Erol KATIRCIOĞLU
Bu yazı bu sitede yazacağım son yazı. O nedenle de neden bu kararı verdiğime ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Birincisi, bir gazetede köşe yazmakla bir internet sitesinde köşe yazmak aynı şey değildir diye düşünüyorum. Bu kelimeden hoşlanmadan kullanıyorum ama bir gazetede köşe yazmak biraz “profesyonelce” bir iş. Oysa bir internet sitesi o internet sitesini çoğu kez oluşturanlar açısından “dayanışmacı” bir ilişki gerektiriyor (özellikle bizim yaptığımız gibi). O nedenle de “profesyonelce” bir iş değil. Birinde kızarsın artık yazı yazmayacağım dersin, diğerinde de aynı şeyi yapabilirsin ama yaptığın iş “ilişkisellik” içerdiğinden diğerlerini kırmak istemez ve ona göre davranmak zorunda kalırsın. Durumun farklılığını buradan giderek anlatmam gerekirse, bir gazetenin, yazarlarının çoğaltılması ya da çeşitlenmesi kararı gibi bir karar çoğu kez o gazetenin patronuna kalmış bir karardır. Oysa bir “sitede” kimin yazacağı konusu diğerleriyle dayanışılarak alınabilen bir karardır. Tıpkı bugünlerde bizim yaptığımız gibi. “Onu davet edelim mi etmeyelim mi?”, “O bize uygun mu değil mi?” türü kararları konuşarak ve ortaklaşarak almak durumundayız ki bunu yaparken tanımlamamış da olsak bir “biz” varsaydığımız açık değil mi?
Dolayısıyla her ne kadar biz ortaklaştığımız böyle bir “biz” olmadığını söylesek de, hatta örneğin Halil’in bir yazışmada belirttiği gibi “bağlayıcı” bir “ortak çizgi”miz ve “siyasi karar”larımız yok ve “olmasın” görüşü genel olarak benimsenmiş olsa da, yine de birbirimizin görüşünü alarak bir iş yapmaya çalışmak bu web sitesi yayıncılığının bir özelliği bence. O zaman geliyoruz, baştan beri sormadığımız, sormaktan belki çekindiğimiz soruya, aramızda gerçekten bir “biz” var mı?
Doğrusu “Taraf’tan ayrılmış olmanın” ortak bir payda olmadığı sitenin ismini verirken bile ortaya çıkmıştı. “Taraf’la ilgili hiçbir gönderme ya da ima olmamalı”düşüncesi baskın bir kanaat olarak paylaşılmıştı. Aynı yazışmada Halil, “Her bir spesifik olayda, spesifik tavıralışlarımızı bireyler olarak, tek tek yazmaya devam edelim” demişti.
Fakat ne var ki arkadaşlarımızdan bazılarının Gezi olaylarından sonra “iktidar yanlısı”tutum almaları ve son Cemaat tartışmalarında da aynı tutumu devam ettirmeleri, üstüne muhalif bir bildiriyi imzalayanları üslup bakımından da sorunlu bir biçimde eleştirmeleri, aramızdaki ilişkiyi bir “biz” çerçevesinde yorumlama konusunda büyük bir soru işareti ortaya koydu. Yanlış anlaşılmasın bu tavır değişikliğinin kendisini eleştiriyor değilim (gerçi bu konuda da farklı görüşlerim var ama), dikkatinize getirmek istediğim benimson zamanlarda (doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız) aramızda “ortak bir paydanın”olmadığı duygusunu almam ve “ortak paydası” olmayan bir sitede de yazmak istememem. Bir başka deyişle Halil’in bir zamanlar önerdiği ve anlaşılan çoğumuzun da paylaşmış olduğu “ortak bir tutum olmadan bir web sitesinde yazmak” benim işim değil.
Bu ortak tutum “bir siyasi partinin veya siyasi bir kollektifin” alacağı türden bir ortak tutum olmayabilir ama yine de paylaşılmaktan “haz duyulan bir duygu ya da bir düşüncenin” olması sanırım önemli bir gereklilik. Sitemizin yazarları arasında, önceleri Gezi olaylarını yorumlayış biçimlerimize yansımış olan, daha sonra da iktidar-Cemaat tartışmalarında ortaya çıkan farklılıklarımızın, gerekli olduğunu düşündüğüm bir“paylaşımın” aramızda mümkün olamayacağını gösteriyor.
Gelelim Halil’in aramızdaki farklılıklarla ilgili söylediklerine. Halil’in söylediği birçok güzel söze katılmamak elde değil. Ama vardığı noktada aramızdaki farklılığı “… sanırım fark benim ve isimlerini saydığımız diğer arkadaşların, AKP’yi ‘devrilecek düşman’ bellemeyişimizde ve AKP’ye karşı bir ‘düşman cephe’ yazarlığı yapmıyor oluşumuzda”diyerek açıklamasının doğrusu duruma pek uygun düşmediğini düşünüyorum. Ben kendi hesabıma şöyle birkaç cümle söyleyerek bu kanaatin beni içermediğini söylemek durumundayım.
Benim hiçbir yazımda bir AKP düşmanlığı yoktur. AKP’nin mağdur İslami kesimin partisi olması ve rejim karşısında onu değiştirmeye yönelik değiştirici (reformist) bir duruşa sahip olması benim AKP’ye karşı tavrımın yumuşak bir tavır olmasının temel nedeni olmuştur. O nedenle de “vesayet rejimiyle” yaptığı kavgada onu destekleyen bir tutum almış, başta başörtüsü meselesi, referandum meselesi gibi çeşitli meselelerde ona destek vermiş ve üstelik de bunu belirli bir “sol çevre” içinde yapmış insanlardan biriyim.
Ama sonuçta AKP “iktidar” oldu.
AKP iktidar olduğundan itibaren nasıl bir siyasi tavır içinde diye bakarsak kanaatimce bu sorunun cevabı “demokratik bir siyasetten” çok “İslami bir kimlik siyaseti” içinde olduğu şeklindedir. Yani AKP ve onun lideri hemen her meseleyi kendi “İslami kimliği”içinde değerlendiren ve bu nedenle de bu toplumda “ötekilerin” varolduğunu önemsemeyen bir tavır içinde. Attığı en önemli adımlardan biri olan Kürt sorununda bile hâlâ “hak ve hukuktan” değil “İslami kardeşlikten” sözetmekte. Laiklerle ilgili tutumu ise “tıksırıncaya kadar içiyorlar zaten!”den, “Kadıköy vapurundan inenleri görüyorum” sözlerine kadar ortada. “Gezi’de”, “Çılgın projede”, “3. Köprüde” ve“Çamlıca’ya camiide” aldığı bütün kararlarda toplumun üzerinden bakışının demokratik olmadığı ortada. Bu antidemokratik tutumun nedeni her ne olursa olsun şimdi yargıyı temizlemekte görmesi ve bu çerçevede internet düzenlemeleri gibi düzenlemelere gitmesi ve daha birçok örnekler sanırım derdimi yeterince anlatır. Ben bu“kimlik siyaseti”nin aşılması gerektiğini düşünen “çok kültürlü” bir siyasetin daha demokratik olacağına inanan biriyim. O nedenle de AKP’nin “reformcu” niteliğini kaybettiği ve giderek kendi “İslami kimliği” içine kapanmakta olduğu kanısındayım. Bu nedenle de, değil onu övmek onu kıyasıya eleştirmek gerektiğini düşünüyorum. Eleştirmenin ise kendi başına “düşmanca” bir tutum sayılamayacağı da sanırım sizin de paylaşacağının bir husus.
Bir küçük not da Gürbüz’e yazmam gerekir sanırım. Çünkü Serbestiyet’te yayınlanan son yazıma getirdiği eleştirilerin bazılarına katılmadığımı söylemek durumundayım. Gürbüz, yazıma yazdığı eleştiri notunda, benim, hükümeti inşaat yapan mühendise, Cemaat’i ise malzemeleri çalan bazı çalışanlara benzettiğim analojimden devamla diyor ki: “Sence bu durumda baş edilemeyecek büyük tehlike nedir? O mühendisi (hükümeti) siyaseten cezalandırabilir, görevden alabiliriz. Peki, malzemeyi çalan (darbeyi yapan) polisleri-savcıları-yargıçları ne yapacağız?”.
Sevgili Gürbüz sorduğun bu sorunun cevabını hükümet ilk günden itibaren vermiyor mu zaten? Bütün o polisler ve yargıçların (ki sahiden “o” polisler ve “o” savcılar mı bilmiyoruz ve hiçbir zaman da bilemeyeceğiz) yerlerini değiştirdi, sürdü, atadı ve üstelik bunları öylesine yaptı ki geçenlerde adına “demokratikleşme paketi” dedikleri paketle de bu insanların görevlerine dönmekle ilgili bütün idari ve hukuki yolları da tıkayarak yaptı (ya da yapmak istiyor). Bu bir.
İkincisi, Gürbüz, benim “Yetti artık!” metnini imzalama sebebim olan, “toplumu hükümet-Cemaat kanatlarından birinin yanında yer almaya çağırmaktansa, yeni bir siyaset arayışında olduğuna inandığım toplum kesimlerini ‘yetti artık’ demeye davet etmeyi daha anlamlı bulurum” cümlemden giderek aramızdaki farklılıkla ilgili temel sorunu “… bağlamı hiç göz önüne almadan ‘ilke’lerin seslendirilmesini temiz siyaset zannetmemizde” diyerek benim de “ilke”lerle “siyaseti” karıştırdığımı ima etti.
Doğrusu, son zamanlarda benimkisi gibi duruşlariçin sıkça söylenen bu sözün içinde bulunduğumuz duruma uygun olup olmadığı tartışılabilir. Eğer siyaset başka türlü düşünenleri ikna etmekle ilgili bir uğraşsa, son tartışmada hükümeti ya da Cemaat’i ikna etmek yerine, yüzünü topluma dönüp, bütün bu olan bitenleri seyreden vatandaşlara “arkadaşlar bizim bu demokrasi sandığımız ‘orta oyunu’ tadında bir gösteridir, aldanmayın daha ileri ve sizin lafınızı daha doğrudan söyleyebileceğiniz bir demokrasi talep edin” demenin neresi yalnızca “ilkeleri” söylemek ve “temiz siyaset” yapmaktır?
Dahası Gürbüz diyor ki: “… çözüm konusunda, olanca soyutluğuyla ‘daha çok şeffaflıktan ve demokrasiden’ bahsetmek dışında hiçbir gerçekçi yol önermeden, dönüp hükümete ‘çek elini polisten ve yargıdan’ demek sence ne anlama geliyor? İlke doğru; fakat yaşadığımız koşullarda ‘derin devlete dokunma’ anlamına gelmiyor mu? Bu da, niyetiniz çok farklı da olsa somut kavgada taraf olmak sonucunu yaratmıyor mu?” diye sorular soruyor.
Peki ama Gürbüz, “şeffaf yargı”, “kuvvetler ayrılığı”, “bağımsız yargı” gibi çağrıların senin önerdiğin gibi “seçilmiş hükümete değil” de “yargıyı darbenin siyasal enstrümanına dönüştürdüğü çırılçıplak görünen “örgüte yöneltmenin” neresi gerçekçi?Bu önerilerin, hükümetin bütün bu ilkeleri alt üst eden son kararları karşısında ne kıymeti harbiyesi var ki? Ben de aynen senin bana dediğin gibi “İlke doğru; fakat yaşadığımız koşullarda bu, ‘derin devlete dokunma’ anlamına gelmiyor mu?” derim. “Bu da, niyetiniz çok farklı da olsa somut kavgada taraf olmak sonucunu yaratmıyor mu?” diye de sorarım.
Çok uzun oldu. Ama sanırım anlatmak istediklerimi anlattım.
Sevgiyle kalın.
http://serbestiyet.com/serbestiyet-coma-veda/

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025