Yavuz BAYDAR
Seçkinleriyle, sıradan yurttaşıyla toplumdaki “razı olma” aşaması öylesine kemikleşmiş durumda ki, hiçbir şey kanıksanmıyor artık. İnsanlık adına utanç her biri utanç ve kitlesel sivil itiraz vesilesi olması gereken “resmi” kararlar, adımlar, olaylar hızlandırılmış film şeridi gibi akıp gidiyor gözler önünde her gün. Akıldışılık ve zulüm düzenin asli “norm”u.
Osman Kavala’nın tutukluluğu bir kez bir daha uzatıldı.
18 Ekim 2017’de gözaltına alınmıştı, tam 1157 gündür, üç yıl iki aydır demir parmaklıklar ardında. Bir yok uğruna. Dünya hukuk tarihine deli saçması başlığıyla geçecek (esasen yok hükmündeki) iddianame bahanesiyle, devletin adım adım kurmakta olduğu düzenin kendisine simge (ve korku saçmak için ibretlik) kurban olarak seçtiği bir aydın Kavala.
Gezi davasında beraat etmişti. Sonra tahliye edildi edilecek derken tekrar tutuklandı. AİHM tutukluluğun hak ihlali olduğuna hükmetti. AİHM’in bağlı olduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi absürtlüğün ve aciliyetin altını çizmek için ay başında “tahliye edin” çağrısı yaptı.
Bana mısın demediler. Faşizmin şark kurnazlığıyla buluşma noktası haline getirip lime lime ettikleri yargıda madrabazlığa devam edip, hakkında “Anayasal düzeni değiştirme” ve “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçlamasıyla dava açılmıştı ya, oradan tutuklu kalmasını sağladılar.
Dediğim gibi, kötülük öyle güçlü bir “norm” ki aldıran yok.
Üstelik, 12 Eylül darbesi ile sisteme yerleştirilen kötülük makinesinin insan hayatını bu coğrafyada nasıl kemirdiği, umutları nasıl çürüttüğü bilindiği halde, kadercilik COVID-19 kadar derin bir salgın.
Sözü dün sosyal medyada isyan eden Dr Yektan Türkyılmaz’ın tweetlerine bırakayım:
“Rejimin ortakları #Kavala'ya eziyette mutabık kalmışlar. Şaşırmıyor kimse! Osman bey 10 binlerce farklı fikir ve çevrelerden alakalı-alakasız insanla aynı rehinelik "kaderine" maruz bırakılıyor.”
Mesele ne #Demirtaş ne Kavala, ne #Altan, ne #Kışanak (vb) meselesi. Yani Kavala'yı özgür görseydik bugün bu sadece iktidar bileşenlerinin bir manevrası olacaktı. Onu yapacak esneklileri bile kalmamış, onu görüyoruz. Esastan bir değişim ise kimse beklemesin zaten.”
“Kısacası işbaşındakiler mecbur bırakılmadan, çaresiz kalmadan ve hatta belki de bunlar yıkılmadan rehineler özgürleşmeyecek! Saati, beklentiyi, mücadeleyi ona ayarlamak yerinde olur.”
Duruşmanın sabahını Türkiye’den her gün rutin olarak gündemi konuştuğum arkadaşlara, uzmanlara dert anlatmakla geçirdim. Hepsi tahliye bekliyordu, elbette umut ışığı arıyorlardı, karanlıkta bir kıvılcım bile tebessüm etmek için haklı bir vesile olabilirdi.
Sürecin akışına ve onu yönetenlerin mantığına iyice bakmalarını önerdim.
Erdoğan, mevcut koşullar altında - bırakın her biri akıl sefaleti ürünü olan iddianameleri ve davaları düşürmeyi - onların serbest kalmasını gündeme uygun bulmamakta. Ne AİHM ne Avrupa Konseyi, ne de AB umrunda. Umarım yanılıyorumdur dedim ve tahminimin tutmasından ötürü de üzgünüm.
Bir şeylerin düzelmeye başlaması için herşeyin çok, çok daha kötü olmasının gerekli hale geldiği bir dönemdeyiz. Bunun sorumlusu elbette ki, ellerine geçen yönetimi içinden çıkılmaz hale getiren, iktidarı kendilerine benzeten İslamist-Milliyetçi-Militarist kadro bileşeni unsurlar.
“Gidecekler mi, gitmeyecekler mi?” sorusunun sıkça sorulur olmasının asıl sebebi de budur. Esasen yarınların en geçerli sorusu da budur.
Umut önemlidir. Ama eğer temennilere dayanıyorsa sadece, bir hezimet bumerangı olarak geri döner. O nedenle: “En iyisini talep edin, ama etrafa iyice bakıp en kötüsünün olacağını da varsayın.”
2015 Haziran seçimlerinden sonra neyi izledik biz? Kötülüğün, zulmün, çürümenin ve görev suçlarının geometrik bir hızla artmasını.
Tamire, reforma muhtaç eski düzeni bile aratan bir despotik düzen formatının kalıcı bir şekilde, inat ve sebatla formatlanmasını.
HDP seçmeninin ve keskin gözlemci muhalif kesimlerin hiç tereddütsüz “faşizm” diye tanımladığı bir düzen bu. Geliyorum diye diye geldi.
Ve artık yerleşti.
Yargıda epeyidir “iktidar celladı” olarak temayüz etmiş olan savcı pek yakında Anayasa Mahkemesi üyeliğine Erdoğan tarafından atandığında totaliterleşme yolunda çok önemli bir taş daha döşenmiş olacak. AYM zaten sorunluydu, şimdi doğrudan Beştepe güdümüne kayacaktır.
Umutlu olmak için bir sebep yok.
Yaşananlar bu kötülükler ve aymazlıklar silsilesinin aşikar sonuçları sadece. Ama gelişmeler öyle bir hal aldı ki, bu despotik düzen formatlanmasının geri dönüşü olmayan bir eşiği geçtiğini farkeden bir avuç aklı başında insan, her gün çırpınan bir küçük aydın grubu da artık havlu atmak üzere.
Sadece iktidar ve çoktan mafyalaşmış baskı aygıtları karşısında kırılgan değil, bu durumdan memnun olmayan geniş toplum kesimleri tarafından da yalnız bırakılmış hissediyorlar kendilerini.
Sesleri toplumda, ama daha önemlisi adına siyasi muhalefet denen kesimde kalın bir duvara çarpıp geri dönüyor. Derinleşen bir huzursuzluk var, evet, ama bunun güçlü bir karşı koyma dinamiğine dönüşmesi mümkün görünmüyor.
İktidardan gelen mesajları hem doğru okumak hem de - eğer dişli bir muhalefetseniz - anında en büyük gürültüyü çıkartmak, gerekirse aynen Hong Kong’da bir avuç cesur vekilin yaptığı gibi, meclisi boşaltmak gerek.
Gitmeyecekler çünkü. Her işaret bunu söylüyor bize.
En net mesajı Mevlut Çavuşoğlu vermedi mi?
“Ülkede seçim yok. Seçim olsa da iktidarın size verilmeyeceğini biliyorsunuz,” diyen o değil mi?
Bu sözler, aynen AKP eski yöneticilerinden Aziz Babuşçu’nun 2013’te “'10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar” sözleri gibi, tam bir lapsus’tur. Lastiksi bir yanı yoktur.
Dışişleri Bakanı, belli ki iktidar odalarında konuşulanı Meclis’te laf yetiştireceğim derken bam diye yüzlere vurmuştur.
Buna bakarak, seçim olsa da Erdoğan-Bahçeli ikilisinin gitemeyeceğini, son raddeye kadar her şey pahasına direneceğini varsayarsak hakkımızda hayırlı olur..
Öyle de olacaktır. Verecekleri hesap miktarı boylarını aşmıştır çünkü. İyice kabaran bir fatura var haklarında. Korkuyu besliyor. Bu nedenle de Kavala gibi “rehineleri” bırakmakta ağır tereddütler yaşıyorlar.
Bu hengamede muhalefetin kargaşası bir teselli iktidar için. S-400 alımında itiraz eden muhalefet nedense şimdi ambargo gelince iktidarla aynı kınama bildirisine imza atıyor. Hangisi doğru?
Mafya cirit atıyor, HDP’nin “itlafı”ndan bahsediliyor, muhalefetten tık yok. Muhalif ittifakın söyleminde “demokrasi” kelimesi sıkça geçiyor ama, adı var içi yok.
Ondan da geçtim. Dünya hızla aşıya daldı, Türkiye’de tam bir belirsizlik var, ve muhalefetten en azından Korona mücadelesi ve aşı konusunda anlamlı tek bir çıkış yok!
Yazının başında bir “kollektif rıza”dan bahsettim. Gelişmelerin seyri öyle ki, memleketin başına bela olan bu iktidarın iki tepe isminin gitmeyeceği varsayımına ana muhalefet de rıza gösteriyor artık. Varsayımın mantıklı yanı, AKP-MHP menşeli devlet kadrolaşmasının ülkeyi yıkıma götürme pahasına iktidarda kalmak için gerekirse şiddete başvurarak, silahla da direneceğidir. Gerçekçi bir varsayım.
Son günlerde bir “AKP-CHP mutabakatı” başlıklı bir zihni sinir projesinin lansmanı da buradan kaynaklanıyor olabilir. CHP liderinin Erdoğan’la görüşmeye açık kapı bırakması, memleketi bir enkaza çeviren kişi ile bir koalisyona giden yola da ışık tutmakta.
Belli ki, Korona’nın katmerlediği, altından kalkılmaz ekonomik kriz nedeniyle Erdoğan’ın er veya geç “hadi gelen vatan millet sakarya, milli koalisyon kuralım” noktasına gelmesi olasılığı var, Kemal Bey’in aklında.
Olur mu, olur. AB’nin, hatta ABD’nin bile Türkiye ekonomisinin çökmesine kendi menfaatleri nedeniyle izin vermeyeceği üzerine (haklı olabilir) oyun kuran Erdoğan, CHP ve İYİP’nin, MHP’yi (gerekirse o da) ikame edecek bir koalisyon oyununa hazırlanmasını da bu oyuna ekledi. Yeter ki, dokunulmaz olarak iktidarda kalabilsin.
İki hayal var.
Bir, seçimle bu iktidarın değişip eski düzene geri dönüleceği. Muhalefet HDP’yi tam olarak içine almadığı ve sahip çıkmadığı sürece bu olmayacak duaya amin demektir. Oyun değiştirici unsur, HDP’dir.
İki, Erdoğan’dan “kurtulunursa” sistemin yerli yerine oturacağı ve ülkenin “normalleşeceği”. Mesele, Erdoğan’ın gitmesi değildir. Onun kötülüğe dayalı tercihleri nedeniyle maalesef en karanlık güçler ülke tepesine hakimdir, ve öyle görünüyor ki, o bir gün gitse de, sistemin kalıcılığı için nihai aşamada onlar söz sahibi olacaklardır.
Kısacası, Kavala olayının işaret ettiği gibi, Türkiye’nin hayali kurulan asgari bir demokratik işleyişe kavuşması yakın bir gelecekte mümkün görünmüyor. Ekonomik çöküş er veya geç Erdoğan rejiminin gayretini felç edecek, ama ötesi görüş mesafesi içinde değil..
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları





















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
10.11.2021
2.08.2021
13.07.2021
6.05.2021
28.04.2021
24.01.2021
20.01.2021
5.01.2021
25.12.2020