Selçuk UZUN
Geçtiğimiz aylarda Almanya´da 1960´lı yıllarda ortaya çıkarılan „Contergan Kurbanları“ olarak bilinen skandal ile ilgili yeni bilgiler bir kez daha tüm çıplaklığı ile gün yüzüne çıktı. 1950´li yıllardan bu yana dünyada 10 bin, sadece Almanya´da 5 bin kişinin sakat doğmasına neden olan Contergan ilacını üreten firmada, Nazi döneminde önemli görevlerde bulunan savaş suçlusu en az 5 doktor ve kimyacının çalıştığı ortaya çıkarıldı. Nazi dönemi barbarlığının simgesi haline gelen Auschwitz, Mauthausen, Sachsenhausen gibi toplama kamplarında kamp şefi, doktor ve müfettiş olarak çalışan eski savaş suçlusu Nazilerin, Contergan ilacını üreten Grünenthal ilaç firmasında yönetici konumlarda bulunduğu belirlendi. Eski Naziler, firmanın en önemli ve kilit noktalarında çalışırken aynı zamanda Contergan ilacının da üretiminde görev almışlar. Grünenthal firması, 26 ülkede yan firmaları ve 7 üretim merkezi bulunan ve ağırlıklı olarak ağrı kesici ve antibiyotik ilaçlar üreten bir firma. Grünenthal firmasında çalışmış kişilerin biyografilerine bir göz attığımızda ortaya vahim bir durum çıkmakta.
Heinrich Mückter, Nazi döneminde Tifus ve Virüs Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı olarak Krakau´da çalışmış. Kendisi hakkında toplama kamplarında hastalara tıbbi deney yaptığı iddiası ortaya atılmış olmasına rağmen, Batıya kaçmayı başaran Mückter, 1946 yılından itibaren Stolberg´teki Grünenthal firmasında işe başlamış. Bu firmada esas görevi ise Contergan ilacının üretilmesinden sorumlu olması.
Heinz Baumkötter ise önce Mauthausen ve daha sonra 1941 yılından itibaren de Sachsenhausen Toplama Kampında, SS-Yüzbaşı rütbesinde kamp doktoru olarak çalışmış. Mückter gibi Baumkötter de, kamptaki tutuklulara uyuşturucu ve sarılık hastalığı mikrobu enjekte etmiş, fosfor ile tutukluları yakarak deneylerde bulunmuşlar. Baumkötter, Sovyetler Birliği tarafından 1947 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış ve 1950´li yılların ortasında Münster şehrine gelmiş. Bu şehirde tekrar yargılanan Baumkötter suçlu bulunmuş ancak cezasını çektiği için serbest bırakılmıştı. Daha sonra Grünenthal firmasına giren eski savaş suçlusu Baumkötter, firmanın sözcüsü ve tıbbi elemanı olarak çalışmıştı.
Martin Staemmler de doktordu. Irk ideolojisi alanında ideolog ve Nazi döneminde yayınlanan „Volk und Rasse“ (Halk ve Irk) adlı derginin yayın yönetmenlerden biriydi. 1960 yılında Grünenthal firmasının Patoloji bölümünde çalışmıştı.
Ernst Günther Schenk, Hitler´e intihar etmesini tavsiye eden bir doktordu ve daha sonraları „Hastam Hitler“ kitabının yazarı idi. Ona yöneltilen suçlama, Mauthausen toplama kampında tıbbi deneylerde bulunmak. Kendisi hakkında öldürmeye teşebbüsten dava açılmış ancak 1960´lı yıllarda dava kapanmıştı. 1964-1971 yılları arasında Grünenthal firmasının araştırma bölümünde çalışmıştı.
Grünenthal firmasında çalışan bir diğer savaş suçlusu da kimyager Otto Ambros. Zehirli gaz uzmanı ve IG Farben Yönetim Kurulu üyesi. Auschwitz III toplama kampı sorumlusu. Nazi dönemine ait savaş suçlarını yargılayan Nürnberg Davalarında 8 yıl hapse mahkum olmuş, cezasını çektikten sonra da Grünenthal firması Denetleme Kurulu´nda çalışmaya başlamış. Grünenthal firması, İkinci Dünya Savaşı sırasında başta Museviler olmak üzere binlerce insan üzerinde deney yapan ve binlerce insanın ölümüne neden olan gaz ve kimyasal zehirli ilaç uzmanı eski Nazi savaş suçlularının toplandığı bir merkez olarak kabul ediliyor. İngiliz Contergan Kurbanları Derneği Başkanı Martin Johnson, Contergan´ın 50´li yıllarda değil, 40´lı yılların başında IG Farben firmasının Fransa şubesinde Rhone Poulenc´te üretildiğini iddia ediyor. IG Farben o yıllarda Auschwitz III toplama kampının da sorumlusu. İlk adı Thalidomid olan bu ilacın aslında Sarin adlı sinir gazına panzehir olarak üretildiği de iddialar arasında.
Contergan ilacı bir tür sakinleştirici ve sinir sistemini düzenliyor. Piyasaya sürüldüğü 50´li yıllarda özellikle hamileliğin ilk aylarında ortaya çıkan, baş dönmesi, uykusuzluk, bulantı ve sinir sistemindeki değişiklikleri düzenleyen bir ilaç olarak piyasaya sürülmüş. Avustralya, Avusturya, Amerika ve dünyanın pek çok ülkesinde de piyasaya sürülmüş. İlacın etkileri ise gerçekten korkunç. Bebeklerin ölü doğmasının yanısıra, omirilik, el ve ayak gibi organların gelişmesini engelliyor ya da dumura uğratıyor. Ayrıca bebekler kemik ve kas yapısı da tümüyle dumura uğramış olarak dünyaya geliyor.
Avusturalyalı ve Alman bir doktorun birbirinden habersiz olarak yaptıkları deney sonucu, ilacın yan etkilerinin yavaş yavaş ortaya çıkması ile 1957´den 1961 yılına kadar reçetesiz satılan Contergan´ın reçete ile satılması talep edilmeye başlanıyor. Grünenthal firması ise bu talebi reddederek, Kuzey Ren Vestfalya hükümetine, uğrayacağı zararları üstlenmesi konusunda adeta şantaj yapıyor. Ancak 1961 yılının sonunda ilaç yoğun baskılar sonucu piyasadan alınıyor. Ancak çok geçtir. Yaklaşık 4 yıl gibi bir sürede reçetesiz satışlardan büyük paralar kazanan firmanın Contergan ilacını binlerce insan kullanmıştır. Ve doğumlar sonucu ölen bebeklerin yanısıra, binlerce yeni doğan bebek te, sakat ve en önemli organlarından yoksun olarak doğmuştur.
Daha sonraki yıllarda Almanya tarihinin en büyük ilaç skandalı olarak tarihe geçen duruşmalar başlar. Ancak firma, kurbanların aileleleri ile tazminat konusunda anlaşır ve dava düşer. Firma ailelere belli bir miktar tazminat ve aylık emeklilik aylığı bağlar. Bu o zamanın parası ile 100 milyon Markı bulmaktadır. Skandalın büyümesi ve sağlık konusunda gerekli önlemleri almaması nedeniyle Federal Hükümet´te Contergan Kurbanlarına emeklilik maaşı ve tazminat ödemeye katılır. Bu süreçte Grünenthal firması Contergan ilacını üreten Orta Avrupa bölümünü beklenmedik bir şekilde 48 milyon Mark zararla satar. Bu aynı zamanda Contergan kurbanlarının, doğumdan sonraki bakımları, ameliyatları ve yaşam koşulları konusunda yapılan ve yapılacak masraflarının karşılanmaması anlamına gelmektedir. Orta Avrupa bölümünün satılması, firmanın bu yükten kurtulması demektir. Bu arada firmanın 1.5 milyar Euro yıllık ciro yaptığını da hatırlatalım. Ancak Contergan Kurbanları pes etmezler. Grünenthal firmasından, kurulan Contergan Vakfı´na düzenli yardım etmesi konusunda yasal bir çerçeve kazanırlar. 2009 yılında firma bu vakfa 50 milyon Euro daha ödeme yapar. Tüm bunlara rağmen, gerek Almanya´da gerekse birçok ülkede firmaya karşı davalar açılır ve aradan 50 yıldan fazla geçmesine rağmen bu davalar hala sürmektedir.
Grünenthal firmasına yöneltilen suçlamalar şöyle sıralanabilir: Contergan ilacı, gerekli deney çalışmaları yapılmadan piyasaya sürülmüştür. Bu konuda özellikle kobaylar üzerinde bir deney yapılması o dönemde pahalı olduğu için bundan vazgeçilmiştir. Firma, ilacın yan etkileri konusunda gerekli çalışmaları yapmamıştır. İlacın ilk yan etkilerinin görülmeye başlanmasından itibaren gerekli önlemleri almamıştır. İlacın reçeteye tabi olması konusunda direnmiş ve sakat doğumların artmasına göz yummuştur. 1961 yılında ilaç piyasadan çekildiğinde ise artık çok geç kalınmıştır. Firma 1950´li ve 60´lı yıllarda Almanya´daki ilaç ve kimyasal maddeler konusundaki yasal boşluklardan da yararlanmıştır.
Gelelim İngiliz Contergan Kurbanları Derneği Başkanı Martin Johnson´un iddialarına. Contergan genel olarak uykusuzluk ve sinir sistemindeki bozukluklara karşı kullanılan bir ilaç. İkinci Dünya Savaşı´nda ve daha sonraki yıllarda kullanılan Sarin benzeri sinir sistemini tahrip eden kimyasal gazlara karşı bir panzehir olarak üretildiği iddiası bulunmakta. Ve 40´lı yıllarda üretildiği iddia ediliyor. Üretici firma da IG Farben. Bu firmanın Nazi dönemindeki faaliyetleri de malum. Grünenthal firmasında çalışan eski Nazi doktorları ve kimyagerleri de, Nazi döneminde çeşitli yerlerde özellikle insanlar üzerinde tıbbi deneyler ve araştırmalar alanında çalışmışlar. Örneğin Grünenthal firması, savaş sonrası Penicilin üretir, ancak Mütefik Kuvvetler tarafından yasaklanır. Bir iddiaya göre Heinrich Mückter, penicilin üretmeye yarayan madde ve bilgilere sahiptir. Öte yandan Contergan´ın da bu eski savaş suçlusu yönetiminde üretildiğini de hatırlatalım. Konuyla yakından ilgilenen araştırmacılar ve gazeteciler, aynı zaman diliminde eski Nazi savaş suçlularının Grünenthal firmasında toplanmasının hiç te tesadüf olmadığını vurguluyorlar. Firmanın arşivinin kullanıma açılması yönündeki talepler ise firmanın 1946 yılında kurulduğu ve Nazi dönemiyle ilgili arşivinin bulunmadığı gerekçesiyle reddediliyor.
Contergan ilacını üreten Grünenthal firmasında çalışan eski Nazi doktorların arasında yer alan Heinz Baumkötter, önce Mauthausen 1941 yılından itibaren de Sachsenhausen Toplama Kampında, SS-Yüzbaşı rütbesinde kamp doktoru olarak çalışmış. Aralarında Baumkötter´in de bulunduğu Sachsenhausen Toplama Kampı Komutanlığı, 1943 yılının Şubat ayında Türkiye´den iki üst düzey ziyaretçi kabul ederler. Bu ziyaretçiler, İstanbul Emniyet Müdürü Haluk Pepeyi ile Emniyet Umum Müdürlüğü Dördüncü Şube Müdürü (Azınlıklar Masası Şefi) Salahattin Korkud´tur. Sachsenhausen Toplama Kampı´nı ziyaret özel istek üzerine gerçekleşir. "Tutsaklar üzerinde ölümcül deneyler yapmak, ölümlerine sebebiyet vermek, gaz odalarına sevk için seçiçilik" gibi suçlamalarından dolayı Ocak 1956 yılında Münster'de yapılan sorgusunda Heinz Baumkötter şöyle söylemektedir:“Bir keresinde Sachsenhausen'da Türk hükümetınden bir heyetin bulunduğunu hatırlıyorum ve Türk İçişleri bakanı, diğer bazı üst düzey subaylar ve hükümet yetkilileri, dediklerine göre kendi ülkelerinde de benzerlerini inşa etmek amacıyla bu kurumlar hakkında bilgi edinmek için bulunuyorlardı.”(Bu konu ile ilgili daha geniş bilgiyi Recep Maraşlı´nın „Sachsenhausen’dan Aşkale’ye...“ başlıklı yazısında bulabilirsiniz.)
Yukarıda anlatılanların ışığında, geçmişi ile yüzleşme konusunda „dünya şampiyonu“ ilan edilen Almanya´nın bile, aradan geçen 60 yıldan sonra hala geçmişi ile tam anlamıyla yüzleştiği iddia edilebilir mi? Almanya´nın İkinci Dünya Savaşı´ndan çok sonraları başlayan geçmişi ile yüzleşmesi hala devam ediyor. Tarihiniz ne kadar „kirli“ ise yüzleşmeniz de o kadar uzun ve sancılı olmaktadır. Recep Maraşlı´nın „Sachsenhausen’dan Aşkale’ye...“ başlıklı çalışması da Tek Parti dönemi ile Nazi işbirliğinin karanlık sayfalarından birini biraz da olsa aralamaktadır. Geçmişi ile yüzleşmede Türkiye´nin „şampiyonluğu“ ise sanırım „sınıfta kalma şampiyonluğu“dur.
Yazarlar
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları





























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.06.2013
12.05.2013
1.02.2013
9.01.2013
14.12.2012
17.10.2012
24.08.2012
25.05.2012
9.05.2012