Tayfun Atay
Modern dünyayı açıklama yolunda hepimiz için anahtar mahiyette bir “dünya sistemi” kavram ve kuramı geliştirmiş sosyolog Immanuel Wallerstein, 11 Eylül (2001) hadisesinin hemen ardından yazdığı Amerikan Gücünün Gerileyişi – Kaotik Bir Dünyada ABD (Metis, 2004) başlıklı kitabında çok çarpıcı bir soru ile açılış yapar. Şöyle:
“ABD’nin önümüzdeki on yıl içerisinde dünya meselelerinde tayin edici güç olma konusunda gerilemeyi sürdüreceğine pek şüphe yok. Asıl soru, Amerikan hegemonyasının azalıp azalmadığı değil, ABD’nin zarafetle, dünyaya ve kendisine asgari zararı vererek düşmenin bir yolunu bulup bulamayacağıdır.”
***
2000’lerin ortasından bugüne kadar geçen aşağı yukarı 15 yıllık sürece ABD hegemonyası açısından bakıldığında Wallerstein’in, öngörüleri nasıl da doğru çıkmış bir sosyal bilimci olduğunu düşündüren yukarıdaki ifadelerini, bugün Türkiye’de de AKP bağlamında işlerliğe sokmanın uygun olacağı kanısındayım.
Bu ülkede AKP hegemonyası, dünyada ABD hegemonyası kadar uzun süreli de olmadı tabii. Wallerstein, İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçte başlayan ABD hegemonyasının aslında ilk sarsıntısının Vietnam Savaşı olduğunu kaydeder.
Demek ki yaklaşık 20 yıllık, görünüşte bir “parlak” dönem sonrasında ABD sürekli olarak irtifa kaybeden bir süper güç olarak karşımızdadır. 2001’de yaşanan "11 Eylül" ile gerileme süreci daha da hızlanmıştır.
Bugün geldiğimiz Suriye iç savaşı sonrası süreçte de ABD cephesinde yaşanan trajik gelişmeler ardından, bu trajediden çıkan bir komedi olarak Trump ABD’si, Wallerstein’in sorusuna binaen, “düşüş”ün hiç de zarafetle olmadığını; gayet trajikomik bir düşüşle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmekte.

Immanuel Wallerstein
***
Demek ki başlangıcı, yükselişi, duraklayışı, gerilemesi ve düşüşü ile ABD hegemonyasının hepi topu üç çeyrek asırlık tarihi var. AKP’nin bir “hegemonik parti” olarak bu memleketin ufkunda yükselişi ve o yükselişten sonra şimdi geldiği düşüş noktası ise aslında çok daha kısa bir süreç.
Belki kişisel olarak hissettirdikleriyle hepimize çok uzun gelmiş olabilir; ama tarihsel zaman akışı itibarıyla aslında 7-8 yıllık kısa bir yükseliş ve düşüş dönemi olduğunun söylenebileceğini düşünüyorum AKP’nin…
Ve bu, 2011 sonrasından zamanımıza kadar gelen bir süreçtir.
***
AKP’nin 2002’de yüzde 34,42 oyla iktidara gelişi, bir hegemonik güç olarak Türkiye’nin kaderini belirleyebilecek noktada olduğu anlamına gelmemekteydi. 2002’den 2007’ye kadar olan süreç, onun siyasi anlayış ve pratiğini topluma kabul ettirme ve (madem Wallerstein’le başladık, ondan ilhamla ifade edersek) “dünya sistemi” içinde kendini meşrulaştırma yolunda çaba sergilediği bir dönem olarak değerlendirilebilir.
Bu dönemde siyaset dili kapsayıcı ve birleştiricidir. Parti-içi işleyiş, kolektif ve çok seslidir. Ayrıca bir dinî cemaatin moral (psiko-kültürel) iktisadi ve küresel katkısına dayalı bir ittifak stratejisi içinde yol alınmaktadır. Nihayet, mevcut nizama (statükoya) da kendini uyarlama derdi baskındır.
Cumhurbaşkanlığı seçim (367) krizi, ona eşlik eden 27 Nisan e-Muhtırası, ardından gelen genel seçimde elde edilen yüzde 47 oyla, 2007’den başlayarak 2011’e kadar geçen ikinci dönem ise AKP açısından mevcut kurulu düzenle yer yer hukuku da ayaklar altına alarak sürdürülen kıran kırana bir mücadele süreci oldu. Bu süreçte yine “dünya sistemi”nin desteği onun arkasında olarak ve ittifak ortağı malûm cemaatle el ele kol kola gönül gönüle yol alındı.
Ardından 2011 genel seçimlerinde ülkenin neredeyse yarısının (yüzde 49,95) kitlesel desteğini arkasında bulmasıyla başlayan süreçte AKP işte o zaman hegemonik bir parti haline, lideri de artık “eşitler-arasında-birinci” olmaktan öte kendisini bir mutlak-muktedir hissetme noktasına geldi.

***
O halde bizim AKP hegemonyasına, liderinin despotlaşmasına, bağlantılı olarak da dinbazlık dayatmasına uğrayışımız, esasen 2011 sonrasının bir karakteristiği...
Ve yine Wallerstein’e kulak verecek olursak, nasıl ABD’nin 1945’ten itibaren dünyada hegemonik güç haline gelişine yol açan başarı, derhal onun hegemonik çözülüşünün koşullarını yaratmışsa; AKP’nin hegemonik güç olarak 2011 seçimleriyle kazandığı başarı da hemen ardından onun hegemonik çöküşünün koşullarını hazırladı.
Artık mutlak-iktidar yozlaşmasına uğramış bir parti ve güç zehirlenmesi içinde kendini her şeye muktedir sayan; siyasi, ideolojik, kültürel yönden kendisinden ayrı düşen ve düşünen herkesi düşman sayan bir lider vardı ortada.
“Gezi” (2013 Haziran), hegemonik çöküşün ilk büyük çaplı kitlesel işaret fişeği idi.
Adına “inşa süreci” diyerek, topluma kendi dinbaz akıllarınca yeni bir yaşam biçimi dayatma yolunda sergiledikleri hoyrat, nobran ve şedit siyasi tavra karşı atılmış bir kültürel çığlıktı Gezi…
Onun sosyolojik önemini inkâr ederek siyaseten ezdiler. Onu anlamaya değil, (“Gezi-zekâlılar” diye) aşağılama cihetine gittiler. Gezi'de yer alan toplum kesimlerine yönelik, “Yüzde 50’yi zor tutuyorum” diyerek kutuplaştırma siyasetine kapı açtılar.

***
“17-25 Aralık” (2013), din diye diye mangalda kül bırakmazken nasıl dinbazca yolsuzluklara, kul hakkı yemelere meyyal/teşne olduklarının ifşası ve bir diğer “hegemonik çöküş” işareti idi. Üstünü örtüp onca yıl “iktidar kankalığı” yaptıkları ama artık kan düşmanı oldukları cemaati kriminalleştirme ve lanetlemeye vesile ettiler bu süreci…
Yollarını ayırdıkları cemaate de hiç güvenmeyen kendi kitleleri, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde onların arkasında durdu ama 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde “Durun artık yeter” diyerek bir başka işaret daha vermekten geri kalmadı. Bu çöküş işaretini de mutlak iktidar arzusunun körlüğüyle görmezden gelerek, yıllarca dillerinden düşmeyen “barış süreci"nden sonra ülkeyi yeniden çatışma ortamına sokup kazandıkları 1 Kasım 2015 tekrar-seçimi ile onu bastırmayı tercih ettiler.
“15 Temmuz” (2016) meş’um darbe girişimi bunlara “dabbe” idi; yani bir kıyamet alâmeti olarak yerden biten ve bünyeye sirayet eden bir yaratık ("dâbbetü'l-arz") ya da bir başka anlamıyla, “ağaç kurdu”…
Ve malûm, her ağacın kurdu da kendinden olurdu!..
Ama bunu da mutlak iktidar sarhoşluklarını uzatmak için, yaşanan felakette hiçbir dahli ve sorumluluğu olmayan muhalif toplum kesimlerini ezme yolunda (olağanüstü hal uygulamasıyla, KHK’larla) fırsata çevirdiler.

***
Geldik 2017, 2018’e… Referandum’da bir dolu şaibe eşliğinde kıl payı ve toplumun topluca onayını hiç aramaksızın, “Başkanlık atı”nı alıp Üsküdar’ı geçtiler!
Sonra parlamentoyu sıfırladılar; kuvvetler ayrılığını “giderdiler”; hukuku “guguk”, bağımsız yargıyı göbekten bağımlı kıldılar; basını-medyayı zavallı bir yandaşlığa tâbi hale getirdiler; üniversiteyi ezdiler, akademik özgürlüğü yok ettiler, düşünceyi tutsak aldılar.
Bu süreçte dünyada da Türkiye’de de hatta kendi bünyeleri AKP içinde de yalnızlaştılar.
Aslında ortada parlamento, hukuk, yargı, medya, akademi kalmadığı gibi AKP de kalmadı.
Bir “tek-adam-yalnızlığı”ndan başka bir şey kalmadı ortalıkta.

***
Hegemonik düşüş, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde artık ayan beyan, adeta “Yangın var”casına ortadayken, bu defa da yangına körükle gittiler ve seçimi yenilettirdiler.
Sonuçta şimdi 23 Haziran’da uğradıkları ağır hezimet sonrası yapacak hiçbir şeyleri kalmamış olarak paralize bir görüntü sergiliyorlar.
Yıllarca “kral çıplak” diyen herkesi kırdılar geçirdiler, esaret ve ezaya mahkûm ettiler. Şimdi kendi “kraldan çok kralcı”ları tarafından dahi terk edilme, hatta tel’in edilme noktasına geldiler.
Hiç kuşkunuz olmasın, ilk taşı atacak olanlar, 7-8 yıldır kendilerini en çok baş tacı etmiş olanlar olacaktır!..
***
Amerikan gücünün yükselişi ve düşüşü üç çeyrek asır aldı.
AKP’nin bir liberal İslam “serap”ı olmaktan çıkıp faşizan dinbazlık gerçeği olarak somutlaşmaktan ibaret hegemonik yükseliş ve düşüşünün ise 10 yılı bile bulmadığını söylemek yanlış olmaz.
Şimdi asıl mesele bu “düşüş”ün nasıl olacağı…
Gözlerini iyice karartıp kendileriyle birlikte bütün memleketi de aşağı çekerek mi düşecekler?..
Yoksa had bilir bir olgunlukla ve ülkenin tüm farklı kesimlerinin anlayış, feraset ve desteğiyle; aynen Ekrem İmamoğlu’nun o hem eğlenceli hem de çarpıcı seçim reklamında olduğu gibi, rakip sayıp nefret ettiğinin uzattığı yardım elini tutup bir yumuşak inişle ne kendilerine ne de başkalarına zarar vermeden mi düşecekler?
Bakalım, göreceğiz…
Zarâfetle mi düşecekler, yoksa zelâletle mi?..
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
27.01.2020
23.01.2020
9.01.2020
7.01.2020
5.01.2020
31.12.2019
26.12.2019
22.12.2019
12.12.2019