Ekrem DUMANLI
İhale alımlarında yapılan “bağışlar”a fetva vermekle ve bu fetva nedeniyle kamuda rüşvete kapı aralamakla itham edilen Hayrettin Karaman Hoca hafta içinde bir yazı kaleme aldı ve “Göklerden üzerimize bela yağacak.” dedi.
Hafazanallah! Hoca'nın böyle demesine herkes şaşırdı; hatta Hoca'yı suçlamaya devam edenler oldu. Sayın Karaman'ın son ikazını ciddiye almak gerekiyor. “Siz ey devleti yönetenler!” diye başlayan haykırış, yoksulların hakkını yiyenlerden hesap sormak gerektiğini söylüyor. Doğru bir tavır, isabetli bir çıkış. Keşke aylar önce söylenseydi bu gerçekler.
AK Parti hükümetine, benzer ikazlar art arda yapılıyor. Cevat Akşit Hoca da rüşvet ve bazı günahları sayarak yemin ediyor, “Üzerimize lanet yağar' diyerek uyarıda bulunuyor. Durduk yerde yapılmıyor bu ikazlar. Toplum alttan alta kaynıyor. Bir tarafta lastik ayakkabı bile giyemeyecek kadar fakr u zaruret yaşayanlar; diğer tarafta altın varaklı kadehlerin asgari ücretten daha yüksek olduğu bin yüz küsur odalı saraylar! Bir tarafta kıt kanaat geçinmeye çalışan kitleler; diğer tarafta bilmem kaç milyon dolarlar harcanarak denize indirilen gemicikler…
Ali Nur Kutlu adıyla yazı yazan ve yakın zamana kadar önemli bir kamu kuruluşunda görev yapan bir arkadaş bakın ne diyor: “Hiç bilmediğimiz yerden hesaba çekildik, paradan, makamdan, mevkiden... Bu davanın çocukları imtihanları kaybetti, günahlara battı, gaflete daldı ama affeden, bağışlayan, merhamet eden bir Allah'a inandı…”
Belli ki bir sıkıntı var; yürekleri burkan bir sıkıntı. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan daha net ve mert söylüyor gerçeği “Çözülüyoruz, çürüyoruz: Herkes Ankara'da iş takibinde. Felâket bu!” ya Şevki Yılmaz'ın içerden yükselen şu feryadı: “Konferanslar münasebetiyle gezdiğim yerlerdeki ehliyet ve emanete ihanetle ilgili duyduklarımdan ve gördüklerimden dolayı, başımıza büyük bir belanın gelmesinden korkuyorum."
Onlarca insan “Yahu çürüyoruz, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ehliyetsizlik vs. aldı başını gidiyor” şeklinde bağırıyor. Ciğerleri yanıyor insanın. Bin bir çile ile elde edilen kazanımların mirasyedi bir hovardalıkla çarçur edildiğini görüyorlar. Kaba saba davranışların ve “yobaz” yaklaşımların toplumu sadece bir partiden değil, dinden bile soğuttuğunu görmemek için kör olmak gerek!
Bir de bilimsel çalışmalar ve objektif tespitler var. Bir zamanlar övünerek referans gösterdiğiniz Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye dibe vurdu. Yolsuzluk sıralamasında bu ülke tepetaklak gidiyor. TÜSİAD'ın yapmış olduğu “İş dünyası bakış açısıyla Türkiye'de yolsuzluk” araştırması sonucu ile Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün Yolsuzluk Algı Endeksi'ndeki Türkiye aynı gerçeğe işaret ediyor.
Meclis Soruşturma Komisyonu'nda 4 bakanın ifade vermesi ve ister istemez bazı gerçekleri itiraf etmesi meselenin ne kadar vahim boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Onca koruma ve kollamaya rağmen Meclis Soruşturma Komisyonu'na intikal eden bilgiler iktidarın kirletildiğini, yolsuzluğun inanılmaz boyutlara ulaştığını ispatlıyor.
Bu ülkede hırsızlık-yolsuzluk bu kadar ayyuka çıkmışsa bir çıkış yolu bulmak şarttır. Bu çıkış, “Bak başkaları da yanlış yapıyor” diyerek masum insanlara isnat ve iftirada bulunmak değildir. Bu tür sansasyonel çıkışlar kısa bir süreliğine dikkatleri dağıtsa bile devlet gücüyle yapılan sistematik yolsuzluğu gizleyemez. 17 Aralık tartışmalarını engellemek için geniş çaplı operasyon yapma fikri, (kime aitse?) yanlış bir hesaptır, çarpıp geri sahibine döner ve insanlar der ki “Sen hikâye uydurmayı bırak; şu pislikleri temizle!” Zira sırf 17 Aralık'ı bastırmak için operasyon yapmak, o malum suçu daha da kabullenmektir. Bugünkü açık toplum bu projeyi anlamaktan aciz mi sanıyorsunuz? İktidarı elinde tutanlar kendilerini aklamak istiyorlarsa dışardan çekilen Türkiye fotoğrafını doğru okumalı ve içerden yükselen dip dalgayı dürüstçe analiz etmeli. İnsanlara “Bela yağacak” dedirten yolsuzluk/haksızlık, artık gizlemesi mümkün olmayan bir noktaya gelip dayandı. Bu acı gerçeği basireti bağlanmayan ve teshir altında kalmayan herkes görüyor. Bıçak kemiğe dayandı. Allah'ını seven, bu çöküş ve çözülüşe seyirci kalamaz.
Muhteris hırsız, gazeteci olursa
Adam hem hırsız, hem arsız. Kamuya ait araziye giriyor, orada ne bulursa talan ediyor; hatta onu suçüstü yakalayan güvenlik görevlisini derdest edip saatini gasp ediyor. Yalancı, hırsız ve muhteris bu adam gece yarısı otobanda kanlı bir olaya rastlayınca hayatının dönüm noktasını yaşıyor. Siren sesleri arasında keşfettiği şu: Geceleri reyting getirici hadiseleri görüntüleyip bu kayıtları televizyonlara satarak para kazanan bir meslek grubu var. Hırsız o medya sektörüne girmeye karar veriyor ve reyting için her şeyi yapabilecek bir de kanal buluyor.
Yukarıda naklettiğim hadise, halen gösterimde olan önemli Nightcrawler (Gece Vurgunu) isimli filmin kısa bir özeti. Film, eline bir kamera almakla gazeteci olduğunu sanan muhteris bir tipin nasıl kirli işler çevirebileceğini ve o kirliliğe etrafındaki herkesi ortak edebileceğini gözler önüne seriyor.
Ancak sonradan görme gazeteci bilmiyor ki bu meslek somut olaylar (fact) üzerine bina edilir. Yani? Hiçbir medya mensubu kafasındaki algı ile ortadaki olgunun yerini değiştiremez. Adam temelde hırsız olunca ve medya sektörüne son sürat dalınca hadiseyi, rapor etme yerine, kendi kafasına göre kurguluyor. Sonuç tam bir felaket! Hayatından olan, yuvası yıkılan polisler, şantaj ve tedhişe boyun eğmek zorunda kalan gazeteciler, kirli ilişkileri kapatmak için uydurulan senaryolar…
Şu ana kadar medya eleştirisi muhtevalı çok film çekildi; ama bunun kadar koyu bir tonda eleştiri yapanına nadir rastlanır. Film bittiğinde geriye vicdanınızı huzursuz eden bir tortu kalıyor. İyi gazeteciliğin iyi insan olmakla ilişkili olduğunu düşünüyorsunuz ister istemez. Bir de bugün yapılan televizyonculuğu düşünmeden edemiyorsunuz. Nasıl da benzeşiyor bazılarıyla. Onlar da her akşam ekran karşısına çıkıp somut olguları değil, yalanlardan oluşan algıları art arda sıralıyor. Bu filme gidenler, eminim Louis Bloom'a baktıkça, ekranlarda her gün tetikçilik yapan yandaşları da hatırlayacak…
Cemaatleri tasfiye
Günlerdir deniyor ki MGK’da karar alındı, bütün cemaatler paralel yapı olarak görüldü ve tasfiyeleri için eylem planı yapılıyor. Uzun bir zaman sessiz kalmayı tercih etti yetkililer. Bu arada iktidarın kucağında serpilip büyüyen ve istihbaratçı olmakla övünüp (!) gazetecilik yaptığını sanan biri televizyonlara çıkarak bütün cemaatlere karşı kurulan tuzağı itiraf etti. “Bu doğru değil” diyen olmadı. Sonra her fırsatta cemaatlere karşı kinini kusan ve öteden beri istihbaratçılıkla ilgisi üzerine konuşulan biri bütün cemaatlerin paralel sayıldığına dair tezi her zamanki bilgiç ve nobran tavrıyla yazdı, anlattı… İktidardan yine tık çıkmadı. “Hayır! Böyle bir şey yok” demediler. Furkan Vakfı Başkanı çok ağır bir konuşma yaptı; bütün cemaatlerin ve kendilerinin de fişlendiğini, faaliyetlerinin baskı altına alındığını haykırdı. İktidar cenahı yine sükûtu tercih etti. Gazetelerde haberler yapıldı, yorumlar yazıldı, eleştiriler art arda sıralandı; yine tık yok. Gümbür gümbür fişleniyor herkes ve bunun belgeleri çarşaf çarşaf yayınlanıyor; ne hikmetse, yetkililer derin bir sessizliği tercih ediyor.
En sonunda bazı açıklamalar yapıldı ve uzun bir zamandan beri devam eden “bütün cemaatler” iddiası reddedilmeye çalışıldı. Tatmin edici mi? Hayır.
Başbakan Davutoğlu’nun bir TV kanalında yaptığı açıklamayı okudum. Hiç kusura bakmasın onun akademisyenliğine yakıştıramadım. Hoca oturmuş “kim cemaat, kim değil” karar veriyor. Dahası, en ağır ithamları hiçbir somut delil olmaksızın peşi peşine sıralıyor. Tabii soran yok, sorgulayan yok; konuştukça coşuyor. Devlet adamlığı, sorumlu davranmayı, hakka-hukuka riayet etmeyi icbar eder. Kimin cemaat, kimin camia, kimin paralel olduğuna oturduğunuz yerden karar vermenin ne hukukta yeri vardır ne siyasette. “Bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz” kibri neyse “Kimin cemaat olduğuna biz karar veririz” yaklaşımı da odur. Bunu yapan çok adam var siyaset ve medya arenasında; ama entelektüel birikimi olduğunu düşündüğüm, insani ve İslami ölçüleri olduğuna inandığım bir akademisyenin bu kadar kırıcı ve hukuk dışı konuşmasını fevkalade yadırgadım.
Ortada bir gerçek var: Pek çok “cemaat” hükümetin ayrımcı uygulamalarından bîzar. “Süleymancılar” bölünmelerinden partiyi sorumlu tutuyor. Risale-i Nurların devlet tekeline alınması Nur cemaatlerini parçalamaya yönelik hamle olarak görülüyor. Mahmud Ustaosmanoğlu’nun talebeleri hafta içinde birilerini “camiyi parti merkezi” yapmakla suçladı. Yani? Cemaatler kendilerine yapılan ayrımcılığı ve parti tarafından kurulan “Cemaat”i haksızlık ve zulüm olarak görüyor. Çakma cemaat kurularak cemaatleri sindirmek akla, vicdana, insafa sığar mı hiç?
Özentiye gerek yok. İnsanların kendi olarak kalması gerekiyor ki bu ülke içine girdiği girdaptan çıkabilsin. Vicdanları kanatan tahrik edici laflarla siyaset gemisi yürümez; yürümediği ortada.

Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015