Hakan Albayrak
Ahmet Davutoğlu bizi Suriye bataklığına sürüklemiş, Suriye’deki iç savaş yüzünden yaşadığımız mülteci krizi ve terör sorunu Davutoğlu’nun yanlış hesaplarından kaynaklanıyormuş, zaten Suriye’nin bu hale gelmesi de iç savaşı kızıştıran Davutoğlu yüzündenmiş...
Şehir efsanelerinin şahı!
Bunu uyduranlara, yayanlara ve onlara inananlara yıllardır ‘Tam olarak nasıl olmuş bu?’ diye soruyorum; cevap yok. Bunun niye böyle olmuş olamayacağını izah edip ‘Şimdi ne diyorsunuz?’ diye sorduğumda da cevap yok. ‘Yaw he he’ deyip geçiyorlar, bilip de söylemeye tenezzül etmedikleri bir şey varmış gibi!
Yine de vazgeçemiyorum tekrar tekrar anlatmaya çalışmaktan.
***
Bir kere “Davutoğlu’nun Suriye politikası” değil, AK Parti iktidarının ve genel olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye politikası. Daha doğrusu, farklı dönemlerde uygulanan farklı Suriye politikaları.
Davutoğlu, 2003’ten 2009’a kadar Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı, 2009’den 2014’e kadar Dışişleri Bakanı idi. 2003-2011 yıllarında takip edilen Suriye politikası (Esed yönetimiyle yakınlaşma, işbirliği, stratejik ittifak) Davutoğlu’nun ‘önce sıfır sorun, sonra azami işbirliği, nihayet tam entegrasyon’ doktrinine dayanıyordu, evet; fakat bu politika bütün hükümete ve devlete mal olmuş bir politikaydı. Cumhurbaşkanı (Gül), Başbakan (Erdoğan), bakanlar, generaller, herkes bu politika çerçevesinde hareket etti. 2011’in son çeyreği itibarı ile takip edilen Suriye politikası (Esed’le yolları ayırma, rejim muhalifleriyle önce sembolik sonra yer yer fiili dayanışma) da aynı şekilde hükümetin ve devletin genel politikasıydı. Davutoğlu’nun dışişleri bakanı olarak bu politikayı tek başına yürüttüğü, cumhurbaşkanı ve başbakan da dahil olmak üzere devletin geri kalanının ise -af buyurun- aval aval baktığı sonucuna çıkan ‘Bütün suç Davutoğlu’nun’ tezviratı muhteşem bir saçmalıktır. Saçmalığın daha muhteşemi, Suriye’yi bu politikanın mahvettiğini ileri sürmektir.
AK Parti iktidarının, hükümetiyle ve devletiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin (yazının devamında kısaca Ankara diyelim) politikası başka türlü olsaydı Suriye bu hale gelmeyecek ve Türkiye muhacir akınına uğramayacaktı, yeni terör tehditlerine de maruz kalmayacaktı, öyle mi?
Öyle değil işte.
Şöyle:
Esed yönetimi ile fevkalade iyi ilişkiler kuran Ankara, bu ilişkilere ve bu ilişkilerin teminatı olan istikrara, Suriye ile entegrasyon / bütünleşme çerçevesinde hayati önem atfediyordu. Suriye’de halk ve devleti karşı karşıya getirecek ve Türkiye’yi ikisi arasında tercih yapmaya zorlayacak gelişmeleri Ankara’nın arzu etmesi -hele davet etmesi- söz konusu dahî olamazdı. Devrim hareketini tetikleyen Der’a olaylarını Ankara başlatmadı. Bu olaylara sebep olan işkenceleri Ankara yapmadı. Bu olayları çığırından çıkaran katliamı da Ankara yapmadı. Bu katliam üzerine Suriye sathında baş gösteren ayaklanmayı bastırmak adına Şam’da, Hama’da, Deyrizor’da yine katliam yaparak rejim muhaliflerini silahlı mücadeleye sevk eden de Ankara değildi. Suriyelilerin hürriyet ve adalet için ortaya koyduğu iradeden ve Esed rejiminin bu iradeyi kırmak için oluk oluk kan akıtmasından bahsediyoruz; Ankara’yla ne alâkası var?
Olayların başlamasından üç hafta sonra, barışçıl göstericilerin kurşun yağmuruna tutulduğu günlerde (6 Nisan 2011) Şam’a giden Davutoğlu, Esed’e itidal telkin etti ve ısrarla ‘Acilen demokratik reform’ dedi. Öte yandan rejim muhaliflerine de itidal telkin ediyor, ‘Aman şiddete meyletmeyin’ diyordu Davutoğlu. Muhalifler o günlerde zaten şiddete mütemayil değildi. Yayımladıkları bildirilerde, "Arap, Kürt, Keldani, Asuri, Süryani, Türkmen, Çerkez, Ermeni ve diğer etnik unsurlardan oluşan Suriye halkının Müslüman’ıyla Hıristiyan’ıyla ve Sünni’siyle Alevi’siyle barış içinde bir arada yaşayacağı çoğulcu parlamenter demokratik bir siyasal sistem” öngördüklerini ilan ederken, mücadelelerinin “barışçıl halk gösterileri” çerçevesinde kalacağını vurguluyor, ayrıca “yabancı askerî müdahalenin açıkça reddi ve ulusal birlik” vurgusunda da bulunuyorlardı. Ne yazık ki Esed rejimi, bu sağduyuyu boğarak muhalifleri şiddet yoluna sevk etmeyi murat edercesine (belki muradı gerçekten bu idi), göstericilere uyguladığı şiddetin dozunu gün be gün artırdı. Hama şehri rejim ordusu tarafından kuşatılıp bombardımana tutuldu. Ankara o noktada bile Esed rejimiyle ipleri koparmadı. 9 Ağustos 2011’de (Suriye’de olayların başlamasından beş ay sonra) bir kere daha Şam’a giden Davutoğlu, Hama kuşatmasının hemen kaldırılması ve çok adaylı erken cumhurbaşkanlığı seçimini de içeren sadra şifa bir demokratik reform paketi acilen hayata geçirilerek olayların kontrolden çıkmasının önlenmesi için Esed’e altı saat dil döktü. “Halkın sesine kulak verip Suriye’yi demokratikleştirmeye azmeden güçlü bir devlet başkanı olarak seçimi zaten siz kazanırsınız. İsterseniz seçim mitinglerinize ben de katılırım, başbakanımız Sayın Erdoğan da katılır, biz de sizin için oy isteriz” bile dedi.
Kronolojiye dikkat: Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), 29 Temmuz 2011’de kuruldu. Davutoğlu, 9 Ağustos 2011’de hâlâ barışçıl çözüm için Şam’da Esed’e dil döküyordu… Bu mudur Suriye’de iç savaşı kızıştırmak? Bu mudur Türkiye’yi bataklığa sürüklemek?
Davutoğlu ile Esed arasındaki o görüşmeden hemen sonra rejim ordusu Deyrizor ve Lazkiye’de de sivil halka bomba yağdırarak vahşetini ayyuka çıkardı. Bunun üzerine Ankara Esed’den ümidi kesti ve ipler koptu. Ankara artık resmen Esed’in karşısında, devrim hareketinin yanındaydı. Ne var ki bu ahlaki tavır, Esed’e somut zararı ve devrimcilere somut faydası olmayan, sahadaki gelişmeleri etkilemeyen sembolik bir tavırdı. Hele Özgür Suriye Ordusu’na yardım daha söz konusu bile değildi. Ankara’nın o dönemde somut yardımda bulunduğu yegâne Suriyeli unsur, Esed rejiminin zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınan muhacirlerdi. “Suriye’de iç savaşı kızıştırmak” ve “Türkiye’yi bataklığa sürüklemek”le kast edilen şey bu da olmasa gerek. Öyleyse ne?
ÖSO’yu Davutoğlu kurmadı, Ankara kurmadı. Ankara’nın arzusu, inisiyatifi, kontrolü dışında bir gelişmeydi bu. Ankara ÖSO’nun kurulmasını engelleyemezdi ve feshedilmesini sağlayamazdı. Savaşa Ankara’nın isteğiyle girmeyen bu silahlı devrimciler, savaştan Ankara’nın isteğiyle vazgeçecek de değildiler. 2012’nin ilk yarısında Hama ve Humus’ta rejim kuvvetleri ile şiddetli çatışmalara giren ÖSO’nun Ankara tarafından desteklenmesi veya kösteklenmesi de -o dönemde yol müsait olmadığı için- mümkün değildi.
2012’nin ikinci yarısından itibaren öne çıkan İslam Tugayı, Şam’ın Hürleri, Tevhid Tugayı gibi silahlı grupları da Ankara kurmadı. Kurmadığı gibi, bunların seyrüseferine uzun müddet ‘Fransız’ kaldı. O dönemde sahadaki devrimci grupların temsilcileriyle bire bir görüşen bir gazeteci olarak biliyorum ki Tevhid Tugayı 31 Temmuz 2012’de Halep’e girerken daha Ankara ile selamlaşmış bile değildi (Ankara bu grubun ismini muhtemelen daha yeni duyuyordu). Yine 2012’de -Halep, İdlib ve Rakka kırsalında fırtına gibi esen- Şam’ın Hürleri’nin Ankara ile irtibat kurma gayretlerinin sonuçsuz kaldığını da bizzat kendileriyle yaptığım görüşmelerden biliyorum. Aynı sene Şam’da rejimin kalbine düzenlediği saldırılarla ismini duyuran İslam Tugayı (sonra İslam Ordusu oldu) Ankara için zaten uzak bir gezegen gibiydi.
Ocak 2012’de ortaya çıkan Kaide kökenli Nusret (Nusra) Cehpesi’ni de Ankara kurmadı; savaşın hüküm sürdüğü her İslam ülkesinde boy gösteren Kaide’nin Suriye’de de boy göstermesi kaçınılmazdı ve bunun Ankara ile zerre kadar alâkası yoktu.
Suriye’de ortalık iyiden iyiye karışınca PKK da durumdan vazife çıkardı ve Temmuz 2012’de YPG kuruldu. Tabii ki Ankara’ya rağmen.
Esed yönetimine karşı yükselen muhalefette ve muhaliflere reva görülen amansız şiddette sorumluluğu olmayan Ankara’nın, bu ortamda doğup büyüyen silahlı örgütlerin doğmasında ve büyümesinde de sorumluluğu yok. Yok işte, yok!
(“IŞİD’in, İran’ın, Rusya’nın henüz sahneye çıkmadığı ve Esed’in ordusunun dağılma işaretleri verdiği o dönemde makul ve mutedil devrim ordularına doğru dürüst silah yardımı yapılsaydı, işler içinden çıkılmaz derecede karışmadan ve kan gövdeyi götürmeden devrim gerçekleşebilir ve işler yoluna girebilirdi” denirse anlarım, hem de çok iyi anlarım, çünkü ben aynen böyle düşünüyorum; fakat hem devrimcilerle dayanışmaya başından beri karşı çıkmayı hem de işlerin bu hale gelmesinden yakınmayı hiç anlamam.)
***
Dikkat buyurun, ısrarla 2011 ve 2012 diyorum; Suriye’de gerginliğe yol açan, gerginliği savaşa dönüştüren ve savaşı tırmandıran gelişmeleri hatırlatıyorum; bu gelişmelerin Ankara’dan bağımsız oluşuna dikkat çekiyorum.
O zamandan beri geçen seneler içinde ne olduysa (“IŞİD”in ortaya çıkışı, ABD’nin müdahalesi, PKK’nın mevzi kazanması, İran ve Rusya’nın var gücüyle Suriye’nin üstüne çökmesi, kimyasal saldırılar, kanın gövdeyi götürmesi, ülkenin enkaza dönmesi, yüzbinlerce Suriyelinin ölmesi ve üç milyondan fazlası Türkiye’ye olmak üzere 10 milyon Suriyelinin hicret etmesi, Türkiye’nin yeni terör tehditlerine maruz kalıp Suriye’ye fiilen müdahale etmek zorunda kalması ve bu çerçevede bazı silahlı devrim gruplarıyla safları sıklaştırması) o iki senede yaşanan gelişmelerin -tekrarda fayda var: Ankara’dan bağımsız gelişmelerin- kaçınılmaz devamı yahut sonucu olarak oldu.
Suriye’nin geldiği halin ve bunun Türkiye’ye tesirlerinin faturasını Davutoğlu’na yahut genel olarak AK Parti iktidarına çıkarabilmek için realitenin r’sinden dahî nasiplenmemiş olmak lazım.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.08.2025
10.12.2024
16.05.2022
7.03.2022
31.01.2022
20.01.2022
30.11.2021
25.11.2021
15.11.2021
25.10.2021