Murat AKSOY
6 koca yıl geçti aradan. Öğleden sonra yazı işleri toplantısına girmeye hazırlanırken haber düştü ekranlara saat 15.03 ya da 15.04'tü; 'Hrant öldürüldü'. 'Hrant abimi vurdular' dedim kendi kendime. Masama döndüm Etyen hocayı (Mahçupyan) aradım. 'Doğru mu' dedim, 'Evet' dediğini hatırlamıyorum bile.
Ertesi gün gazetemiz 'Hrant'ımıza kıydılar' manşeti ile çıktı. Gerçekten sadece Hrant'ı öldürmediler 6 yıl önce, bu ülkeye inanan, bu ülkenin demokratikleştiğine inanan bir insanı da vurdular.
Adım adım geldiler. Ve biz koruyamadık onu.
Onu 'Türk ya da Türkiye düşmanı' olarak belleyenler, belletmeye çalışanlar ve onların tetikçileri eğer Hrant'ın yüzüne 5 dakika baksalar, onunla biraz konuşsalar kendilerinden şüphe duyabilirlerdi. Çünkü Hrant, bu toprağın insanıydı, Anadoluluydu.
Bir TV programında 1915'le ilgili konuşurken; Ermenilere seslenip '1915'e takılıp kalmayın. Fransız ya da Amerikan Senatolarının alacağı kararlar iki toplumun yaralarının iyileştirmez. Ermenilerin doktoru Türkler, Türklerin doktoru Ermeniler. Reçete de diyalog'diyebilen bir insanı öldürmeyi göze alanların düşünmesi gereken çok şey var.
Hrant'ı öldürenler, öldürtenler, öldürme planlarını yapanlar ne kadar Türk, ne kadar Anadolulu ve ne kadar yerli?
6 yıl geçti. 6 koca yıl ve hala aydınlatılmamış bir cinayet var ortada.
Bu yüzden bugün en büyük sınavla yargı ve hükümet karşı karşıya.
Savcının 'örgüt var' mütalaasına rağmen, örgütü yok sayan mahkeme kararı orta yerde duruyor. Bizi umutlandıran tek şey Yargıtay Savcısı'nın 'örgüt var' tespitidir.
12 Eylül 2010 yılında 'Yetmez ama evet' diyerek desteklediğimiz anayasa değişiklerinin en önemli maddeleri yıllardır vesayet rejimin ideolojik aygıtları olan yargı kurumlarında yapıldı. Ancak öyle görünüyor ki, 'Eski' yargının yerini alan 'Yeni'si eskisinin zihniyetini sahipleniyor ve yeni vesayet kuruyor.
Demokratikleşti, sivilleşti dediğimiz yargıdan daha adaletleri kararlar beklemek hakkımız.
Hrant'ın öldürülmesinden 'operasyon' olarak bahseden belgeler ortada. 19 Ocak 2007 'öncesinde' yaşananlar ortada, 'sonrasında' yaşanalar ortada. Öncesini ve sonrasını Ergenekon davası içine alanların Hrant davasında 'örgütü görmemelerini' nasıl açıklayacağız? Yoksa Hrant Ermeni kökenli olduğu için mi?
Bakın Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davayı yakından takip eden 'Adalet Talebimiz Var' inisiyatifinden yazarımız Hilal Kaplan, Fatma Bostan Ünsal ve Üstün Bol ile görüşmesinde söyledikleri yargının sınavı açısından çok önemli. Ergin; 'Hrant Dink davasına baktığımızda yargı vesayetinin devam ettiğini görüyoruz. Örneğin İçişleri Bakanlığı'nın soruşturulmasına izin verdiği bir kamu görevlisinin yargılanmasının yargı tarafından engellendiğini biliyorum. Yargının siyaset üzerindeki vesayetini bitirip demokrasinin kurumsallaşmasını sağlamalıyız' diyor. Yine Ergin; 'İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2 yıldır devam etmekte olan ve gizlilik kararı olan soruşturmanın 6 yıl önceki delillere ne kadar ulaşabileceğini bilemiyorum ama yine de dosyadan adalet duygusunu tatmin edecek bir sonucun çıkması gerekiyor' demesi yargıda 'başka' türlü vesayetlerin devreye girdiğini gösteriyor.
Bu yüzden ilk büyük sınav yargının.
İkinci büyük sınav da hükümetin.
Hükümeti, sivilleşme, demokratikleşme konusunda nasıl destekliyorsak; 30 yıldır süren çatışmayı sona erdirecek büyük adımlar atarken nasıl destekliyorsak; Hrant Dink'in katillerini ortaya çıkarmasını istemek de o kadar hakkımız. Adalet Bakanı Ergin'in söyledikleri aslında siyasetin de yapması gerekenler olması açısından önemli.
Başbakan Erdoğan geçtiğimiz yıl mahkeme kararından sonra şunları söylemişti; 'Kimse endişe etmesin Uludere ve Dink cinayeti Ankara'nın dehlizlerinde kaybolmaz.'
Evet Sayın Başbakan kaybolmasın Hrant'ı öldürülmesine yol açanlar. Aydınlatın o karanlıkları.
Aydınlatın ki, yeminli AK Parti düşmanları 'Hrant'ın arkadaşlığına' soyunmasınlar. Hrant üzerinden kendi siyasetlerini yapmasınlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018