Yıldıray OĞUR
Şu anda dünyada haklarında en çok konuşulan, üzerlerine en çok haber yapılan, en çok takdir edilen, övülen çifti kimdir sorularının tartışmasız bir cevabı var:
Koronavirüs aşısını geliştiren BionTech’in kurucuları Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin çifti.
İlk kitlesel aşılamanın başladığı İngiltere, Oxford’un ürettiği aşı varken onların aşılarını tercih etti, ilk dozun 90 yaşındaki Margaret Keenan’a vurulmasını bütün dünya izledi.
Financial Times gazetesi onları 2020’nın insanları ilan etti.
Amerikan ilaç regülatör kurumu FDA aşılarını onayladı, dün Başkan Yardımcısı Mike Pence, eşiyle birlikte Beyaz Saray’da canlı yayında kolunu sıyırıp onların aşısını oldu.
İngiltere ve ABD’den sonra Kanada, Yeni Zelanda da onları aşısını onaylayıp satın aldı, 27 Aralık’tan itibaren Almanya’da onların aşılarıyla kitlesel aşılama başlayacak.
Yani Biden’dan Merkel’e Kraliçe’den FDA başkanına kadar herkes onların ürettiği aşıdan olacak.
Onlarsa çalışmaya devam ediyor. O kadar ki bütün dünyanın canlı izlediği İngiltere’de 90 yaşındaki kadına ilk aşının yapılış anını bile kaçırmışlar. Arkadaşlarının mesajlarından haberleri olmuş.
Ocak ayından beri üzerine çalıştıkları aşıdan geriye kalan vakitlerinde birlikte yapabildikleri en özel anlar yaşadıkları Mainz şehrinin arka sokaklarında birlikte yürüyüp 80’lerin pop şarkılarını dinlemekmiş.
İlgi arsızı değiller, mütevaziler.
En son BM’nin Kovid-19 için düzenlediği liderler zirvesine bağlanıp, dünya liderlerine bilgi verdiler.
Almanya Başbakanı Merkel, onlarla bir video görüşmesinde bir araya geldi ve çifte "Sizinle çok büyük gurur duyuyoruz" dedi.
BM’nin 75. yıldönümü için Bundestag’da bir konuşma yapan BM Genel Sekreteri Guterres, konuyu Şahin-Türeci çiftine getirip, “Kendilerine buradan saygılarımı sunuyorum. Aşının geliştirilmesine büyük katkılarından dolayı kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Bütün Almanlar, ikisinin performansıyla gurur duymalıdır" dedi.
Peki biz onlarla yeterince gurur duyuyor muyuz?
Evet, ikisi de küçük yaşlardan itibaren Almanya’da yetişmiş, eğitimlerinde, şirketlerinde, yaptıkları hiç bir şey de Türkiye’nin bir katkısı yok.
Ama İskenderun’da doğmuş, üç yaşındayken ailesi Almanya’ya göç etmiş bir işçi ailesinin çocuğu Uğur Şahin ve uzun süre Rize ve İstanbul’da kurduğu akupunktur merkezlerinde insanları tedavi etmiş Rize Fındıklılı doktor bir babanın kızı olarak Almanya’da doğmuş Özlem Türeci’den Almanya’da ve bütün dünyada “Türk doktorlar” diye bahsediliyor.
Onların bütün dünyada ilgi çeken hikayelerinin en ilham verici tarafı göçmen çocukları olması.
“Göçmen çocukları insanlığı kurtaracak” başlıkları atılıyor. Financial Times, onları yılın insanları ilan ederken bunun altına çiziyor, New York Times’dan CNN’e, haklarında açıklamalar yapan siyasilerden, yazarlara kadar herkes Türkiyeli iki göçmen olduklarını vurguluyor.
Popülizmin, yabancı düşmanlığının, göçmen düşmanlığının yükseldiği Avrupa’da, bütün insanlara hayat aşısı icat eden bilim insanlarının Almanya’da yetişmiş iki Türk göçmen olmasının değeri aşı kadar büyük ve hayati.
Onlar da bu kimlikleriyle barışık, bununla gurur duyduklarını, kendi göçmenlik hikayelerini her röportajlarında anlatıyorlar.
Şahin, nasıl Almanya’da Almancası kötü diye İlkokul 4'ten sonra öğretmeninin onu en düşük seviyeli hauptschuleye göndermeye çalıştığını, son anda bir Alman komşularının referansıyla kurtulduğunu anlatıyor.
Onların hikayesiyle, göçmen ve mülteci meselesinde alınacak çok ders, kırılacak çok önyargı var, ikisinin büyük başarısı, Almanya’daki Türklere karşı bakış açıcısına büyük etki yapacak, orta ve uzun vadede hayatlarını kolaylaştıracak.
Ayrıca BionTech’in büyük ortağı Amerikan Pfizer’ın başında da Selanik doğumlu Albert Bourla var. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin meşhur zengin ailelerinden Burla Biraderlerin akrabalarından o da. Yunan milliyetçileri “Selanik Yahudileri bizi zehirleyecek” diye aşıya direnirken, biraz zorlayıp isterseniz ona bile sahip çıkabilirsiniz.
Peki o halde neden bütün dünyanın konuştuğu, yılın insanları ilan ettiği iki Türkiye kökenli bilim insanıyla Merkel kadar bizim devletimiz gurur duymuyor gibi görünüyor?
Neden onların müthiş göçmenlik hikayesini siyaseten kullanmaktan bile imtina edildi?
Neden onlarla daha yakın ve sıcak ilişkiler kurulmadı?
Bunu nereden çıkarıyorum.
Şahin ve Türeci’nin geliştirdikleri aşının yüzde 95 etkili olduğunun açıklanmasının üzerinden 40 gün geçti.
9 Kasım’da bu açıklama yapılmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, henüz bir tebrik tweeti atmadı. Keza her konuda onlarca tweeti olan Türk milliyetçisi MHP lideri Devlet Bahçeli de.
Sadece bir Cuma namazı çıkışı, Cumhurbaşkanı “Uğur beyle ben de görüştüm” dedi ama bu telefon konuşması bile Cumhurbaşkanı’nın benzer bütün etkinliklerini duyuran iletişim sorumluları tarafından duyurulmadı, ilginç bir şekilde öncesinde haber olmadı, bunla ilgili de bir tweet atılmadı.
Cumhurbaşkanı’nın tebrik anlamındaki tek açıklaması, 3 Aralık’ta yani neredeyse aşının ilanından bir ay sonra katıldığı BM Genel Kurulu Kovid-19’la Mücadele Oturumu’nda kurduğu bir cümleden ibaret:
“Bu vesileyle aşı çalışmaları kapsamında önemli bir başarıya imza atan ve oturuma da çevrimiçi olarak iştirak eden Prof. Uğur Şahin’i ve Dr. Özlem Türeci’yi huzurlarınızda şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum” dedi.
Zaten çift o toplantının katılımcıları arasındaydı.
İktidar cephesinden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Şahin’le bir teması olduğunu biliyoruz.
Bütün dünyamın ve Türkiye’nin çifti hararetle tebrik ettiği, Türkiye’de insanların da büyük gurur duyduğı günlerde, aşının bulunduğu açıklamasından 3 gün sonra şöyle bir tweet attı Koca:
“PROF. DR. UĞUR ŞAHİN’LE bir telefon görüşmesi yaptım. Prof. Şahin, Özlem Türeci ile Almanya’da, kendi şirketleri olan BioNTech’te COVID-19’a karşı bilim çevrelerinde ilgi uyandıran bir aşı geliştirdi. Görüşmede bu gelişmeyi ele aldık. Bakanlık olarak süreçte iletişim halindeydik.”
Çok ilginç. Bu tweette bile tek bir tebrik mesajı yok. Mesafe korunmuş.
Gerekli gereksiz her şeyle duyulduğu ilan edilen gurur, dünyayı kurtaran iki Türk’ten esirgenmiş.
Peki Balkan şampiyonlarında madalya alan sporcuları bile arayan, tebrik mesajları atan, Türk’e Türk’ün propagandasına bayılan, pop şarkıcılarına saatlerini ayırabilen yöneticilerimiz bu kez sahiden de göğüsleri kabartan, insanlığı kurtaracak bir başarıya imza atmış, buralı, yerli iki bilim insanına karşı bu kadar mesafeli ve soğuk davranmayı tercih etti?
Bu başarıya sahip çıkmanın hem Türkiye’ye, hem yurtdışındaki Türklere hem de Türkiye’nin iddialı olduğu göçmen meselesine büyük katkıları olacağı açıkken neden bundan ısrarla uzak duruldu?
Onların bu mesafesi yüzünden Türkiye’nin resmi ve iktidara yakın medyası da bu başarı hikayesini fazla köpürtmedi.
Cevabını meçhul sorular bunlar. Bundan sonra sadece spekülasyon yapabiliriz.
Bu iki bilim insanı siyasi mülteci değil, aileleri de siyasi mülteci aileleri değiller, devletin kırmızı çizgilerini zorlayan pozisyonları, mensubiyetleri ya da siyasi fikirleri olmadığı da açık.
Geriye tek bir neden kalıyor.
Bu iki Türk bilim insanına yakın ilgi ve alaka gösterilmemesinin, tek bir tweetin bile esirgenmesinin sebebi onların kişilikleri değil de aşıları.
Sağlık Bakanı Koca, neden onların aşısının değil de Çin aşısı Coronavac’ın tercih edildiğiyle ilgili çeşitli açıklamalar yaptı.
O açıklamalarda farklı gerekçeler ileri sürdü, bazılarında yeterince doz aşı veremedikleri için almadıklarını söyledi, bazılarında onların mRNA denilen yeni bir yöntemle ürettikleri aşılarına güvensizliğini belli etti.
O açıklamaları hatırlayalım:
"Almadığımız doğru bilgi değil. BioNTech aşısı da gelecek. Üretimi zor bir aşı, taşıması belirli koşullara bağlı bir aşı. Onlarla da bir yere vardık. Yıl sonuna kadar 25 milyon dozu verebilecekler. Biz bunu erkene çekmeye çalışıyoruz. Yoksa BioNTech aşı da gelecek. Mesele zamanlama”
“İstemiyoruz diye bir şey yok. Alacağız. En az 25 milyon doz alacağız. Fiyat da pahalı değil. Bizim BioNTech ile anlaştığımız fiyat Çin aşısını aldığımız fiyat ile aynı"
"İki Türk'ün başarısı ile övünüyoruz. İlk günden itibaren irtibattaydık. Türkiye'de Faz 3 çalışması için izin verdiğimiz kaç aşı var? İki. Biri, BioNTech. O arkadaşlar olmasa BioNTech'e vermezdik. Niye verdik? Vatandaştaki etkisini görerek, satın almak için. Ama (onlar) '1 milyondan fazla veremeyiz' dedi. 2021 için 25 milyon verebileceklerini söylediler. Ben '2021'in Nisanı'ndan sonra aşıya ihtiyacım olmayacak. Çünkü benim aşım devreye girecek. Nisan dahil, bana ne kadar aşı verirseniz, alırım' dedim. Fazla veremeyeceklerini söylediler. O onların stratejisi… Nisana kadar verecekleri bir miktar var ama yeterli değil. Onu artırmaya çalışıyoruz."
“Yalnızca AstraZeneca için değil BioNTech için de söylüyorum. Bunlar ‘mRNA' aşısı. Genetik yollarla elde edilen aşılar. Erken dönemde antikor ve hücresel bağışıklık geliştirme anlamında başarı ortaya koymuş olabilirler. Ama orta ve uzun vadeli sonuçlarını dünya bilmiyor. Çünkü salgında mRNA yöntemiyle ilk kez kullanılıyor."
Açıklamalar böyleydi.
Doğrusu pek inandırıcı değil.
Çünkü aşının yüzde 95 etkili olduğu açıklamasının ertesi günü Prof. Uğur Şahin, dünyadaki pek çok medya kuruluşundan önce Türkiye’de DHA’ya gayet akıcı Türkçesiyle bir röportaj vermiş ve şöyle demişti:
“Türkiye için de Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler gerçekleştirmemiz gerekecek. Bir protokol imzalandığı taktirde Ocak-Şubat-Mart aylarında Türkiye’ye de aşı dozlarını getirme imkanı doğacak. Sağlık Bakanlığı kaç doza ihtiyaç olduğu ve ne zaman gerekli olduğunu bildirdiği taktirde, Türkiye için de yeterince aşı ayırmayı istiyoruz.”
Bakanın aşının yeni bir yöntemle yapıldığı için güvenirliliğini sorgulayan açıklamaları ise, BionTech aşısını onaylayan kuruluşların adlarına, toplu alıp vatandaşlarına uygulayacak ülkeler listesine 10 saniye bakınca anlamsızlaşıyor.
O zaman akla şu ihtimal geliyor.
Acaba en başından itibaren iki Türk bilim insanını yılın insanları ilan ettiren büyük başarısına, onların aşısını almak zorunda kalmamak için mi çok ilgi gösterilmedi?
En başından beri onların geliştirdiği aşının değil, Çin aşısının alınacağı belliydi de bu yüzden mi kamuoyu o yöne doğru yönlendirilmedi?
Çin aşısının motivasyonu artık neyse, bu o kadar güçlü bir motivasyon ki; sürekli yerlilik ve millikten bahseden, Avrupa’yla göçmenler ve orada yaşayan Türkler konusunda sık sık haklı olarak karşı karşıya gelen Türkiye’yi yönetenleri, sadece siyasi nedenlerle ve iki Türkiye kökenli bilim insanına destek için bile yapmaları gereken tercihi yapmaktan alıkoydu.
Çin aşısının güvenli olmadığı tezlerine katılmamakla birlikte, bu fırsatı kaçırma pahasına, iki Türkün ürettiği aşıya böylesine sırt çevirme pahasına Çin’le kurulan bu zorunlu ilişkiyi anlamakta insan zorlanıyor.
Belki de sebep, Türkiye’nin kendi insanlarının başarılarına karşı, hepimizin hem tarihten hem de kendi hayatlarımızdan iyi bildiği geleneksel ilgisizliği ve hoyratlığıdır sadece.
Pek çok lüzumsa başarı ve hamasetle heyecanlanan ve gurur duyan devletimizi yeterince heyecanlandırmamış ve göğüslerini kabartmamış gözükse de, hepimizin içinde yaşadığı zor şartlardan çıkıp bu büyük başarıya imza atmış Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin’le çok büyük gurur duymalıyız. En az Merkel kadar...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026