Alper GÖRMÜŞ

Benimki de ne talihsizlik: Suriye’de ABD’ye “Geliyorum, çekil, yoksa sen de yanarsın” denildiği, KKTC’nin adının KTC’ye (Kıbrıs Türk Devleti) dönüştürüldüğü, Anayasa değişikliği marifetiyle Erdoğan’ın dördüncü kez cumhurbaşkanı seçilmesinin önünün açılacağı kulislerinin ortada dolaştığı günlerde devlete, siyasete ve topluma sinmiş görünen İttihatçı ruh halinin kalıcı olmama ihtimaline dair yazılar kaleme alıyorum. Fakat aynı gündemin 10-15 yıl önceki halini hatırladığımızda karşımıza çıkan tablodan da görülebileceği gibi bu ülkede ‘kalıcılık’ pek rastlanan bir şey değil. Hatırlayalım (sırasıyla): 1) Suriye’de Esad’a karşı ABD ve Batı ülkeleriyle ortak askeri müdahale, 2) Annan Planı ve 3) Ergun Özbudun’un liderliğindeki bir ekibe anayasa hazırlatmak…
Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum.
Önceki yazıda Etyen Mahçupyan’ın Yeni İttihatçılık tezlerinde hemfikir olmadığım sadece bir noktanın bulunduğunu söylemiş, onu da şöyle ifade etmiştim:
“Yeni İttihatçılığın önümüzdeki 10 yıllar için (de) neredeyse kaçınılmazlığına dair imâ ve öngörülerin erken ve aşırı olduğu kanaatindeyim. Türkiye’nin yeni yüzyılının böyle şekillenmesi çok güçlü bir ihtimal fakat böyle olmayabilir de.”
İtirazım başlıca iki noktaya dayanıyordu, o yazıyı okumayanlar için onları da hatırlatayım:
“Bunlardan biri, teneffüs ettiğimiz İttihatçı ruh halinin oluşmasında iktidar siyasetinin (yani Erdoğan’ın) payının (sübjektif faktör) değerlendirme dışı tutulmuş olması… İkincisi de şu: Evet, meseleye zihniyet analizini de kattığımızda pek açık ki yüz yıllık yaralı benlik ilacını arıyor, bu doğru, fakat bunun yegâne ilacı -şu andaki baskın rolüne rağmen- Yeni İttihatçılık mıdır? Değilse, en azından ihtimal olarak başka ilaçların varlığından da söz edilebilirse ve ülkenin etkili ve daha önemlisi pragmatik lideri şu veya bu nedenle İttihatçılıktan vazgeçip bunlardan birine öncülük etmeye karar verirse? Böyle ihtimallerin varlığı, bizi Yeni İttihatçılığın iyice kök salacağı ve neredeyse nesiller boyunca süreceği düşüncesini sorgulamaya yöneltmez mi?”
Ve o yazıyı bu yazıya bağlayan satırlar:
“Acaba toplumu ve siyaseti saran İttihatçı ruh halinin oluşmasında sübjektif faktörün (‘Erdoğan’ın şahsı’) payı ne? Bunun neden önemli olduğunu yukarıda anlatmıştım… Burada kesiyorum. Sonraki yazıda hem ‘Erdoğan’ın şahsı’nın toplumu sürükleme ve ikna kabiliyetini hatırlatarak tartıştığımız konudaki ‘sübjektif faktör’ün önemini göstermeye çalışacak hem de yaralı benliğin izalesinin ille İttihatçı ruh üzerinden gerçekleşmek zorunda olmadığını savunacağım.”
“Öcalan’la görüşürüz”ü başka hangi lider telaffuz edebilirdi?
Erdoğan, destekçilerinden ‘imkânsızı’ isteyip onları “yeter ki sen iste, elbette” kıvamına getirebilen bir lider. (Öyle bir siyasi anomali ki bu, iktidar icraatının en haklı eleştirilerini bile suya yazılmış gibi etkisiz ve dolayısıyla anlamsız kılabiliyor.) Üstelik bu benzersiz lider özelliği sadece gündelik siyasette değil daha kapsayıcı ve dönüştürücü büyük hamlelerde de çalışıyor.
Gündelik siyaset için bir çırpıda onlarca örnek verebiliriz… Mesela ‘üst akıl’ ABD birkaç yıl içinde birkaç defa Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen bir güçten dost ve müttefik ülkeye dönüşüyor fakat bu, destekçilerde hiçbir muğlaklığa yol açmıyor. Erdoğan en son “Türk-Amerikan ilişkilerini zehirlemek için hareket eden çıkar grupları var” dedi, oysa öncesinde bizatihi ABD bir zehirdi… Yine “bu can bu bedende oldukça” serisi her defasında hüsranla sonuçlandı ama bunlar da sorun yaratmadı.
Gündelik siyasette durum böyle, fakat daha önemlisi Erdoğan destekçilerinin benlik ve kimlik sorgulamalarının normal ve beklenir olduğu daha kapsayıcı ve dönüştürücü hamlelerinde de kitlesini işareti doğrultusunda sürüklemeyi başarabildi. Buna tabii en güzel örnek Çözüm Süreci. Fakat ondan önce öylesine riskli bir hamle yaptı ve o dahi sorun yaratmadı ki ben ilk o zaman elinde nasıl bir güç bulundurduğunu anladım: 2010’da hem de referandumdan önce Devletin Öcalan’la görüşebileceğinin ilanı…
Devletin PKK ve Öcalan’la görüşebileceğini Başbakan düzeyinde kabul etmenin ve bunu referandumdan önce ilan etmenin politik riskleri üzerinde söz söylemenin manasızlığı açık. Neden? Çünkü o dönemde CHP ile MHP’nin yürüttüğü “ihanet” ve “teröre teslimiyet” propagandası, iktidarın referandumu kaybetmesine yol açabilirdi.
Ben, en az iki televizyon kanalında Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını dinlemiş bir gazeteci olarak “neden şimdi” sorusuna cevap aramış, o zamanlar yayında olan Yeni Aktüel dergisi için kaleme aldığım “Öcalan’la görüşme reddedilmedi, bakalım ne olacak?” başlıklı yazıda bu soruya kendimce bir cevap bulmuştum… Bana göre, Erdoğan ve hükümet böyle yaparak bu türden görüşmeleri de referanduma sunmak ve onaylatmak istemişti.
Yine ulusalcıların kıyamet kopardığı, sonradan darbe günlüklerinin yazıldığı yıl olarak kayda geçecek 2004’te Anayasa’nın 90. Maddesini değiştirerek uluslararası hukukun ülke hukukundan üstün olduğunu kabullenmek de böyle büyük bir hamleydi ve Erdoğan bunu da kitlesinin desteğini kaybetmeden kazasız belasız atlattı.
Bu örnekleri neden verdiğim açık: “Erdoğan’ın şahsı”nın önemini hatırlatmak, böylece ‘doğal’ Yeni İttihatçılığın yanı sıra bir de ‘kışkırtılmış’ Yeni İttihatçılığın olduğunu ve bunu yapan öznenin gücü nedeniyle meselenin bu yanını da hesaba katmak gerektiğini göstermeye çalışıyorum.
Tabii bunlar sadece Erdoğan’ın liderliğinin gücünü değil, aynı zamanda Türkiye halkının, barış, huzur ve refahla bağlantısı kurulduğunda değişmeyecek gibi görünen katı ideolojik ve kimliksel tutumlarını kolayca gevşetebildiğini ve hatta yaralı benliğinin müsebbibi olarak gördüğü Batı’ya bile farklı bir gözle bakabildiğini gösteriyor.
Fakat hiç şüphesiz bu bahiste asıl hatırlanması gereken örnek, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir parçası olmaya doğru gittiğine inandığı dönemde AK Parti seçmenlerinin bu sürece verdiği destek… Ki bu da bizi yaralı benliğin izalesinin başka mümkün yollarının olup olmadığı sorusuna taşıyor.
Yaralı benliğin izalesi ille İttihatçı ruh üzerinden mi gerçekleşmek zorunda?
AK Parti iktidarının ilk yıllarındaki Avrupa Birliği macerası “Yeni İttihatçı ruh halinin derinliği o kadar da fazla olmayabilir mi” sorusunu daha güçlü bir biçimde sorma hakkını vermez mi? Bence verir. Düşünün ki İttihatçı ruh bugün baskın ama 15 yıl önce AB’ye, 10 yıl önce Çözüm Süreci’ne onay veren de aynı toplum.
Avrupa Birliği ülkeleri 17 Aralık 2004’te Türkiye’nin katılma müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlamasına karar verdiğinde Türkiye’de iktidar seçmenlerinin yaşadığı coşkuyu hatırlayalım… O zamanlar yapılan anketlerde halkın yüzde 80’inden fazlasının Türkiye’nin AB üyesi olmasını istediği ve desteklediği sonucu çıkıyordu. Sonraki yıllarda, malum gelişmelerden sonra ‘Batı öfkesi’nin büyümesine paralel olarak bu oran düştükçe düştü… Fakat 2020’nin sonunda Türkiye AB Başkanlığı’nın yaptırdığı bir anket herkesi şaşırttı. Independent Türkçe sonuçları şöyle duyurdu:
“Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği (AB) Başkanlığı’nın belirli aralıklarla toplamda yaklaşık 10 bin kişiyle yaptığı ankete katılanlara, ‘Türkiye’nin AB üyeliği iyi bir şey mi ve bunu destekliyor musunuz?’ sorusu yöneltildi. Ankete katılanların yüzde 80’i Türkiye’nin AB üyeliğinin iyi bir şey olacağını ve bunu desteklediğini bildirdi. Eğitimli kesimde bu oran yüzde 90’a yükseldi.”
Kanaatimce 2020’deki anket halkın pandemi ve iktisadi kriz koşullarına verdiği ‘oportünist’ tepkiyi, başka bir deyişle “Batı’ya had bildirme” duygusunun koşullar zorladığında kolayca esneyebildiğini yansıtıyordu. Yine 2004’teki ulusal coşku da “Batı’nın Türkiye’siz yapamayacağını” nihayet anladığı duygusundan kaynaklanıyordu ve bu haliyle yenilmiş, ezik benliğin izalesinin ille de negatif bir milliyetçilik üzerinden gerçekleşmek zorunda olmadığının bir göstergesiydi.
Sonuç olarak diyeceğim şu: Türkiye, uzun vadeye dair tahmin yürütülecek bir ülke değil. Duyguları hızla değişebilen bir halkı var ve güçlü bir liderin bu duyguları manipüle edebilme şansı yüksek.
Bu mini serinin üçüncü ve son bölümünde, buraya kadar cevabını aradığım temel soruyu bu defa “Yeni İttihatçılığın müsvedde tarihi” başlıklı yazılarımdan, yani olgusal gelişmelerden hareketle cevaplandırmaya çalışacağım.
Soru şöyleydi:
“Şunlardan hangisi: A) Alttan gelen, derin bir tarihsel travmanın tetiklediği toplumsal bir talep var (100 yıl önceki büyük yenilgi ve kaybedilmiş özgüvenin ihdası) ve bu talep dünya koşullarının da müsait olmasından yararlanmak isteyen bazı siyasetçiler ve devlet tarafından siyasete tahvil ediliyor. B) Erdoğan, iktidarının bir aşamasında iktidarını sürdürmenin yolunun artık İslamcılıktan değil ‘millîlik’ten geçtiğini gördü, bu amaçla yeni bir hikâye yazdı ve toplumun bir kesiminin zaten dinlemeye teşne olduğu bu ‘hikâye’yi adım adım kuvveden fiile geçirdi, geçiriyor.”
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025