Münir AKTOLGA
İÇİNDEKİLER
ÇAĞRININ BENCE EN ÖNEMLİ OLAN YANI..3
ZAMANIN RUHU NEYİ GEREKTİRİYOR, 21.YY’IN PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ NEDİR?.4
ŞİMDİ, SÖZ TEKRAR ÖCALAN’DA.. 7
ÇÖZÜM SÜRECİNİN TARAFLARI, YA DA DİNAMİKLERİ..15
ÖCALAN’IN “DEMOKRATİK MODERNİTE SİSTEMİ”NEDİR..17
GİRİŞ
Uzun zamandır PKK’nın yayınlarını ve Öcalan’ı izlemez olmuştum artık! “Bunlar bir yere varamazlar diyerek bırakmıştım ipin ucunu! En son okuduğum yayın, internete düşen KCK tüzüğüydü yanılmıyorsam. Onu okuduktan sonra bunun bende bıraktığı izlenim de, “bunlar olsa olsa en fazla Kızıl Kymmer tipi toplum mühendisliği harikası “komünal bir toplum”-bir PKK Krallığı öneriyorlar” olmuştu! Buna bağlı olarak kafamda oluşan APO imajı da, kerameti kendinden menkul, narsist bir köylü liderinden başka birşey değildi!.Zaten bu yüzden de onun 21 Mart “Çağrısından” fazla birşey beklemiyordum. Çağrı öncesinde kafamdan geçen-leri özetlemek gerekirse: Olayı daha çok Kuzey Irak/Barzani-Türkiye ilişkilerinin gelişmesine bağlıyor, ilişkilerin bu kadar geliştiği bir ortamda PKK’nın silahlı mücadelesinin bu sürece ters düştüğünü görerek, en fazla bu bağlamda yeni bir politika-açılım yapabileceklerini tahmin ediyordum. Çünkü, daha sonra Karayılan’ın da belirttiği gibi[1], özellikle şu sıralar PKK’nın silahlı mücadelesini destekleyecek yeteri kadar güç vardı bölgede. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” diyerek PKK’ya destek sunabilecek yeteri kadar Türkiye düşmanı “müttefik” bulmak mümkündü. Suriye’den İran’a, Irak’ın Maliki’sinden İsrail’e, Amerika’nın neu Con’larından, AB’nin ağzı çok laf yapan, ama saman altından su yürüten bazı ülkelerine kadar al-ver ilişkisi kurabilecekleri yeteri kadar ülke-potansiyel mevcuttu!
Ama “21 Mart Çağrısı” bütün bu düşüncelerin hepsini değiştirdi! Aslında, belki daha çok az kişi farkında- PKK’lıların bile çoğu belki pek farkında değiller, ama, Öcalan’ın Çağrısı öyle basit bir “ateşkes”, ya da “silahları bırakma” çağrısı değil. Tabi, Çağrı işin en önemli yanı şu anda. Ama, kafasında kendisine göre çok iyi formüle edilmiş bir vizyonu da var Öcalan’ın, bir çözüm önerisi de var. Hem de öyle sadece Türkiye’nin “Kürt Sorununa” yönelik bir “çözüm” falan değil bu. Olayın çapını çok daha geniş tutuyor Öcalan, neredeyse Ortadoğu’daki eski Osmanlı coğrafyasının tümüne yönelik bir proje sunuyor. Bu nedenle, ben olayı ikiye ayırarak ele almak istiyorum. Bir yanda Çağrı, diğer yanda Öcalan’ın görüşleri.
Şunu itiraf etmeliyim ki şimdiye kadar hiçbir yazıyı yazarken bu kadar zorlanmamıştım! Çünkü, kendi içinde çelişkili bir olay var ortada. Bu nedenle, neyi temel alacağını şaşırıyor insan! “E, o zaman niye yazıyorsun ki, yazma” diyebilirsiniz! Bunu ben de düşündüm aslında! Ama, gene de sonunda bu yazı çıktı ortaya!
İsterseniz önce bir durum tesbiti yapalım, sonra devam ederiz:
Bir yanda “Çağrı”, Öcalan’ın 21 Mart Çağrısı, burada yer alan düşünceler, diğer yanda ise, Öcalan’ın şimdiye kadar bilinen görüşleri-özellikle de KCK Sözleşmesi’nde ifadesini bulan görüşleri..Bunların hangisini temel alacağız? Çünkü bunlar biribirinden farklı şeyler-duruşlar..En azından böyle anlaşılıyor kamu oyu tarafından..Çağrıyla birlikte yeni bir duruş mu sergiliyor Öcalan, yoksa, değişen birşey yok da biz mi olayı farklı algılıyoruz?..Sadece Çağrıyı temel alarak yola çıksan olayın KCK Sözleşmesinde ifadesini bulan özünü görmezlikten gelmiş oluyorsun. Ama öte yandan KCK daki duruşu esas alırsan da bu sefer Çağrı’nın anlamı kalmıyor. Fakat bir yandan da diyorsun ki, KCK falan ne derse desin burada somut bir barış çağrısı var, “silahlar sussun fikirler-siyaset konuşsun” diyor adam, daha ne istiyorsun, amasını falan bırakıp bunu desteklemek lazım diye düşünüyorsun..
Evet, haydi bakalım şimdi, çık işin içinden çıkabiliyorsan!..
Tek başına ele aldığınız zaman Çağrıya katılmamak mümkün değil. En fazla, “Kapitalist Modernite”, “Demokratik Modernite” gibi Öcalan’ın “kendine özgü bazı kavramlarına” takılı-yorsunuz burada, ki o da sorun değil diye düşünüyorsunuz. Çünkü, bir yanda barış, barışa çağrı var ortada, diğer yanda ise, içeriği tam olarak anlaşılamasa da öte başı birkaç kavram! Hem sonra, içine özel bir anlam yüklemediğiniz taktirde bu kavramları kullanmanın da bir sakıncası yok diye düşünüyorsunuz. Hatta tam tersine, sadece Çağrıyla sınırlı kalındığı müddetçe beni çok heyecanlandırdı da Öcalan’ın buradaki duruşu.
Oryantalizmden bahsediyor Öcalan Çağrı’da. “Kapitalist Modernite” kavramını da bu bağlamda düşününce “tamam” diyorsunuz, “Apo olayı kavramış”!. Emperyalizmin kültür ihracı mekanizmasını, buna bağlı olarak tezgahlanan toplum mühendisliği harikası devrimcilik olayını kavramış! Pozitivizm virüsünü yakalamış diyorsunuz! Buna-bu türden “devrimlere” ve rejimlere[2] karşı önerdiği “Demokratik Modernite Sistemini” de demokratik süreç içinde aşağıdan yukarıya doğru örgütlenerek gerçekleşen bir burjuva-halk devrimi olarak düşünüyorsunuz! Ve bu da heyecanlandırıyor sizi.
Ama sonra, ipin ucunu bırakmadan, dur bakalım nereye kadar gidiyor diyerek takip edince bambaşka bir tablo çıkıyor karşınıza!
Önce, internetten “Kapitalist Moderniteye karşı Demokratik Modernite-I,II,III” başlıklı makaleleri bulup okudum (Bunlar Öcalan’ın kitabından yapılan aktarmalar). Ama bunları okurken de gene onun ne demek istediğini tam olarak anlayamadım. Sonra, bunların üstüne, dur bakalım şu KCK Sözleşmesi ne diyordu, onu da okuyayım bir kere daha deyince işin rengi değişiverdi!. Ve anladım ki, başlangıçta pek o kadar önemsenmeye-bileceğini düşündüğüm o kavramlara yüklediğimiz içerikler farklıydı Öcalan’la.
Benim, Çağrı’da “oryantalizm” bağlamında kullanılan “Kapitalist Modernite” kavramına yüklediğim anlamla Öcalan’ın anlayışı tamamen farklıydı! Öcalan, “Kapitalist Modernite” derken bunu “kapitalist üretim ilişkileri”, “ulus devlet” ve “endüstriyalizm” olarak ifade ettiği “üçlü sacayağı” zemininde açıklıyor, yani, sadece oryantalizmi-kültür ihtilalini falan değil bizzat bir sistem olarak kapitalizmi hedef alıyordu. Zaten onun “Demokratik Modernite Sistemi” dediği şey de, bu “Kapitalist Moderniteye” karşı (sadece anti kapitalist değil, anti ulus devletçi ve anti endüstriyalist anlamda da) onun “anti tezi” olan bir alternatiften ibaretti. Daha başka bir deyişle, Öcalan’ın, Marksist terminolojide kapitalizmin alternatifi olarak tanımlanan sosyalist sistemin yerine koyduğu sistemin adıydı “Demokratik Modernite Siste-mi”. O, bundan, kapitalizme karşı-ona alternatif-aşağıdan yukarıya doğru örgütlenerek orta-ya çıkarılacak devletsiz-komünal bir toplumu-sistemi anlıyordu.
“Kapitalist Modernitenin üç ayağı vardı” Öcalan’a göre: “Kapitalizm, ulus devlet ve endüstriyalizm”. “Sovyet Devrimi de yeteri kadar anti kapitalist olmadıği için değil, diğer iki ayağı ihmal ettiği için tutunamamıştı”. Yani, bir ulus devlet olarak örgütlendiği için ve endüstriyalizmi temel aldığı için yıkılmıştı. İşte bu nedenledir ki, Öcalan’ın “Demokratik Modernite Sistemi” sadece anti kapitalist olmakla kalmayacak, o aynı zamanda “anti ulus devletci” ve “anti endüstriyalist” de olacaktı.
Hadi bakalım, tekrar gel de çık işin içinden diyorum kendime!
Bense, “demokratik modernizm” deyince bundan, oryantalizm bağlamında gerçekleşen her-biri birer toplum mühendisliği harikası devletçi elitist yapılara karşı, ya bizdeki gibi AK Parti usulu demokratik bir devrimi, ya da, Arap Baharı tipi bir mücadele sonunda halkların özgür iradeleriyle demokratik süreç içinde gerçekleşen yapılanmaları falan anlıyordum!! Aynı kavramları kullanarak bu kadar farklı sonuçlara varılabileceğini düşünmek gerçekten kolay değil!.
Kısacası, eğer KCK tüzüğündeki açıklamaları esas alırsak Öcalan’ın “Demokratik Modernite Sistemi” devlet olmayan bir devletti aslında. Kapitalizme karşı, komünal olarak örgütlenmiş, adı konulmamış “anti endüstriyalist-ekolojik” bir devlet! Ya da, kendine özgü bir adalet sistemi, kurumları falan olan dört dörtlük bir devletci yapı. Yani, işin açıkçası, bütün iyi niyetimle döndüm dolaştım gene o en başta bulunduğum noktaya geldim! Ama sonra düşündüm ki, tamam iyi güzel, bu da onun-onların görüşü. Burada önemli olan, illa ki Öcalan’ın görüşlerine katılmak değil ki!. Önemli olan, Öcalan’ın-ve PKK’nın da-“silahların sustuğu, fikirlerin-siyasetin konuştuğu” bir ortamı temel alması. Onların da demokratik mekanizma içinde kendilerini ifade etme yoluna girmeleri. Yani, şimdiye kadar olduğu gibi herkesi silah zoruyla korkutarak illaki benim dediklerim doğrudur noktasına getirmek yerine, insanları ikna ederek kazanma yoluna girmeleri..
Yazının bundan sonraki kısmı bu anlayışla devam edecek. Yani, hem biryandan Çağrı’yı destekleyerek bunun gerekçelerini ortaya koymaya çalışacağım, ama hem de, işi öyle fazla abartmadan, Çağrı’da yer alan paradigmanın KCK konseptiyle nasıl bağdaştırılacağını irdeleyeceğim..
ÇAĞRININ BENCE EN ÖNEMLİ OLAN YANI..
“Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır”[3] dedikten sonra, ”Misak-i Milli’ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti’nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir “Milli Dayanışma ve Barış Konferansı” temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum diyor Öcalan. “Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan “BİZ” kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar elitleri eliyle “TEK”e indirgenmiştir. “BİZ” kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır. Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz” diyor...
Yanlış duymuyorsunuz, bu sözler Öcalan’ın! Bu konulara-Öcalan’ın görüşlerine- geri döneceğiz ama, bütün bunların ötesinde öyle bir nokta var ki “Çağrı”da şu an benim için asıl önemli olan o:
“Artık silahlar sussun, fikirler-siyaset konuşsun” diyor Öcalan. Bunun dışında kalanlar şu an için teferruattır bence!.Çünkü, beğenirsiniz beğenmezsiniz, diğerleri Öcalan’ın görüşleridir, onun çözüm önerileridir son tahlilde. Başka birileri de çıkar der ki, hayır biz böyle düşünmüyoruz, doğru olan Türkiye sınırları içinde bir özerkliktir, ya da federasyondur, veya ayrılmaktır, ayrı bir ulus devlet kurmaktır. Bunlar, herkesin, her çevrenin kendine göre düşünceleri, çözüm önerileri, insanların kafalarındaki varılacak hedefleridir; ama bir de bütün bunların ötesinde bu hedeflere nasıl ulaşılacağı sorunu var ki, bence şu an meselenin canalıcı noktasını oluşturan budur. İşte, tam bu nok-tada, “artık silahlar sussun, fikirler-siyaset konuşsun” diyor Öcalan!.Yani, hangi dü-şünceyi savunursan savun, ne türden çözüm önerisine sahip olursan ol, bütün bunları hayata geçirmenin yolu artık “fikirlerin mücadele ettiği, siyasetin konuştuğu” bir ortamdır diyor. Onun, “silahlı mücadeleyi bırakma” önerisi de zaten bu stratejik tesbitle birlikte anlam kazanıyor. Diyor ki Öcalan:
“Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor”. “Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu, mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır”…
Biri bana deseydi ki, “bak göreceksin, birgün gelecek Öcalan’la (en azından-görünüşte de olsa-bu konuda) benzer şeyleri söyleme noktasına geleceksiniz”, buna güler geçerdim herhalde! Gerçi, şimdiye kadar hep yazdım, Osmanlı artığı Devletçi Kemalist rejime karşı gene Osmanlının eski reayasının birliğini-Müslümanlarla Kürtlerin birlikte mücadelesini hep savundum. Türkiye’de burjuva devrimi potansiyelinin eskiden beri varolan bu “Çevre”nin içinden çıkıp geldiğini hep söyledim. Kürt sorununun da özünde Osmanlı artığı bu topraklarda yaşanılan burjuva devrimi sürecinin parçası olduğunu savundum. Bu sorunu-“Kürt Sorununu”- yaratanların aynı zamanda yapma bir “Türk Ulusu” ve Türk sorunu da yarattıklarını açıklamaya çalıştım. Bu yüzden de dedim ki, bu topraklarda yaşanılan burjuva devrimi sürecinin-uluslaşmanın diyalektiği “uluslaşırken küreselleşmektir!..Ya da, uluslaşırken, ulus devlet olarak çözülerek küreselleşmek sürecinin bir parçası haline gelmektir[4]..Eğer bugün Öcalan da benzer şeyler söylüyorsa, en azından, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinin-burjuva devriminin-bir parçası olduğunu görerek Kemalistlerle ittifaktan vazgeçme noktasına geldiyse, bu, demokrasi cephesi açısın-dan çok büyük bir kazançtır. Demek ki, “zamanın ruhu”, insanlar dönüp dolaşsalar da onları bir yere getiriyor artık!
1Karayılan-Hasan Cemal Röportajından bahsediyorum.
2Bizdeki Kemalist Devrim, ya da Arap ülkelerindeki BaascıDevrimler gibi..
3Bakın, bu haliyle ele aldığınız zaman ne kadar doğru, ne kadar önemli varılan bu sonuç! Burada pozitivizm yok, bir toplum mühendisliği projesi yok, son derece doğru bir tesbit, ve de bu tesbit üzerine gelişeceği öngörülen bir süreç var..Ama onun kafasındaki çözüm başka tabi, bunun ancak daha sonra anlıyorsunuz..
[4]„Siz bu diyalektiği hiçbirzaman anlayamayacaksınız“, www.aktolga.de Makaleler
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023