Ayşe HÜR
Özal'ın, Kürt Meselesi'ne çözüm bulmak için "Cumhuriyetimizin adı, Anadolu Cumhuriyeti olsaydı ne olurdu?" diye sorduğu söylenirdi. Bence adı değişse bile içeriği pek değişmezdi...
Yıldırım Bayezid 1393’te Rumeli’ye geçerken Timurtaş Paşa’yı ‘Anadolu Beylerbeyi’ olarak Ankara’da bırakmıştı. Bizans’ın Anatolika eyaleti (tema) topraklarını da kapsayan Anadolu Eyaleti’nin merkezi 1451’de Kütahya oldu. Anadolu Eyaleti, II. Mahmud’un 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmasının ardından Aydın (İzmir), Hüdavendigâr (Bursa), Kastamonu ve Ankara olmak üzere dört eyalete bölündü. Bunlardan anlaşıldığına göre, Osmanlı devleti ‘Anadolu’ derken Ankara’dan öteye geçmiyordu.
‘Türkeli’ olarak Anadolu
1902’de Mısır’da çıkarılan Anadolu dergisinde Anadolu belki de ilk kez bir ‘Türk vatanı’ olarak betimleniyordu. Bu dergiyi 1908’de Konya’da, 1909’da İstanbul’da, 1911’de İzmir’de çıkarılan Anadolu adlı dergiler izledi. Bu yayınların ortak özelliği, İstanbul karşısında Anadolu’yu savunmak, Saray’a karşı halkın sorunlarını seslendirmekti.
Bir düşünce akımı olarak ‘Anadolucu’ harekete dair ilk işaretler ise İslamcı çizgideki Sırat-ı Müstakim dergisinden ayrılarak 1913’te İslam Mecmuası’nı yayımlayan Musa Kâzım Efendi, Mehmet Şemseddin ve Halim Sabit’in yazılarında belirdi.
Anadoluculuk fikrini güçlendirecek gelişmeler yoldaydı. İttihatçıların ideoloğu Ziya Gökalp, I. Dünya Savaşı arifesinde yazdığı Kızıl Elma Destanı’nda “Düşmanın ülkesi viran olacak!/Türkiye büyüyüp Turan olacak..!” diyordu ama savaşın seyri Turan’ın bir hayal olduğunu, kurtuluşun ise Anadolu’ya çekilmekte olduğunu acı şekilde göstermişti.
1912’de İttihatçı aydınların kurduğu Türk Ocağı 2. kongresini 14 Haziran 1918’de toplamıştı. Kongrede ‘Türkiya’ (o zamanlar Türkiye denmiyordu) ve ‘Anadolu’ terimleri etrafında tartışmalar yaşandı. Ocağın nizamnamesinin 2. maddesinde yazan “Ocağın maksadı, Türklerin harsî birliğine, medenî kemâline çalışmaktır. Ocağın faaliyet sahası bilhassa Türkiya’dır” ifadesindeki ‘Türkiya’, Ziya Gökalp’in formüle ettiği dünyadaki bütün ‘Türkleri’ tek çatı altında toplamayı hedefleyen ‘Büyük Turan’ ülküsünü ima ediyordu. Bazı üyeler ‘Bilhassa Türkiya’ kaydının nizamnameye geçmesinin doğru olmadığını söylediler. Çünkü onlara göre ‘Anadolu Türkleri son derece bedbaht ve desteğe muhtaç durumda iken, Büyük Turan hayalini takip etmek’ yanlıştı. Halide Edip Adıvar da bu fikri destekledi ama ilk gün bir karar alınamadı.
Halide Edip, kongrenin ardından 30 Haziran 1918 günkü Vakit’te ‘Evimize Bakalım: Türkçülüğün Faaliyet Sahası’ başlıklı bir yazı yayımladı. Makalede yazar Turancılık ülküsüne bağlılığını belirtiyor ancak bunun mevcut koşullarda gerçekleşmesinin zor olduğunu, dolayısıyla önceliğin eve, yani Anadolu’ya verilmesi gerektiğini vurguluyordu. Tartışmanın Ocak dışına taşması üzerine tepkiler gecikmedi.
Ziya Gökalp, Yeni Mecmua’nın 4 Temmuz 1918 tarihli sayısındaki yazısında ‘Türkçülük’ ve ‘Türkiyecilik’ kavramları arasında da ortak noktalar bulunmakla beraber nitelik farkı olduğunu söyledi. Gökalp’e göre harsı (kültürü) belirleyen olgular ‘dil’ ve ‘din’ olduğundan, Azerbaycanlılar, Kırımlılar, Kazanlılar, Türkmenler, Sartlar, Özbekler, Kırgızlar, Kaşgarlılar Türkçe konuşan Müslümanlar olarak ‘Türk milleti’nden kabul olunurlardı. Yazara göre “Evimize bakacak vakit bulabilmek için etrafımızda kardeş Türk evlerinin yerleşmesi lâzım” idi. Bu itiraz etkisini gösterdi ve kongrenin ikinci oturumunda ‘Türkiyacılar’ geri çekildi, nizamname aynen kaldı.
Ama tartışma bitmedi. 16 Temmuz 1918 tarihli Vakit’te Köprülüzâde Mehmed Fuad, 19 Ağustos 1918 tarihli Tercüman-ı Hakikat’te Ağaoğlu Ahmed de ‘Anadolu’ya karşılık ‘Türkiya’ teriminden yanaydılar. Halide Edip, 23 Ağustos 1918 tarihli Vakit’te ‘Türkiyacılık Yoktur’ başlıklı yazısında önce geri adım atarak, Büyük Türkçülüğe, Turancılığa bağlılığını dile getiriyor, ama sonra “Müşterek idealin geniş yolunda herkes kendi mahallesinden, çarpık sokağından yürüyerek gidebilir” diyerek çizgisini koruyacağını ima ediyordu. Nitekim Halide Hanım 1919’da Rusya’daki Narodnikler (=Halka Doğru) hareketinden esinlerek ‘Anadolu’ya uygarlık götürmek amacıyla’ kurulan Köycüler Cemiyeti’nin başkanlığını üstlenecek ve kendi yoluna gidecekti.
Kültürel Anadoluculuk
Birinci Dünya Savaşı’nın mağlup bitirilmesinden sonra 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra vatanın sınırları konusundaki belirsizlik ortamında bu tartışmaların alevlenmesi kaçınılmazdı. ‘Anadoluculuk’ yerine ‘Memleketçilik’ demeyi tercih eden Hilmi Ziya (Ülken) Bey, bu dönemde Reşat (Kayı) Bey ile birlikte elyazması 12 sayılık Anadolu dergisini çıkardı, sadece Mülkiye öğrencilerine dağıtılan Anadolu’nun Bugünkü Vazifeleri adlı bir kitap yazdı.
İttihatçıların bir bölümünün romantize ettiği Anadolu algısı, Milli Mücadele’nin başlamasıyla daha somutlaştı. Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas, Ankara gibi Anadolu kentlerinde şekillenen Milli Mücadele stratejisi Anadolu’yu sadece bir sığınak değil, aynı zamanda mazlum ve mağdur bir halkın yeniden şahlanışının mekânı haline getirdi.
Ankara’da Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’nin başında herhangi bir coğrafi isim yoktu. Çünkü o günlerde İttihatçılığa kuşkuyla bakan kesimleri ikna etmek için gerektiğinde Lazistan, Kürdistan gibi etnik çağrışımlı, gerektiğinde ‘Anasır-ı İslamiye’ gibi kapsayıcı terimler kullanılıyordu. Daha sonra Mustafa Kemal bazı konuşmalarında ‘Anadolu Büyük Millet Meclisi’, bazı konuşmalarında ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ demeye başladı. Nihayet 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) adı resmileşti. Bu kurulması hedeflenen yeni devletin isminin ilk ortaya çıkışıydı.
Anadolu Mecmuası
Ama ‘Anadolucular’ mücadeleden vazgeçmemişlerdi. 1920-1923 arasındaki Birinci Meclis’te Mustafa Kemal’e muhalif milletvekillerinin oluşturduğu İkinci Grup’un önde gelenlerinden eski Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni (Ulaş) Bey’in de kurucularından olduğu Anadolu Komandit Neşriyat Şirketi tarafından Anadolu Mecmuasını yayımlanmaya başladı. 1 Nisan 1924-Şubat 1925 tarihleri arasında 11 sayı çıkan derginin imtiyaz sahibi Mehmed Halid (Bayrı) amacı, “Bir Anadolu ilmi ve Anadoluculuk mesleği vücuda getirmek” olarak özetlemişti. Mehmed Halid, ‘yavan’ ve ‘uydurma’ diye nitelediği ‘Memleketçilik’ veya ‘Türkiyacılık’ gibi tanımların yerine ‘müthiş güzellik ve emsalsiz bir cazibe’ gördüğü ‘Anadoluculuk’ tanımını öneriyor, “Biz Türk milletinden değiliz Türk soyundanız.” “Biz Anadoluluyuz, vatanımız Anadolu, milletimiz Anadolu milletidir” diyor, nihayet ‘Latince ve Arapça kökenli uydurma kelimeler olan’ ‘Türkiye’ ve ‘Türkiyâ’ yerine devletin adının ‘Anadolu Cumhuriyeti’ olması gerektiğini söylüyordu.
Dergide Mehmed Halid’ten başka Hilmi Ziya (Ülken), Yahya Kemal (Beyatlı), Mükrimin Halil (Yinanç), Haydar Necip, Ziyaeddin Fahri (Fındıkoğlu), Ahmed Hamdi (Tanpınar), Faruk Nafiz (Çamlıbel), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Necip Fazıl (Kısakürek) gibi isimler de yazıyordu.
Dergideki yazıların çok genel bir özetini yapmak gerekirse, 26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt Zaferi, Anadolu coğrafyasını kesin olarak bir Türk yurduna dönüştüren ve bu yeni yurt/toprak ile milletin bütünleşmesini sağlayan Türk istilasının bir simgesiydi. Mükrimin Halil’e göre Türkiye tarihinin başlangıç noktası olan Malazgirt Zaferi’nden sonraki Anadolu tarihinin tamamını, ‘coğrafyadan vatana’ dönüşümün geçirdiği aşamalar ve süreklilikler oluşturuyordu. Bu bağlamda Selçuklular dönemi bir ‘asr-ı saadet’ olarak kabul ediliyor, genel olarak Osmanlı döneminde, Anadolu’nun yani öz vatanın gerçek sahibi olan Türkmenlerin ihmal edildiği ve dışlandığı söyleniyor, ‘Müstemlekeli’ olarak nitelenen İttihat ve Terakkiciler ise ‘Anadolu’yu istedikleri gibi kullanmakla’ suçlanıyordu.
Kürt ve Ermenilerin hakkı yoktur
Derginin ortak yayımlanan 9-10-11. sayısında imzasız olarak çıkan “Kürdistan Yoktur” başlıklı yazıda ise dergi yazarlarından Mükrimin Halil’in Yeni Gün’de çıkan bir makalesi konu ediliyordu. Mükrimin Halil 13 Şubat 1925’te patlak veren Şeyh Sait İsyanı nedeniyle Doğu Anadolu’nun bir kısmına haksız ve asılsız olarak ‘Kürdistan’ adı verilmesinden yakınıyor ve sadeleştirilmiş Türkçeyle şöyle diyordu: “Halbuki hakikatte, Anadolu’nun hiçbir tarafında Kürdistan denilecek bir yer yoktur. İsimleri sayılan tarihçilerin Kürdistan dedikleri mahalde -ki Anadolu’nun doğu bölgesidir- MÖ 6. asırdan evvelki zamanlarda Urartu ve Halt namında iki kavim oturdu. MÖ 6. asırda Frigyalıların bir şubesi olan Ermeniler buraya geldiler ve Türk istilasına kadar burası Ermeniye diye adlandırıldı. Hicrî 5. asırda Türk istilasıyla Türklere vatan olan bu topraklarda Selçukîler, melik tayfası ve nihayet Osmanlılar devrinde tamamıyla Türk diyarı halinde kaldı. Kürtler kadar Ermenilere de izafe edilen bu yerlerle ne Kürtlerin ne de Ermenilerin maddî ve manevî hiçbir alaka ve münasebetleri yoktur.” Görüldüğü gibi, Anadolucuların, 1071’e kadar Türk olmayan unsurları ‘Anadolu halkları’ arasında saymaya gönülleri yoktu.
Dergi çevresinin Mustafa Kemal’e bakışı ise oldukça mesafeliydi. Örneğin Eskişehir Mebusu Mehmed Arif Bey’in yazdığı Anadolu İnkılabı adlı kitabın tanıtım yazısında “Anadolu inkılabını birkaç kişinin eseri zannedenler”, “Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları evvelden hazırlanmış ve ayaklanmış bir cereyanın başına geçmişlerdi” gibi ifadeler vardı. Derginin yazarları, Hüseyin Avni Bey’in liderliğinde Anadolu Cemiyeti adı altında örgütlenmeye çalışmışlarsa da, 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu yüzünden bunu yapamadılar, dergiyi kapatmak durumunda kaldılar.
Turancılık ve İslamcılık gibi ‘hudut tanımayan’ ideolojilere karşı yerel bir ideoloji olan (buna şehre karşı köyü temsil etmeyi de ekleyebiliriz) Anadoluculuk hareketinin ikinci evresi de sona erdikten sonra bir yandan Türk Ocağı teşkilatları aracılığıyla evin içine dönüldü, bir yandan da Müslüman Türk etnisitesini merkeze alan ‘Türk ulus devleti’nin inşasına girişildi ve ‘Türk Tarih Tezi’ ile Turancılığa romantik göndermeler yapıldı. Böylece zevahir kurtarıldı...
1930’lardan itibaren Anadoluculuk hem Dönüm, Çığır, Millet gibi dergilerde romantik tarzda işlendi hem de Hilmi Ziya Ülken’in ‘İdeolojik Anadoluculuk’ diye adlandırdığı hareketlere (Remzi Oğuz Arık, Mehmed Kaplan, Mümtaz Turhan’ın öncülüğünde ‘Milliyetçi Anadoluculuk’; Hüseyin Avni Bey’in damadı Nurettin Topçu’nun öncülüğünde ‘İslami Anadoluculuk’) evrildi. Bu akımların hepsi de vurguyu Türklüğe yaptılar veya Kürtler, Ermeniler, Rumlar ve diğer gayri Türk unsurlara hiç değinmediler ya da bu unsurları olumlu ve kapsayıcı bir dille ele almadılar.
1960’lar ‘Anadolu’ ve ‘Anadoluculuk’ kavramının yeniden moda olduğu yıllardı. Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı), Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Ekrem Akurgal, Vedat Günyol, İsmet Zeki Eyüboğlu, Melih Cevdet Anday, Orhan Burian, Nurullah Ataç’ın başını çektiği ‘Mavi Anadoluculuk’ akımı kültürel alanda önemli etkiler bıraktı ama siyasi projeye dönüşmedi.
Turgut Özal’ın Anadolu Cumhuriyeti
‘Anadoluculuk’ fikrinin, dolaylı yoldan da olsa tekrar canlanması Haziran 1987’de Avrupa Parlamentosu’nun 1915 Ermeni Soykırımı’nı tanıması ve Türkiye’nin üyelik başvurusunu reddetmesi ile oldu. Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın 1988 yılında kendi imzasıyla yayımladığı La Turqui en Europe adlı kitapta 1930’ların ‘Türk Tarih Tezi’nin bir versiyonu yer alıyordu: “Bu toprak üstünde bin yıldır yaşayan Türkler, tarihöncesinden beri burada birbirini izleyen tüm uygarlıkların kültürünün mirasçısıdırlar. Anadolu kültürünün mirasıyla, Orta Asya’dan getirdikleri kültürün ve İslam dininin sentezini yapmışlardır (…) Neolitik devrimi biz yaptık. Sümerler de zaten Turani bir halktı. Anadolu uygarlıklarını yaratanlar yerli halklardı. (…) Hititler, Luviler gibi Hint-Avrupalılar, sonra İyonyalılar ve Frigyalılar, daha önce uygarlaşmış olan yerli halklar tarafından özümsenmişlerdi…”
Özal’ın ‘Anadolu Tarih Tezi’ne (terim bana ait) göre ‘İyonlar, ilk Anadolu Hıristiyanları, Türklerin ataları’ idiler ancak Anadolu’nun yerli halklarından Kürtler ve Ermenilerden söz edilmiyordu.
Turgut Özal’ın 1992 yılında, Kürt Meselesi’ne çözüm bulmak için, kendisini ziyaret eden kişilere “Cumhuriyetimizin adı, örneğin Anadolu Cumhuriyeti olsaydı ne olurdu?” diye sorduğu söylenirdi. Ne gibi cevaplar aldığını bilmiyorum ama yukarıdaki tarihçeye bakarsak, adı değişse bile içeriği pek değişmezdi herhalde...
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları






















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016