Cemile Bayraktar
2002, Türkiye’de ekonomiden demokrasiye kadar ülkeyle ilgili hemen hemen her konuda hem değişime ihtiyaç duyulan hem de değişime imkan tanıyan şartların başlangıcı olması itibarıyla, ülkedeki her kesim tarafından iyi ya da kötü bir milat olarak kabul ediliyor.
Literatüre girmiş bir kavramla ifade edecek olursam, “Türkiye’nin resmi ideolojisini” savunanlar için, yani milliyetçi-ulusalcı reflekse sahip, laik, seküler, şehirli ve Türkiye tipi beyaz olmayı bir değer kabul eden, demokrasiye minimum miktarda ihtiyaç duyan ve hatta ihtiyaca göre ordunun yönetime el koymasını dahi makbul bulabilenler için, 2002 kabusun başlangıcıydı. Zira, öteki kabul ettikleri, meşru siyasete dahi dahil olmasını istemedikleri, dindar kesimden gelenlerin kurduğu, liberal-demokrat bir siyaset izleyeceğini taahhüt eden bir partinin iktidara gelmesi, ülkenin neredeyse düşman işgaline uğramasıyla eş değerdi. Sanki siyasi bir değişim yaşanmamıştı da ülke elden gitmişti. 2002’den ortalama 2010’a kadar, AK Parti ve AK Parti seçmeni, devleti devlet yapan kurumların taraflı tutumlarının, siyasi yasakların, ordudan gelen sert açıklamaların, direktifle atılan manşetlerin muhatabı olarak ayakta kalmaya çalıştı. Cumhuriyet mitingleri ve Gezi eylemleri bu tavırların sokağa yönelmiş somut ve toplu şekliydi.
Diğer yandan AK Parti’ye oy veren ortalama % 50’ye tekabül eden kesim için -ki bu kesimin homojen bir yapısı da yoktu, dindarlardan liberallere ve hatta sol-liberallere kadar ve Kürtler de dahil olmak üzere çok farklı kesimlerin oluşturduğu bir % 50’den bahsediyorum- özellikle 2002-2012 arası ekonomik gelişim, demokratik açılımlar, özgürlüklerin önünün açılması, kadın haklarının savunulması, medyanın çok sesli olması, din ve vicdan hürriyetinin tanınması için bir imkan sunmuştu. Dolayısıyla AK Parti’nin ilk on yılı diyebileceğimiz bu süreç, ülke için olumlu gelişimlerin olduğu bir dönemdi. En azından bu ülkede böyle düşünen % 50’lik bir kesim vardı.
Şimdilerde iktidar, hem siyasi söyleminde hem kendinin arka bahçesi medya eliyle, bugünü konuşmak zor olduğu için sürekli geçmişi konuşuyor ve eski Türkiye de o konuşmaların baş aktörü. Sürekli düne bakarak yaşayamayız diyen yok, dünün bugünden farkı olup olmadığını sorgulayan da… İktidar ve iktidarı destekleyenler bazen öyle yorumlar yapıyorlar ki, sanki her şey bizler yaşarken olmamış gibi… Zannedersiniz ki, neredeyse 20 yıldır Türkiye’yi, eski Türkiye’den kurtarmakla övünen iktidar değil de Finlandiya Sosyal Demokrat Partisi’ydi.
Sahi AK Parti’nin eski Türkiye dediği yer nasıl bir yerdi?
Resmi ideolojiye tabi olmayanların eşit vatandaşlık hakkına dahi sahip olmadığı bir Türkiye idi. Kürtlerin partileri kapatılırdı, Aleviler’in “okumaya gerek yok bizi devlet memuru yapmazlar” şeklinde espriler yaptığı -artık bir yerden sonra espriye vurmaktan başka çareniz kalmıyor-, resmi ideoloji ile barışık olmayan cemaat-tarikatların fişlendiği, basının resmi ideolojinin beklentileri ve direktifleri dışında hareket etmediği, dindar kesimin medyadan patronlar kulübüne kadar birçok yerde istenmediği ve hatta o dindar medya denen medyanın reklam alamadığı, devletçi-ulusalcı-milliyetçi ideolojik söylemin kutsandığı, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin olduğu, Batı Çalışma Gruplarının kurulduğu, hastane kuyruklarının olduğu, her şeye ama her şeye her gün zam gelen, yüksek enflasyon ile boğuşulan, daha iyi bir yaşam için yurt dışına giden-gitme imkanı arayanların olduğu, haber alma hakkının kısıtlanabildiği bir ülkeydi… listeyi uzatabiliriz, ama sanırım bu kadarı kafi, evet tam olarak böyle bir ülkeydi.
AK Parti’nin ilk on yılı bu eski Türkiye’den kurtulma çabasıyla geçti ki doğru bir çabaydı. Ancak bugün AK Parti’nin yeni Türkiye’sine baktığınızda gördüğünüz şey eski Türkiye’den çok farklı değil. Yani en azından bazı farklar var, mesela siyasilerle ilgili karikatürler en azından çizilebiliyormuş şimdi ise böyle bir girişimin direk hakaret davasına dönüşmesini geçtim, kimse böyle bir şeye tevessül dahi edemiyor. Bir kere 2012’de başlayan, 2016’da hız kazanan ve günümüze kadar zirve noktasını gören AK Parti’nin yeni eski Türkiye’sinde işsizlik oranları her gün artarken, Türk lirasının değeri azalıyor. Bir yerlerde yılın herhangi bir çeyreğinde büyüme görülüyor ama 2 yıl içinde, aylık kirası 2 bin lira olan evlerin aylık kirası 8 bin lira olmuşken o büyüme vatandaşın sokağına uğramıyor. Sokak röportajı yapan gençler, sosyal medyada paylaşılan birkaç görüş nedeniyle sokakta gözaltına alınıyorlar. Bir yanda korku diğer yanda baskı var. Dezenformasyon yasası başlığı altında ne yazsam diye değil ne yazmasam diye düşünüyorsunuz. Ev, araç almak artık hayal bile değil. Şu durumda alamayacağımız TOGG’un başarılı, yerli ve milli olması vatandaşa bir umut vermiyor. Yazdığınız tweetler, muhtemelen yazdığınızı bile hatırlamadığınız birkaç cümle, birkaç yıl sonra amel defteri gibi yargı önünde karşınıza geliyor. 10 Kasım’da söylenenlere bakarsanız Atatürk hiç de öyle bir zamanlar eleştirilen bir lider değil, kutsanması gereken bir lidermiş. Milliyetçi-devletçi söylem kutsanıyor ve sürekli güvenlik politikaları üzerinden toplum şekillendiriliyor. Başörtülü polisimiz var ama bir başka başörtülü kadını sert biçimde gözaltına alabiliyor. Her hafta en az bir gazeteci Adliye’den “ifade vermeye geldim” selfie’si paylaşıyor. İktidara eklemlenmemiş medyanın reklam pastasından aldığı dilim sıfır. Daha fazla uzatmama gerek yok sanırım. İşte AK Parti’nin yeni eski Türkiye’si bu, yani eskisi gibi bir yer. Aksini iddia edebilir miyiz?
Gerçeklikten kopuşun temel sorusu: Yeni Türkiye nerede?
Bir köşe yazısında, yakın tarihte yaşanmış, yaşadığı ülkede olan bitene asgari miktarda dikkat edenlerin kolayca hatırladığı meseleleri neden yazdım? Öyle ya, bir köşe yazısı size bariz bilinenleri değil bir miktar da fark edilmeyenleri ifade etme zorunluluğu taşır. Öyle ise neden bilinenler yazıldı? Bilindiğinden pek de emin olmadığım için…
Elbette Türkiye -her ne kadar öyle arzulansa da- AK Parti ve yardımcı kadrosu etrafında dönmüyor. AK Parti’de önemli görevler yapmış, ekonomi bakanlığı ve başbakanlık gibi konumlarda bulunmuş iki isim Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın kurduğu iki parti var. MHP-AK Parti ittifakına razı olmayanların kurduğu İYİ Parti var, her şeyden önce ana muhalefet partisi CHP var. Elbette başka partiler de… Bu partiler, bir yandan iktidar tarafından muhalefet oldukları için karşı cephede yer almak nedeniyle eleştirilse de en fazla eleştiriyi, eski partilerine yönelik eleştiri yapmaları nedeniyle etik-ahlak üzerinden alıyor. Bir nevi ihanet içinde oldukları, gömleklerini çıkarttıkları ifade edilirken, iktidar ve iktidar müttefikleri istikrarlı olmakla, rüzgara karşı durmakla tanımlanıyorlar.
Eski Türkiye’de “devletin ideolojik aygıtları”, yöneticilerin özellikle kendi vatandaşına reva gördüğü olumsuz şartları fark etmemesi, anomali olmadan toplum tarafından kolayca kabul edilmesi için etkin bir biçimde kullanılırdı. Bugün aynı aygıtları, aynı biçimde iktidar kullanıyor. Ve nihayetinde toplum da bunları kolayca sindirebiliyor. Bu nedenle, 6’lı Masa bünyesindeki partiler, AK Parti’nin ilk on yılındaki politikalara dönüşü vaat ettiği halde AK Partili seçmen ve iktidar tarafından ihanet içinde olmakla itham ediliyor. Haliyle, sosyoloji bilmeseniz dahi bu toplumun en temel eksiğinin sosyal gerçeklikten fizan kadar uzaklaşmış olmaktan kaynaklandığı sonucuna varıyorsunuz.
Güvenlik politikaları üzerinden eskiden korkutulan Türkiye halkı, bugün yine güvenlik politikaları üzerinden 7 gün 24 saat korkutuluyor çünkü korkutulmuş kitleler panik halinde davranır ve makulü yakalamakta zorlanır. Dolayısıyla karşımızda duran eski Türkiye’ye, sanki yeni bir eski değilmiş muamelesi yapabiliriz. Ama…
Ama “ama muhalefet, ihanet, terör, eski Türkiye” demeden önce, en basit soruyu sormak gerekiyor; nasıl bir Türkiye’de olduğumuzun, nasıl yaşadığımızın, bizden bir kuşak öncesinin yaşadığı problemlerin aynısını yeni kuşaklar olarak yaşadığımızın ve hatta bir kuşak öncesinin aynı olumsuz şartları ikinci kez yaşadığının farkında mıyız?
Bence Türkiye’nin siyasi sorunlarını, toplumsal karşılığı ile tartışmak gerekiyor zira gerçeklikle bağı bu denli kopmuş bir toplumda seçim sonuçlarının kimi-neyi gösterdiğinin bir ehemmiyeti yok, aksi halde Pareto’nun işaret buyurduğu gibi iktidar, bir seçkin gruptan bir başka seçkin grubun eline geçerken, toplumun yaşayan hücreleri olarak Adliye’den selfie çekmekle, orta sınıf araç için bile hayal kurmakla, ay sonunu getirememenin verdiği buhranla kendi kendimizi yönettiğimizi zannetmeye devam edeceğiz.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
10.01.2026
3.01.2026
19.12.2025
18.12.2025
9.10.2025
7.08.2025
3.08.2025
16.01.2025
7.01.2025