Oya BAYDAR
İtiraf edelim: Bölgede ve ülkede, gözlerimizin önünde kanlı bir trajedi sahnelenirken, ürkünç olayı görmemek için elleriyle gözlerini kapatan çocuklar kadar korku dolu ve çaresiziz. En azından ben kendimi böyle hissediyorum. Yakın veya uzak çevremde kendini benim gibi hissedenlerin varlığını biliyorum. Öyle üç beş arkadaştan, yoldaştan ibaret olmayan, her kesimden, her siyasal-ideolojik çevreden yüzbinlerce, milyonlarca insan şu günlerde aynı tedirginliği, aynı kaygıları, aynı korkuları taşıyor ve aynı çaresizliği paylaşıyor. Her geçen gün biraz daha gerilen, lîme lîme dağılan ve şahrem şahrem yarılan ülkemizde fay hatları derinleşirken toplumsal depremlerin şiddeti artıyor.
Yanılıyor muyum, abartıyor muyum? Keşke kötümserliğe kapılıp yanılmış olsam, keşke üç beş münferit olayı abartıyor olsam, keşke mucizeler gerçekleşse de sulha sükûna kovuşsak... Ama bakın, dört bir yandan öfke patlıyor. İnsan hayatının hiçbir anlamı kalmamış; aile husumeti, kan davası adına, kadınlara çocuklara ateş açılıyor, yedi yaşındaki yaralı çocuğun ölmediği fark edilince yeniden kurşun yağdırılıp öldürülüyor. Masum eylemlerin, demokratik protestoların bedeli ölüm olabiliyor ve ölümle, kanla, şiddetle provoke edilenlerin tepkisi topluma yine şiddet, nefret, çatışma olarak dönüyor. Meydanlar ayakta, insanlar ayakta; ne futbol sahaları, ne okullar, ne ibadethaneler kavgadan, çatışmadan muaf. Mezhep kavgası tehlikesi, etnik çatışmanın kıvılcımları, boylu boyunca içine sürüklendiğimiz Suriye batağı, en önemlisi de giderek derinleşen toplumsal yarılma ve cepheleşme ortamında, insanlar giderek çaresizleşiyor. Ve çaresizlik tepkiye, tepki öfkeye, öfke şiddete, çatışmaya dönüşüyor.
Provokatör mü arıyorsunuz?
Ülkeye hakim olan gergin havayı, sert çatışma ortamını komplo teorileriyle, provokasyonlarla, muhalefetin manipülasyonlarıyla açıklamak iktidar çevrelerini rahatlatsa da aslında cebine öksürmekten veya kafayı kuma gömmekten başka bir şey değil. Son Beşiktaş-Galatasaray maçındaki olayları provokatörlere bağlamak da aynı yüzeysel devekuşu mantığının bir başka yansıması. Hatay’da, Mersin’de, Ankara’da, İzmir’de, başka onlarca kentte, bölgede zaman zaman alevlenerek sürüp giden protesto eylemlerini sadece provokatörlerin işi olarak görmek, provokasyonu da muhalefete yüklemek ülkeye hakim olan zehirli ve tehlikeli havayı yeterince açıklamıyor.
Evet; provokasyon ve provokatörler vardır kuşkusuz. Böyle dönemlerde ve ortamlarda her zaman olur, her zaman çeşitli amaçları gerçekleştirmek için hazır bekler, gerginlik ortamından yararlanırlar. Evet; kendine sol adı veren BAAS özlemcisi odakların AKP iktidarını antidemokratik yollarla düşürme gayretlerini de görmezden gelemeyiz. Ama bazen, provokasyon amacı bile gütmeden, bilinçsizce söylenen bir söz, bir tehdit, bir tavır (örneğin Başbakan Erdoğan’ın Gezi olayları sırasındaki ve sonrasındaki ayrıştırıcı, kışkırtıcı, bölücü üslubu), atılan bir slogan, kin ve nefret körükleyici bir söylem, bazen tek bir taş, ya da patlayan bir silah, nice insanın yaşamına, ülkenin huzuruna, barışa, uzlaşma çabalarına kast eden bir provokasyona dönüşebilir. Bütün mesele bilinçli veya bilinçsiz provokasyonun kitleleri tahrik ortamını bulabilmesidir. Uygun bir kovuk yoksa bombayı yerleştiremezsiniz.
Kimisi tarihten gelen, kimisi yaşadığımız muazzam değişim, dönüşüm sürecinde ortaya çıkan, iç ve dış koşulların hassas dengeler, derin çatlaklar, çatışmaya elverişli ortamlar yarattığı Türkiye’de bomba yerleştirilebilecek bol kovuk var. Ve bu kovuklar sadece derinlerden emir alan provokatörler tarafından değil, iktidarıyla muhalefetiyle siyaset sahnesinde boy gösterenler tarafından da sorumsuzca dolduruluyor. Oysa toplumu huzursuzlaştıran, istikrarsızlaştıran, ortamı boğucu kılan, insanlarda bezginlik, umutsuzluk, çaresizlik yaratan müdahalelere, çatışmalara, provokasyonlara engel olmak iktidarıyla muhalefetiyle siyasal güçlerin görevi. Ama onlar bu görevi yerine getireceklerine toplumu daha da gererek, gerginlikten oy ve iktidar devşirmeye çalışıyorlar.
Önce yumuşama, normalleşme, barış ve sükûnet gerek
Her şeyden önce, çeşitli toplumsal gruplar arasında giderek çatışmaya varan gerginliklerin yumuşamasına, barışa, normalleşmeye, sonra da helalleşmeye ihtiyacımız var. Tehlikenin farkında olan bütün sağduyulu insanlar aynı şeyi söylüyor, aynı şeyi yazıyorlar: Sağıyla soluyla, Türküyle Kürdüyle, Müslümanı, Hıristiyanı laikiyle, Sünnisi Alevisiyle, emek kesimiyle sermayesiyle; öncelikle cinnete varan bu çatışma ve gerginlik ortamından çıkıp, gündelik yaşamın da siyasetin de normal seyrinde akacağı bir ortama ihtiyacımız var. Bu ortamın tesisinin şifreleri ise hiç de karışık, karmaşık değil: Demokratik hak ve özgürlüklerin herkese eşit yurttaşlık temelinde sağlanması; çoğunlukçu, buyrukçu, otoriter yönetim yerine katılımcı, çoğulcu siyaset anlayışının yerleşmesi... Somutlayacak olursak; bir türlü becerilemeyen, uzlaşılamayan sivil anayasanın; din, mezhep, etnik köken ve ideoloji körü bir bakışla ve demokratik bir ruhla hazırlanıp yürürlüğe girmesi. Daha da somutlarsak, yurttaşlığın Türklük temelinde değil Türkiyelilik temelinde tanımı, Türkçe resmî dil olarak korunurken herkese anadilinde eğitim hakkı, inanç eşitliği ve özgürlüğü; değiştirilmesi için anayasaya bile ihtiyaç olmayan Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması, bunun sonucu olarak KCK ve bütün diğer davalarda yıllarca hapishanelerde yatan ya da mahkûm edilen binlerce insanımızın özgürlüklerine kavuşmaları ve haklarının iadesi, 12 Eylül rejiminin partiler yasası, seçim yasası (özellikle baraj), vb. gibi faşizan yasalarının değiştirilmesi. Alevi yurttaşlarımızın mutlak inanç özgürlüklerini sağlayıcı yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılması...
Hayalci değilim; bunlar yapılırsa gerginlikler, çatışmalar, bizleri birbirimizden ayıran, hatta düşmanlaştıran derin siyasal-ideolojik çatlak bir anda yok olur demiyorum. Her kesimden marjinal grupçukların, çatışma kültürüyle yoğurulmuş odakların, mağduriyetten intikamcılık cıkaranların, antidemokratik yollarla iktidar olma heveslilerinin, savaştan nemalananların, iktidarın besleme kullarının ve muhalefetin “askerlerinin” ortamı provoke etmek için ellerinden ne gelirse yapacaklarını biliyorum. Ama normalleşmeye, barışa, helalleşmeye doğru atılacak her minik adımın (bazen bir sözün, beklentilere cevap veren ufacık bir değişikliğin bile) toplumda büyük değişimler yaratacağını da biliyorum.
Muhalefet iktidardan geri olursa
Peki neden bir türlü atılmaz bu adımlar?
Kendini Müslüman demokrat olarak tanımlayan iktidar partisinin sınıfsal- ideolojik yapısı, dünyaya bakışı, vizyonu, Sünnî Türk damarı, mutlak iktidar tutkusu, attığı ve atmaya niyetlendiği adımları kısıtlıyor; amenna. Tehlikeli kutuplaşmanın, biz-onlar söyleminde ifadesini bulan ötekileştirici, tahrikçi siyasetin başlıca sorumlusu Başbakan’ın bizzat kendisi ve partisi; amenna... Peki muhalefet, iktidarı çözüm getirmeye, demokratik adımlar atmaya, ortamı yumuşatmaya zorlayamaz mı? Bizde ne oluyor? Anayasal düzenlemelerin ve demokratik adımların atılmasını kendi varlık nedeni ve hedefleri açısından da zorunlu gören BDP’yi bir yana bırakırsak, barış umutlarının yeşerdiği, uzlaşma kültürünün filizlendiği, biraz daha huzurlu, biraz daha sakin bir Türkiye için olmazsa olmaz niteliğindeki yasal düzenlemelere, barış sürecine, 12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesine şiddetle karşı çıkanlar kimler? Erdoğan’ın cepheleştirici, tahrikçi, kof hamasete, kibirli böbürlenmeye dayalı siyasî söylemine aynı şekilde - hem de beceriksizce- mukabeleye çalışanlar kimler? Ana muhalefet partisi CHP ve MHP değil mi?
Zaten bu adımları içine sindirmeden, pragmatizm ve oy hesabıyla kerhen atan, bir adım ileri iki adım geri giden AKP iktidarı, kendisinden daha geri bir muhalefet karşısında neden daha ileri adımlar atsın; paketli Erdoğan demokrasisinin paketi neden daha dolu olsun ki! Ulusalcı kanadın ipoteği altındaki CHP’nin ve çeşitli meşrepten ulusalcıların, ürkek ve niyetsiz demokratik adımlara bile taş koymakta yarıştıkları bir siyasî ortamda, “AKP demokrasisi”nden daha ileri nasıl gidilebilir?
Ben ve benim gibilerin şu günlerde artan karamsarlığımızın, içimizi kemiren çaresizliğin asıl nedeni bu alternatifsizlik işte. Bu ülkede gidişattan ciddi endişe duyan, iktidarın attığı adımları hem ülke hem de kendi yaşamı ve özgürlüğü için tehdit olarak algılayan, demokrasinin sadece oy yüzdesiyle ölçülemeyeceğini bilen, Müslümanı, Hıristiyanı, laikiyle; Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisiyle eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamak isteyen milyonlarca insan bu gidişe dur diyebilecek bir siyasal gücün, demokratik bir muhalefetin eksikliğini duyuyor. AKP’nin köpeksiz köyde değneksiz dolaşabilmesinin nedeni de bu boşluk değil mi zaten?
Bu ülkeye, yepyeni bir siyasal alternatif gerek. Eskinin prangalarından, ezberlerinden, kısıtlamalarından kurtulmuş; başka bir dünyanın, başka bir yaşamın mümkün olduğunu bilerek, o dünyayı, o yaşamı büyük ütopyamızın değerleriyle örmeye bugünden başlayan, 21. yüzyılın dünyasını kavrayan, dar milliyetçiliğin, insanı doğayı feda eden kalkınmacılığın ve her çeşit bağnazlığın çemberlerini aşmış; insanı, doğayı, paylaşımı, barışı, diyaloğu, dayanışmayı merkeze alan, iktidar köleliğinin prangasını kırıp devrimde devrim yaratabilen bir alternatif.
Mümkün mü? Belki benim ömrüm yetmez görmeye ama madem ki soru bir kez soruldu, cevabı da verilecek demektir. İş ki biz, bugünden cevabı aramaya başlayalım, iş ki sözde değil özde demokratik, laik ama herkesin inancına, yaşamına saygılı, dünyalı, barışçı bir iktidar alternatifi hayal edebilelim. Ve asıl; aynı yöne doğru bakanlar, aynı ütopyanın parçası olanlar, aralarına sokulan kamaların yaralarını iyileştirip, çatışma kültürünün tortularından arınıp 21. yüzyılın yeni Türkiyesi için birlikte adım atmaya cesaret edebilelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları


























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024