Sezin ÖNEY
Avrupa Parlamentosu seçimleri, sürprizlere gebe demiştik; öyle de oldu gerçekten.
Ancak, bazı “sürprizler” beklendiğinden de farklı gerçekleşti. Öncelikle, “beklenmeyen” sürprizlerden başlayalım:
-- Yeşiller, beklenenden daha iyi ve çarpıcı bir çıkış gerçekleştirdi. Bu çıkışın çarpıcı olmasının sebebi, Yeşiller’in Avrupa Parlamentosu’ndaki sandalye sayılarında büyük artış olması değil, Almanya gibi çok kilit bir ülke olmak üzere, bazı yerlerde yakaladıkları çıkış ivmesi.
-- Aşırı sağ/popülist sağın toplam sandalye sayısı, beklenenin altında kaldı. Ancak, tıpkı Yeşiller gibi, Aşırı Sağ Popülistler de belli bazı kilit yerlerde elde ettikleri “zaferlerle” ön plana çıktı. Buna karşılık, Yeşiller ile Aşırı Sağ Popülistleri karşılaştırırsak, asıl başarılı olanın ve daha net bir zafer kazananın Yeşiller olduğunu kesin biçimde söyleyebiliriz. Bunun başlıca sebebi de Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki Sağ Popülist çıkışların sadece “tek lider odaklı” olmaları-bu konuyu daha sonra derinlemesine ele alacağım. Ama bu temel sebebin ötesinde de Avrupa Parlamentosu’nda, Yeşiller dördüncü, Sağ Popülistler’in en büyük grubu Uluslar ve Özgürlükler Avrupası (Europe of Nations and Freedom) ise altıncı parti konumunda.
-- Yeşiller gibi çıkış yapan bir başka sürpriz güç, “Liberaller” oldu. Merkez partilerin “karar alıcı” statülerini sürdürmek için ihtiyaç duyduğu can simidini de Liberaller sağlayabilir. Öte yandan, Aşırı Sağ Popülistler’in Avrupa’nın başlıca partisi olan Avrupa Halk Partisi’ni (European People’s Party) fena halde köşeye sıkıştırdığını ve hatta teslim almakta olduğunu söylesek hiç de yanlış olmaz. Bu açıdan, merkez siyaset için hem Sağ hem de Sol için Liberaller’in önemi artıyor.
28 ayrı seçim, 28 ayrı hikâye: Aynı eğilim
Ve Avrupa Parlamentosu’nun” beklenen” sürprizi de “merkezin” düşüşü oldu. Avrupa genelinde, “merkez siyasetin parçalanması” bir süredir üzerine konuşulan bir mesele olduğundan aslında sonucun bu kısmında şaşacak bir şey yok. Merkez Sağ ve Sol’un irtifa kaybı ile ilginç ve sürprizli nokta, doğan boşluğu kimin doldurabileceği sorusu.
Şu noktayı göz önünde bulundurmak gerek: Avrupa Parlamentosu seçimleri dediğimizde aslında 28 ayrı ülkede gerçekleşen ve kendi iç siyaset koşullarına göre de şekillenen, 28 ayrı hikâyesi olan oylamalardan bahsediyoruz. Kimi Avrupa Birliği üyesi ülkede “İlerici” (Progressive) çizgi olarak adlandırılabilecek Sosyal Demokrat ve/veya Yeşiller yükseliyor; kimilerindeyse Aşırı Sağ Popülistler. Kimi AB ülkesinde “merkez” tamamen çöküyor, kimilerinde ise “Merkez” siyaset zaten bir dönüşüm sürecinden geçtiğinden farklı “yüzlerle” karşımıza çıkıyor. “Merkez”in çökmesi, dönüşmesi sonucu yeni siyasetçiler ve hareketlerin sahneye çıkması ise, 28 ayrı hikâyenin ortak paydası.
Şimdi, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin kazananı olarak adlandırabileceğimiz ve Merkez’de doğan boşluğu doldurabilecek başlıca üç siyasi akımı yakından inceleyelim: Yeşiller, Aşırı Sağ Popülistler ve Liberaller. Bu üç siyasi hareketin Avrupa Parlamentosu seçimleri başarıları ve gelecek potansiyellerini tek tek, ayrı yazılarda ele alacağım. Önce Yeşiller…
Yeşiller: Popülizmin Panzehiri mi?
Avrupa Parlamentosu seçimleri sonuçlarına göre, 751 sandalyeden 69’unu Yeşiller aldı. Yeşiller’in, 2014’ te kazandığı temsilci sayısı 52 idi. Kamuoyu araştırmalarına dayanan projeksiyonlara göre de alabilecekleri Avrupa vekilliği sayısı maksimum 55 civarıydı. Bir kere, Yeşiller’in temsil kapasitesinin arttığın, Avrupa genelinde de yüzde 9,2’lik oyla dördüncü büyük grup hâline geldiklerini görüyoruz.
Aslında, Yeşiller’in siyasi çıkışta olduğuna dair işaretleri, Avrupa genelinde son aylarda gerçekleşen oylamalarda gözlemek mümkündü. 2018 sonbaharından itibaren, önce Lüksemburg genel seçimlerinde; ardından Almanya’nın güneyinde Bavyera ve kuzeyinde Hessen eyaletleri ile Belçika’daki yerel seçimlerde Yeşiller, beklenmedik zaferlere imzasını attı.
Zaten, biz de bu “Yeşil Dalga” ihtimalini, P24’te 29 Ekim 2018’de, “Popülizme Yeşil Panzehir” başlıklı yazıda dile getirmişiz. O zaman, “henüz siyasi bir trend haline gelen bir "Yeşil Dalga"dan bahsetmek zor” demiştik. Buna karşılık, eğer ki “Popülizmin yükselişi” olarak adlandırılan gelişmelere set çekecek bir siyasi akım varsa, o alternatifi sunmaya en yakın olanların Yeşiller olduğuna dikkat çekmiştik.
Geçen sonbahar Avrupa genelinde elde ettikleri zaferler sonrası Yeşiller’in kendileri de bu tarihî fırsatın farkına varmaya başlıyor gibi gözüküyordu. Avrupa Yeşilleri’nin Eşbaşkanı Reinhard Bütikofer, "yeni merkez" hâline dönüşmekte olduğunu öne sürmüştü. Bütikofer, EURACTIV'e 14 Ekim 2018'de verdiği mülakatta şöyle diyordu:
"Benim heyecan verici bulduğum bu üç yerde de [Bavyera, Lüksemburg ve Belçika'da], Yeşil Partilerin merkezdeki geleneksel siyasi partilerin içine sürüklendiklerinin tam aksine söylem geliştirmeleri. Bu da siyasi merkez gücünün yeniden şekillenmekte olduğunu gösteriyor."
Ancak, Avrupa Parlamentosu seçimlerine yaklaşırken, henüz birkaç ay önce 2018’in son çeyreğinde kendini ortaya koyan bu trendden bahseden pek yoktu: Yeşiller’in kendilerinin bile, çoğu yerde, “geleceğin kendilerinde” olduğu iddiasıyla kampanya yürüttüklerini düşünmüyorum. Medya genelindeki “Popülizmin yükselişi” temalı manşetler, Aşırı Sağ’dan gelen tehdide dikkat çekiyordu; Yeşil siyasetin sunabileceği fırsatla ilgilenen fazla kimse yoktu.
Avrupa Parlamentosu seçimleri sonucunda ise, başta Almanya olmak üzere; İrlanda, Hollanda, Finlandiya, Belçika, Fransa gibi ülkelerde Yeşiller’in elde ettiği seçim zaferlerinden bahsediyoruz. Tüm bu ülkelerde Yeşiller, Avrupa Parlamentosu yarışını ikinci parti olarak bitirdiler. Yeşiller’in, 2014’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerine nazaran oylarını ikiye katlayarak yaklaşık yüzde 20’ye çıkardığı Almanya, en çok dikkat çeken “zafer” noktası. Ama bana kalırsa, asıl 10 yıl önce, Aşırı Sağ Popülistler’in yükselişinden, çeşitli Avrupa ülkelerinde “siyaseti belirleyen”, “ana muhalefete oynayan” hareketler haline gelmeye başladıklarından söz ettiysek; şimdi aynı hikâyenin ta o en başına Yeşiller için döndük diye düşünüyorum.
“Yeşil politikanın” başarısı kalıcı
Aşırı Sağ Popülistler, Merkez’in, geleneksel Sağ ve Sol’un aşınmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurmaya, 2010’ların sonunda kendi gündemlerini yaratarak başlamışlardı. Aşırı Sağ’ın “popülerleştirdiği”, medyatik bir konu haline getirdiği, “yabancı fobisi” meselesi de 2015’teki “mülteci krizinin” gerçekleşmesiyle, Avrupa’nın gerçekten ana gündem maddesine dönüşmüştü. Diğer bir deyişle, Aşırı Sağ Popülistler, kendi şekillendirip kendi çıkarları için “araçsallaştırdıkları” suni gündemler üzerinden yükseldiler. Oysa, Yeşiller’in kalıcı bir gündemle, çok gerçek ve hepimizin hayatını etkileyecek konular üzerinden; çevre sorunları, küresel iklim krizi ile siyasette kalıcı bir çıkış yapması söz konusu. Günlük hayatımızda etkilerini görmeye başladığımız çevre sorunları, iklim krizi felaketlerine yönelik gerçek projeleri, çözüm önerileri olanlar da sadece ve sadece Yeşiller.
Belki de “Yeşiller” yerine, “Yeşil Siyaset” demem daha doğru olur: bugünkü mevcut kadrolarıyla Yeşiller partileri, kendilerini yükseltecek koşulları lehlerine kullanabilirler veya kullanamayabilirler. “Yeşil Siyaset” ise, belki bugünkü Yeşiller’in siyasi kadrolarından isimleri parlatacak; belki şu an siyaset sahnesinde olmayan yepyeni kişiler, politikaya çekilecek. Her koşulda, geleceğin siyaseti, “Yeşil” olacak.
1960’lar ve 1970’ler döneminde nasıl dünya genelinde etkili olan toplumsal hareketler yaşandıysa, aslında günümüzde de benzer bir dalganın arifesinde olduğumuzu düşünüyorum. 2018 sonbaharında, Avrupa genelinde Yeşiller’in elde ettiği seçim zaferlerinden bahsettim: ama aynı dönemde bir şey daha oluyordu. Ağustos 2018’de, Greta Thunberg, İsveç’te, yaşadığı kent Stockholm’de, her Cuma “iklim krizine dikkat çekmek için” okula gitmeyi reddetmeye başlamıştı. Her Cuma, İsveç Parlamentosu önünde müthiş bir ısrar ve inançla, iklim krizine karşı pasifliği protesto için oturan “Asperger Sendromu inadına” sahip, o dönem 15 yaşındaki kıza ilişkin haberler, geçen Eylül-Ekim’de, dünya medyasında yavaş yavaş yer almaya başlamıştı. Çok iyi anımsıyorum: 2018 Eylül’ünde, ne zaman Greta Thunberg’in fotoğrafını görsem, gözlerimden yaşlar inmeye başlıyordu. O dönem henüz ismi pek duyulmamış, İsveç’te naif bir girişimde bulunuyormuş zannedebilecek bu kızın, dünya çapında bir akımı başlatacağını hissedebiliyordum. Greta Thunberg’in, son derece net, samimi ve inançlı biçimde ifade ettiği iklim gerçekleri, aslında onlarca yıldır gözümüzün önünde duruyordu. Onun ve onun verdiği ilhamla dünya genelinde Cuma günleri okula gitmeyi reddeden çocuklar ve gençler, bir türlü alamadığımız sorumluluklarla yüzleşmeye başlamamızı sağladılar.
Ve tabii, 31 Ekim 2018’de Londra’da Parlamento Meydanı önünde, “Extinction Rebellion (XR – Yokoluş İsyanı)” adlı küresel hareketi başlatanlar da. XR, 15 Nisan 2019’da da 10 gün boyunca, gene Londra başta olmak üzere, dünya genelinde protestolar düzenledi; yapabildikleri yerlerde, sivil itaatsizlik eylemleriyle iklim krizine karşı “aksiyon” talep ettiler.
Çocukların ve gençlerin başını çektiği bu hareketler olmasaydı, Ekim 2018’de yayınlanan Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Küresel Isınma Özel Raporu’nun yaptığı felaket uyarıları, şimdiye kadar yapılmış ikazlar arasında kaybolup giderdi. Benzer şekilde, Aralık 2018’de Polonya’nın Katowice kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP24) de, şimdiye kadar yapılmış bir iklim krizi toplantısı daha olarak gelip geçebilirdi.
2019 baharına geldiğimizde ise, Birleşik Krallık ve İrlanda parlamentoları, “iklim için acil durum” ilan etti; Kanada’da ise, acil durum ilanı, mecliste onaylanmaya bile gerek duyulmadan, ivedilikle kabul edildi. Dünya genelinde, yerel meclisler, belediyeler de “iklim için acil durum” alarmına geçiyor ve iklim krizine karşı tedbir almaya başlıyorlar.
20 Eylül 2019’da ise, dünya çapında bir grev için çağrı yapılıyor; Greta Thunberg ve çocuk-genç iklim aktivistleri, tüm dünyayı kendilerine katılmaya çağırıyorlar. Bu çağrı, “büyükler” arasında da yankı buluyor gibi gözüküyor.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin de ortaya koyduğu gibi, ilk kez oy verenler ve genç seçmenler arasında, “Yeşil” tercih en yüksek siyasi eğilim olmaya doğru gidiyor. O yüzden de bana kalırsa: bu daha başlangıç- geleceğin siyaseti “Yeşil”.
20 Eylül 2019’da “Dünya İklim Grevi” çağrıları Guardian’da yayınlandı; çağrıları, Ömer Madra, Türkçe’ye çevirdi. Orijinalleri ve çevirilerinin bağlantılarına şu adreslerden ulaşabilirsiniz:
“Young people have led the climate strikes. Now we need adults to join us too”, 23 Mayıs 2019, https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/may/23/greta-thunberg-young-people-climate-strikes-20-september
“Gençlerden ihtiyarlara 'genel grev' çağrısı: Kitlelerin direnişini başlatabiliriz”, 27 Mayıs 2019, http://acikradyo.com.tr/acik-gazete/genclerden-ihtiyarlara-genel-grev-cagrisi-kitlelerin-direnisini-baslatabiliriz
“We’re stepping up – join us for a day to halt this climate crisis”, 24 Mayıs 2019,
https://www.theguardian.com/commentisfree/2019/may/24/climate-crisis-global-strike
“İhtiyarlar gençlerin 'grev çağrısı'na katılıyor: Yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli”, 27 Mayıs 2019, http://acikradyo.com.tr/acik-gazete/ihtiyarlar-genclerin-grev-cagrisina-katiliyor-yetiskinler-yetiskin-gibi-hareket-etmeli
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları



























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024