DOĞAN ÖZGÜDEN
Yarın 24 Temmuz… Milli’siyle ve de dini’siyle bayramı mebzul güzel ülkemizde bir yandan “Lozan” ve “Basın” bayramları kutlanırken, öte yandan da 1453’te kılıç zoruyla camiye dönüştürülmüş olan Ayasofya’nın bu kez Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci fütuhatıyla ve de HDP dışındaki tüm partilerin alkışlarıyla yeniden cami kılınmasının bayramı kutlanacak…
Üstelik, bu 15 asırlık hristiyan mabedi, içindeki tarihi ikonalar namaza duranların ibadetini batıl eylemesin diye tesettüre sokularak…
Bize 40’lı yıllarda çocukken beş sınıf birden tek odada ders gördüğümüz köy okulunda 24 Temmuz’da kutlattırılan bir tek bayram vardı: Lozan Barış Bayramı…
Büyük kentlere göçtüğümüzde ortaokul ve lisede de 24 Temmuz günleri bir tek o bayramı bilir, cumhuriyetin uluslararası planda tanınmasının yıldönümünü öğretmenlerimizin hamasi nutuklarını dinleyerek kutlardık.
Lozan’ın Türkiye’de yaşayan Kürt ulusu için bir bayram günü değil, aksine savaş yıllarında onun desteğini almak için yapılmış “muhtariyet” vaadlerinin bir kalemde çizildiği acı bir gün olduğunu yıllarca sonra Ayşe Hür gibi değerli tarihçilerin açıklamalarıyla öğrenecektik.
Ayşe Hür “1921-23 arası Ankara hükümeti Kürtlere sözler verir. Bu bir uyutma harekatıdır aynı zamanda. Mustafa Kemal 1921 de muhtariyet mesajları vermeye başlar, bu mesajlar aslında mavi boncuktur” diyor… Daha sonra belgeleri konuşturuyor…
Mustafa Kemal 1923’te, 16 Ocak akşamı başlayıp 17 Ocak sabahına kadar İzmit Kasrı’nda dönemin ünlü gazetecileriyle yaptığı sohbet toplantısında “Kürtlerin durumu nedir? Kürt meselesi nedir?” yönündeki sorulara, “Bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür yerel özerklikler oluşacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin hem de Türklerin yetki sahibi vekillerinden oluşmuştur ve bu iki unsur, bütün çıkarlarını ve kaderlerini birleştirmişlerdir” yanıtını veriyor.
Ancak antlaşmayı imzalamaya giderken Kürtleri ittifak içerisinde tutup desteklerini almak için söylenen bu sözler Lozan’da tamamen unutuluyor, anlaşmanın imzalanmasından sonra 1924’de yapılan değişiklikle anayasaya Türklük vurgusu yapılarak “muhtariyet” vaadi nisyana terkediliyor.
Sonrası cümlenin malumu… Haksızlığa gösterilen tepkiler, 1924’te Hakkâri’de başlayıp 1937’de Dersim’e dek süren, kan ve zulümle bastırılan onlarca isyan, çok partili rejime geçtikten sonra da sık sık tekrarlanan Kürt tutuklamaları, sürgünleri ve 80’li yılların başından günümüze dek NATO’nun ikinci en güçlü ordusunun, polisin, köy korucularının, milislerin, yalaka medyanın, tüm düzen partilerinin topyekun savaşına rağmen Kürdistan’ın üç bölgesinde azimle sürdürülen direniş…
***
Çakma olan sadece Lozan Bayramı mı?
Gazeteciliğe başladığım 1952’yi izleyen yıllarda ona bir de yine 24 Temmuz günü kutlanan Basın Bayramı eklenecekti. Çalıştığımız gazetenin 24 Temmuz tarihli birinci sayfasında Basın Bayramı kutlanırken, üyesi olduğumuz Gazeteciler Cemiyeti ve Gazeteciler Sendikası’nda da özel törenler yapılıyordu.
Sonradan öğrenecektim ki, Basın Bayramı’nın 24 Temmuz’a denk getirilmesi o kadar da kolay olmamıştı. 2. Dünya Savaşı’nın ardından çok partili rejime geçilirken Cemiyetler Kanunu’nda yapılan değişiklikten yararlanan basın mensupları da 10 Haziran 1946’da Gazeteciler Cemiyeti’ni kurmuşlar ve ardından da Türkiye’de ilk gazetenin çıkış tarihine denk gelen günü “Basın Bayramı” ilan etmeyi kararlaştırmışlardı.
Ancak bazı gazeteciler Osmanlı İmparatorluğu sınırları dahilinde ilk gazete olan Takvim-i Vekayi’nin 1831’de yayınlandığı günü “bayram” olarak önerirken, bir başka grup Takvim-i Vekayi resmi gazete olduğu için Tercüman-ı Hakikat gazetesinin 1861 yılında yayına başladığı günü “bayram” günü olarak dayatmışlardı.
1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin iktidar olmasının ardından üçüncü bir alternatif bulunmuş, Falih Rıfkı Atay’ın önerisiyle 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet yürürlüğe girdikten sonra basından sansürün kısa bir süre için de olsa kaldırıldığı 24 Temmuz gününün “Basın Bayramı” olması kabul edilmişti.
Hemen bir hatırlatma… Yukarıda bahsettiğim ilk iki alternatiften biri kabul edilmiş olsaydı, Türkiye basınının geçmişiyle ilgili bir başka tarihsel yalan bizzat basının temsilcileri tarafından onaylanmış olacaktı.
Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nda yayınlanan ilk gazete Türkçe değildi… Osmanlı’da ilk Türkçe matbaa ancak 18. yüzyılın ortalarında kurulabilmişti. Oysa ülkenin Türk’lerden önceki sakinleri olan Ermeniler, Rumlar ve Museviler daha 16. yüzyıldan itibaren kendi matbaalarını kurarak çeşitli yayınlar gerçekleştirmişlerdi.
İlk gazete ise 1795’te yayınlanan Fransızca Bulletin de Nouvelles’di… 1795' ten Cumhuriyet dönemine kadar ülkede 22 ayrı dilde toplam 2046 gazete ve dergi yayınlanmıştı, bunların 601’i de Ermenice’ydi.
Bunu neden vurguluyorum? Osmanlı, bu Ermeni gazetecilere şükran borcunu, onları 24 Nisan 1915’te diğer birçok Ermeni aydınıyla birlikte tutuklayıp sürgüne göndermek, birçoğunu da katletmek suretiyle ödeyecekti.
1953’te ilk kez katılmış olduğum Basın Bayramı kutlamasını, daha sonraki yılların 24 Temmuz’larında aynı coşkuyla kutlayamadık. Çünkü “sonsuz özgürlük” vaadleriyle iktidar olan tek parti dönemi yetiştirmesi Demokrat Parti şefleri, ABD’den aldıkları talimatla 1951’de büyük TKP tevkifatıyla başlattıkları devlet terörünü bu kez komünist olmayan gazetecilere de teşmil edecekti.
Talihin cilvesine bakın ki, yeni dönem basın düşmanlığının ilk hedeflerinden biri de dokuz yıl önce yazdığı anti-komünist yazılarla CHP militanlarını tahrik ederek Tan Gazetesi’ni yakıp yıktıran Hüseyin Cahit Yalçın’dı, 79 yaşındayken Ulus gazetesinde yayınlanan bir başyazısından dolayı 1954 yılında tutuklanarak hapse atılmıştı.
1955 Temmuz’unu da “bayramsız” geçirmiştik ki, 6-7 Eylül günü İstanbul ve İzmir’de DP iktidarının kışkırtmasıyla yapılan korkunç pogromun ertesinde yağma ve şiddetin asıl faillerinin kılına dokunulmazken, olayları kışkırttıkları yalanıyla İstanbul’da Aziz Nesin’in de dahil olduğu komünist aydınlar, İzmir’de de benim çalıştığım muhalif gazetenin başyazarı Orhan Rahmi Gökçe tutuklanacaktı.
Ondan sonra 27 Mayıs 1960’a kadar DP dönemi “ispat hakkı”nın çiğnendiği, muhalif gazetecilerin zindanlara atıldığı, resmi ilanlar ve kağıt tahsisleri muhalif gazetelerden esirgenerek “besleme basın” yaratıldığı bir dönemdi, “basın bayramı” kutlamanın bir anlamı yoktu.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra basın kısa bir süre nefes almıştı. On yıla yakın zor koşullarda mücadele yürüttüğümüz sendikalarımız ve üst kuruluşumuz Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu, gazeteciler cemiyetleri de yeni basın düzeninin oluşmasında söz sahibi olmuştu.
O denli ki, bir Basın Şeref Divanı meslekte öz denetimi gerçekleştirmiş, resmi ilan dağıtımının demokratik şekilde yapımını sağlamak için kurulan Basın İlan Kurumu’nun yönetiminde çalışan gazetecilerin temsilcisi olarak yer almıştık. 212 sayılı kanunun kabulüyle çalışan gazetelerin sosyal haklarında da önemli iyileştirmeler yapılmıştı. Üstelik İzmir Gazeteciler Sendikası adına katıldığım Asgari Ücret Komisyonu’ndan çalışan gazetecilerin ücretlerinin iki üç misli arttıran bir karar çıkarttırmıştık.
Tüm bunlar, yine de bir Aziz Nesin’in, Yeni Tanin gazetesinde yazdığı bir yazıdan dolayı tutuklanıp bir süre hapsedilmesine engel olamamıştı.
İnönü’nün başbakanlığındaki koalisyon hükümetleri döneminde basın davaları ve gazeteci tutuklamaları yeniden ivme kazanacaktı. Dönemin uluslararası planda da ses getiren davalarından biri Şadi Alkılıç’ın Cumhuriyet gazetesinin bir yazı yarışmasına gönderdiği “Türkiye’nin tek kurtuluş yolu: Sosyalizm” başlıklı yazıdan dolayı tutuklanarak Türk Ceza Kanunu’nun 142. Maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2 yıl da sürgün cezasına mahkum edilmesiydi.
Sosyal uyanışın ivme kazandığı, devrimci sendikacıların sadece Türk-İş’in Amerikancı tutumuna karşı çıkmakla kalmayıp sınıf mücadelesini siyaset sahnesine taşımak üzere Türkiye İşçi Partisi’ni kurdukları bu yeni dönemde, sol düşünce ve örgütlenmeyi engellemek için Türk Ceza Kanunu’nun faşist Mussolini yasalarından transfer edilmiş 141 ve 142. maddeleri sol medyanın ve örgütlerin başında “Damoklesin Kılıcı” gibi sallanmaya devam ediyordu.
Bu maddelerden dolayı tutuklama ve baskılar sürüp giderken, özellikle 1965’te ABD Morisson firması taşeronu Süleyman Demirel’in başbakan, ertesi yıl da faşist orgeneral Cemal Tural’ın genel kurmay başkanı olmasından sonra TCK’nın cumhurbaşkanına, meclise, hükümete, orduya, güvenlik kuvvetlerine yönelik her türlü eleştiriyi hapisle cezalandıran maddeleri de özellikle sol medyaya karşı tüm gaddarlığıyla uygulanmaya başlamıştı.
1967’den 1971 yılına kadar yayınladığımız Ant dergisinde günlerimizin çoğu Sultanahmet’teki adliye sarayının koridorlarında ifade vermek ya da yargılanmak için saatlerce beklemekle geçiyordu. 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişinden sonra ilan edilen sıkıyönetim döneminde bu baskı mekanizmasına askeri mahkemeler de eklenecek, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinden sonra basın özgürlüğünün son zerreleri de tamamen yok edilecekti.
Müslüman Kardeşler’in ve ABD’nin güvenilir adamı Turgut Özal’ın başbakanlığıyla başlayan, Demirel, Çiller, Yılmaz, Erbakan ve Ecevit’in başbakanlıklarıyla sürdürülen, 2002’den beri de islamo-faşizmin tüm ana akım medyayı kendine bend etmesiyle tavan yapan “basın özgürsüzlüğü” döneminde “Basın Bayramı”ndan söz etmenin insanları salak yerine koymaktan başka anlamı yoktur.
***
24 Temmuz’un üçüncü çakma bayramı da, Türk-İş ve ona bağlı sendikaların yıllarca 1 Mayıs’ın işçi sınıfı tarafından "Birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasını engellemek için icad ettikleri çakma “İşçi Bayramı” idi.
Çocukluk ve gençlik günlerimden çok iyi hatırlıyorum… 2. Dünya Savaşı’nın tüm dünyada kan ve ölüm kustuğu 30’lu ve 40’lı yıllarda olsun, sözüm ona “çok partili demokrasi” maskesi altında kapitalist diktanın hüküm sürdüğü 50’li ve 60’lı yıllarda olsun, 1 Mayıs Türkiye’de işçi sınıfının bayramı değil, gönül yayları gevşemiş burjuva bay ve bayanların “Bahar Bayramı” olarak kutlanırdı.
1 Mayıs’ın aslında neyin bayramı olduğunu ilk kez 50’li yılların başlarında Ankara’nın İsmet Paşa Mahallesi’ndeki solcu terzi komşularımızdan duymuştum. 1 Mayıs’a böyle bir anlam verenlerin başına neler gelebileceğini de bu komşularımızın TKP tevkifatında yakalanıp götürüldükleri gün öğrenmiştim.
27 Mayıs darbesinin ardından kabul edilen 1961 Anayasası ile bazı temel hak ve özgürlükler tanınmış, ama 1 Mayıs’ı “çayır çimen bayramı” olmaktan çıkartıp gerçek sahibi olan işçi sınıfına iade etmek kimsenin aklından dahi geçmemişti. Ne subayların, ne de onlardan sonra seçimle iktidar olan İnönü CHP’sinin…
Komünizmle mücadeleyi ana hedef olarak benimsemiş olan Demirel’in AP’sinden de zaten böyle bir şey beklenemezdi…
İşbirlikçi ve Amerikancı Türk-İş ise 1 Mayıs’ı tamamen unutturmak için, 1963’te, Ecevit’in çalışma bakanı olduğu zaman hazırlanan 274 ve 275 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi yasalarının Meclis’ten geçtiği 24 Temmuz’u “İşçi Bayramı” ilan etmişti. Oysa bayram yapılacak bir durum yoktu, işçiye grev hakkı tanınırken, anayasada sözü edilmediği halde Ecevit kapitalistlere taviz vererek 275 sayılı yasaya “lokavt”ı da bir hak olarak sokuşturmuştu.
Türk-İş patronların ve iktidarların da desteğiyle 24 Temmuz’u yıllarca “İşçi Bayramı” olarak kutladıktan sonra, devrimci sendikacıların 1967’de DİSK’i kurmaları ve işçi sınıfının gerçek bayramı 1 Mayıs’ı giderek kitlesel şekilde kutlamaya başlamalarından sonra gülünç duruma düştüğü için bu sahtekârlıktan vazgeçmek zorunda kalacak, biçimsel de olsa gerçek İşçi Bayramı 1 Mayıs’ı DİSK’le birlikte kutlamaya başlayacaktı.
***
Yarın yine 24 Temmuz… Başta da dediğim gibi, bu üç çakma bayrama, tesettüre sokulmuş Ayasofya Kilisesi’nde tantanalı namaz gösterileriyle dördüncü çakma bayram eklenecek, Konstantinopl’ün Fatih Sultan Mehmet Han tarafından işgalinden 567 yıl sonra Fatih Recep Tayyip Han tarafından yeniden işgali bayramı olarak kutlanacak.
Alkışlaması hem camileştirmeye daha baştan açık çek veren Kılıçdaroğlu’ndan, hem de camileştirme kararı çıktıktan sonra Ayasofya’nın “oldum olası cami” olduğunu söyleyerek gaspı destekleyen CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan…
Bu yazının sunuşundaki desen Faslı karikatürist khalid Cherradi’nin eseridir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları






























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024