Cengiz AKTAR
Öğrenciler: “Türk Eğitim-Sen 1 No’lu Şubenin çağrısıyla ODTÜ’de ‘Cumhuriyet Yürüyüşü’ adı altında bir ‘provokasyon’ yaratılmak isteniyor. Henüz yürüyüşün çağrısı duyurulmadan önce Ankara’daki kimi üniversitelerden ülkü ocakları ‘yıllar sonra ODTÜ’ye gireceğiz’, ‘herhangi bir durumda kırım olabilir’ şeklindeki mesajlaşmaları olayın neden bir ‘provokasyon’ olduğunu gözler önüne seriyor. (…)
ODTÜ’ye ‘hainlere karşı birlikteliğimizi gösterelim’ diyerek ‘fetih’ havasında girmek isteyen ve ‘kırım’ çağrısı yapan AKP-MHP iktidarı uzantıları, üniversitelerde öğrencilere yaşayış biçimleri ve politik görüşleri nedeni ile saldırmayı kendilerine politik bir ihtiyaç olarak görüyor. Örneğin bu grupların bulundukları üniversitelerde öğrencilere ‘oruç tutmadıkları’ için ya da ‘küpe taktıkları’ gerekçesiyle saldırdıkları biliniyor.
Ankara’nın farklı üniversitelerinden araçlarla ODTÜ’ye gireceklerini açıkça ifade eden bu grupların tehditleri karşısında ODTÜ yönetimi sessizliğini koruyor. Üniversite öğrenci toplulukları etkinlikleri gerekçesi ile soruşturma geçirirken, ODTÜ’ye dışarıdan ‘kırım yapma’ tehditleriyle organize edilen, çeşitli saldırılara zemin hazırlayan bir eyleme göz yumuluyor. ODTÜ bileşenlerinin tümüne yönelik olan bu saldırı karşısında ODTÜ yönetimi acilen bir açıklama yapmalı, öğrencilerin güvenliğinin nasıl sağlanacağına ilişkin kamuoyunu bilgilendirmelidir” çağrısında bulunuyor.
Benzer bir eylem geçen hafta Dil Tarih’te yapılmış. Fakülteyi polis desteğinde saatlerce kuşatarak içeride kalan “hain” talebeyi linç etmeye yeltenmişler.
Nitekim Türk Eğitim-Sen’in Cumhuriyet Yürüyüşü çağrısı bozuk Türkçesiyle: “Milletimize acılar yaşatan, onbinlerce vatandaşımızı katledip binlerce şehit vermemize sebep olan Terör örgütlerine karşı Kahraman Türk Ordumuzun Suriye’de başlattığı Barış Pınarı Harekâtı, hainlere karşı kaçınılmaz hâle gelmiştir” deyü.
Savaş zaten hasta olan vücutta hızla yayılıyor. Kökeni ne olursa olsun, yerli ve millî sayılmayan hainlerin avı başlıyor.
Ve Feyzioğlu meczubundan millî futbolcusuna, ortaokul talebesinden rejim sendikasına, kendisine sivil diyen “toplum kuruluşundan” devlet sanatçısına kadar esas duruşta asker selâmı veriyor yerli ve millî çoğunluk.
Hatırlarım, 1980’lerin başında üniversite mezunlarına ilk kez dört aylık er olarak askerlik kararı çıktığında bu başıbozuklarla daha nasıl baş edeceğini bilemeyen erbaş ve astsubaylar özellikle uluorta kepsiz selâm verenlere deli olurlardı. Bugün asker milletin sivilleri külliyen çıplak kafayla selâm çakıyor. Nereye çakıyorsa artık…
Bu ayağa düşmüş selâm özel harpçilerin alamet-i farikası hâline gelen Ülkücü selâmı, Suriye’deki işgal bölgelerinde görülmeye başlanan Nazi selâmı, reisçilerin Rabia selâmı ile harmanlanıp Yeni Türkiye’nin dünyaya verdiği açık mesaj.
Cinnet hâlinin en temel özelliği, tekrar edelim, çoğunlukça benimsenmesi. Kimisi açıkça kimisi susarak. “Susamam” mesele savaş olunca pek geçerli değil zahir!
Misâlen Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün Haziran’da açıkladığı 2019 Küresel Barış Endeksi’nde Türkiye üç sıra gerileyerek 163 ülke arasında 152. sırada yer almıştı, Suriye’deki yeni savaşla daha düşeceği açıktır. Ne var ki memleketin barış karşıtlığı ve savaş hâliyle düşüp kalkması halkın çoğunluğunu rahatsız etmiyor; o çoğunluk askerden daha askerci olmak için yarışır hâlde.
Hastalığın boyutları öyle ki, asker selâmı çakanların, hüşû içinde fetih hutbeleri dinleyenlerin, gazâ selâlarıyla yatıp kalkanların karşısına çıkıp “savaş” demeye yeltenecek olan da terörist sayılıyor “savaşa karşıyım” demeye yeltenecek olan da. Yani savaşa savaş demek de yasak, savaşa karşı olmak da. Nasıl ama?
Memleket bu cinnet hâlinden çıkabilecek mi? Çıkacaksa nasıl ve hangi siyasetle?
Zira Ankara, Suriye’deki üçüncü işgâl harekâtıyla sadece Suriye ve geniş bölgede savaş ile istikrarsızlığı beslemiyor, savaşı yurtiçine taşıyor ve sürekli hâle getiriyor. Koruma altındaki İŞİD’çiler bu tüyler ürpertici sahanın en keskin unsurları ama arkalarında sessiz ve derin bir çoğunluk duruyor. Bu çoğunluk görünürde İslâmî teröre karşı ama “aziz devleti” o terörle içli dışlı olunca pek de karşı değil.
Sonuçta Erdoğan’ın çatışmadan beslenen gücü Suriye’deki yeni işgâllerle bir üst seviyeye taşınırken sürekli bir savaş gücüne dönüştü. O yüzden bundan böyle, millî ve yerli muhalefetin siyaset alanı, ister Meclis’te ister Meclis dışında olsun, savaş taraftarlığı veya karşıtlığıyla belirlenecek. Bu yarılma özellikle kendine muhalefet süsü veren CHP için geçerli. Diğerleri zaten savaş konusunda reisten reisçi, askerden askerci.
“Savaş mantığı” (logique de guerre)! 1991’de bugün hâlen sonuçlarıyla yaşadığımız ABD’nin I. Körfez Savaşı öncesinde Fransa eski Cumhurbaşkanı Mitterrand ısrarla, henüz barış mantığından savaş mantığına geçmek için erken olduğunu dile getirirdi. İlk duyuşta politikacıların ağzından çıkan birçok afakî lakırdıdan biri gibi algılanabilecek bu tanımlama, var olma ile yok olma arasında gidip gelmiş, özellikle 1939-1945 savaşını yaşamış bir kuşağın ferdi olarak Mitterrand’nın ve genelinde Avrupalıların 1945’ten sonra sorunların çözümünde başvurdukları temel okuma kılavuzunu iyi anlatıyor: Meselenin ve tehlikenin boyutları ne olursa olsun ilk akla gelen çelişkiyi çatışmaya dönüştürmemek için bulunacak barışçı çözüm. Savaş en, ama en son çare. Memlekette ise gerek iç, gerek dış sorunların çözümü için akla gelen ilk çare.
Avrupalı için çelişkiler doğaldır ve çatışmaya dönüşmeden çözüm gerektiren olgulardır, buradaysa çelişkiler yerli ve millî bütünlüğe oluşturdukları tehdit derecesine göre değerlendirilir. II. Dünya Savaşı’nın korkunç tahribatını yaşamamış ama aynı zamanda I. Dünya Savaşı ve esnasında cereyan eden soykırımların hafızasını da silmiş olan Türkiye’nin her ayıbı örten, her şiddeti meşrulaştıran yerli ve millî bütünlüğüdür bu. Tahkim edilmiş ve içerden çürüyen bir kaledir aynı zamanda.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021
28.12.2020
22.12.2020