Metin Karabaşoğlu
Müzakerenin alanını daralttığı ve konuyu kişilere indirgediği için isimler üzerinden yazmayı tercih etmiyorum, tercihim o yönde olsa o siyasetçinin ismini açıkça yazardım. Ama anlattığım olaylar zincirinin ismini zaten ifşa edeceği o siyasetçi üzerinden öğrendiğim hayat dersini unutmadım, dilerim hiç unutmam. Yolu yolumla kesişmeyen bir siyasetçi idi oysa. Özellikle 28 Şubat günlerindeki tutumunu, hele ki çocukları ‘devlet malı’ olarak tanımlar nitelikteki feci beyanatını ne unuttum, ne de affedebildim. Kendisine karşı hep mesafe hissettiğim o siyasetçi için, 28 Şubat günlerinde, beş yıl sonra kritik bir dönemeçte bu ülke ve bu toplum için hayırsız bir işe mani olmak suretiyle memlekete hayrı dokunacak denilse, herhalde ihtimal vermezdim. Ama Amerikan askerlerinin Türkiye toprakları üzerinde yerleşerek Irak’a harekât düzenlemesini mümkün kılacak tezkere 2003 Mart’ında Meclis’ten geçmediyse bunda onun ciddi bir emeğinin ve katkısının olduğu, yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
O günlerde öğrencilik yıllarından tanıdığım, bir vatandaş olarak kanaatimi soran bir taze milletvekili ile konuştuğumuzda, öncelikle Amerikan ordusunun dünyanın her yerindeki müdahalelerinde sebep olduğu sivil ölümlerinde tecessüm eden zulme atıfla böyle bir tezkere için evete aklen ve vicdanen razı olmadığımı söylediğimi hatırlıyorum. Bu tezkere geçerse, Irak’ta Amerikan ordusu eliyle gerçekleşecek bütün sivil ölümlerinde Türkiye’nin de sorumluluğu olacağını; dahası bu tezkere ile Türkiye ile komşu ülkeler ve toplumlar arasında kalıcı bir duygusal mesafenin oluşacağını; en kötüsü, bu tezkerenin el-Kaide gibi unsurlara girişecekleri terör eylemleri için bir motivasyon imkânı sunacağını; nereden bakılırsa bakılsın, ortada açık ve büyük bir risk olduğunu görebiliyordum. Gelin görün ki, kimlik itibarıyla ‘biz’den bildiğimiz muktedir isimler tezkerenin geçmesi için ısrarlı bir gayret içinde iken, temsil ettiği kimlik itibarıyla karşımda gördüğüm bir siyasetçi bir kısmını benim de görebildiğim böylesi tehdit ve riskleri dile getirip tezkerenin geçmemesi için elinden geleni yapmıştı. Tezkerenin kabul edilmediği o gün, demokrasi denilen şeyin bir ülke için ne kadar değerli olduğunu; muhalefet denilen şeyin varlığının dengeleyici ve denetleyici bir unsur olarak her hal ve şartta bir ülkenin hayrına olduğunu; tek sesliliğin belâ, çok sesliliğin ise imkân olduğunu; vatanseverliğin de kimsenin tekelinde olmadığını öğrenmiştim.
İşe bakın, hayır diyeceğini umduklarımız ‘siyasî ve ekonomik kazanımlar’a dair bir vurgu ile evetten yana ağır bir markaj uygularken, seküler kimliğiyle tezkereye daha pozitif yaklaşacağını zannettiğimiz bir isim hayırdan yana ağırlık koymuş, sonuçta evetler daha çok da olsa anayasanın belirlediği sayıya ulaşmadığı için tezkere reddolunmuştu. Pek çok açıdan aynı yerde konuşlandığımızı düşündüğüm isimleri bu konuda zıt bir konumda gören gözlerim, onların sebebiyet vereceği bir badireyi, birçok açıdan farklı ve dahası karşıt yerlerde konuşlandığımız bir siyasetçinin eliyle savuşturduğumuza şahit olmuştu. Kendi küçük dünyamda ‘kimlik siyaseti’nin mahkûmu olmaktan kurtulmaya asıl o tarihte başladım desem yalan olmaz.
Bunu her zaman başardığımı söylemem mümkün değil. Ama o gün, o manzara ve o ders benim için bir zihniyet dönüşümüne yol açacak derecede öğreticiydi. Bu olay, kişiliğine mesafeli olduğum kişilerin duruş veya sözleri karşısında ‘kimlik’leri ve ‘kişilik’leri üzerinden genel ve peşin bir yargıda bulunmak yerine, her bir tekil olay ve durumda tek tek değerlendirme yapma lüzumunu öğrenmemi; ‘kimliği’ itibarıyla çok yakınımda gördüğüm biri ile tekil bir olayda karşıt konumlarda olmaya da, kimliğine gayet mesafeli olduğum bir kişiyi bir olayda doğru olduğuna inandığım pozisyonda görmeye de açık hale gelmemi sağladı.
O tarihten bugüne en başta kendime bu olayı belki yüzlerce kez hatırlattım. Çocuklarım başta olmak üzere çevremdeki kişilerle de bu olayı ve bu tecrübeyi defalarca paylaştım. Önyargılı olmamak, kimlikler ve genel kabuller üzerinden bir sonuca ulaşmamak, her yeni durumda ve her tekil olayda yeni bir durum değerlendirmesi yapmak, kimlikler üzerinden doğru-yanlış, isabetli-isabetsiz yargısı üretmemek; bu olayın öğrettiği bunun gibi bir dizi zincirleme ders vardı. Ve bütün bunlarla birlikte, kimlik, kişilik, zihniyet, siyasî tercih vesaire itibarıyla karşıtım gördüğüm birinin de en az benim kadar vatansever olabileceği ihtimaline zihnimin her daim kapı aralamasını bu olay kesin biçimde sağladı.
O tarihten itibaren, vatanseverliği kendi tekeline alan, kendi pozisyonunu ‘vatanseverlik’le özdeşleştirip karşıt pozisyonu ‘ihanet’ denklemine oturtan yaklaşımlar ile arama mümkün mertebe açık bir mesafe koydum. Anlık duyguların aklımın önüne geçtiği; hissiyatın muhakemeyi zayıflattığı durumlar müstesna diye bir hata payı koyalım yine de… Ama bu tecrübe, savaş isteyen sözümona ‘vatanseverlik’ üzerinden barış isteyene ‘hain’ muamelesi yapma şeklinde özetleyebileceğimiz ‘millî sporumuz’dan uzak durmamı mümkün kıldı meselâ. Bilakis öğrendim ki, çoğu durumda vatanseverlik, iddia edilenin tam zıddı bir konumda olmayı; meselâ, vatanseverliğin ta kendisi olduğu söylenen ve genel kabul görmüş bir pozisyonun karşıtı bir konumda olabilmeyi, yükselen koroya ve hatta linç dalgasına rağmen bu konumda sebat etmeyi gerektirebilir.
Nitekim, tarih bunun örnekleriyle dolu. Olayın sıcaklığında vatanseverlik olarak görülen kimi tutumların ülkeler ve milletler için gerçekte nasıl bir belâ olduğunu, o gün karşı çıkılan ve hatta ‘ihanet’ olarak damgalanan tutumların ise vatanseverliğin gerektirdiği asıl tutumlar olduğunu gösteren nice tecrübe saklı tarih sayfaları arasında. Fransa’nın Cezayir’deki işgalini sürdürmekten yana olanlar mı daha vatanseverdi, yoksa yüz binlerin canına kast etme pahasına bu işgali sürdürmeyi Fransa’nın kendi değerlerine ters düşmesi olarak görüp ilkesel ve insanî düzlemde buna karşı çıkan Sartre ve benzerleri mi? Sonuçlarına baktığımızda, Osmanlıyı Birinci Dünya Savaşına sürükleyenlerin ‘vatanseverliği’ni, buna karşı çıkanların ise ‘ihanetini’ söylememiz sözkonusu olabiliyor mu? Japonya Pearl Harbor’a saldırarak cepheyi genişletirken, yol açacağı sonuçları öngörerek buna karşı çıkan komutan, sonuçlara baktığımızda savaşı isteyen ve alanını genişletenlere kıyasla asıl ‘vatansever’ olarak tezahür etmiyor mu?
Kendinden menkul bir ‘vatanseverlik’le vatandaş sevmezliğine kılıf, ‘toprak sevgisi’ üzerinden insan sevmezliğe mazeret üretenleri baştan bir kenara koyarak söylüyorum: Gerçek bir vatanseverlik, inhisarcı bir tutumdan uzak durmayı, çoğulculuğu, ortak iyiye ulaşmak ve en doğru seçeneği bulmak için farklı fikirlerin damgalanmadan özgürce müzakeresini mümkün kılmayı gerektiriyor. Tarih, vatanseverliği tekeline alanların, farklı her fikri ve her duruşu ‘vatana ihanet’le damgalayanların vatanları, toplumları ve insanlık için sebep olduğu felâket hatıraları ile yüklü.
Bütün bu felâketler, tekçi söylemin ülkelerin ve toplumların hayrına olmadığına; ‘vatan sever, hain savar’ üsluplu duruşların vatanlar için de, vatandaşlar için de büyük riskler içerdiğine delil. Öte yandan, tek sesli ülkelerin hukukî, insanî, sosyal, ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik açılardan dünya ortalamasındaki yeri ve durumu ile çok sesli ülkelerin ve toplumların durumu ve yeri karşı karşıya konulduğunda, manzara açıkça beliriyor. Hâkim sesi vatanseverlik, farklı sesi vatana ihanet olarak gören yaklaşımların asla ‘vatanseverlik’ olmadığını tarihsel tecrübe de, bugünkü dünya manzarası da bize açıkça söylüyor.
Sözün kısası, vatanseverlik kimsenin tekelinde olmadığı gibi, kendisi gibi düşünmeyeni hain diye damgalamak asla vatanseverlik değil. Diğer bir deyişle ne otoriter dil, tekçi tutum, kutuplaştıran yaklaşım kendisini ‘vatanseverlik’ olarak tanımlama hakkına sahip; ne de hukuka, demokrasiye, çoğulculuğa ve adalet başta olmak üzere insanî değerlere ‘teferruat’ muamelesi yapan yaklaşım ‘sevildiği’ iddia edilen ‘vatan’ın hayrına sonuçlar üretiyor.
Vatanını seven, vatanseverliği tekeline almaz, farklı düşüneni ‘ihanet’le damgalamaz. Kim böyle yapıyorsa, yaptığı vatanseverlik değil, özseverliktir; ‘patriotizm’ kılıfında ağır bir ‘narsizm’dir karşımızdaki.
Bu şekilde alınan pozisyonlara ve bunun yol açtığı sonuçlara baktığımızda şunu açıkça haykırmak gerekiyor: Otoriterlik değil, demokratlıktır vatanseverlik; tekçilik değil, çoğulculuktur vatanseverlik; tek seslilik değil, çok sesliliktir vatanseverlik; hukuka teferruat muamelesi yapmak değil, hukuku hiçbir zaman çiğnememektir vatanseverlik; farklılığı tehdit değil, imkân olarak görmektir vatanseverlik; benim gibi düşünmeyenin bana göre yanlış olan pozisyonunda doğru olduğuna dair samimi bir kanaat ve iyi bir niyetle ısrarlı olduğu ihtimaline her daim açık olmak ve ortak iyi için damgalamadan müzakereyi mümkün kılmaktır vatanseverlik.
Tarih, vatanseverliği kimseye bırakmayanların yol açtığı felâketlerle dolu. Bu tarihî tecrübe, vatanseverliği tekeline alanların ve aykırı her yaklaşımda ‘ihanet’ bulanların vatanseverliğini sorgulamayı haklı, dahası gerekli kılıyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları



























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.10.2025
25.09.2025
19.09.2025
11.05.2025
28.03.2025
26.12.2024
24.12.2024
12.12.2024
23.10.2024
26.09.2024