Ali Türer
Sayın Başbakan yaşam biçimlerine müdahale etmiyoruz; bize iki yüz yıldır çok çektirdiler, yaptıklarımızla eşitliği, çeşitliliği sağlıyoruz diyor. Kendisinden ilham alan bir köşe yazarı da azınlıkta kalanları özgürlüklerini kullanmamaları için uyarıyor. Arkasından çoğunluğun baskısını hak edersiniz diye de tehdit ediyor. Bir diğeri daha da ileri gidiyor; Cumhuriyet’in dindarlarca fethi gerçekleşti, Şeriat’ı raftan indirirsek demokrasi gelir, diyor.
Gerçekten böyle mi olur bunu görebilmek için, orijinal yapısını Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451-1481) bulan II. Selim’den (saltanatı:1566-1574) itibaren de asıl işlevini hızla yitirmeye başlayan Osmanlı Klasik Eğitim Sisteminde Şeriata göre eğitimin nasıl sürdürüldüğüne gelin bir göz atalım.
Osmanlı Eğitim Sistemi’nin şerri ve örfi hukuk ikiliğine dayalı parçalı bir yapısı vardı. Padişahı koruyacak silahlı güç (yeniçeriler) Acemi Oğlanlar Kışlası’nda, padişahın hizmetini görecek kul ihtiyacı (kapı ağaları) Enderun’da devşirmelerin mesleki eğitim temelinde, usta-çırak ilişkisi içinde yetiştirilmesi ile karşılanırdı. Enderun’da öğrenciler dini eğitiminin yanı sıra töre eğitimi de alırlardı. Bu eğitimin masraflarını padişah cebinden karşılar, sonra da kendisine en iyi hizmeti sunan kulları çeşitli devlet görevlerine mülküne sahip çıkmaları için atardı.
Sistemi meşrulaştıracak, sosyal ilişkileri ayakta tutacak kural koyucular (müftüler) ve bu kuralları uygulayacaklar (kadılar) ise Şeyhülislam’a bağlı vakıflarla yönetilen medreselerde müderrisler tarafından yetiştirilirdi. Medreselerden yetişen Şeyhülislam, Kazasker, müftü, müderris, cami hocaları ilmiye sınıfını oluştururlardı. Halk ise eğitim ihtiyacını tekkelerde, ahi örgütlerinde, sübyan mekteplerinde kendi olanakları içinde karşılardı.
Bütün bu eğitim kurumlarında eğitim, sonuçta İslamiyet’in gösterdiği yolda sürdürülürdü.
Sübyan mekteplerinden gelen, masrafları vakıflar tarafından karşılanan, dört bir tarafı duvarlarla çevrili, avluya bakan küçük odalarda yatıp kalkan gençler (softalar, danişmentler), hoca talebe ilişkisi içinde bire bir eğitim görürler, halkla her hangi bir ilişkileri olmazdı.
Medreselerde eğitim tümüyle kitaba, müderrisin otoritesini koşulsuz kabule, verileni sorgulamadan almaya dayalıydı. Eğitimde temel yöntem tekrar ve ezber yoluyla hafıza kullanımıydı. Akıl yürütmeler tasım (kıyas) yoluyla yapılır, tasım yoluyla karara varılırdı. Tartışma hoş karşılanmaz. Deney gözlem ve araştırmaya ise eğitimde hiç yer verilmezdi.
“İslam” “teslim” sözcüğünden gelir. Kendi özgür iradesi ile Allah’a bağlanan mümin, kendi vücudu dâhil dünya nimetlerini Allah’ın gösterdiği yolda kullanma sorumluluğu (Velayet-i Hassa) üstlenir. Devlet İslam devleti olduğuna göre, toplumun içinden çıkan en iyi inanan (mümin) olarak Hükümdar da Allah nezdinde toplumu doğru yolda tutma sorumluluğunu (Velayeti Amme) yüklenmiş olur. Hükümdarın hükmetme yetkisi ve gücü de asıl buradan, “Halife” olmasından gelir.
Uhrevi olandan ayrı bir dünyayı, uhrevi olandan ayrı özel yaşamı reddettiği; aynı zamanda yaşama biçimi olduğu için İslamiyet, teokratik siyasi yapı için özü itibari ile oldukça elverişli bir referanstır.
Hayır ve şer Allah’tan geldiğine göre İslami olanın dışında bir bilgi de olamaz. Her tür bilgi sonuçta Tanrı vergisidir. Gayba iman etmeyen şahadet (gözlem) alanında işlem yapamaz. Bu nedenle eğitim sistemi içinde verilen bütün dersler kaynağını İslamiyet’ten alır. İslam’ın bilgi kaynakları da bellidir: Kuran, Hadis, İçtihat ve İcma-i Ümmet (meşveret yoluyla karar verme).
Zenginleşen sosyal yaşamın ihtiyaçlarını karşılamak üzere Kuran’a yeni anlamlar verme Tefsir, özel ve sosyal yaşamla ilgili karşı karşıya kalınan sorunları çözme Fıkıh, HZ. Muhammet’in sözlerinin toplanması, tasnifi Hadis ilimlerinin doğmasına yol açmıştır. Mezheplere karşı mücadele etmede düşünsel alt yapı bulma arayışı İslami inançların akıl ve mantıkla kanıtlanmış biçimi olan Kelam’ın ortaya çıkmasına; dünya nimetlerine ilginin artması, sefahat ve israfın yaygınlaşması, sorunların akıl yoluyla çözülmeye çalışılmasına duyulan tepki de Tasavvuf’un ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Medreselerde okutulan Hesap, Hendese, Cebir, Tabiyyat, Nahiv (sentaks), Sarf (Arapça Gramer) hep İslam geleneği içinde ortaya çıkmış bilim dallarıdır.
Eğitim ve öğretimde amaç Allah’ın rızasını kazanmak olduğuna göre İslam düşüncesinde eğitim ve öğretim aynı zamanda dini bir görevdir. Bu nedenle İlim adamı Allah’ın insanlar ile ilgili ortaya koyduklarını en iyi anlayan ve bu yolda halkı aydınlatan olarak saygı görür. Ulemaya Allah’ın gözünde en makbul mertebe ile ödüllendirilen insan olarak bakılır. Ama aynı zamanda bu büyük bir sorumluktur. (Öymen- Dağ 1974: 12)
Ancak Ulema, Batı’lı anlamda bir bilim insanı da değildir.
Çünkü Batılı anlamda bilim insanı açık görüşlüdür, karşıt görüşlerde mantık arar, hiçbir dogma ile kendini sınırlandırmaz, bilimdışı görüşlere karşı taviz vermez, kuşkucu olmak durumundadır. Bu ise İslami açıdan gayb’ın sorgulanması anlamına gelir. Amaç sadece bilim olduğunda şeytan pekâlâ ilmi olabilir. Şia'i hadislerden birinde Hz. Muhammet’in tarih, dilbilim ve şiir ile ilgilenen bir kişiyle ilgili olarak “o öyle bir ilimdir ki, sahip olmayana hiç bir zararı olmaz, sahip olana da hiç bir faydası yoktur” dediği; arkasından da “Kuran, hadis ve fıkıh dışında ilim fazlalıktır” diye eklediği rivayet olunur. (Öymen- Dağ 1974: 8) İslami gözle baktığınızda Darwin’in evrim kuramını “bilim” kapsamında değerlendiremezsiniz.
Batı’da Skolâstik anlayışının hüküm sürdüğü, kilise dışında bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığı dokuzuncu, on birinci yüzyıllar arasında İslam Dünyası’nda aydınlanma dönemi yaşanır.
Özellikle Meşşai’ler olarak adlandırılan El Kindi (- 872), Farabi (870-950), İbni Sina (930), El Buruni, Razi, döneminde Aristoteles ve Platon’un en iyi yorumcusu olarak kabul edilen İbn-i Rüşt (1126-1198) Matematik, Fizik, Tıp ve Felsefe alanlarında yaptıkları çalışmalar ile Skolâstik dönemden çıkabilmesi için Avrupa’ya önemli katkılarda bulunmuşlardır. (Türer, 2011:98-99)
Ancak İslam ve Türk dünyasında medrese geleneğinin yerleşmesi ile birlikte ilim adamları devletin kontrolü altına girdiler. Birer devlet memuru olarak İçtihatlarını özgürce yapamaz hale geldiler. İslam dünyasında artık Galileo, Hegel, Descartes gibi felsefecilerin, matematikçilerin, fizikçilerin, şüphecilerin yetişebileceği bir özgürlük ortamı yoktu.
XIV.-XV. Yüzyıllarda Avrupa Rönesans’ı (uyanış) yaşarken, Burjuvazinin matematik bilen, muhasebe bilen eleman yetiştirme talepleri doğrultusunda kilisenin içinden deneye ve gözleme yer veren daha hoş görülü modern bir eğitim ortaya çıkarken Klasik Osmanlı Devleti henüz daha yeni kurumsallaşıyordu. Osmanlı nasihatin, yer yer de dayağın belirleyici olduğu eğitim ortamı içinden derleyici ve kuralcı (dogmatik) bir ulama tipi yetiştirmekle meşgulken Gutenberg Avrupa’da matbaayı çoktan bulmuştu (1451). XVII. Yüzyılda Ulema topu temizlemek için domuz kılından fırça yapmak günah olur mu olmaz mı diye tartışadursun Avrupa’da klasik mekaniğin temelleri atılıyordu. Newton teleskopu geliştirirken Ebu İshak Efendi, Petervaradin’de (1715) şehit düşen Sadrazam Ali Paşa’nın astronomi kitaplarını verdiği fetva ile kütüphaneye almıyor, sokağa atıyordu. (Adıvar:178)
Klasik Osmanlı Eğitim Sisteminin işlevsel olduğu iki yüz yıl boyunca, bu eğitim sisteminin içinden tek bir bilim insanı çıkmadı, çıkamadı. Hocazadelerin, Ebu Suutların, Molla Güranilerin, Akşemsettinlerin, Kınalızadelerin, Alaaddin Tusi’lerin, Molla Hüsrevlerin hepsi sonuçta hepsi birer gönül adamıydı. Bunların hiç birini Batı’nın Descartes’iyle, Erasmus’uyla, Galileo’suyla, Newton’uyla kıyaslayamazsınız. Bu dönemde yetişmiş, Osmanlı’da bilim adamı olarak nitelendirilebilecek tek isim, medrese dışında yetişmiş (Enderun) Kâtip Çelebi’dir (1609-1657). Onu da Klasik Osmanlı Eğitim Sistemi’nden çok modern eğitim içinde ele almak gerekir.
Osmanlı Klasik Eğitim Sistemi’nde esas olan değişim değil değişmezlikti. Amaç, padişah ile kapıkulu, usta ile çırak, müderris ile softa, pir ile mürit arasında baştan belirlenmiş statükoyu, yani mevcut düzeni (Nizam-ı Alemi) “anı daim” olarak koruyabilmekti. İnsanların artan ihtiyaçlarını karşılamak, ülkeyi kalkındırmak değil; bir çeşit gönül eğitimi ile “ahret imarını mamur” edebilmekti. Zaten “ulema” demek İslam cemaatini İslami ilkeler etrafında bir arada tutan demekti. (Aşıkpaşazade, 1970:231)
O nedenle bizde modern eğitim, gene geleneksel düşünceye dayalı fakat ulema sınıfının içinden değil, ulamanın diş geçiremediği askeri alanda ve ulemaya rağmen, çarpık bir biçimde ortaya çıktı. Çarpıktı, çünkü modern eğitimden murat, artan iş bölümü ve ihtiyaçlar karşısında yetersiz ve işlevsiz kalan, bozulan medrese eğitimini aşmak değildi. Savaşları eskisi gibi karlı hale getirebilecek, devleti ayakta tutacak, çökmekten kurtaracak askeri sınıfı yetiştirebilmekti. 1727 yılında III. Ahmet’in Üsküdar’da açtığı ilk Hendesehane yeniçerilerin öğrencilere saldırmaları sonucu kapandı.
III.Mustafa Macar soylularından Baron de Tott’dan Üsküdar’da bir matematik okulu açmasını ve yönetmesini istedi. Dönemin ünlü geometricileri buna itiraz ettiler. Padişah da karşı çıkanları hakem heyeti önünde sınamak istedi. Padişahın huzurunda toplanıldı. Baron de Tott ünlü geometricilere bir üçgenin iç açılarının toplamını sordu. Hocalar birbirlerine anlamsız baktılar; içlerinden en cesuru “üçgenine göre değişir” yanıtını verdi. (Adıvar:159-202; Türer:11-131)
1827 yılında açılan askeri tıbbiyede, öğrenciler ulema korkusundan kadavra üzerinde çalışamaz, resimlerle yetinmek zorunda kalırlardı. Sınıflarda karatahtanın kullanılmasına bile ulema “kara tahta üzerine ak yazı yazılmaz” diye karşı çıktı. 1870 yılında açılan ilk Darülfünun’un (İstanbul Üniversitesi) ömrü ulemanın başkaldırması nedeniyle ancak altı ay sürdü.
Örnekler çoğaltılabilir.
İşlerin kötü gittiği koşullarda ulema rüşvet yoluyla tayin ve azillerde daha fazla rol oynamaya başladı. Ulemanın oğlu ulema oldu (Beşik ulemalığı). Derse girmediği halde maaşını alan müderris sayısı hızla arttı. Bu arada İslam düşüncesinde katılaşma, ulema içinde bölünme de hızlandı. Şeriatın katı bir biçimde uygulanmasını isteyen Kadızadeler ile Halveti ve Mevlevi tarikatlarına mensup ilim adamları birbirlerine düşman hale geldiler. Medrese öğrencileri isyanlara daha fazla karışır hale geldi.
İki yüz yıldır bize çok çektirdiler, diyen Sayın Başbakan’a iki yüz yıl öncesinde yaşanan bütün bu olayları biri hatırlatmalı. Ortaokul öğrencisine Kuran dersi koyarken, öğrenci evlerinde kızlı erkekli kalınmasına bayrak açarken kadim bir kavgayı nasıl alevlendirdiğini anlamasına birileri yardımcı olmalı.
Atatürk İlke ve İnkılâpları gibi bir dersin üniversite dâhil okullaşmanın bütün düzeylerinde ders olarak verilmesi ne kadar yanlışsa, bu gün Hz. Muhammet’in Hayatı’nın ortaokulda ders haline getirilmesi de o kadar yanlıştır. Bunlar ancak tarih dersi içinde birer konu olabilir.
Temel eğitimi iki farklı anlayışla sürdürmenin moral değerlerde aşınmaya yol açacağını; eğitim sisteminde daha fazla karışıklığa yola açacağını nasıl görmezsiniz?
Lise düzeyinde isteyene okut, zaten okutuyorsun; dokuz, on yaşında çocuğa Kuran’ı niye dayatıyorsun? Belki o çocuk ergenlik döneminden sonra kendine başka bir yol çizecek ne biliyorsun? Velinin onayını almış olmak çocuğa belirli bir inancı, yöntemi dayatmak için gerekçe olabilir mi? İster hükümet olun, ister aile; inancınızı çocuğa dayatmaya, çocuğun nasıl bir siyasi tercihe sahip olması gerektiğine karar vermeye ne hakkınız var?
Oldu olacak MEB ile HSYK’yı Diyanet İşleri Başkanlığına bağlayıverin de olsun bitsin!
KAYNAKLAR
Adıvar, Adnan. Osmanlı Türklerinde İlim. Beşinci Basım, İstanbul: Remzi, Kitabevi, 1991.
Aşıkpaşaoğlu (Aşıki, Ahmet). Aşıkpaşaoğlu Tarihi, Derleyen: Atsız. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1970.
Sakaoğlu Necdet. Osmanlı Eğitim Tarihi. İstanbul: İletişim yayınları, 1991
Öymen, Hıfzırrahman R.- Dağ, Mehmet. İslam Eğitim Tarihi. Ankara: Milli Eğitim Basımevi,1974.
Türer, Ali. Türk Eğitim Tarihi, Ankara: Detay yayınları, 2011.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024