Halil BERKTAY
1 Mart 2016] Başlıktaki konuyu, 24TV’de 28 Şubat Pazar akşamki Serbestiyetprogramımızda Zeynep Türkoğlu ile de konuştuk. Orada söylediklerimi yer yer biraz açarak tekrarlamak istiyorum.
Birincisi, Can Dündar ve Erdem Gül’ün birer demokrasi kahramanına dönüştürülmesi, AK Parti iktidarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve yargının zincirleme hatâlarının sonucu. Yoksa Dündar ve Gül, saflaşmanın demokrasi safında değil koyu anti-demokrasi safında duruyor. Siyasî bakımdan, kendilerine kötü bir konum ve işlev seçmiş bulunuyorlar. Özellikle Can Dündar, Cumhuriyet gazetesini Gülen Cemaatinin yeni yayın organı haline getirmeyi üstlendi. Bunun bir parçası olarak, hayalî IŞİD komutanlarına hayalî röportajlarda güya Türkiye ile nasıl işbirliği yaptıklarında dair hayalî şeyler söyletmek dahil, başvurmadıkları dezenformasyon kalmadı. MİT TIR’larının yolunun iki defa kesilmesi ve IŞİD’e silâh götürdükleri gerekçesiyle aranmak istenmesi, esasen tümüyle MİT’e ve dolayısıyla hükümete karşı bir Cemaat komplosuydu (ayrıntıları için bkz Yıldıray Oğur’un bıkıp usanmadan hazırladığı son derlemedeki, özellikle ilgili asker-sivil görevliler hakkında hazırlanan iddianameden alıntılar; TIR’ların arkasında ne vardı 1-2, 29 Şubat ve 1 Mart 2016). Arazide uygulaması de Fethullahçılar tarafından yapıldı, etrafındaki yayınlar da gene Fethullahçılar tarafından sürdürüldü. Son defa Can Dündar tarafından tekrar ısıtılıp piyasaya sürülmesi, Suriye krizinin derinleşmesi ve dış kuşatmanın yoğunlaşmasına denk düştü. Cumhuriyet bu yayınıyla (Demirtaş’ın “Şii direnişi” adını verdiği) Rusya-İran-Esad-PKK-PYD blokunun maşası rolünü oynadı. Oynamaya da devam ediyor.
Ama ikincisi, bu ahlâki sorunun herhangi bir suç oluşturduğu çok şüpheli. Bir kere, “ifşaat”ta yeni bir şey yok. Daha önce, özgün komplo çerçevesinde Aydınlık ve Zamangibi mecralarda zaten yayınlanmış. Sosyal medya aracılığıyla alabildiğine yayılmış. Herkesin bildiği bir olayın, (çarpıtılmış da olsa) herkesin bildiği bir yorumu haline gelmiş. Yıldıray Oğur’dan naklen yukarıda işaret ettiğim gibi, aslî failleri de zaten yargılanıyor. Bu koşullarda, Cumhuriyet’in tekrardan öteye geçmeyen yayınının hele “askerî casusluk” iddiasına konu olması, başlı başına bir problem. İki gazetecinin hem “casusluk sanığı” durumuna düşürülmesi, hem de tutuklu yargılanmaları için doğru dürüst hiçbir neden yokken ve tutukluluk hallerinin devamı kamu vicdanını ciddî surette yararlarken, bütün tahliye taleplerine karşın üç ay boyunca “ön cezalandırma” veya “peşinen cezalandırma” diyebileceğimiz bu tutukluluğun ısrarla sürdürülmesi, problemi iyice büyütmüş, tepkileri adamakıllı arttırmış bulunuyordu.
Üçüncüsü, hepsinin arka planında, bir de suç duyurusunu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olması yatıyordu. Kanımca bu, kendi içinde önemli bir yanlıştı. Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir vatandaşı değildir. En yüksek makamında yer alan kişidir. Sıradan vatandaşların yapabileceği her şeyi yapamaz, her hakkı kullanamaz. Bazılarından, elindeki gücün büyüklüğü nedeniyle, bile bile kaçınması gerekir. Kendisine yönelik saldırı ve hakaretler hakkında tabii dâvâ açabilir (ama bu yola da çok sık çekilmemesi, siyasî açıdan daha yararlı olabilir). Öte yandan, son tahlilde siyasî nitelik taşıyan çeşitli konularda suç duyurusunda bulunarak kendini doğrudan doğruya ve bu ölçüde hukuk alanının içine sokması, cumhurbaşkanı olarak şahsını ve makamını yargı süreçlerine bu denli “müdahil” konuma sürmesi doğru değildi ve değildir. Nitekim Can Dündar - Erdem Gül dâvâsının Erdoğan’ın suç duyurusuyla başlaması, savcılığın bunun üzerine harekete geçmesi ve mahkemenin de tutukluluk halini bu kadar sürdürmesi, cumhurbaşkanlığını yargıya doğrudan karışıp talimat verdiği iddialarına gerekçe sunmak suretiyle iktidarın, AKP’nin ve Türkiye’nin kehine değil aleyhine sonuçlar doğurmuştur.
Dördüncüsü, bu çerçevede Anayasa Mahkemesi’nin son kararı da hem kısmen haklı hem kısmen haksızdır. Bilindiği gibi, yerel ceza mahkemeleri ve onların üzerinde Yargıtay, önlerine gelen dâvâlara mevcut kanunlar (diyelim, Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemeleri Hukuku) çerçevesinde bakar. Anayasa Mahkemesi ise, bu kanunlar açısından bakmaz;Anayasanın temel ilkeleri, öngördüğü hak ve özgürlükler açısından bakar. Bakmalıdır. Buna karşılık AYM’nin, örneğin parlamentonun çıkardığı yasalar üzerindeki denetimini sırf söz konusu ilkeler açısından mı yaptığı, yoksa başka ölçütler çerçevesinde yanlış-doğru tartışmalarına girerek şu veya bu ölçüde TBMM’nin yetki alanına tecavüz mü ettiği, geçmişte de hayli tartışılmış; en azından (Baykal dönemindeki) CHP’nin hemen her yasayı derhal Anayasa Mahkemesi’ne götürme çabası, yüksek yargıyı Meclis üzerinde vesayet icrasına dâvet şeklinde yorumlanmıştır.
Buradan “bireysel başvuru hakkı”na gelirsek, aynı özen burada da gösterilmek zorundadır. Her şeyden önce, Anayasa Mahkemesi Kanunu’nda bireysel başvuru hakkıkesinleşmiş yargı kararları için getirilmiş; AYM’nin bu tür (kesin) kararların anayasal ilkeler açısından denetimi hem usul (şeklî hukuk) hem esas (maddî hukuk) üzerinden yapabilmesi kabul edilmiştir. Görüşlerine başvurduğumuz hukukçuların belirttiğine göre, AYM’nin daha sonra yürüyen dâvâlar için de bireysel başvuru yolunu açması, içtihat yoluyla gerçekleşmiştir. Bu kadarı da doğru ve yararlı olabilir; ancak bu gibi hallerde, AYM’nin kendini sadece usul (şeklî hukuk) denetimi yapmakla sınırlamaya dikkat etmesi gerekli ve çok önemlidir. Bunun anlamı, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki usul işlemlerinde Anayasal hak ihlâli olup olmadığı tesbitiyle yetinilmesidir. Eğer Anayasa Mahkemesi yürüyen dâvâlara ilişkin bireysel başvurularda bu sınırların dışına çıkıp Ceza Hukuku ilişkili bir denetim uygulamaya kalkarsa, “doğal hâkim” ilkesini ihlâl etmiş; yerel mahkemenin görev alanına girerek yetki gaspı yapmış olur. Böyle bir denetim, henüz yargılanması tamamlanmamış (yani eksik) bir dosya içeriğine dayandığı için de hukukî bir değerlendirme olamaz; ancak sübjektif ve siyasî bir yaklaşımı ifade edebilir.
Kıssadan hisse, son Dündar - Gül kararıyla Anayasa Mahkemesi, böyle bir hatâya düşmüş; yürüyen dâvâlara ilişkin denetimini de kesin karar varmış gibi yapmaya başlamıştır. İşin tahliye boyutunda, sanıkların tutukluluk hallerinin devamının Ceza Muhakeme Hukuku’nun “tutuksuz yargılama” ilkesinin ihlâl ettiğiyle ilgili saptama, hukuk uzmanlarınca doğru ve isabetli kabul edilmektedir. Buna karşılık AYM’nin kararını “basın özgürlüğü” ve “ifade özgürlüğü” alanlarına taşırması ve bu gerekçelere dayandırmak istemesi, maddî hukuk (veya esas) açısından denetim kategorisine girmekte; yerel ve üst düzey ceza mahkemelerinin kanunlar açısından yargılama işine karışıp onları AYM’ye bağımlı kılabilecek sonuçlara kadar uzanmaktadır. Açıkçası, yerel mahkemeye (mealen) “sizin iddianameniz, suç isnadınız hatâlı” gibi bir şey denmiş olmaktadır. Olabilir de, olmayabilir de -- ama bunu diyecek merci AYM değildir. Dolayısıyla AYM, hukukî olmaktan çok siyasî bir yaklaşım sergilemiş, hukuk alanından siyaset alanına taşmıştır denebilir.
Beşincisi, bunun zıddı bir hatâyı bu sefer Cumhurbaşkanı Erdoğan’da görüyoruz. Bütün haber ajansları ve web sitelerini control ettim; Erdoğan’ın AYM kararının ertesi günü kendisine yöneltilen bir soruya cevabına şöyle başladığı anlaşılıyor: “Ben Anayasa Mahkemesinin verdiği karar sadece sessiz kalırım, o kadar.” İyi, güzel; bu kadarında bir şey yok; olması gereken de bu zaten. Ama hayır, ilk cümlesinde verdiği söze uymuyor, sessiz kalamayıp devam ediyor: “Ama onu [kararı] kabul etmek durumunda değilim, bunu da çok açık söyleyeyim ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum….” İşte işler bu noktada karışıp içinden çıkılmaz hale geliyor.
Kritik yerleri ben siyah yaptım. Şimdi, bu sözler ne anlama geliyor? Ne demek, AYM kararına karşı “kabul etmiyorum… uymuyorum… saygı duymuyorum” ifadelerini sarfetmek? Sayın Erdoğan “sessiz kalıyorum”una “katılmıyorum, yanlış buluyorum” sözcüklerini de eklese, onu da anlayacağım. Ama diğerlerini sıraladığında ve hele “uymuyorum” dediğinde, anlamakta zorlanıyorum gerçekten. Bir kere, AYM yanlış karar bile verse, Türkiye’de herkes bu kararlara uymak ile yükümlü. Üstelik ikincisi, burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyup uymayacağı bir şey de yok ki. Uyup uymayacak olan bidayet mahkemesi, yerel mahkeme. O da zaten uymuş ve iki sanığı tahliye etmiş. Cumhurbaşkanının buna müdahale etmesi de mümkün değil; söz konusu bile olamaz. O zaman “kabul etmiyorum” ve “uymuyorum” pratikte ne anlama geliyor?
Politikada hem uzun vâde, hem orta ve kısa vâdeler söz konusu. Yani hem vizyon, hem taktik kavgalar. Ya da, askerî terminolojiyle söyleyecek olursak, hem “harb”in bütünü, hem de tek tek bir takım “muharebe”ler. Önemli olan “harb”i kazanmak; yoksa illâ tek tek her “muharebe”den galip çıkmak değil. Zaten tarihte de pek yok, öyle her “muharebe”den mutlaka galip çıkan kumandan.Bazen, taktik yenilgi mi; taktik yenilgi. Böyle durumlarda, mağlubiyeti de olgunlukla karşılamak ve üzerinde çok inatlaşmamak, en doğrusu. Aksi, örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaman zaman öfkesine yenik düşmesi, geri tepiyor, puan kaybettiriyor.
Dahası, 1128’ler bildirisine tepkilerde de olduğu gibi, siyasi mücadele ve eleştiriden hukuk alanına taşmayı; hedef daraltacağına genişletmeyi; durup dururken yeni ve gereksiz bir cephe açmayı beraberinde getiriyor.
(Son not. Bunları yazdım da aklıma takıldı ister istemez. Şimdi ben ne yapmış oldum acaba? Olumlu ve yapıcı eleştiri mi? Reise karşı hocacılık mı? Düşmanca saldırı mı? Trollük mü? İhanet mi? Demokrasi koalisyonunun dışında mıyım, içinde mi? Kimbilir.)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları



























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024