DOĞAN ÖZGÜDEN
Yarın zemherinin, yani 21 Aralık’ta başlayıp 40 gün süren karakışın son günü… Bu hüzünlü dönem, daha önce de yazdığım gibi, Türkiye solu için acılarla dolu. Yakın tarihlerde, bugünkü adıyla Ocak ayının 19’unda Hrant Dink’in İstanbul’da faşist kurşunlarıyla öldürülmesi, 99 yıl önce de eski adıyla Kânunisâni’nin 28-29’unda Türkiye Komünist Partisi kurucularının Karadeniz’de boğularak katledilmeleri…
Türkiye yakın tarihinin bu iki karanlık sayfası üzerine Artıgerçek de dahil mücadeleci medyada çok yazdım…
Hrant’ın katledilmesinin iki hafta önceki son yıldönümünde, bu cinayetin sanıklarından birinin, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın Belçika’ya kadar uzanan kirli ilişkilerinden birini açıklamıştım.
14 Kasım 2019’da, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesinden altı gün önce Mustafa Kemal'in TKP kurucuları hakkındaki kışkırtıcı konuşmasını belgeleyen TBMM tutanaklarını paylaşmıştım.
Mustafa Kemal'in hayli uzun olan konuşmasının diğer bölümlerinde, o dönemde Ankara yönetimine destek olan Sovyet Rusya’ya şirin görünmek için girişilen diplomasi manevralarına ve hattâ sahte bir komünist partisinin kuruluşuna ilişkin ibret verici bilgiler olduğunu vurgulamıştım.
Bakü’de Mustafa Suphi önderliğinde kurulmuş olan Türkiye Komünist Partisi’nin Türkiye’de örgütlenmesini engellemek için bizzat Mustafa Kemal’in talimatıyla 18 Ekim 1920’de Türk Komünist Fırkası (TKF) adıyla sahte bir komünist partisi kurulmuştu. Kurucuları arasında Mustafa Kemal’in yakın adamlarından Tevfik Rüştü Aras, Mahmut Esat Bozkurt, Celal Bayar, Yunus Nadi, Kılıç Ali, Hakkı Behiç Bayiç, İhsan Eryavuz, Refik Koraltan, Eyüp Sabri Akgöl ve Süreyya Yiğit vardı.
Hatta ve hatta, partiye Mustafa Kemal’in bizzat kendisiyle birlikte ordu paşalarından Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, İsmet İnönü ve Kâzım Karabekir de üye olmuşlardı. Yine gerçek TKP’nin dünya komünist hareketi tarafından tanınmasını engellemek için Türk Komünist Fırkası, Komintern’e üyelik için başvurmuşsa da, sahtekârlık ayan beyan ortada olduğu için talebi kabul edilmemişti.
28-29 Ocak 1921’de Mustafa Suphi ve yoldaşlarının fiziken yok edilmesi, o dönemdeki Sovyet Rusya yönetiminin ve de Komintern’in bu cinayet karşısında tepki göstermemesi üzerine işi garantiye aldığına kanaat getiren Mustafa Kemal’in emriyle TKF’nin varlığına son verildiği gibi komünistliği çağrıştıracak her düşünce, eylem ya da örgütlenme yeni Türkiye yönetimi tarafından “vatan hainliği” olarak damgalandı.
TKP engelini ortadan kaldırdıktan kısa bir süre sonra Mustafa Kemal, 5 Ağustos 1921’de
TBMM’nin oybirliğiyle başkomutan ilan edilecek, yeniden üniforma giyip kılıç kuşandıktan sonra da 19 Eylül 1921’de yine TBMM tarafından oybirliğiyle Müşir (Mareşal) rütbesine terfi ettirilecek ve kendisine ayrıca Gazi ünvanı verilecekti.
Türk Ordusu’nun tarihinde Müşir (Mareşal) olan tek kişi Mustafa Kemal değildi… Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nin savaş planları hazırlayan Fevzi Paşa da yine TBMM’nin oybirliğiyle 31 Ağustos 1922 tarihinde Müşir (Mareşal) ilan edilecekti.
İki mareşalli TC Devleti özellikle TBMM’nin 1925’te Takriri Sükûn Kanunu’nu kabul etmesinden sonra Kürtlere ve işçi sınıfına karşı tam anlamıyla gaddar kesilecek, Avrupa’daki Mussolini ve Hitler yönetimlerinden esinlenilen faşizan baskıları yasallaştırıp kurumsallaştıracaktı.
Dünyaca ünlü komünist şairimiz Nazım Hikmet’in polisiye bir komplo sonucu “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlamasıyla tutuklanıp askeri mahkeme tarafından ağır hapse mahkum edilmesinde ordunun başı sıfatıyla Mareşal Fevzi Çakmak belirleyici rol oynamış, mutlak yetkilerle mücehhez cumhurbaşkanı olmasına rağmen Mustafa Kemal Atatürk de bu utanç verici adaletsizliği önleyici hiçbir müdahalede bulunmamıştı.
Kısa bir süre için sahte da olsa “komünist parti üyesi” sıfatı taşıdıktan sonra, biri cumhurbaşkanı, diğeri genelkurmay başkanı olarak tüm anti-komünist baskıların birinci derecede sorumluluğunu paylaşan iki mareşalden Fevzi Çakmak’ın kaderinde, ömrünün son yıllarında, üstelik yıllarca desteklediği CHP iktidarı tarafından “komünist” diye damgalanmak da varmış…
1921 Kânunisâni’sinin çakma komünisti Mareşal Fevzi Çakmak’ın, tek parti döneminin silahendaz anti-komünistliğinden sonra yeniden “komünist” ilan edilmesi 1947’nin Kânunisâni’sine rastlıyor.
Dönem, toprak ağalığının ve büyük sermayenin “liberal” sözcüsü olarak piyasaya çıkmış olan, Türkiye’yi ABD emperyalizmine peşkeş çekme konusunda CHP’den hiç de geri kalmayan Demokrat Parti’nin 1950 seçimlerini kazanabilmek için toplumdaki tüm gayrimemnun kesimlere mavi boncuk dağıttığı, bu arada işçi sınıfının ve sol aydınların da desteğini almaya çalıştığı dönem…
Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü CHP’den ayrıldıktan sonra DP’nin kuruluş hazırlıklarını yürütürken Tan Gazetesi yöneticileri Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel’in tüm muhalif aydınları demokrasi ve barış mücadelesinde bir araya getirmek amacıyla yayınladıkları Görüşler dergisine de destek olmaya, hatta yazı yazmaya söz vermişler.
Celal Bayar 1920’de Mustafa Kemal’in kurdurtup sonradan ihtiyaç kalmadığı için kapattırdığı sahte Türkiye Komünist Fırkası’nın üyeleri arasında da yer almış, daha sonra CHP milletvekili ve hatta iki yıl da başbakan olarak tüm anti-komünist uygulamalarda sorumluluk üstlenmişti.
Sol aydınlara desteklerinin sahteliği Görüşler’e söz verdikleri yazıları bir türlü yazmadıkları gibi, Sertel’lerin yönetimindeki Tan Gazetesi ve Görüşler Dergisi’nin yönetim yerinin ve matbaasının CHP’nin kışkırtması üzerine 4 Aralık 1945’te “milliyetçi gençlik” zorbaları tarafından yakılıp yıkılmasından sonra seslerini pek çıkartmamalarıyla belli olmuştu.
Mareşal Fevzi Çakmak da tam o günlerde devreye girecekti… Kendisi Mustafa Kemal’in herkesten çok güvendiği arkadaşıydı. Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'ın anlattığına göre Atatürk, kendisinin halefi olarak Fevzi Çakmak'ı görmekteydi. Ne ki, Atatürk 1938’de öldüğünde, ordunun başında bulunan Fevzi Çakmak feragat göstererek İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olması için ağırlığını koymuştu. Ama 12 Ocak 1944’te İnönü kendisini emekliye sevk edince, Çakmak bunu bir türlü hazmedememiş, çok partili rejime geçildikten sonra kurulan CHP’ye karşı tavır alarak Demokrat Parti’yi desteklemiş, 21 Temmuz 1946 seçimlerinde de bu partiden bağımsız milletvekili seçilmişti.
Çakmak Atatürk’ün ölümünden sonra, 2. Dünya Savaşı yıllarında en az İnönü kadar popülerdi. Anadolu bozkırının köylerinde ilkokul okurken sık sık söylenen şu türküyü hiç unutmam:
Ankara’nın dağına da yağan yağmur dar olsun
Bu bizim İsmet Paşa da başımızda sağ olsun
Hiç kırılmaz, kırılmaz da çiftçilerin yabası
Mareşal Fevzi Çakmak da Türk askerin babası.
Fevzi Çakmak’ın yaptığı yurt içi gezilerinde muhalif kitleler tarafından coşkuyla karşılandığını gören DP’nin kaşarlanmış yöneticileri ileride parti liderliğini kaptırma endişesiyle kendisine mesafeliydi… Bu nedenledir ki, 20 Ekim 1946’da Zekeriya Sertel ve Cami Baykut gibi sol aydınların yanı sıra Tevfik Rüştü Aras ve Kenan Öner gibi iki ünlü siyasetçinin ve Sadık Aldoğan gibi bir emekli generalin katılımıyla kurulan İnsan Hakları Cemiyeti’nin başkanlığını üstlenmekte tereddüt etmemişti. Ancak kıyamet de bundan sonra kopmuştu.
İnsan Hakları Cemiyeti’nin kuruluşuna, özellikle de Mareşal Çakmak’ın bunun başkanlığını üstlenmesine tepkileri Sabiha Sertel 1969 yılında Ant Yayınları arasında “Roman Gibi” adıyla yayınladığımız anılarında şöyle anlatır:
“Halk Partisi bu kuruluşu baltalamak için tedbirler alıyordu. İnönü için, Mareşal’in DP ile, sollarla beraber çalışması en büyük tehlike idi. DP, İnsan Hakları Cemiyeti münasebetiyle Mareşal’e ve Tevfik Rüştü’ye yapılan hücumlardan korkmuş, onlarla münasebetlerini kesmişti. Falih Rıfkı Atay 22 Ekim 1946 tarihli Ulus’a yazdığı makalede şöyle diyordu: ‘Bazı politikacılar (Mareşal ve Tevfik Rüştü Aras), ilk amaç CHP iktidarını yıkmak olduğu için, var kuvvetleriyle Demokratların muhalefetini desteklemişler, fakat Demokratlar kendilerini içlerine almamışlar, dostlarını dahi uzak tutmak ihtiyatını göstermişlerdir. Mareşal’in reisliği altındaki İnsan Hakları Cemiyeti kurulduğu vakit, İstanbul’da görülen uyanıklığın sebebi meydandadır. Bu cemiyete kabul edilen solların kırmızılık derecesini kolayca farkediyoruz.’
“İnsan Hakları Cemiyeti’ne basında yapılan hücumlar o hale gelmişti ki, koca Mareşal kendisine ‘komünist’ dendiği için hemen soldan geri etti, gazetelere verdiği beyanatta Cemiyetle alakasını kestiğini bildirdi. Arkasından Celal Bayar bu cemiyetle ilgisi olmadığını açıkladı.
“Mareşal’in kısa bir zaman içinde sözünden cayması hükümet basınında alay konusu oldu…. Hiçbir mazeret Mareşal’i, kendisine komünist dendiği için kararından dönmeye sevk edecek bir etken olamazdı. Mareşal muhalefete şahsi kinleri yüzünden geçmişti. Bir idealin peşinde değildi. İnsan Hakları Cemiyeti’nin şahsına zarar vereceğini anlayınca, hemen soldan geri etti. İnönü sistemli yaptığı hücumlarla en büyük rakibini saf dışı etmişti. Celal Bayar da bundan memnundu. Böylece kendisine rakip olacak bir kuvveti ezmişlerdi.”
TBMM’nin 29 Ocak 1947 tarihli toplantısında İçişleri Bakanı Şükrü Sökmensüer “Türkiye’deki komünist faaliyet ve tahrikler, Türkiye’yi bir Sovyet cumhuriyeti haline getirmek üzere yapılan planlar, girişilen teşebbüsler” konulu uzun bir konuşma yaparken komünistlerin Demokrat Parti’yi ve Mareşal Fevzi Çakmak’ı alet olarak kullanmak istediklerini söylemiş, ancak Demokrat Parti’nin buna karşı gösterdiği uyanıklığı övmüştü.
Mareşal Fevzi Çakmak, kendisine yönelen saldırılar karşısında 7 Şubat 1947 tarihli Kudret Gazetesi’nde şu açıklamayı yapacaktı:
“Ben komünist değilim. Hiçbir komünist partisiyle de hiçbir münasebetim yoktur… Millet benim komünist olmadığımı ve komünistlere alet olmayacağımı çok iyi bilir.”
Yine Fevzi Çakmak, 6 Şubat 1947 tarihli Yeni Sabah gazetesinde kendisini savunmak için Nazım Hikmet’in tutuklanıp mahkûm edilmesinde nasıl önemli bir rol oynadığını itiraf edecekti: “Ben komünistliği bu memleket için zararlı görenlerden biriyim. Onun için, komünistler orduya ve donanmaya sokulmak istedikleri zaman şiddetli hareket ettim.”
Ancak bu savunmasına rağmen CHP’nin Fevzi Çakmak’a saldırısının ardı arkası kesilmeyecekti. Peyami Safa 14 Şubat 1947 tarihli Ulus gazetesinde Demokrat Parti’yi komünistleri korumakla suçlarken Mareşal hakkında da kesin hüküm verecekti: “Çakmak… Kızıllarla işbirliği yapmıştır!”
CHP’nin saldırıları ve DP’nin de kendisine destek olmaması karşısında kendisine sağ parkurda yeni bir yer arayan Mareşal Çakmak, 19 Temmuz 1948’de Osman Bölükbaşı’yla birlikte Millet Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer alacak, iki yıl sonra da 10 Nisan 1950’de, 74 yaşında yaşama veda edecekti.
Kişi mareşalliğe yükseltilmiş olsa da, tarih terazisinde rütbesiyle değil, ne yapıp ettiğiyle tartılır.
Fransa’nın tarihinde de ün sahibi birçok mareşal vardır. Napolyon Bonapart’ın on yıl süren imparatorluğu dönemindeki mareşal sayısı 26’yı bulur. Bunlardan 22’si isimleri büyük bulvar ve caddelere verilerek onurlandırılmışken 3’ü hain, 1’i de Waterloo yenilgisinin sorumlusu sayılarak kara listeye alınmışlardır.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Philippe Pétain adınaki Fransız mareşali Alman işgaline karşı Verdun muharebesinde kazandığı zaferle “milli kahraman” ilan edilmiş, ancak İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’yla işbirliği yaparak kukla Vichy Hükümeti’nin başkanlığını üstlendiği için tüm itibarını yitirmişti,
Bu kıstas Pétain gibi zigzaglar yapmış olan tüm mareşaller için de geçerlidir.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024