vatandaşlık temelinde yeni bir anayasa; merkezin yetkilerini yerele devretme, insanların kendi sorunlarını yerelde çözebilmesinin koşullarını hazırlama, yönetime doğrudan katılım kanallarını açma; değerlendirmelerin ve kararların objektif, geçerli, güvenilir, kullanışlı ölçütlerle alındığı birbirini dengeleyen yasama, yürütme ve denetleme sistemleri kurumsallaştırmak. Açıklık, denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik etrafında şekillenmiş bir dinamik denge durumu, siyasi birlik türü ve kültürü geliştirmek!
Yani yeni bir siyaset, çağdaş bir devlet; arayış bu olmalı!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024