Ayhan ONGUN
Beşiktaş’la Galatasaray arasında oynanan derbi maçının son dakikasında yaşanan olayları öyle sıradan tribün kavgası olarak geçiştiremeyiz.
Olayı önce sporumuzun içinde bulunduğu sıkıntılı durum ve statlarda yaşanan kavgalar boyutunda ele almak, daha sonra da bu durumdan siyaseten yararlanmak isteyenler üzerinden değerlendirmek gerekiyor.
Ülkemizde 5-10 yıl öncesine kadar kapalı salon sporlarında olayların daha az çıktığını, hatta hiç çıkmadığını söylemek mümkün. Ancak futbol maçlarında neredeyse olaysız haftanın geçmediğini de biliyoruz.
Son yıllarda kapalı salon oyunları diye bildiğimiz basketbol, voleybol, hentbol branşlarında gerek kulüp takımlarımızın gerek ulusal takımlarımızın başarılı olmaları sonucu ilgi artınca, bu salonlarda da olaylar yaşanmaya başladı.
Geçmişte bu durumu, salon sporlarının seyircilerinin, kendilerinin de geçmişte bu sporu yapan insanlardan oluştuğu için daha bilinçli, saha içi pozisyonları değerlendirebilen ve daha kültürlü kesimlerden oluşmasına bağlayabiliyorduk.
Öte yandan, hayatı boyunca ayağına top değmemiş insanlarında fanatik taraftar ve futbol seyircisi olmaları nedeniyle; oyun kurallarını dahi bilmeyen, kendi taraftarı olduğu takımın mutlak galip gelmesinden başka hiçbir düşüncesi olmayan seyircilerin, aksi durumlarda taşkınlık yaptıkları ve giderek bunu terörize ettiklerini de biliyoruz.
Ancak son günlerde, özellikle gezi olaylarından sonra oluşan iktidar karşıtlığını, hayatın her alanına taşımak isteyen muhaliflerin ne yazık, sporu da siyasete alet ettiklerini görüyoruz.
Bir yandan okulları bu amaca yönelik örgütlemeye çalışanlar, diğer yandan kalabalık kitlelerin bir araya geldiği ortam ve etkinlikleri kullanmaya gayret ediyorlar.
Toplumun en çok ilgi ve duyarlılık gösterdiği ve büyük çoğunluğu da başka hiçbir eğlencesi, sosyal yaşamı olmayan, tüm enerjisini tribünde boşaltmaya çalışan futbol seyircisi, onlar için bulunmaz bir kaynak durumunda.
Son olayları incelediğimizde ilginçtir, yaşanan olaylar herkes için aynı ama görüldüğü gibi öyle farklı değerlendirmeler, öylesine anlamsız ve değişik senaryolar ortaya atılıyor ki, işin içinden çıkmak mümkün değil.
Sanki geçmişte Kayseri-Sivas olaylarını yaşamadık, saha dışında dövülen, yaralanan, öldürülen taraftarlar olmadı! Taksim’in göbeğinde holiganların kavgasında ölen İngilizleri ne çabuk unuttuk.
Şimdi neyi tartışıyoruz?
Olayları Çarşı grubu mu tezgahladı, yoksa onlara alternatif olarak kurulan 1453 kartalları mı bu olayların sorumlusu tartışmalarının yanında öyle ilginç iddialar, komplo teorileri havada uçuşuyor ki, herkesin kafası karışık.
Asıl tehlikeli olan da, fanatik seyircilerden çok, durumdan vazife çıkararak olayı siyasi arenaya çekip, buradan prim toplamaya çalışanlar.
Son derbi maçını başından sonuna kadar ve dikkatli izleyen biri olarak; ne Melo’nun formasını tribünlere göstermesinin, ne hakem hatalarının yüzlerce seyircinin sahaya inmesinin gerçek nedeni olduğunu düşünmüyorum.
Maçın başından itibaren bir grup seyircinin olay çıkarmak, tribünleri kışkırtmak için özel çaba gösterdiği çok açık belli oluyordu.
İzleyenler görmüşlerdir, daha ilk yarıda, üstelik Beşiktaş önde oynarken bir seyirci Fatih Terim’e saldırmak istedi, yine bir kısım seyirci sahaya inmeye çalıştı.
Sonuç olarak, Melo formasını çıkarmasa da, hakem hataları olmasa da ve hatta Beşiktaş galip de gelse o sorumsuz grup mutlaka maç sonunda bir olay çıkaracaktı.
Buraya kadar olanı, dünyanın her yerinde olabilen, bizim ülkemizde de sıkça yaşanan futbol terörü diye adlandıracağımız olaylar.
Doğru olmayan, bu tür olayları fırsat bilip olayları siyasi malzeme olarak kullanmaya kalkmak.
Bir futbol maçında çıkan olayların gerek iktidar, gerekse muhalefet tarafından, işin sosyal, kültürel, psikolojik, toplumsal nedenleri araştırılmadan böylesine siyaseten istismar edilmesi dünyanın başka hiçbir ülkesinde yoktur.
Seyirci rekorunun kırıldığı bir müsabakada; gerekli önlemlerin alınmamış olması, güvenlik zafiyeti, hakem hataları ve benzer idari eksik ve hatalar olabilir.
Türkiye de seyirciler ilk defa sahaya girmediler.
Ben de gençliğimde Adana Demirspor’ un Altınordu’ya kendi sahasında yenilip küme düştüğü maçta sahaya girenlerin arasındaydım. Yıkılan kale direklerinden birinin üstüne basmıştım ve ayağıma çivi batmıştı.
Hiçbir haklı nedeni olmayan, anlık toplum psikolojisinin sonucu, kendimi sahanın içinde bulmuştum.
Amacım, derbi maçında yaşanan olayları küçümsemek, olağan göstermek hiç değil.
Hatta en kısa zamanda köklü tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak, bu tür olayları ve benzer toplumsal tepkileri kınamak, önlemek, engellemek yerine, bu durumdan siyasi rant elde etmeye çalışmanın; bu ülkeye ve sporumuza yapılacak en büyük kötülük olduğunu düşünüyorum.
Öyle görülüyor ki, yakında üniversitelerimizi de aynı amaçlar uğruna birer çatışma haline getirmek, öğrencilerin masum duygularından, heyecanlarından, gençlik enerjilerinden yararlanmak isteyenler, harekete geçmek için hazırda bekliyorlar.
Ülkesine karşı sorumluluk duyan herkesin bu oyunu bozmak için çaba göstermesi gerekir.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020