Vahap COŞKUN
Türkiye’de seçim barajı sorunu, 1983 tarihli Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33. maddesinden kaynaklanır. Adı geçen maddeye göre “Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde, geçerli oyların % 10’unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar.”
12 Eylül rejiminin yüksek bir baraj koymasındaki asıl gaye, mütedeyyin-dindar kimlikli partilerin Meclis’te temsilini engellemekti. Fakat baraj, bunu kısa bir süre için (1983-1991) başarabildi. Önce Refah Partisi, arkasından Fazilet Partisi ve nihayetinde AKP barajları aştılar, iktidar oldular. Kanunla önü kesilmek istenen bir hareket zaman içinde ülkenin en büyük siyasi gücüne dönüştü ve baraj bu hareket önünde bir engel olmaktan çıktı.
Günümüzde ise barajın hedefinde Kürt kimliği ağır basan siyasi partiler -yani HDP- var. Baraj, HDP’nin Meclis’teki temsiliyetini zayıflatıyor, gücünü kırıyor ve Meclis’te hak ettiği ölçüde yer almasının önünde bariyer işlevi görüyor.
‘Yönetimde istikrar’
Yüzde 10’luk baraj, istikrara atıf yapılarak savunuluyor. “İstikrar” denilirken de “tek parti hükümeti” kastediliyor. Yani istikrar için tek parti hükümetinin bir zorunluluk olduğu düşünülüyor. Oysa bu görüş iki açıdan eleştiriye açık: Bir kere, tek parti hükümetlerinin her daim istikrarlı bir yönetim sergileyecekleri, buna mukabil koalisyon hükümetlerinin yönetimlerinin sürekli karışıklara sebebiyet verecekleri söylenemez. Siyasal kültüre ve karşılaşılan sorunlara bağlı olarak farklı ihtimaller söz konusu olabilir. Kutuplaştırıcı siyaset izleyen kuvvetli bir tek parti hükümeti istikrarsızlığa yol açabilirken, farklı eğilimleri temsil eden bir koalisyon hükümeti ülkedeki siyasi iklimi ılımanlaştırıp istikrara katkı sağlayabilir. Bu bağlamda istikrarı, tek parti hükümeti ile eş anlamda kullanmak yanlıştır.
İkincisi, istikrarın tek parti hükümetine tekabül edeceği kabul edilse bile, barajı ile tek parti hükümeti arasında mutlak bir bağlantı kurulamaz. Baraj var diye her seçimden tek parti hükümeti çıkmaz. Mesela % 10’luk barajın varlığına rağmen 1991-2002 arasında yapılan seçimlerde (1991, 1995, 1999) hiçbir parti tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa erişemedi. Keza barajın olmaması veya makul bir seviyeye çekilmesi de tek parti hükümetlerini imkânsız kılmaz. Nitekim bugün yapılan kamuoyu yoklamaları, baraj ne olursa olsun AKP’nin tek başına hükümet kuracak bir oya sahip olduğuna işaret ediyor. Dolayısıyla hükümetlerin oluşumu sadece baraja bağlı değildir, buna tesir eden çok sayıda faktör (iktidarın performansı, muhalefetin ikna kabiliyeti, ülkedeki siyasi bölünmüşlük, ekonomik durum, vb.) vardır.
‘Temsilde adalet’
1982 Anayasasının 67. maddesi, seçim kanunlarının yönetimde istikrar ve temsilde adaleti bağdaştıracak tarzda düzenlenmesi gerektiğini bildirir. Ne var ki, Anayasayı göstererek istikrara çok büyük değer biçenler, genellikle adaleti es geçerler. Bu iki ilkeyi/değeri bağdaştırabilecek bir seçim sisteminin olup olmadığı tartışılabilir. Bazı araştırmacılar hem adaleti hem de istikrarı ideal bir şekilde birlikte sunan bir seçim sisteminin olmadığını belirtirler. Ama mer’i anayasada her iki ilke de hüküm altına alınmış ise, bu takdirde istikrar kadar adalet de gözetilmeli.
Seçim barajının, halk iradesinin adil olarak parlamentoya yansımasını önlediği açık olsa gerektir. Baraj, iki yönlü adaletsizlik üretiyor. Bir taraftan, halkın önemli bir kısmının temsil hakkı elinden alınıyor. 1983’ten beri her seçimde önemli miktarda oy, baraj nedeniyle, bir temsil değeri taşımıyor. Buna ilişkin en dikkat çekici sonuç 2002’ye aittir. 2002’de sadece iki % 10 barajını aşmıştı. AKP % 34.3, CHP ise % 19.4 oy almıştı. Meclise giren iki partinin toplam oyu % 53.7 idi, oyların % 46.3’ü ise temsil edilme hakkından yoksun kalmıştı.
Diğer taraftan, barajı geçen partiler gerçekte sahip olduklarından çok daha büyük bir temsil olanağına erişiyorlar. 2002 verileri bu açıdan da çok öğretici. Zira bu seçimde AKP % 34.3 oyuna karşılık Meclis’te % 66.9’luk güce sahip oldu. Aynı durum CHP için de geçerliydi. Baraj sayesinde parlamentoya giren partiler, aslında hak ettiklerinden çok daha fazla milletvekili ve siyasi güç kazanıyorlar. Böylelikle baraj ülke çapında bir temsil sorunu yaratıyor.
Hukuk ve baraj
Baraj mevzuu hem 1961 Anayasası, hem de 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi. 1961 Anayasası döneminde AYM, nispi temsil siteminin dışında bir sistemin uygulanmasının Anayasaya aykırı olduğuna karar vermişti.(E:1968/15, K: 1968/13) 1982 Anayasası döneminde ise AYM, bu içtihadını değiştirdi ve kanun koyucunun istediği seçim sistemini benimseyebileceğine hükmetti. Buna göre Anayasanın 87. Maddesinde belirtilen esaslardan (serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm, yargı yönetim ve denetimi) ayrılmamak şartıyla yasama organı, istediği seçim sistemini seçmekte serbestti. (E: 1984/2, K: 1984/2; E: 1986/17, K: 1987/11)
1995 yılına kadar Türkiye’de seçimlerde iki baraj vardı: % 10’luk ülke barajı ile “belli bir seçim çevresinde belirli bir miktarda oy alamamış partilerin milletvekili çıkaramaması” anlamına gelen seçim çevresi barajı birlikte uygulanıyordu. AYM, 1995’te verdiği bir kararda (E: 1995/54, K: 1995/59) seçim çevresi barajını kaldırdı. AYM’ne göre, Anayasa “yönetimde istikrar”ı amaçlıyordu ve bunun için de ülke barajı yeterliydi. Ayrıca bir seçim çevresi barajının öngörülmüş olması ise temsilde adaleti zedelerdi, bu nedenle bu barajın kaldırılması gerekliydi.
AİHM ve baraj
Seçim barajı, AİHM’nin de önüne gitti. 2002’de Şırnak’ta oyların % 45.95’ini alan DEHAP ülke barajını aşmadığı için milletvekili çıkaramadı. Bunun üzerine DEHAP adayları Mehmet Yumak ve Resul Sadak, “% 10’luk seçim barajının seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiğini” belirterek AİHM’ne başvurdular. Başvuru dilekçesinde, % 10’luk barajın demokratik yönetim ve parlamenter rejim açısından büyük bir sorun teşkil ettiğinin altı çiziliyordu.
Davayı gören AİHM, seçim barajının yüksekliğini kayda geçirdi ama 2’ye karşı 5 oyla barajın AİHS’ne aykırı olmadığına hükmetti. Mahkemenin kararında öne çıkan iki nokta vardı: Birincisi, seçim barajının amacı siyasi istikrarsızlığı önlemekti. Mahkeme bu amacı kabul edilebilir buluyordu. İkincisi, barajın seçimlerden önce var olmasıydı. Mahkemeye göre “Adaylar, partilerinin barajı geçmemesi halinde seçilemeyeceklerini önceden görebilmişlerdi.”
AİHM’nin her iki dayanağı da sağlam değildi. İlkine -baraj ve istikrar arasında kurulan bağlantıya- dair itirazlarımı yukarıda söylemiştim. İkincisine –barajın önceden bilenebilir olmasına- ilişkin ise şunlar söylenebilir: Her şeyden önce, bir partinin programı ve çatısı altında siyaset yapmak isteyen adayların başka türlü davranma şansları yoktu. Ayrıca temel bir hakkın kullanılmasını sınırlandıran veya ortadan kaldıran bir yasal düzenlemenin varlığı ve bunun bireylerin bilgisi dâhilinde olması, bu düzenlemeden kaynaklanan mağduriyetleri normal ve meşru hale getirmezdi. Fakat AİHM, bu gerekçelere dayanarak kendine yapılan başvuruyu reddetti ve bu konuda düzenleme yapma hakkının Türk makamlarına ait olduğuna karar verdi.
Bireysel başvuru ve baraj
Seçim barajı, son dönemde, AYM Başkanı’nın yaptığı bir açıklama ile tekrar gündeme oturdu. AYM Başkanı Kılıç, seçim barajı hakkında BBP, DSP ve Saadet Partisi tarafından yapılan hak ihlaline ilişkin bir başvurunun, konunun önemine binaen bireysel başvuruları inceleyen “”Bölümler yerine Genel Kurul’da ele alınacağını, raportörlerin mühim tespitler içeren çalışmalarını tamamladığını ve kararın 2-3 hafta içerinde açıklanacağını ifade ediyordu.
Açıklamanın kamuoyuna AYM’nin seçim barajını iptal edeceği ve bu kararın 2015 genel seçimlerine tatbik edileceği intibaını oluşturacak şekilde sunulması tartışmalara sebebiyet verdi. Cevaplandırılması gereken iki soru var burada:
1) AYM, bireysel başvuru yoluyla bir kanunun Anayasaya uygunluğunu denetleyip iptal edebilir mi?
Bireysel başvuru, 2010’da yapılan Anayasa referandumunda kabul edildi ve iki yıl sonra uygulanmaya başlandı. Böylece bireyler Anayasada korunan ve AİHS’nde yer alan temel haklardan biri kamu gücü tarafından ihlal edildiğinde, olağan kanun yollarını tükettikten sonra, AYM’ne başvurma hakkını kazandı. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 45/3 maddesine göre, yasama işlemleri hakkında bireysel başvuru yapamaz. Yani bu yol, bir kanun hakkında doğrudan AYM’ne başvurabilmeyi kapsamaz.
Peki diyelim ki, AYM’ne bir başvuru yapıldı ve hak ihlalinin kanundan kaynaklandığı görüldü. Acaba bu durumda AYM ne yapabilir? Hak ihlaline sebebiyet verdiğini düşündüğü kanun maddesini iptale etmek için görüşebilir mi?
Aslında AYM’nin Kuruluş Kanun tasarısının ilk şeklinde bu olanak Mahkeme’ye tanınmıştı. Buna göre bireysel başvuruya bakan Bölümler, başvuru sırasında temel bir hak ihlalinin kanundan veya kanun hükmünde kararnameden kaynaklandığı kanaatine vardıklarında, bu kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin iptali için Genel Kurul’a başvurabilirlerdi. Ancak tasarının TBMM’de görüşülmesi esnasında bunun yeni bir iptal davası yolu açtığı, AYM’ni hem savcı hem de hakim yaptığı, Bölümler’de görev yapan üyelerin Genel Kurul’a da katılacakları belirtilmiş ve bu bölüm tasarıdan çıkarılmıştır.
“Sonuç olarak, elimizde, kanunlar aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağını açıkça düzenleyen 45. maddenin 3. fıkrası olduğu gibi, bireysel başvuruyu inceleyen Bölümlere, Genel Kurula kanunun iptali için itirazda bulunma imkanı tanıyan maddeyi kanun tasarısından çıkaran yasama organının iradesi ve tercihi de bulunmaktadır. Artık bu durum karşısında, Anayasa Mahkemesinin bir bireysel başvuru üzerine kanunu iptal edebileceğini söylemek mümkün değildir.” (Cem Duran Uzun; Yargı-Siyaset Geriliminde Yeni Bir Boyut: Seçim barajı ve Bireysel Başvuru Yolu, http://setav.org/tr/yargi-siyaset-geriliminde-yeni-bir-boyut-secim-baraji-ve-bireysel-basvuru-yolu/perspektif/17946)
Bu açık durum karşısında AYM’nin yapması gereken bellidir: AYM, % 10’luk ülke barajı öngören kanun maddesinde bir hak ihlali olduğunu görürse sadece bunu tespit etmekle yetinmeli, başkaca herhangi bir girişimde bulunmamalıdır.
İptal kararı uygulanabilir mi?
2) Velev ki AYM, kuruluş kanunundaki kesin hükme ve açık parlamento iradesine rağmen farklı bir yorum geliştirir ve barajı düzenleyen maddeyi iptal ederse ne olur? 2015’te seçimleri, ülke barajı olmadan mı yapılır?
AYM böyle bir karar verse dahi, iki sebepten ötürü, önümüzdeki genel seçimler barajsız yapılamaz. Biri, Anayasanın 67. Maddesidir. Zira bu maddenin son fıkrası, seçim kanunlarında yapılacak olan değişikliklerin bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacağını bildirir.
Diğeri Anayasanın 153. maddesidir. 153/2’ye göre, AYM bir kanunu veya kanun hükmünde kararnameyi iptal ettiğinde, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak şekilde hüküm tesis edemez. Yani AYM’nin % 10 barajını iptali, 153/2’deki açık yasak nedeniyle, yeni bir seçim sistemi üreteceği ve seçimlerin de bu yeni sisteme göre yapılacağı anlamına gelmez. İptal kararı verse bile AYM bunu hemen yürürlüğe sokmaz, büyük bir ihtimalle, kararın yürürlüğünü Anayasanın 153/3 maddesine göre bir yıl erteler.
Çözümün adresi siyaset
AYM’nin kanunu iptal yoluna gideceğini tahmin etmiyorum. Hukuken bu denli sorunlu bir yorum geliştireceğini sanmıyorum. Evet, ortada demokratik sistemin özüne dair çok önemli bir problem var ama bunu AYM gidermez. Çözüm, siyasettedir. % 10 büyük bir ayıptır ve bu ayıbı ortadan kaldırması gereken de parlamentodur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025