Yıldıray OĞUR
"Halkı T.C. Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik", “Cumhurbaşkanı’na hakaret”
Ünlü komedyenler Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in polis nezaretinde savcılığa getirilmesine neden olan, mahkemeden adli kontrolle (yurtdışı yasağı ve haftada bir karakolda imza atmak) serbest bırakıldıkları ve tutuksuz yargılanacakları suçlar bunlar.
Ağır suçlamalar bunlar.
Bu suçlamaların sebebi Halk Tv’de yayınlanan gazeteci Uğur Dündar’ın sunduğu Halk Arenası programında yaptıkları konuşmalar.
Konuşmalar hakkında günlerdir televizyonlarda ve internette kısa videolar dolaşıyor. Büyük bir çoğunluk bu kısa videoları izleyerek kararını verdi.
Ama uzun bir konuşmanın kaydı ya da bir televizyon yayınında söylenen sözler üzerine kanaat oluşturmak için o kısa kesilmiş videolara güvenmemek için çok yeterli sebeplerimiz var.
Alparslan Kuytul, Altan/Ilıcak davaları bunun en berbat örneklerinden. O davalar uzun konuşmalar içinden, bağlamından koparılarak kesilip biçilmiş ve dolaşıma sokulmuş kısa videolar üzerine kuruldu. Hala daha hükümler o kesilmiş kayıtlar üzerinden veriliyor. Kimse de merak edip hepsi bir Google uzaklıkta olan orijinal kayıtlara bakmıyor.
O yüzden bu soruşturmada öyle yapmayalım ve Youtube’dan Halk Tv’deki programın tam kaydını bulalım.
O da ne tam 2 saat 53 dakika!
Acaba bu program üzerinde anında soruşturma açan, raporlar yazan polisler, savcılar ve bu konuşmalar üzerine haber yapan, kanaat bildirenlerden kaçı bu üç saatlik büyük zahmete girişti?
Tabii kolay değil. Halk Tv’de üç saatlik tek taraflı bir tartışma programını izlemek için insanın hem epey boş vakti hem de sağlam bir sabrı olmalı.
Uğur Dündar’ın Halk Arenası programı, Halk Tv’nin en popüler programı. Seyircili bir program bu. Kapalı ve açık salonlarda kalabalık ve çoşkulu izleyicilerin önünde çekiliyor.
Bu salonların çoğu da CHP’li belediyelere ait. Gelenlerin siyasi menşeini tarif etmeye herhalde gerek yok.
Bu kez Halk Arena’sı Kadıköy Belediyesi’nin bir salonunda çekilmiş. Salon hınca hınç dolu.
Program salondaki izleyicilerin coşkulu “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” tezahüratlarıyla başlıyor. Sonra öğreniyoruz ki programda bu bir gelenek. Programın kapanışı da İzmir Marşı ile yapılıyor.
Kameralar izleyici sıralarını gösterirken programın izleyicilerinin yaş ortalamasının da bir hayli yüksek olduğu göze çarpıyor.
“Silahlı isyana tahrik edildiği” ileri sürülen bu insanların yaş ortalaması muhtemelen 65 üstü.
Program hastaneye kaldırılan oyuncu Ayşen Gruda hakkında konuşmalarla başlıyor.
Müjdat Gezen son haberleri veriyor, üzüntülerini ve durumunun ciddi olduğunu anlattıktan sonra da konuyu değiştirmek istediğini söyleyip, Cumhurbaşkanı’nın Kadıköy, Beşiktaş’ta oturanlara “Türkiye’nin kaymağını yiyenler” dediği konuşmasına sözü getiriyor:
“Ayrıca bu gece Kadıköy’deyiz. Konumu, konuyu değiştirmek istiyorum izin verirsen. İstanbul’un kaymak tabakası şu anda burada yav. Şuraya bak ya. (Salonda kahkaha ve alkışlar) Ben sana bir şey söyleyeyim, Uğur bak. Türkiye’de kıyamet kopsa bunların kılı kıpırdamaz, bak ben sana söyleyeyim. (Salonda kahkaha ve alkışlar)
Görüyorsun hali. Bir çoğunun bunların sarayları da vardır, onu da söyleyeyim. Çünkü bu AKP Genel başkanı Tayyip Erdoğan çıktı bir yığın isim saydı, Beşiktaş, Kadıköy de saydı. Sen Kadıköy de oturuyorsun di mi, ben de. Seni, beni, bizi, dedi ki ‘Türkiye’de kıyamet kopsa ha, bunların kılı kıpırdamaz.’ Herkesi azarlıyor, herkese parmak sallıyor, herkese haddini bil diyor. Ya kardeşim böyle bir şey olmaz. Bak Recep Tayyip Erdoğan, sen benim, bizim vatanseverliğimizi sınayamazsın, haddini bil. (Alkışlar- Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganları)”
İşte Müjdat Gezen’in Cumhurbaşkanı’na hakaretten mevcutlu savcılığa getirilmesi ve yurtdışı yasağı ve haftada bir karakolda imza kaydıyla tutuksuz yargılanmak üzere bırakılmasına neden olan sözlerinin sansürsüz tam dökümü böyle
(Program sırasında, Uğur Dündar ile Müjdat Gezen arasında bir kaç kez bu sözleri yüzünden yargılanabileceği esprileri yapılmış.
“Dündar: Şimdi madem Kadıköy’deyiz toplumda büyük bir kutuplaşma var. Bazıları Müjdat’ın sözlerini adım gibi biliyorum cımbızlayacaklar.
Gezen: Cımbızlanacak bir şey yok ki, o ne dediyse onu söyledim ben.
Dündar: Yine de cımbızlayacaklar
Gezen: Cımbızlasalar ne olur Uğur, zaten kapıya her gün bir celp geliyor.”)
Bu davadan çıkacak karar “Haddini bil” demenin hakaret olup olmadığı hakkında da ilginç bir karar olacak.
İlginç çünkü bu söz hakaret kabul edilirse, Cumhurbaşkanı ve diğer siyasi parti liderlerinin neredeyse her salı günkü Meclis konuşmalarında birbirilerine ve başka liderlere karşı kullanmaktan epey hoşlandıkları bu terkipten vazgeçmeleri gerekecek.
Müjdat Gezen kısmı bu kadar.
Geçelim Metin Akpınar’ın "Halkı T.C. Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik" suçundan yargılanmasına neden olan konuşmalarına.
Konuşmalar, çünkü internette bu programdan Akpınar’ın iki ayrı konuşma videosu dolaşımda. İkisi aynı programda ama birbirinden bir saat arayla yapılmış konuşmalar bunlar.
Ama haber ve yorumlarda bu iki konuşmadan sanki aynı anda ve birbiriyle ilgili olarak söylenmişler gibi bahsediliyor.
Şimdi tek tek onları dinleyelim.
Önce “ayağından asılır”lı konuşmanın tam dökümüne bakalım:
“Efendim yalnız sanatçılar kaybolmuyor dünyadan, bazı hayvan popülasyonları da kayboluyor. Bunlardan biri de Tanrı’nın çok estetik kaygıyla yaratmadığı gergedan. Boynuzlarını kesiyorlar, afrodizyak diye nesli tükeniyor. Son zamanlarda Türkiye2de de görüşen bir grip virüsünün adı da gergedan. Yüzde 41’i gergedan virüsünden oluyormuş. Virüs olarak yaşadığı gibi bizim ülkemizde artarak çoğalan bir gergedan soyu var. (Alkış ve kahkahalar) Hitler, Hinderburg’u kandırıp iktidara geldiğinde faşizmin ayak sesleri yükselirken, Ionesco, Gergedan diye bir oyun yazdı. Biz de o oyunu oynadık. Paris’te bir bistroya bir adam koşarak girer “Bir gergedan kovaladı beni, evden buraya kadar” der. Cafe’dekiler dalga geçerler. Afrika gergedanı mıydı, Asya gergedanı mıydı? Tek boynuzlu muydu, çift boynuzlu mu. Hadi canın olur mu öyle şey. Fakat bir süre sonra gergedanlar giderek artarlar. Sonra o gergedanlar için güzel sözler söylenmeye başlar. Çok da sevimsiz hayvanlar değil bunlar. Bak rengi de böyle hakimsi. Bir de çok güçlüler kuvvetliler, maşallah, girdikleri her yeri dağıtıyorlar diye. Önce bünyelerinde sindirmeye başlarlar. Sonra da gergedanlaşmaya başlarlar. Giderek herkes gergedan olur. Sonunda sarhoş Berenger, sevgilisi Daisy’yi de gergedan ortamına gönderdikten sonra “Ben insan doğdum, insan kalacağım” diyerek haykırır. Şimdi bizde de gergedanlar sadece faşizmin ayak seslerini hatırlatan postallı gergedanlar değil, köktendincilik gergedanları ve etnik kimlik ayrımcı gergedanlar ve onların bazı kolları olan bir gergedan nesli büyüdü. Kargaşayı da, bölünmeyi de polarizasyonu da maalesef bunlar yapıyor. Bunların karşısında ancak insan olarak, insanlığımıza sahip çıkarak bunları saf dışı etmek zorundayız başka çaremiz yok diye düşünüyorum. (Alkışlar) Bu polarizasyon böyle giderse, bırakın sokakta hak aramayı, iç savaşa kadar gideriz. Allah göstermesin. Bunu hiçbirimiz arzulamadığımız için gene bazı kavram kargaşası yaratan tarifleri yeniden yapmak gerekir diye düşünüyorum. Demokrasi için bizi hep eşitlik diye kandırdılar, sonra eşit olmadığımızı anladık. Sonra çoğunluğun karşısında azınlığın haklarının korunduğu kurum ve kuralların olduğu rejim dediler. Ama baktık o da olmuyor. Çoğunlukçu değil, çoğulcu bir şeye gittik. Sayısal üstünlük çoğalan hakkını gücüyle aldı. Öbür tarafı da koruyan yok. Etrafını cami ağyarını mani bir tarif yapmak gerekirse demokrasiyi şöyle tarif etmek gerektiğini düşünüyorum. Bize demokrasi anlatıldığı gibi, herkesin aynı düşündüğü bir ortam asla olmamalı. Tam tersi, tam aksi düşünenlerin şiddet unsuru ve dayatma olmaksızın birlikte yaşayabildikleri bir rejimin adı olması lazım. Bir başka tarifi de hepimizin özen göstermesi gereken eğer patolojisi yoksa, bireylerin özgür iradesiyle geleceklerini tayin edebildikleri bir rejim demokrasidir. Bu polarizasyondan, kargaşadan kurtulmamızın tek çaresi de demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek ne ala, kavga dövüş olmaz, biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak her faşizmin olduğu gibi, karşılaştığı gibi belki liderinin ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki adı geçen başka liderlerin yaşadığı gibi kötü sonlar yaşayabilir ama bize yazık olur biz harap oluruz. Bu güzel bir ülke. Necip Türk milleti necip Türk milletidir, bize kıymasınlar. Bizim şimdi demokrasi adına direnmemiz gerekli. Bu direnci gösteriyor muyuz? Ben çok gösterdiğimiz kanaatinde değilim. Cumhuriyet güzel bir rejim. Cumhur yani halkın kendi kendini yönetmesi ama ne Cumhuriyetler var. Demek ki tek başına cumhuriyet yetmiyor....”
Konuşmanın tam dökümü böyle.
Dağınık, içinde pek çok yanlış olan, yanlış anlaşılmalara müsait bir televizyon konuşması bu. Ama burada her hangi bir darbe iması yok. Bir isim de geçmiyor. Ama daha yeni darbe olmuş bir ülkede, “ayaktan asılan, zehirlenen faşizm liderleri” sözleri yakışıksız, talihsiz bulunabilir. Konuşmada Türkiye’den bahsedildiği için burada Cumhurbaşkanı’nın ima edildiği söylenebilir. Ama o imadan bir tehdit çıkarmak da zorlama olur. 77 yaşındaki bir komedyenin bu tehdidi gerçekleştirebilecek bir fail olmadığı da açık. Halkın bir kısmını gergedana benzetmesi belki daha rahatsız edici.
Ama bu konuşmadan nasıl “Halkı T.C. Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik" suçlaması çıkabildiğini herhalde iddianame yazılınca göreceğiz.
Şimdi konuşmanın diğer problemli bölümüne bakalım. Darbe, ihtilal sözü bu bölümde geçiyor. Ama bu program sırasında az önceki konuşmadan bir saat sonra, başka bir bağlamda yapılmış bir başka konuşma. Bu programda sık sık yaşandığı gibi konunun yeniden Atatürk’e geldiği bir bölümde geçiyor. Uğur Dündar’ın Atatürk’ün faziletleriyle ilgili sorusuna Metin Akpınar cevap vermiş:
“Mustafa Kemal bize hep bize iyi bir asker olarak tanıtıldı ama Mustafa Kemal’in başka hasletleri de var. Müthiş bir futuralist mesela. 1991’de Sovyet Rusya’nın dağılacağını 36’da söylüyor. Bu kadar öncül görülü bir adam. Beyni, gönlü bu kadar açık bir adam. Artı şok iyi bir asker ama çok iyi de mi bir stratej. Bugün Putin’in de söylediği gibi . Bolşevik olmadığı halde Bolşevizmi gösterip Ruslardan yardım alan bir stratej. Onun dışında kim Rusya’ya döndüyse iktidardan gitti, onu da söyleyeyim. Adnan Menderes bir ay sonra randevu almıştı, ihtilal oldu. Süleyman Demirel aynı şekilde Kuzey’e döndüğü zaman ihtilal oldu. Bakalım darısı kimin başına. (Gülüşmeler- alkışlar)
Uğur Dündar: Aman ihtilal falan olmasın, aman. O devirler çok geride kalmış olsun.
Metin Akpınar: Efendim Mustafa Kemal’in devrimleri öyle kolay yok edilecek devrimler değil. Bence büyük başarısı orada. Bugün halk inkılabına karşı çıkmak mümkün mü?...”
Tabii bu konuşmada da yanlış bilgiler, kelimeler var. “Füturalist”, “stratej” gibi. Ayrıca Atatürk’ün Sovyetlerin çöküşünü 1936’da gördüğü de bir efsane. Neyse.
Esas mesele konuşmanın ihtilal çağrısı yaptığı iddia edilen bölümü. Burada yüzünü Rusya’ya dönen iktidarlar, ihtilalle devrilmiş derken, yaygın bir sol komplo teorisi dillendirilmek istenmiş. “Bütün darbelerin arkasında ABD vardır ve hangi iktidar yüzünü Rusya’ya dönse ABD darbesi gelir” deniyor özetle. Ama Atatürk dışında. Yani yüzünü Rusya’ya dönmek Akpınar için kötü bir şey değil. Darbeyi savunan değil, eleştiren bir konuşma bu. Sonunda espriyle söylediği “bakalım darısı kimin başına” sözünden kastın Türkiye ile Rusya’nın bugünkü iyi ilişkileri olduğu açık ama bunun bir dilek olmadığı da belli. Yeni darbe girişimi yaşamış bir ülkede münasebetsiz bir espri olabilir ama bunun da bir darbe çağrısı olmadığı açık değil mi?
75 yaş üstü iki komedyen isteseler de ortalama 70 yaş üstü bir kalabalığa konuşup onları “Halkı T.C. Hükümetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik” edemezler.
Bu üç saatlik programı izleyince, ardından bu konuşmalara bu kadar anlamlar yüklenmesini, iki ünlü komedyenin polis nezaretinde savcılığa getirilmesini, adli kontrol kararını, edilen onca sözü düşünce insan ülkenin uğraştığı şeyler için üzülüyor.
Ama birbirine güvenmeyen, birbirine karşı hınçla dolu bir toplum var karşımızda. Yaşanan acı tecrübelerin tahribatı kolay geçmiyor. Kötü imalar, aşırı alınganlıklar ve çarpık/taraflı bilgi kanalları birbirini besliyor. Dil çok sert, kavgadan beslenenlerin sayısı çok, hukuk da çok kolay bu kavganın aracı haline geliyor.
Olan da ülkeye ve tabii bu yazıyı yazmak için üç saat Halk Tv izlemek zorunda kalmış yazarlara oluyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026