Halil BERKTAY
[16-18 Ağustos 2020] Duby, Şövalye, Kadın ve Rahip’te hem genelliğini, hem özellik veya özgüllüklerini verir bize, 11. yüzyılda Fransa’da şekillenen yeni Ortaçağ evliliğinin. (1)
Birinci özellik, ortamın başıboşluğuydu. Eski dünya (Roma dünyası) yıkılmış; yenisi henüz oluşmamıştı. Bu çerçevesizlik hem siyasî-askerî iktidar, hem toplumsal cinsiyet ilişkilerinde kendini gösteriyordu. Hele Şarlman’ın ölümünün (814) ve Karolenj İmparatorluğu’nun 843-870 arasındaki Verdun, Prüm ve Meersen antlaşmalarıyla parçalanıp bölüşülmesinin ardından, taşrada devlet diye bir şey kalmamış (veya hiç olmamış) gibiydi. Germen kökenli savaş soyluluğunun irili ufaklı beyleri, kâh burada iki köy, kâh şurada küçük bir şato ve çevresinde üç tarla kapıp egemenlik alanlarını biraz olsun genişletmek uğruna, silâhlı külâhlı maiyetleriyle sürekli birbirine girmekte; kırsal alanlarda şiddetten geçilmez hale gelmekteydi.
Aynı kuralsızlık kadınlar üzerindeki mücadelede de kendini gösteriyordu. Askerî aristokrasi içinde, toprak hırsızlığı gibi kadın hırsızlığı da almış yürümüştü. Yaygın yöntem, rakip hanedanlara baskın verip kız kaçırmak ve ırzına geçmek, böylece fiilî “evlilik”ler yaratmaktı. Roma tarihinin başlarında, belki İÖ 8. yüzyılın ortalarında, Latium’da yeterli kadın olmadığından “Sabin kabilesi kadınlarının topluca kaçırılması” efsaneleşmiş ve yüzyıllar boyu Batı sanatının erotik konuları arasında yer almıştı (erkek ressamların, şiddete maruz kalan kadınların yanında yer tutacağını sandıysanız, örneğin bkz yukarıda, Pietro da Cortona’nın 1627-29’a tarihlenen, potansiyel tecavüzcüler açısından iç gıcıklayıcı tablosu). 10. ve 11. yüzyıl Fransa kırsalı da, Frank kabile gelenekleri tümüyle aşılamadığından, sürekli benzer bir ortamda yaşar gibiydi. İyi tanımlanmış, sınırları çizilmiş, üzerinde konsensüs oluşmuş bir “evlilik kurumu”nun yokluğu, başka açılardan da gözlenebiliyordu. Yakın akrabalar arası beraberlikler (yani ensest yasağının tanınmaması), papazların bekârlık kuralına uymaması, ya da büyük soyluların erkek çocuk doğurmayan karılarını evden atabilmesi (VIII. Henry sendromu mu demeli?) gibi davranışlar, bu tezahürlerden bazılarıydı.
Bu toplumsal koşullar bütünü ile 6. ve 7. yüzyıllarda Hicaz’ın durumunu; bir adım ötede, İslâmiyetin gerek klan ve kabileler arası şiddet, gerekse cinsellik açısından Arap toplumu üzerindeki etkisi ile 11. yüzyılda Hıristiyanlığın Erken Ortaçağ toplumu üzerindeki etkisini karşılaştırmak, ne ilginç olurdu! Ne yazık ki yoksunum, böyle bir mukayesenin gerektirdiği uzmanlıklardan. Sadece şüphelenebilir ve münasip bazı soruları sorabilirim. Duby yolu açmış zaten; Katolik Kilisesinin tam bu noktada müdahalesinin tâyin edici olduğunu gösteriyor. Bir, barışı icat etti Kilise. Sakın, İlkçağda barış yok muydu; daha İÖ 13. yüzyılda Mısırlılar ile Hititler arasında Kadeş Antlaşması imzalanmamış mıydı filân demeyin. Önceki yazımda uzun uzadıya anlatmaya çalıştığım gibi, başka bir coğrafyada, başka ve otonom bir kabileden devlete geçiş süreci söz konusu olduğundan, bütün Amerikaların yeniden keşfedilmesi gerekiyordu. Krallık otoritesinin zaafı veya yokluğu koşullarında, Kilise girişti fatih Frank ve sair Germen soylularının (alplerinin? yiğitlerinin? nökerlerinin?) dizginsiz şiddetini adım adım kısıtlamaya. O çağda barışın icadının anlamı buydu; savaşın toptan ortadan kaldırılması değil (ne zaman öyle oldu ki?), biraz sınırlanması ve biraz kurallara bağlanmasıydı. Pazar günleri çarpışma yasağı, İncil’de (Ahdi Cedid’de) geçen Tanrının Barışı kavramının canlandırılması, Haklı Savaş – Haksız Savaş ayırımının geliştirilmesi, Hıristiyanlar için sadece kâfirlere karşı savaşın meşru/haklı sayılması — ve bu bağlamda, özellikle senyörlerin, babalarının mülküne tevarüs edemeyen küçük oğullarının azgın enerjilerinin mümkün olduğu kadar dışarıya, Papa II. Urban’ın 18-28 Kasım 1095’te topladığı Clermont Konsili’nden itibaren Haçlı Seferlerine, Kutsal Topraklara ve Müslümanların üzerine kanalize edilmesi — bu iç barış projesinin belli başlı unsurlarını oluşturdu.
İki, Papalık yeni bir evliliğin ve aile tipinin icadında da baş rolü oynadı. Bundan böyle kilisede ve rahiplerin huzurunda, rahipler tarafından kıyılacak nikâh dışında bütün kadın-erkek beraberliklerini (ve beraberlik akitleri ya da sözleşmelerini) resmiyet dışına, dolayısıyla bu tür beraberliklerden doğabilecek çocukları da meşruiyet dışına itti. Kilisenin kabul edebileceği evlilikleri sıkıca tanımlamak suretiyle, yakın akraba evliliklerini, din adamlarının evliliklerini ve odalık-cariyelik “evlilik”lerini de adamakıllı kontrol altına aldı. Genç, güzel ve zengin, mülk sahibi kadınlar üzerinde, nüfuzlu ailelerin yaşlı ve orta yaşlıları ile yeniyetme gençler arasında cereyan eden (evrensel) rekabet ve mücadeleye belirli bir düzenleme getirdi. Kimin, hangi kadının aşkına ve izdivacına talip olabileceği, soyluluk içi örf ve âdet kurallarına bağlandı.
Böylece işin geneli, jenerik boyutu vücut buldu. Yani bir toplumda daha — isterseniz, bir medeniyette daha diyelim — bir ataerkil, erkek-egemen evlilik ve aile tipi daha kurumlaştı ve kalıcılık kazandı. Bu da, Germen-Frank kabile törelerinin içine, daha eski bir Ortadoğu (Yahudi-Hıristiyan geleneği) damarının Kilise üzerinden enjekte edilmesiyle sağlandı.
Ancak bu genelliğin içinde, en başta sözünü ettiğim ikinci özellik veya özgüllük gene de varlığını korudu. Doğu Akdeniz’in büyük tektanrıcı inanç sistemlerinin patriyarkal kodifikasyon etkisi maksimuma ulaşamadı. Her nasılsa, Duby’nin Feodal Devrimi ve ona eşlik eden Derin Hıristiyanlaşma sürecinde dahi, kuzey Avrupa toplumlarında kadınlar kamusal alandan tümüyle dışlanmadı. Dinî kurallar yoluyla eve kapatılmadı ve örtünmeye zorlanmadı. Devlette ve siyasette varoldu (kraliçe ve imparatoriçeler, prensesler, düşes ve kontesler, çeşit çeşit leydiler). Erkekler tarafından sözleri dinlenmeye devam etti. Giyim kuşamları, dekolteleri, mücevherleri, saç tuvaletleri ile güzellik ve çekiciliklerini sergilemelerine olanak tanındı. Bu sayede onlara alenen, serbestçe kur da yapılabildi; şiirler gönderilebildi; saray ve şatoların büyük salonlarında dizlerinin dibine oturup saz çalınabildi, şarkı söylenebildi. Meselâ soyut kalıpları ve katı mesafeleriyle Osmanlı divan şiirinden çok farklı, çok daha dolaysız, çok daha reel ve bireysel bir aşk şiiri ve aşk sanatı doğdu.
Nedeni veya nedenlerini bilmiyorum; kökeninde nasıl oldu da 11. yüzyıldan itibaren Avrupa’da kadın-erkek ilişkileri biraz farklı, biraz daha kadınlar lehine gelişebildi sorusuna cevap verebilecek durumda değilim. Ama oldu işte. Neden bazı toplumlarda jüri yoluyla yargılama gelişti de, diğer bazı toplumlarda jürisiz hâkim veya mahkeme heyeti esas alındı? Onun gibi bir şey. Un fait de civilisation; bir medeniyet olgusu; belirli bir kültür ve medeniyet dairesine özgü, çıkış noktasını tam sezemediğimiz örf ve âdetlerle süzülüp gelen bir olay.
Modernite öncesi dünyanın yatay kompartımanları çerçevesinde, kendi nişinde kalsa, hadi neyse. Fakat son 500 ve hele son 200 yılın modernleşme dinamikleriyle birlikte, Avrupa dışına çıkıp başka kültür ve medeniyet daireleriyle de karışmaya başlayınca, bazı kesimlerce örnek alınıyor, özgürleşme anlamına geliyor. Bazı kesimlerde ise tehdit algısı yaratıyor. Tepki ve direniş uyandırıyor. “Batı değerleri” ve “bizim değerlerimiz” ikilemine oturtuluyor. Ahlâksızlık, hattâ fahişelik olarak adlandırılıyor.
DİPNOT
(1) İki gün önceki Erkekler ve kadınlar (3) Georges Duby yazımda önemli bir bilgi hatâsı yapmışım. Duby’nin Ortaçağda aşk, sanat ve cinsellikle ilgili daha küçük kitaplarının Türkçeye çevrildiğini, ama esas konum olan Le chevalier, la femme et le prêtre’in çevrilmediğini yazmıştım. İnternette orijinal başlığını verip “Türkçesi” diye arayınca ama bulamayınca bu sonuca varmıştım. Demek, yeterince aramamışım. Çünkü varmış, çevrilmiş. Ömer Faruk Farsakoğlu’nun Ayrıntı Yayınları’nın genel yayın yönetmenliğini yaptığı 1987-2008 döneminde, 1991 yılında Duby’nin hem Şövalye, Kadın ve Rahip’i, hem de Erkek Ortaçağ: Aşka Dair ve Diğer Denemeler’i bu yayınevinden yayınlanmış. İkisini de Mehmet Ali Kılıçbay çevirmiş. İkincisini biliyordum ama ilkinin farkında değildim. Hem çevirmenden, hem genel yayın yönetmeninden özür dilerim. Öte yandan, bilhassa bu kitabın ve genel olarak Duby’nin neden tartışılmadığı veya yeterince tartışılmadığına ilişkin tahminlerimi koruyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları






























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024