Hüseyin ÇAKIR
Türkiye, normalleşme arayışı ve çizgisinden; sert söz düellosundan fiili çatışmaya doğru sanki planlı biçimde sürükleniyor. "Yolsuzluk soruşturmaları başladığı 17 Aralık'ı siyasal alana darbe" gerekçesi, çıkan ses kayıtlarından siyasetin nasıl kirlendiği ve nasıl Erdoğan merkezli tek adam rejimine dönüştüğü ortaya çıktı.
Bir “akıl” ve bu “aklın” planlayıp yönettiği, geçmiş zamanlarda yaşadığımız “korku” senaryosundaki sözlerinin neredeyse bire bir aynısının bizim kuşak yeniden dinliyor. Ve “biz bu filmi daha önce de görmüştük” sözü orta ve yaşlı kuşaktan sık sık duyuluyor. Sözlü şiddetle başlayan kutuplaşma, hukuk yolu şiddetiyle, polis baskısıyla muhalif olanların korkutularak pasifize edileceği sanılıyor. Bu zihniyet ve ruh hali, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat zihniyetinin neredeyse aynı kalemden çıkmış birebir tekrarı. Özeti: “devleti korumak”, “devlet tehlikede”, “birileri devleti ele geçiriyor”, “anarşistler, teröristler, hainler” ve Erdoğan bunlara ateistleri ekledi. İdeolojik, ve inandığı mezhep dışındaki herkese, nobran, galiz küfürler savuruyor. Paralel devlete saldırırken; "Bunlar Şiayı da geçti " diyerek, bilinç altındaki nefreti dışa vurdu. Yeniden "Tek bayrak, tek millet" retoriği bağırmaya başladı.
AKP’yi devletçi, devleti savunan, militarist, parti haline getiren Tayyip Erdoğan ve 2011’den sonra çalışma arkadaşları olarak seçtiği ekip-iç parti, Ergenekoncularla sarmaş dolaş oldular. Erdoğan, 24 TV söyleşisinde serbest bırakılan Ergenekoncuların AKP’ye teşekkür etmediklerinden yakındı. Erdoğan’ın bu zihniyeti ile AKP’nin kurucu babalarının akılları aynı noktada mı acaba?
AKP’yi yöneten “iç parti”, AKP üyelerini, AKP seçmenlerini, devlet düşmanlarından “devleti koruma” ya çağırıyor. Bütün muhalifleri devlet düşmanı ilan eden Erdoğan ve ekibinin, AKP’lilere çağrı yaparak, Gezi eylemleri sırasında, “tencere tava çalarak protesto eden komşularınızı savcılıklara şikâyet edin” diyecek kadar gözü dönmüştü. AKP’yi yöneten bu zihniyet, Türkiye’yi kutuplaşmanın ötesine taşıyarak, “iç çatışma”, noktasına götürüyor.
Öfke, nefret çift yönlü birikiyor. Erdoğan ve AKP yöneticileri, muhaliflerinin en hassas noktaları, rencide edici aşağılayıcı sözler söylüyorlar. Dini inanç, yaşam tarzı, ideolojik farklılıklar en kaba, argo sözlerle aşağılanıyor. Bu söylem AKP’liler sokağında “biz” duygusunu radikalleştiriyor. Bu radikalleşme gazete yazıları, TV tartışma programlarında sarf edilen sözlerle sınırlı kalmıyor; AKP’nin militan üyelerini kemikleştiriyor, karşıtlarına karşı tahammülsüzleştiriyor: - Geçerken bir not düşelim; Milli Görüş Hareketinin, Türkiye’nin en çatışmalı, kutuplaşma döneminde bile kendi politik ve ideolojik söylemi çatışmadan uzaktı-
Erdoğan ve ekibinin iktidar dili ve ötekileştirici sözleri, 1453 gibi, eli sopalıların ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu eli sopalılar, bazı AKP’liler yöneticileri tarafından hoş karşılanıyor olabilir. Bugün polis marifetiyle protesto gösterileri sert biçimde bastırılıyor ama eli sopalılara göz kırpılırsa, yarın polisin yanında, “vatan, millet, milli irade” adına eli sopalı bu “militer sivilleri” görebiliriz.
Derin devlet, MİT veya başkaları, kutuplaşma ve çatışma üstünden belirli bir oy oranını bloke ederek iktidarın sürekliğini sağlamayı, yeni vesayet rejimini bu yol ve yöntemle oluşturmayı amaçlıyorlarsa ateşle oynuyorlar demektir. Çatışma ortamı yaratılırsa, Okmeydanı’nda olduğu gibi, birileri silahı devreye sokmaya çalışır.-
Vatanı koruyanlar ve vatana ihanet edenler bölünmesi bloklaşmasının dozajı artırılarak devam ettirilirse, bir zamanlar komando kamplarında “komünistlere karşı devleti milleti savunma” amaçlı ülkücü komandoların nasıl kullanıldığını hatırlayalım.
Başbakan, meydan konuşmalarında, AKP’li partililere, oy veren seçmenlere, AKP’ye sempati duyanlara öfke, nefret, kin duygusu yükleyerek, mantıklı düşünmelerini, insani, dini ve ahlaki duygularını “ötekilere” düşmanlıkla doldurarak vicdanlarını köreltip, karartıyor.
Erdoğan ve ekibi: “Yeni Türkiye” anlamının içini boşaltarak, demokrasiyi, demagojik olarak amaçları için kullanıyor. Devlet gibi konuşup, devlet zinde gücü refleksiyle davranıyorlar.
Siyasi İslamcılıkları, Evren’in siyasi İslamcılığına benzemeye başladı. Gülen Cemaati ile kavgada kullanılan “din istismarı” argümanlar ile 28 Şubat’ta Batı Çalışma Gurubunun psikolojik harp taktikleriyle aynı. Erdoğan’ın danışmanları, “AKP’yi kapatma” dava dosyasındaki belgeleri almışlar, özne değiştirerek bugün kullanıyorlar sanki.
Erdoğan ve AKP’yi yöneten ekibi, “devlet ideolojisi” etrafında, militan, militarist ideolojik bir AKP oluşturma çabası içindeler. Bir kitle partisi olan, mazlumun ve mağdurun yanında, onların haklarını devlete karşı koruma talebiyle oy alan AKP, son beş altı aydır, “devleti koruyan, devlet partisi” ne dönüştürülmeye çalışılıyor.
Otoriterliği aşan, düşman ve nefret diliyle toplumu, “AKP’liler ve ötekiler” olarak ikiyi bölme çabasındalar. Bu politika, AKP’yi meşruiyet çizgisinden çıkartarak, darbecilerin yanına doğru taşıyor. Kutuplaşma sınırı aşılarak, “biz ve onlar” ayrımında AKP’nin militan çevresi ötekilere fiili saldırı noktasına doğru gidiyor.
30 Mart seçim sonrası bu siyasi ve toplumsal bölünmüşlük manzarası devam ettirilirse, “uyuyan zinde güçler” ve iş başı! Yapabilir.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018