Cengiz AKTAR
Yapısal yolsuzluk yazacaktım, yine de yazacağım ama önce 3. Ankara Katliamı.Önceliğimiz ölüm artık ne yazık ki.
Katliam öncesi askerî istihbarat uyarıyor, ABD Ankara’daki muhataplarına ihbarı teyid ettiriyor ve kendi vatandaşını uyarıyor, saldırıda kullanılan çalıntı araba tıpkı önceki katliamda kullanılan gibi şehir şehir dolaşıyor. Hâsılı, müthiş bir beceriksizlik, istihbarat ve güvenlik zaafı. Bunlar öncesinde. Tabii “neden bir insan canlı bomba olur bu memlekette” cüzüne hiç girmiyoruz.
Sonrasında bildik kakofoni. Önce habere, bilgiye ulaşımın engellenmesi. Saldırı mahalinde ve Kızılay’ın genelinde “kuş uçurtmama” pozları. Yöneticilerden sıfır açıklama. Hayatını kaybeden sayısında karışıklık. Pişkin yetkililerin sorumluluk üstlenip istifa etmemesi. Millî birlik ve beraberlik palavraları. Ve elbet, total başkanlık sisteminin “bütün dertlere tek deva” olarak pazarlanması.
Bütün bildiklerimizden vazgeçmemiz gereken bir döneme intikal etmiş bulunuyoruz. Bir aralar AB esinli reformlar sayesinde yakaladığımız açık toplum değiliz artık; can ve mal güvenliğimiz yok; olağanüstü bir hâli gündelik yaşıyoruz,istikrarsızlık istikrar oldu, melânet de yapısal. Ölenlerin çoğunun ve öldürenin genç olduğu söyleniyor.
Geleceğimiz olan gençlerin gençlerce katledilebildiği bir toplumsal intihar hâli bu.
Ne var ki melânete verilen tepki kutuplaşma üzerinden cereyan ediyor: Erdoğan dünyası, reis üzerinden kendilerinin hedef alındığını, sorunun mâlum terörden ibaret olduğunu düşünüyor ve eğer iktidarın başına bir şey gelirse görecekleri zararın hesabını yapıyor ve kenetleniyor.
Diğer dünya dağınık, sistem dışı beklentiler, mucizeler ve derin bir siyasetsizlikle debeleniyor. Darbe yani anti-siyaset ezberi terennüm ediliyor.
Öyle bir siyasî tıkanıklık ki bu, başkanlık referandumunda “evet” yüzde 60’larda geziniyorsa aynı şekilde darbeye teveccüh de o oranda sanki! Zira artan kaos ve halkın içine düştüğü/düşürüldüğü kafa karışıklığı görünürde zıt seçeneklere onay verme riskini de beraberinde getiriyor. İktidarperestlik de diyebilirsiniz…
Gelelim yolsuzluğa. Esasen yolsuzluğun yol olduğu yer istikrarsızlığın da istikrar olduğu yer değil midir?
Çarşamba günü Şeffaflık Derneği Türkiye’nin Ulusal Şeffaflık Sistemi Değerlendirmesini açıkladı. Nal topladığımız konulardan biridir mâlum. 2014 yılında Dünya Şeffaflık Endeksinde en çok gerileyen ilk 5 ülke arasında Türkiye birinciydi. 2015 yılında da en çok gerileyen ilk 5’te yine Türkiye vardı.
Ama değerlendirmenin en çarpıcı bulgusu her on seçmenden dördünün yolsuzluğu umursamıyor olması. Kanıksamış olması. Hatta yolsuzluğu yol hâline getirmiş olması.
Bulgularla devam edelim. Son iki yıl yolsuzluğun arttığını düşünenlerin oranı yükseköğretim mezunları arasında yüzde 62. Eğitim düzeyi yolsuzluk algısı üzerinde ciddi fark yaratıyor. Eğitimi düşük seçmen için yolsuzluk neredeyse kader.
Kanıksamaya örnekler: Yolsuzluğun en yaygın olduğu yerler kamu ihaleleri (Yüzde 50), imar işlemleri (yüzde 48), gümrük ve dışticaret işlemleri (yüzde 44), yüzde 81'lik kesim özel sektörünrüşvet, hediye gibi usulsüz ödemelerle kamusal işlemleri ve hukuki düzenlemeler üzerinde etkili olduğunu düşünüyor. Yüzde 26'lık kesim kamu işlemlerini kişisel bağlantılı ve tanıdık aracılığıyla halletmiş. Bu tip usulsüzlüklere başvurmak durumunda kalan kamu kurumlarının başında eğitim, imar, belediye ve sağlık kurumları gelmekte. Yüzde 60'lık kesim önümüzdeki iki yılda yolsuzluğun azalmayacağını, yüzde 41 artacağını ön görüyor.
Yolsuzluğun yapısal hal almasının nedenleri arasında şunlar öne çıkıyor: "Dokunulmazlıklar ve yolsuzluğun cezasız kalması" (Yüzde 64), "toplumsal bilinçsizlik" (yüzde 61), "yolsuzluğu denetleyen kurumların yetersizliği" (yüzde 55) ve "yolsuzluğun kabul görmesi" (yüzde 50), "siyaset ve iş dünyası ilişkisi", " yargının tarafsız olmaması".
Yolsuzluk Türkiye’nin asırlık geleneği. Gasp-talan-müsadere kültürünün bugünkü sürümlerinden biri. Hukuksuzluk sayesinde gelen denetsizlik ve cezasızlık ile yerleşmiş bir fıtrat. İrili ufaklı her yolsuzluk yapanın yanına kâr kaldığı bir insan topluluğu burası. Ve böylece oluşan muazzam bir özgüven. Böylece oluşan güçlü saadet zinciri.
İşin bir de hiç konuşulmayan ekonomik ayağı var. İlki beyanname ile vergi vermeme âdeti. Toplam verginin yüzde 30’unun doğrudan toplandığı ülkede mükellefin, vergisinin nereye harcandığının denetimini yapması mümkün değildir, dolaylı vergi sayesinde vergi vermediğini zanneder.
Yine vergi babında, doğru dürüst vergi toplanamayan bir ülkede aysonunu getirmekte zorlanan memur yolsuzluğa açık olur.
Yolsuzluğun bir iş yapma biçimi haline geldiği bir ekonomi sürdürülebilir mi? Sürdürülebilir elbet de ama kendi kendine yeterliyse. Türkiye’nin doğal kaynağı, kâfi katma değer üretimi ve öz sermayesi olmadığı için dış kaynağa ihtiyacı vardır. Yolsuzluğun ekonomik girdi olduğu bir yere de dış kaynak gelmez.
Çöker kalırsın…
CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020