Cemile Bayraktar
Türkiye’de din konuşmak zor mesele… üzerine araştırma yapsak, sanırım en fazla konuşulmaya çalışılan ama en fazla boğulan konu budur. Konunun bir yanında dini referans alanlar diğer tarafında ise seküler, laik kesimler bulunuyor. Bu tarafgirlik içerisinde doğal olarak herkes, kendi aidiyet duyduğu ya da varlığı için gerekli gördüğü tarafın yılmaz savunucusu olarak konuşma yerine itham, kavga, reddiye içinde boğuluyoruz ve elimizde gerginlikten başka bir şey kalmıyor.
Bu konuşmamanın temelinde dinin siyasileşmesi meselesi var. Dinin siyasileşmesi, Türkiye şartları için konuşacak olursak, hem dindar hem de seküler çevrelerin ortak icraatı. Yani genellikle ezber üzere söylendiği gibi, din sadece AK Parti döneminde siyasileştirilmedi, laikler de dinin siyasileşmesinde en az itham ettikleri dindarlar kadar etkililer. Dindarların dinin varlığını kimlik, aidiyet, varlık meselesinin temeline koyduğu kadar laik çevreler dinin yokluğunu-kontrol edilebilirliğini kimlik, aidiyet, varlık meselelerinin temeline koyuyor. Bir diğer deyişle, dindarlar dinin varlığını kendi varlıklarına bağlarken, Türkiye tipi laiklikte dinin yokluğu-kontrol edilebilirliği laikler tarafından kendi varlıklarına bağlanıyor. Sizin varlığınızı bağladığınız bir konu elbette siyasileşir çünkü bu topraklarda siyaset yoğun biçimde ideoloji temelli olarak ve kimlik üzerinden yapılıyor.
Biraz geçmişe bakalım…
Türkiye’de son dönemde çokça eleştiri alan Diyanet, aslında dindar kesimin icraatı değil. Tam aksi laik devletin, ihtiyaca binaen açtığı bir kurum. Hatta ilk etapta “laik devletin” bir kurumu olduğu için Türkiye’deki dindar kesimler mesafeli duruyor bu kuruma. Meselenin arka planında şöyle bir şey var; Türkiye Cumhuriyeti laik bir zeminde kurulurken, öncesindeki Osmanlı İmparatorluğu gibi yönetimde dini referans alan bir yapı ile tüm bağlar kopartılmak isteniyor; o dönem için kısmen anlaşılabilir bir durum. Ama maalesef bugün, bir asır sonra bile temel varlık meselesi olarak ele alınıyor. Madalyonun diğer yönündeki dindarlar için de durum böyle, onların az sayılmayacak bir kesimine göre laiklik, Türkiye tipi dini kamusal alandan içeri almayan laiklik, kendi varlıkları için bir tehlike. Sonuçta her iki kesim de birbirlerini tehlike olarak görürken, merkezinde din olan bir kurumu kendileri gibi olduğunda icat ediyor, makbul görüyor ancak kendileri gibi olmadığında yerden yere vuruyor. Aynı Türkiye’de laiklik baskıcı şekilde uygulanıyorken dindar kesimin Diyanet’e mesafeli olması, laiklerin Diyanet’le sorunu olmaması; ancak dini referans aldığını iddia eden bir iktidar döneminde, Diyanet’e pozitif ayrımcılık yapıldığında daha önce kuruma mesafeli olan dindar kesimin de kuruma sahip çıkması gibi. Yani sorun Diyanet değil, Diyanet’in “kimin olduğu”.
Türkiye’deki 10 ili etkileyen, yaklaşık 40 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan deprem acısının ortasında da maalesef din, Diyanet, dindar, İslami STK tartışmalarını gördük. İslamcı STK’lar facianın ilk anlarından itibaren bölgede olmalarına rağmen bölgede olmamakla itham edildi. “Entarili, sarıklılar nerede…” gibi nefret söylemiyle ilişkili ifadeler kullanıldı. En son depremzedeler konusunda verilen bir fetva sonrası yine Diyanet tartışıldı.
Ne oldu?
“Diyanet Başkanlığı fetva sitesinde ‘Depremzede çocuklar evlat edinilebilir mi?’ sorusuna verilen yanıtta ‘Dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte hukukî birtakım sonuçlar doğuran bir evlatlık müessesesi kabul edilmiş değildir. Buna göre, evlat edinenle evlatlık arasındaki bu ilişki sebebiyle bir evlenme engeli doğmadığı gibi, evlatlığın kendi öz anne babasının yerine, evlat edinenlerin nesebine kaydedilmesi de caiz değildir’ ifadeleri tepki topladı.”
Meseleyi, muhalif bir yayın olan Cumhuriyet Gazetesi’nden alıntıladım zira tepki veren kesimlerden biriydi, hem olayın detaylarına hem de olay sonrası Diyanet’in yaptığı açıklamaya şuradan (https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/diyanet-tepki-ceken-depremzede-cocuk-fetvasini-boyle-savundu-baglamindan-koparildi-2052913 ) ulaşılabilir. Diyanet’in açıklamasını alıntılamadım zira kendisini açıklayabilecek her imkâna sahip bir kurum.
Bu fetvadan sonra Diyanet’e ciddi şekilde tepkiler geldi. Deprem gibi bir afetten sonra verilen fetvada evlilik gibi bir mevzunun geçmesi, ahlaki bulunmadığı için eleştirildi. Bu eleştiriler konusunda haksız olunmadığını düşünüyorum. Zira binlerce insan hayatını kaybetti, insanlar, vefat etmiş çocukları yanlarında yatarken aç, susuz ve üşüyorken kurtarılmayı bekliyordu. İşte böyle bir durum karşısında bu konuyla ilgili “şuna şu şekilde nikâh düşer, düşmez” denmesi tepkiyle karşılandı. Aslında gelen tepkiler, İslam hukuku ya da fıkıh dediğimiz alanın problemlerinden birine işaret ediyordu. Ahlaki yönü de olan fıkıh gibi bir alan, Müslümanların kendi çalışmaları ile sadece ameli boyuttan ibaret bir hale getirildi. Oysa Diyanet’in eski başkanlarından Ali Bardakoğlu’nun da işaret ettiği gibi aslında fıkıh ve ahlak arasında ayrılmaz bir ilişki vardır ancak fıkhın ahlaktan azade bir şekilde kurallar bütünü olarak ele alınması sonrası ahlak yönü geri plana itilmiştir. Bu da fıkhı sorun çözücü olmaktan çıkarıp problem üreten bir alana çevirmiştir. Fıkıh bu şekilde ele alınınca da maalesef fetva hatları insanın erdem, ahlak beklentisini göz ardı ederek makine gibi fetvaları sıralar ve ortada depremin ağır etkisi varken insanlar da haklı olarak bu tutuma tepki verir.
Evet, İslam’da koruyucu ailelik, evlat edinme, namahremlik, nikâh gibi konular Kuran ve sünnete bağlı olarak belirlenmiş. Bu, -beğenirsiniz beğenmeziniz o sizin kendi takdiriniz- İslam’ı kabul etmeyen kişileri bağlayan bir durum değil, ancak dindarları bağlayan bir durum ve yaşamları içerisinde karşılarına çıkan mevzulara din içerisinden cevap bulmaya çalışıyorlar. Ve bu asırlardır böyle, bugün icat edilmedi. Dolayısıyla son dönemde Diyanet fetvalar uydurmuş gibi yapmanın bir alemi yok ancak Diyanet’in de dinin kurallar bütünü olmadığını, İslami ilimlerin sadece fıkıh ilminden ibaret olmadığını öğrenmeye ihtiyacı var.
Evlat edinme, miras, soy bağı gibi konular sadece dini hukukun değil, modern hukukun da meselesi çünkü her tip hukuk insanların düzen içerisinde yaşayabilmesi ve problemlerin çözülebilmesi için oluşturuluyor. Dolayısıyla bu tarz konulara cevap vermek, yeni ortaya çıkan durumlarla ilgili hukukun ne dediğini öğrenme çabasıdır. Yoksa bu kadar acı bir deprem sonrasında kimse haz peşinde, bir şeyleri kotarma peşinde değil. Ancak sorun biraz da maalesef ülkede, sadece Türkiye’de değil dünya çapında da etkili olan oryantalizmin, Müslümanları “şehvet düşkünü, sapkın Orta Doğulular” olarak tanımlamasının oluşturduğu ezberlenmiş nefretten kaynaklanıyor. Tabii bu durumda hep eleştirenler hatalı değil, biz Müslümanların da bu oryantalist yakıştırmalardan kurtulabilmesi için şehvetle ilişkilendirilebilecek konularda insani ve İslami ahlakı gözetmemiz gerekiyor.
Dindarların bu konudaki eksikleri, daha önce de ifade ettiğim gibi, fıkhın-İslam hukukunun ilahi emirlerden oluşmasına rağmen bir diğer yönüyle insan ürünü olduğunun unutulması ve insan ürünü olan fıkhi, ictihadi konulara nas muamelesi yapıp bu tip konuların güncel gelişmeler ışığında yenilenmemesinden kaynaklanıyor. Çünkü “din elden gidecek” korkuları baskın. Aslında laik, seküler kesimler ile dindarlar bu noktada birleşiyorlar ama farkında değiller. İki kesim de birbirlerine “laiklik elden gidiyor” ya da “din elden gidiyor” endişesiyle yaklaşırsa elbette din de siyasileşir, konuşulabilecek konular da birer nefret objesi olarak iki tarafın birbirine bağladığı problem haline gelir. Nihayetinde de geliyor.
Dindarlar ve laiklerin birleştiği bir diğer nokta ise dinin, Diyanet’in memuru haline getirilmesine durum ve şartlara göre olumlu bakmalarından kaynaklanıyor. Aslında özerk bir alanı olması gereken din, laik anlayışça, kontrol edilebilsin diye ya da dindar anlayışça, korunsun diye devletin çatısı altına alınırsa, Diyanet’in alacağı şekil de günün sonunda maalesef bu olur. (Burada Diyanet kapatılsın demiyorum).
Dün dünde kaldı ama dünün problemleri zamanında çözülmediği, her kesimin yönetici kadroları bu tartışmaları bugüne taşındığı için bizler dünden bugüne geçemiyoruz ve dünün tüm problemleri her kesim tarafından siyasileştirilip önümüze geliyor. Aslında bunların hepsinin altında korku yatıyor. Sürekli olarak kendi varlığının, varlığına bağladığı değerlerin tehlike altında olduğuna inandırılan kitleler, yani dindar ve laik çevreler, bir yandan siyasi kadrolar tarafından korkutularak siyasetin keskin uçları haline getiriliyor, diğer yandan bu kutuplaşmanın aparatı ve devam ettiricisi haline geliyor. Bunun kime faydası var? Topluma faydası olmadığı kesin hatta toplumsal huzurun aleyhine gelişen bir durum. Yaradığı yer ise yönetici kadrolar; onlar kendi iktidarlarını daim kılmak için din ve laiklik gibi bu ülkenin iki kadim tartışmasını kurumlar ve kişiler üzerinden, onların yardımıyla devam ettiriyorlar, laikliğin ya da dinin elden gideceği korkusuyla birbirlerine diş bileyen aynı toplumun insanları, birbirlerine yabancı, birbirlerine neredeyse düşman kesimler haline geliyor. Bu maalesef bizim problemli gerçeğimiz ve bu problemden iki kesim de rahatsız. Eğer bu problemi çözmek istiyorsak; seküler kesimler, laik çevreler bu tip konularda hatalı olan Diyanet’i eleştirebilir ama tüm Müslümanlara sapık yaftası yapıştırmamalı, nefret dili kullanmamalı. Diyanet ise kendi üstlendiği görevi hakkıyla yerine getirme gayreti gütmeli, aşırı taassup içerisinde dini, devletin memuru konumuna sokup siyasetin nesnesi haline getirmemeli, dinin ahlaki yönünü ön plana çıkarmalı, kendi kadrolarını bunun bilincinde olarak yetiştirmeli. Buradan başlarsak belki tüm problemi çözemeyiz ancak en azından bir adım atmış oluruz, dini ve evrensel ahlakın da tavsiye ettiği gibi.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
10.01.2026
3.01.2026
19.12.2025
18.12.2025
9.10.2025
7.08.2025
3.08.2025
16.01.2025
7.01.2025