Demir Küçükaydın
Demokrasi mücadelesi başarıya ulaşabilseydi, bu “savaş” yaşanmaz ve aslında bütün Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu nispeten bir barış ülkesine dönüşebilirdi. (“Savaş”ı tırnak içinde yazıyoruz, çünkü “savaş” sözcüğü nötrdür. Ortadaki haksız bir savaştır, bir işgaldir, bir baskı düzenini sürdürmek içindir, bu kahrolası devleti yaşatmak içindir.)
Demokrasi mücadelesi başarıya ulaşamadı. Ulaşamazdı da. Çünkü demokrat yoktu. Demokratlık, her şeyden önce, devletin hiçbir dile, dine, ulusa, ırka vs. göre tanımlanmaması, böyle tanımlanmaya karşı tanımlanmasıdır.
Yani dil, din, kültür, ırk vs. körü bir devlet ve ulus olmadan demokrasi olmaz.
Böyle bir programı olan bir hareket yoktur. Ne Türkiye’de, ne Kürdistan’da ne de Orta Doğu’da, hatta dünyada da yok.
Yokluğunun nedeni dünyadaki bütün Marksistlerin birer gerici milliyetçi olmasındandır.
Gerici milliyetçi kavramı neyi ifade eder kısaca tekrarlayalım. Milliyetçilik, ulusal olanla politik olanın çakışması ilkesini savunmaktır. Milliyetçi olmamak, ulusal olanla politik olanın çakışması ilkesini reddetmekle olabilir. Gerici milliyetçilik ise, ulusal olanı bir dille, dinle, tarihle, soyla, ırkla, kültürle vs. tanımlamaktır. Marksistler ulusu genellikle bir dille ve tarihle tanımlayan milliyetçilerdir. Ulusların böyle tanımlanmasını bile sorun etmezler. Sadece o gerici tarihe bir ekonomi ve sınıf boyutu vermeye çalışırlar ve dolayısıyla ona soldan hizmet ederler. Marksistler ve sosyalistler kendi öznel niyet ve özlemlerinin aksine nesnel olarak tarihte, modern toplumun dini olan ulusçuluğun en gerici biçimlerde yayılmasını, toplumların bu gerici sicimlerde modernleşmesinin araçları ve özneleri olmuşlardır. Maalesef acı gerçek budur.
(Yani Marksistler ve sosyalistler sadece ulusal olanla politik olanın çakışması ilkesini, yani milliyetçiliği savunmamışlar, aynı zamanda ulusal olanın bir dile, dine, tarihe, kültüre vs. göre tanımlanmasını da sorun etmemişlerdir. Ulusu içinde sosyalizm mücadelesi verilecek nötr bir ortam olarak kabil etmişler, bizzat ulusu kedisine karşı bir mücadeleyi sorun etmemişlerdir. Marks, Engels, Lenin, Troçki, Luxemburg, Kıvılcımlı vs. hepsi böyledir.)
Yani Örneğin Türkiye’de ulusun Türklük ye veya başka bir dille tanımlanmasına karşı mücadele eden bir parti, bir yana ciddi bir entelektüel çevre ve fikir akımı bile yoktur. Örneğin en temel sorunun adı bile “Kürt Sorunu”. Halbuki sorun Türk Sorunu’dur. Yani somut olarak ulusun Türklükle tanımlanmış olmasıdır. Kategorik olarak bir dille, tarihle, hatta bir ırkla tanımlanmış olmasıdır. Türklüğün politik bir anlamının olmasına karşı mücadele eden bir hareket olmadığından, bugün sorunun adı Türk değil, “Kürt Sorunu”dur.
Kürt hareketi de demokrat değildir. O da ulusun Türklükle tanımlanmasına son vererek Türklüğün de bir politik anlamı olmamasından hareketle, demokratik bir ulus aracılığıyla Kürtlüğün üzerindeki baskıyı kaldırmak gibi bir amaca sahip değildir. Kürtlüğün da politik olarak tanımlamasından ve tanınmasından başka ufku yoktur.
Dediği sadece bizim de politik bir birim olarak örgütlenmemize imkan verin, bizi tanıyın. O zaman korkmanıza gerek yok, bizim ayrılmak gibi bir derdimiz yok demekten ibarettir. Bu demokratik bir program değildir. Çünkü ulusu, politik olanın bir dille, bir tarihle vs. tanımlanmasına karşı tanımlamak gibi bir derdi yoktur.
Tabii bu en soldaki, 68 yükselişinden ve sosyalizmden ilham almış Kürt hareketinin, yani Öcalan’ın ve PKK’nın perspektifidir. Yani o bile demokrat değildir ve politik olanın (yani ulusun ve devletin) bir dille, dinle tanımlanmasında bir sorun görmemektedir. Sadece bu politik birimlere devlet demeden bu işi halledeceğini sanmaktadır. Bir şeyin adı değişmekle kendisi değişirmiş gibi. Bu hukuken işe yarayabilir belki ama gerçekle ve sosyoloji ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Daha sağdakileri anmaya bile gerek yok. Yani ulusun tanımı bakımından demokrat olan ve böyle bir hedefi olan bir parti, bir entelektüel akım, bir düzenli yayın, bir çevre bile yok. Sadece Türkiye’de değil, Kürdistan’da da yok, Orta Doğu’da da yok. Dünyada da yok.
Bu yokluğun nedeni, Marksizm’in ulusun ne olduğunu anlayamamasında, ulusun ne olduğunu anlayamamasının nedeni, Dinin ne olduğunu ve ulusların bir din olduğunu anlayamamasındadır. Bunun metodolojik nedeni, Aydınlanma’nın din tanımını bir sosyolojik tanımmış gibi kabul etmesinde, dolayısıyla kendini bir din tanımı üzerinden kurmuş bir din olan Aydınlanma’nın ufkunu aşamamasındadır. Yani Aydınlanma’nın kavramsal çerçevesini aşmamasındadır.
Bu nedenle demokratik bir hareketin oluşumu için, çok temel sorunlara girmek, Marksizmi (Sosyolojiyi) yeniden inşa etmek gerekiyor.
Biz böyle bir programı en azından 2005’ten beri (bakınız: “Ortadoğu İçin Demokrasi Manifestosu”) savunduk. Böyle bir programın teorik temeli için ulus ve dinin ne olduğuna ilişkin teorileri geliştirerek Marksizmi yeniden inşa etmeye çalıştık. Epeyce bir teorik başarı da sağladık. Ama bütün bunlar saf teori düzeyinde kaldı. Henüz hiçbir yankı yaramadı. Kısa vadede yaratması da beklenemez.
Yani Demokratik bir hareket oluşması için kısa vadede bir birikim, bir çıkış, bir yol görünmemektedir.
Tabii demokratlığın ikinci bir koşulu daha vardır. Merkezi ve bürokratik olmayan, toplu yaşamanın ihtiyaçlarını gidermeye yönelik, kendisini oluşturan mahalli birimlerin ve seçmenlerin iradesinin üzerinde yükselemeyecek yapıda, toplumun üzerinde yükselmeyen, toplumun kendisini yönetmesinin aracı olan bir devlet cihazını savunmak, programlaştırmak ve örgütlemek.
Böyle bir programı olan bir Parti, bir hareket, akım, hatta entelektüel bir çevre bile yok.
Dolayısıyla bu iki temel unsur olmayınca bir demokrat yokluğu var oluyor.
Bunların yokluğunun bir nedeni Marksizmin Aydınlanma’nın din tanımına bağlı kalması ise diğer nedeni, Stalinizmin Marksizmdeki demokratik ögeyi (Marks ve Engels’in Gotha ve Erfurt program eleştirilerinde, Fransa’da İç Savaş’ta, Lenin’in Devlet ve Devrim’de açıkladığı ve savunduğu devlet anlayışını unutturması, yok etmesidir.
Stalinizmin sosyalizme yaptığı kötülüklerden söz edilir ama onun esas kötülüğü devlet düşmanı, bürokrasi düşmanı, merkeziyetçilik düşmanı demokratik ögeyi de yok etmesidir. Bunun acıları çekilmektedir. Bu nedenle demokratik bir hareket yoktur. Bunlar uzun ve ayrı konular. Burada sadece neden sonuçlar zincirine kısa bir gönderme yapmış olalım.
Dolayısıyla demokratik bir program, böyle bir programa temel olacak bir teorik temel olmadığından demokratik bir akım, hareket, parti vs. yoktur.
Demokratik özlemler vardır ama bunlar var olan statüko içindeki kayıkçı dövüşünün içindeki tarafları destekleyerek tüm enerjisini tüketmektedir.
Demokratik hareket olmayınca, yani Türklüğün politik bir anlamının olmasına karşı çıkacak, Türkleri Demokrat olmaya çağıracak, onları kendileriyle savaşa (kendi nefsine karşı savaşa, savaşların en kutsalına) çağıracak ve bu merkezi ve bürokratik devleti parçalamaya, kökten yıkıp, merkezi ve bürokratik olmayan bir cihaz kurmaya çağıracak bir hareket olmayınca en küçük bir demokrasi gelişmedi.
Bu nedenle demokrasi ve demokratlar savaşı engelleyemedi.
Türk devleti Rojava’yı işgale başladı.
Peki bu durumda demokrasi diye derdi olanların nasıl davranması gerekir?
Yani savaş olsun demokrasinin gelmesine veya hiç olmazsa bir demokratik hareketin doğmasına ve oluşmasına vesile olabilir mi?
Ne yaparsak bunu sağlayabiliriz?
*
Tarih hep şunu göstermiştir. Demokrasi savaşı engelleyemezse savaş var olan devletin yenilgisi ve başarısızlığı, yıpranması ile sonuçlanırsa tekrar demokratik karakterli hareketler doğar ve güçlenebilir.
Birinci ve İkinci Dünya savaşları bir örnektir.
Vietnam savaşı bir örnektir. ABD’nin yıpranması, başarısızlığı, ABD’deki sistemin sarsılmasına ve ABD’nin belli bir süre için de olsa hareket kabiliyetinin azalmasına yol açtı.
Sadece Modern tarihten değil, eski tarihten de bir örnek verelim. Timur Yıldırım’ı yenince, Farstan ve Bizans’tan alınmış birinci Osmanlı devlet cihazı parçalanınca (Tarih’te iki Osmanlı devleti vardır.) bu ortamda Şeyh Bedrettin’ler, Börklüceler, Torlak Kemaller ayaklanacak bir ortam ve güç bulabilmişlerdir.
O halde, Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bu iddiada olan herkesin ilk görevi Türk devletinin yenilgisi için uğraşmaktır. Türk devleti bu işgal girişiminde başarısız olur, devlet yalakasına dönüşmüş Türklerin burnu iyice sürterse tekrar demokratik bir hareketin ve özlemlerin gelişmesi için bir ortam, bir fırsat doğabilir.
Bir hareket çıkarsa, geniş kitleler kendi deneyleriyle giderek daha radikalleşip giderek birer demokrata dönüşebilirler. Milyonlar teorik açıklamalar ve programlar ile değil, kendi deneyleriyle öğrenirler. Tabii bu deneyler yaşanırken en azından bir maya ve katalizatör rolü oynayabilecek bir teorik temel ve program gerekir.
Bunu da zaten biz oluşturmaya çalıştık ve çalışıyoruz.
*
O halde her demokratın görevi Türk devletinin tecridi, yenilgisi, bu işgal girişiminin başarısızlığı için mücadele etmek bu mücadeleye katkı vermektir.
Şimdi bunu yapmak gerekiyor ama bu demokrasi mücadelesi için bir başarıyı garantilemez.
Çünkü aynı şekilde Türk devletinin başarısızlığını, yenilgisini isteyen ve bunun bir Kürt devleti ortaya çıkması için isteyenler de var.
Ya da bunu kendi stratejik amaçları için isteyen başka devletler de var.
Şimdi burada şu soru ortaya çıkıyor. Peki demokratlar başarısız olursa, bir demokratik hareket ortaya çıkmazsa, bu Türkiye’nin parçalanması, veya Yugoslavya’da olduğu gibi bir iç savaşla sonuçlanmaz mı?
Evet olabilir.
Hatta bunlar daha büyük bir olasılıktır.
Türkiye kendi ayağıyla kapana girdi ve onu şimdi herkes kendi amaçları açısından değerlendirecektir. Yakında muhtemelen Türkiye’de kan gövdeyi götürecektir.
Ama bunun alternatifi Türk devletinin arkasında durmak değildir. Bu sadece var olan çıkışsızlığı ebedileştirir.
Tek alternatif, daha az kan dökülmesini, daha az sancılı olmasını sağlayacak tek yol, Türk devletinin yenilgisini demokratların sağlamsı ve böylece demokratik bir devletin ve ulusu temellerini atmasıdır. Bunun dışı tam bir kaos, yıllar süren düşmanlıklar ve savaşlar olacaktır.
Bu nedenle kendine demokratım diyen herkes, bu işgale karşı direnişe başlamalıdır. Bu savaş en basit kavramlardan bile başlayabilir. Örneğin “harekat” veya “savaş” değil, işgal, saldırı, diyerek başlayabilir demokratım diyenler.
Bu basit bir örnek. Herkes için yapacak bir şeyler bulunur. İnsanlar bunu kendi yetenek ve yaratıcılıklarıyla geliştirebilirler. Burada önemli olan amaç ve duruştur. Türkiye’de ve dünyada eksik olan budur.
Bu uzun bir savaş olacak. Türk ordusunun oraya buraya girmesi, ele geçirmesi ve işgali bu savaşın sonu değil, başlangıcıdır.
Türk devleti yenilecektir.
Çünkü Türk devleti haksız bir savaş yürütmektedir.
Bu savaşın haksız bir savaş olduğunu söylemek bile Türk devletine binlerce mermiden ve bombadan daha büyük zarar verir.
Böylece Türkler yavaş yavaş kendi nefislerine karşı mücadeleye başlayıp birer demokrata dönüşmeye başlayabilirler.
10 Ekim 2019 Perşembe
Demir Küçükaydın
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.04.2020
30.03.2020
19.03.2020
18.03.2020
17.03.2020
10.03.2020
2.03.2020
1.03.2020
2.02.2020
3.01.2020