Yıldıray OĞUR
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na 5 ayrı suçtan verilen 9 yıl 8 ay 20 günlük hapis cezaları hakkında kararını verdi.
Kaftancıoğlu’na verilen üç suçla ilgili ceza onandı, iki hapis cezası ise bozuldu.
Böylece Kaftancıoğlu, "kamu görevlisine alenen hakaret etme" suçundan 1 yıl 6 ay 20 gün, "Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak"tan 1 yıl 8 ay ve "Cumhurbaşkanına alenen hakaret etme" suçundan 1 yıl 9 ay olmak üzere ki -verilen 2 yıl 4 aylık hapis cezası düzeltilerek 1 yıl 9 aya indirildi- toplam üç ayrı suçtan 4 yıl 11 ay 20 gün hapis cezası aldı.
Yargıtay, Sakine Cansız suikastı sonrası attığı bir tweet nedeniyle verilen "silahlı terör örgütü propagandası yapmak" ile 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında attığı tweetler nedeniyle verilen "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" suçlarından verilen toplam 4 yıl 2 aylık hapis cezasını ise bozdu.
Bu bozmalarla Kaftancıoğlu hapse girmeyeceği bir ceza aldı ama siyasi yasaklı oldu.
Üzerinde düşünülmüş bir yargı kararı olduğu açık.
İlginçtir, eski tweetlerden oluşan bir iddianamede verdiği onama kararları haklı olarak eleştirilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin aynı karardaki bozma gerekçeleri ise hala Türkiye’deki mevcut hukuk standardının bir hayli üstünde.
Onlardan biri Kaftancıoğlu’na 11 Ocak 2013 günü attığı "I·nsanlık tarihi kadın ile bas¸lar. I·nsanlık kadına yapılanlarla kaybeder demis¸ Sakine Cansız. Ve insanlık yine kaybetti” tweetiden verilen “terör örgütü propagandası” cezasını bozma gerekçesi.
Kaftancıoğlu, adı bilinmeyen bir CHP İstanbul İl yöneticisi olarak o tweeti attığı günlerde devletin kosteri milletvekillerini İmralı’ya PKK’nın lideriyle görüşmeye götürmeye başlamış, Cansız ve arkadaşlarına suikast bütün medyada çözüm sürecine karşı bir komplo olarak ele alınmış, Sakine Cansız’ın cenazesi hükümetin onayıyla Türkiye getirilmiş, hükümet sözcüsü üzüntülerini bildirerek başsağlığı dilemiş, Diyarbakır’da valilik cenazenin şehrin en büyük meydanında bir mitingle kaldırılmasına onay vermiş, polis korumasında yapılan cenazeye televizyonlar canlı yayında bağlanmış, aralarında devletin ajansı ve resmi televizyonunun da olduğu bütün medya cenazeyi ve suikastı günlerce haber yapmış, cenaze ertesi gün iktidarı destekleyen ve desteklemeyen medyada barış, kardeşlik manşetleriyle verilmiş, şimdi televizyonlarda bu tweet üzerinden Kaftancıoğlu’nu teröristlikle suçlayanlar da o günlerde Sakine Cansız’ın barışı desteklediği için hedef olduğu yolunda yazılar yazmışlardı.
Sadece Sakine Cansız ve iki kişinin cenazesiyle ilgili gazete manşetlerini hatırlamak bile yeterli: Hepimiz barışız (Sabah), Herkesin gönlü barıştan yana (Star), Bu sefer olacak galiba (Habertürk), İsteyince oldu (Türkiye)

Bütün bunlara rağmen yerel mahkeme bu tweet nedeniyle sekiz yıl sonra Kaftancıoğlu’na "silahlı terör örgütü propagandası yapmak"tan hapis cezası verdi.
Ümit Özdağ gibi muhalifler bu tweette Kaftancıoğlu’nun terör örgütünü övdüğünü yazdı, başka bazı milliyetçi/ Kemalist muhalifler de geçmişteki benzer tweetleri yüzünden başka isimlerin de Kaftancıoğlu gibi terör örgütü propagandasından ceza almasını yani ifade hürriyetinde değil, cezada eşitlik istedi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bozma gerekçesi bu muhaliflerin ifade hürriyet anlayışının epey ilerisinde kaldı.
Daire, terör propagandası suçunu şöyle tarif etti:
“Tero¨r o¨rgu¨tu¨ propagandası yapma suc¸unun olus¸ması ic¸in; Tero¨r o¨rgu¨tu¨ ile ilgili bir o¨gˆretinin, du¨s¸u¨ncenin veya inancın bas¸kalarına tanıtılması, benimsetilmesi ya da yayılması amacıyla yapılmasının yanında tero¨r o¨rgu¨tu¨nu¨n cebir, s¸iddet ve tehdit ic¸eren yo¨ntemlerini mes¸ru go¨sterecek, bu yo¨ntemleri o¨vecek ya da bu yo¨ntemlere bas¸vurmayı tes¸vik edecek s¸ekilde yapılması gerekmektedir.”
Daire’nin bu içtihadıyla Türkiye’de terör örgütü propagandasından kolaylıkla verilen pek çok cezanın da bozulması gerekir.
Daire’nin ikinci bozma kararı da yine Türkiye’deki cari hukukun bir hayli ilerisinde.
Kaftancıoğlu’na 15 Temmuz darbe girişimi gecesi ve sonrası attığı bazı tweetler için "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek"ten verilen hapis cezalarını bozarken, içeri insan atmanın en kolay yolu haline gelmiş bu suçun şartlarını şöyle tarif etti 3. Ceza Dairesi:
“Fail su¨bjektif olarak da bu amacı gu¨tmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yu¨z c¸evirme, soyut bir ret veya saygısızlık ifade eden bir davranıs¸ta bulunma veya bu yo¨nde so¨zler sarfetme, suc¸un gerc¸ekles¸mesi bakımından yeterli degˆildir. Fiilin suc¸ tes¸kil etmesi ic¸in bunların o¨tesinde, agˆır ve yogˆun bir tarzda kin ve du¨s¸manlıgˆa tahrikin var olması gerekir. Digˆer bir tabirle etkili bir s¸iddet c¸agˆrısı ya da nefret so¨ylemi ic¸ermelidir. Failin fiili, adet ve s¸ahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi u¨zerinde kin ve nefret duygularının olus¸umuna veya mevcut duyguların pekis¸mesine etkide bulunmalıdır. Kin ve du¨s¸manlık; “husumet beslenen konuya kars¸ı tasarlayarak zarar vermeye, o¨c¸ almayı gerektirecek s¸iddette nefret duymaya yo¨nelik hareketlerin zemini olus¸turan psikolojik bir hal” olarak ac¸ıklanabilir, “kin ve du¨s¸manlık” ibaresinin anlamı da dikkate alındıgˆında sadece “s¸iddet ic¸eren ya da s¸iddet tavsiye eden tahrikler” madde kapsamında degˆerlendirilebilecektir .”
Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesi, “öyle tweet atarak, bir konuda bir kesimin tepkisini çeken bir söz söyleyerek halk kin nefrete tahrik olmaz, o suç için “şiddet ve şiddet tavsiyesi lazım” dedi.
Daire, Kaftancıoğlu’nun Gezi olayları ve sonrasında Erdoğan ile ilgili attığı tweetlerinden sadece birinin Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonraki bir tarihe ait olduğunu tespit ederek (Hırsız… dediği tweet) yerel mahkemenin bütün tweetleri zincirleme olarak hem “kamu görevlisine hakaret” hem “Cumhurbaşkanı’na hakaretten” cezalandırdığı kararını düzeltti ve cezayı düşürdü.
Ama Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin diğer onama kararlarında aynı hukukçu titizliğini göstermedi.
Kaftancıoğlu’nun cezaları onanan “suçlu” tweetleri 2013 ve 2014 yıllarına ait.
Yani karşımızda arşivlerden bulunup çıkarılmış bir dava var.
Tweetler bundan 9 ve 8 yıl önce, tamamı Gezi olayları ve onun sonrasındaki atmosferde atılmış tweetler.
Benzerlerini o günlerde aralarında şimdi TRT, ATV dizilerinde oynayan sanatçılar, siyasetçiler, gazetecilerin de olduğu yüzbinlerce kişi atmıştı.
Ceza alan tweetlerin en ağırı 2013 yılında yine Gezi olayları sırasında şimdi Gezicilerin pek hatırlamak istemediği duvarları dolduran Erdoğan’a küfürlü duvar yazılarından birinin fotoğrafıyla attığı 2013 tarihli tweet.
Kaftancıoğlu, 2018’de bu tweet için “Erdoğan’dan samimiyetle özür dilediğini” söylemişti.
https://odatv4.com/guncel/erdogandan-samimi-sekilde-ozur-diliyorum-1701181200-131459
“Cumhurbaşkanı’na” hakaret ve “Kamu görevlisine alenen hakaret etme" dışında ceza aldığı diğer tweetleri ise "Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak" suçundan.
O tweetler de dokuz ve sekiz yıl önce atılmış dört tweet.
Bunlardan biri 25 Ağustos 2013 günü attığı "Sahi devlet katil olmak yerine kahraman olmayı sec¸seydi ne gu¨zel olurdu!” tweeti.
https://twitter.com/Canan_Kaftanci/status/371695524891869185?s=20&t=MCSrWvkJT4UkkDF6rzhHzw
Herhangi bir referansı, bağlamı olmayan, herhangi bir devletin adı geçmeyen, zaten o günlerde kimsenin dikkatini çekmiş bir tweet.
Tam o günlerde Mısır’da darbe karşıtı gösterilerde yüzlerce gösterici öldürülmüş, bir önceki akşam Başbakan onlardan biri olan genç Esma için gözyaşlarına hakim olamamıştı.
Diğeri 11 Mart 2014 günü attığı tweet: "Devlet katil degˆil seri katil.. #Hos¸c¸akalBerkinim."
https://twitter.com/Canan_Kaftanci/status/443297567376670720?s=20&t=jfut7xuPb10FQ2Kl6_Q9Nw
Polisin attığı gaz fişeğiyle başından yaralanan Berkin Elvan’ın hastanede hayatını kaybetmesi üzerine atılmıştı.
12.05.2014 tarihinde "... Hrant'da da dinlememis¸ miydik? Bos¸una demiyoruz devlet katil degˆil seri katil diye. O¨fkeliyim c¸ok!" diye Hrant’ın Arkadaşları grubunun üyelerinden birine yazılmış bir cevap.
Muhtemelen o gün aynı sırada Başbakan Erdoğan’ın Berkin Elvan ile ilgili yaptığı bir konuşmaya tepki olarak atılmış.
https://twitter.com/Canan_Kaftanci/status/465955845873102848?s=20&t=JK1Rp3LSo9jFConW4q9f7w
Ve sonuncusu 12 Temmuz 2014’de attığı “Derin devlet diyerek olaya mistizm katıyor ve asıl devleti aklıyoruz aslında. Bu cinayetleri devlet işledi!”
https://twitter.com/Canan_Kaftanci/status/487872611343683584?s=20&t=DtjCUXQEUQ2-AVyH0vwTrg
Ankara’da aralarında Yılmaz Erdoğan’ın amcası Sağlık Bakanlığı bürokratı Namık Erdoğan, yazar Musa Anter’in de olduğu 19 fail-i meçhul cinayetle ilgili görülen ve Mehmet Ağar, Korkut Eken, Yeşil gibi devlet görevlilerinin yargılandığı davayla ilgili Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu’nun yazdığı yazıyı paylaşırken, Kaftancıoğlu böyle yazmış.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ozgur-mumcu/derin-devlet-mi-aramistiniz-orada-duruyor-1201416/
Devletin resmi görevlileri hakkında savcılarca açılmış bir faili meçhul davası üzerine yazılınca Türkiye Cumhuriyeti devleti nasıl aşağılanmış oluyor meçhul.
Kaftancıoğlu’nun attığı o tweet yıllarca AK Parti iktidarının resmi söylemiydi, Meclis’te bile faili meçhulleri araştırma komisyonu kurulmuştu.
“Devlet katil değil, seri katil” sözünün esas sahibi de Hrant Dink’in oğlu Arat Dink’ti.
Dink 2010 yılında Hrant Dink’le ilgili AİHM davasında Türkiye’nin yaptığı savunma üzerine yazdığı yazıyı
“Bize tek araç ‘söz’ kaldı. Sözümüze de göz diktiler. Diyorlar ki ‘Devlete katil deme’. Olur. Seri Katil” diye bitirmişti.
Babasını sokak ortasında karanlık bir cinayete kurban vermiş bir evladın tepkisini o günlerde yüzlerce kişi de bu cümlelerle sosyal medyadan paylaşmıştı. O tweetler için de kimse hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı.
Kaftancıoğlu’nun da devletin dahli olduğu iddia edilen bu faili meçhul cinayetlerle ilgili bu duyarlılığının da haklı bir sebebi var.
Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980 günü, TRT İstanbul Radyosu’daki işine gitmek için evinden kızıyla çıktıktan sonra faili meçhul bir cinayete kurban giden Türkiye İşçi Partisi’nin kurucularından, halk kültürü araştırmacısı, her kına gecesinde okunan Yüksek Yüksek Tepeler’e türküsünü derleyen yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini.
Aynı zamanda benzer faili meçhul cinayetlere kurban olan yazar, siyasetçi, gazetecilerin akrabalarının oluşturduğu Toplumsal Bellek Platformu’nun da kurucularından ve sözcülerinden biri.
Zaten Canan Kaftancıoğlu adını 2018 yılının Ocak ayına kadar bu platformun faaliyetlerini izleyenler ve İstanbul CHP İl teşkilatı dışında pek kimse duymamıştı.
2011-2012 yılları arasında, CHP İl Başkan Yardımcısı, 2012-2014 yılları arasında CHP il başkan vekili olan Kaftancıoğlu, şimdi ceza aldığı bütün bu tweetleri attığında çok az kişinşin tanıdığı bir siyasetçi ve aktivistti.
Zaten o günlerde de bu tweetleri sınırlı sayıda kişi görüp, paylaşmıştı.
Peki o halde bu tweetler ilk ne zaman ve kimler tarafından keşfedildi ve deşifre edildi?
Ocak 2018’de.
Yani atılmalarından dört ve beş yıl sonra.
Ocak 2018’e kadar kimsenin Kaftancıoğlu’nun Twitter hesabından bile haberi yoktu.
Peki ne olmuştu Ocak 2018’de?
Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul İl Kongresi’nde il başkanlığına aday olmuştu.
Karşısında da rakip olarak mevcut İl Başkanı Cemal Canpolat vardı.
Kongreye üç gün kala tweet arşivi CHP’ye yakın bir site olan Çağdaşses haber sitesinde açıldı. Sitenin genel yayın yönetmeninin imzalı yazısında Kaftancıoğlu’nun eski tweetleri sergilendi:
“Canan Hanım’ın “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını “birey olmanın önüne geçen” bir ifade olduğu gerekçesiyle doğru bulmuyor oluşu üzerine konuşalım biraz. Kendisinin "siyasi" görüşlerini daha yakından tanıyalım diye eski paylaşımlarını biraz araştırdım. CHP’liler, Mustafa Kemal’in askeri olmaktan gocunmazlar efendim…Bu anlayışın askeri olunmaz da gerici zihniyetin ikinci üçüncü eşi mi olunur Canan Hanım? Öyle mi birey olacaktık? Niye gocunalım bu slogandan, niye rahatsız etsin bizi?...”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirmek için “Dağdaki çobanla Cumhurbaşkanının arasında zerre fark yok” diyen, siyasi söylemi de bu seviyede geliştirebilen Canan Hanım’la... Daha nice hakaret içerikli tweetlerini gördüm de... İhbarcılık sayarım, asla paylaşmam. İhtiyacımız olan dil asla bu değil... Gerçekten değil.”
Yazıdaki “İlçe başkanları Canpolat diyor” ara başlığı bunun parti içi bir dost ateşi olduğunu gösteriyordu.
Yazı Aydınlık gibi ulusalcı mecralarda ve sosyal medyada hemen dolaşıma girdi.
Bu sırada Kaftancıoğlu’nun başka tweetleri de sosyal medyada döndürülmeye başlandı.
Devreye CHP’ye yakın az bilinen başka siteler girdi:
“CHP İstanbul İl Başkanlığı için adaylığını koyan Canan Kaftancıoğlu'nun skandal yaratan 'Mustafa Kemal'in Askerleriyiz' sloganını doğru bulmuyorum' açıklamasına, Cumhuriyet Halk Partililer sert tepki gösterdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu CHP'nin İstanbul İl Başkanlığı için adaylığını koyan Canan Kaftancıoğlu'nun 'Mustafa Kemal'in Askerleriyiz' sloganını doğru bulmuyorum' açıklamasına sosyal medyada sert tepki gösteren Cumhuriyet Halk Partililer, 'O nasıl bir dil. CHP (İstanbul İl Başkanlığı) gerçekten sizin gibilere kaldıysa yuh olsun' dedi.”
http://hayirinsesi.blogspot.com/2018/01/kaftancoglundan-skandal-tweet.html
“Elbetteki bu tweetleri atan birisi Mustafa Kemal’in askeri falan olamaz! Olsa olsa Şeyh Saitlerin, Said-i Kürdilerin yolunda belki olabilir di mi? Demek ki sayın Kılıçdaroğlu da böyle bir ismi aday göstererek, İstanbul’da milliyetçi muhafazakar oyları şimdiden karşısına almak istiyor…Not: Bugün CHP’li bir grup gencin salonda, belirli aralıklarla Kaftancıoğlu’nu protesto etmek amacı ile ‘’Mustafa Kemal’in askerleriyiz ‘’ sloganı atacakları öğrenildi…”
Bir gün sonra Kaftancıoğlu’nun eski tweetleri o günlerde Baykal ailesinin kontrolünde olan Halk TV’de haber oldu:
https://twitter.com/halktvcomtr/status/951788053239967744?s=20&t=NJ_Pz_zdDPFp3f9D-y5dAQ

“CHP'nin İstanbul adayı Canan Kaftancıoğlu'nun tepki çeken "Mustafa Kemal'in askeri değiliz" ifadeleri yeniden gündeme geldi.
Canan Kaftancıoğlu, “CHP sosyal demokrasinin önündeki en büyük engeldir, kapatılmalıdır” demişti. Kaftancıoğlu, “Kürt siyasal hareketine” yakın bulan isimler arasında gösteriliyor. Çılgın Türklerin yazarı Turgut Özakman’ın icadı olan ”Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sözü bugün CHP’nin hemen her mitinginde en çok atılan slogandır. İlk olarak CHP eski PM üyesi Umut Akdoğan’ın ”Mustafa Kemal’in yurttaşlarıyız” diyelim çıkışı ile bir dönem CHP‘de ”Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganına karşı alerji belirmişti. Ancak Akdoğan CHP gençliğinden büyük tepkiler alınca daha sonra kendisi bir çok etkinlikte ”Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atmıştı. İşte Canan Kaftancıoğlu’nun tepki çeken o paylaşımlar…”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026