Ümit KIVANÇ
Dünya çapında haberleşme imkân ve yöntemlerini bir üst seviyeye sıçratacak 5G teknolojisi etrafında büyük gürültü kopuyor, kopacak. Bu teknolojinin öncelikli özelliği, haberleşme hız ve yaygınlığını şu ana kadarkinin çok çok üzerine çıkaracak olması. Muazzam hız ve kapasite artışı nedeniyle, dev boyutlardaki her niceliksel artış gibi, değişim işin niteliğini de kapsayacak.
Üst-orta sınıf ütopyaları
5G ile çok şey değişecek. Belirli aralıklarla kurulan baz istasyonları aracılığıyla sağlanan iletişimin yerini, çok daha sık aralıklarla her tarafa yerleştirilecek, daha küçük ileticilerin veri aktardığı ve pek çok cihazın birbiriyle haberleştiği, kapasitesi çok daha yüksek ağlar alacak. Böyle bir haberleşme kapasitesi artışı genel olarak günümüz kapitalizminin ürünü büyükşehir hayatına dair, daha çok tüketime ve konfora yönelik fanteziler eşliğinde takdim ediliyor: “5G’nin getireceği ultra hız ve kapasite, minimum gecikme süreleri ile birleşince kullanılan servislerin yetenekleri de tamamen yenilenecek. (...) örneğin siz sürücüsüz aracınızla ilerlerken bir mağazada ilgilendiğiniz bir ürünün indirimde olduğu bilgisini alacaksınız. Aracınız durup siz mağazaya girince cep telefonunuzda o ürünün hangi reyonda olduğunu görüp doğrudan oraya gideceksiniz. Ödemenizi yaparken indirim kuponunuz otomatik olarak kullanılacak. Ödemeyi yaptığınız anda aracınız çıkış kapısına doğru hareket ederek sizi almaya hazır halde bekleyecek. İşte bu süreçlerin milyonlarca kişi için anlık şekilde gerçekleşmesi ancak 5G teknolojileri ile mümkün hâle gelecek.”
Birkaç yıldır 5G hakkında okuduklarımız hep aynı rota üzerinde seyretti. Başka bir örnek:“Amerika’da ortalama internet hızı 50 Mbps olarak kabul ediliyor. Bu, ev ağı için kullanılan hız. 5G’nin sunduğu hız ise tam olarak 6.4 Gbps, yani 50 Mbps’den 120 kat daha hızlı. Evimizde tek bir 4K videoyu açarken bile zorlanıyor olsak dahi, bu internetle yüzlerce 4K videoyu aynı anda açabiliriz.”
Bütünüyle ayrıcalıklı bir üst-orta sınıfın başlıbaşına ayrıcalık tatma seansı haline getirilmiş tüketim ayinlerinde mest olarak akıllı eşyadan müteşekkil evinde konforlardan konfor beğeneceği bir hayat vaadiyle sunulan 5G’nin yaygın kullanımıyla birlikte adım atılacak ortam ne yazık ki böyle bir orta sınıf ütopyasından ibaret değil.
Huawei muamması
İnsanlığı yeni bir iletişim devrimine sokacak olan 5G de, şüphesiz, bugüne kadarki teknolojik gelişmelerin hemen hepsinde olduğu üzre, askeriyenin ihtiyaçları giderilirken ortaya çıkan imkânların bize sunulan kısmı -büyük ölçüde. Günümüzün teknolojisi, araştırma-geliştirme işlerinde, askeriye odaklı merkezî faaliyetin yanısıra çok sayıda özel girişime ve çeşitliliğe imkân verdiği için, bu genel seyrin dışında bazı imkânlara da kavuşabiliyoruz.
Ancak bütün dünyanın haberleşme tarzını ve kapasitesini değiştirecek 5G böyle bir şey değil. Şu anda elde ettiği ilerleme yüzünden başta ABD, iri kıyım Batılı devletler ve Hindistan’ın şüpheci bakışlarını üzerinde toplayan ve giderek âdetâ bir stratejik hedef haline gelen Çin’in Huawei firmasını Çin devletinden, özellikle ordusundan bağımsız görmek imkânsız. Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, eski bir ordu mensubu ve ordudayken yaptığı iş, “enformasyon teknolojisi araştırma-geliştirme grubu”nda çalışmak. 1980’lerin ikinci yarısında beş bin dolar gibi pek mütevazi bir sermaye ile kurduğu şirketi bugün yılda doksan küsur milyar dolar gelir sağlar hale getiren eski ordu mensubu, Çin devletinin yapısına ve kurduğu ilişki ağına uygun düşen bir portre değil. Bu yüzden, 5G’de şu anda herkesten ileride -ve güzel kameralı cep telefonu şirketinden hayli fazla bir şey- olan Huawei’nin ekipman ve donanım sağlayarak 5G altyapısı kurmak üzere anlaşmalar yaptığı ülkelerde huzursuzluk büyüyor. ABD, Huawei’ye neredeyse savaş açtı, Birleşik Krallık istihbaratı her türlü Huawei donanımının hassas yerlerden uzaklaştırılmasını tavsiye etti, gerisi de gelecek belli ki.
5G ile ilgili siyasî tartışma bu yüzden, Batılı devletlerle Çin arasındaki bir potansiyel casusluk savaşının başlıca konusu gibi izleniyor. Oysa insanlığın yakın geleceği bakımından çok daha hayatî başka tartışmaların yapılması gerekiyor.
Dehşete düşen bekçiler
Nitekim devletler 5G’nin bireylere ve sivil topluluklara sağlayabileceği haberleşme hız ve güvenliği potansiyeli karşısında âdetâ dehşete düşmüş durumdalar. Derhal birtakım tedbirlerin alınmasını, 5G ile yürütülecek haberleşmenin devletlerce her an denetlenebilmesi için teknik ve yasal düzenlemeler yapılmasını talep eden güvenlikçiler, istihbaratçılar ve siyasetçiler seslerini yükseltmeye başladılar.
Haziran başında Der Spiegel’de yeralan bir habere göre, Almanya’da eyaletlerin adalet bakanları, 5G’li iletişimin bireyler açısından şimdikinden daha “güvenli” olması, yani haberleşmenin devletçe şimdiki kadar rahatça izlenememesi, dinlenememesi ihtimalini ciddî dert edinmişler. On altı eyalet adalet bakanının -onu sağcı partilerden- ilkbahar konferansında kapanış bildirisi cinsinden bir metin kaleme alındı ve burada bu kaygı apaçık dile getirildi: “5G ağlarını kuracak olanların, soruşturma makamlarına, telekomünikasyon denetimi verilerini, bugüne kadar olduğu gibi, bugünküyle aynı kapsamda ve aynı teknik kalitede sunabilecek konumda bulunmaları ve bunu yapmaya yasal bakımdan zorunlu tutulmaları hedeflenmelidir.”
Ne hoş! İstediği yerde selfie çekebiliyor, hayatını tek satır okumadan, başkasına faydalı tek iş yapmadan, bütün gün boş boş mesajlaşarak, telefonlaşarak geçirebiliyor diye kendini özgür sanan günümüz büyükşehir ayrıcalıklı insanı nasıl da birilerinin pençesinde dans etmekte! Pençe açık tutulduğu için kendini özgür sananların dünyasına şimdi pençenin ne zaman kapatılıp tekrar açıldığını bile fark edemeyeceğimiz imkânlarıyla 5G geliyor. Hattâ pençe kapanmışken bile açık sanabileceğimiz sanal gerçeklik faslıyla.
Almanya’nın eyalet adalet bakanları, 5G geldikten sonra şimdiki denetim mekanizmalarının ve yasaların yeterli ölçüde gözetim-denetime elvermeyeceği gerçeğinden hareketle, bu alanlarda değişiklikler talep ediyorlar. Devlet ve düzenin bekçilerini en çok rahatsız eden hususların başında, uçtan uca şifreleme içeren mesajlaşma uygulamaları geliyor. Bugün de devletler açısından henüz tam çözülmemiş bir sorun bu. Bulabildikleri tek çare, haberleşecek telefonlara, yollanan veya alınan mesajlar şifrelenmeden önce bunları devlete iletebilecek “Truva atları” yerleştirilmesi. Bu da tabiî, kitlesel ölçekte, rastgele uygulanabilecek tedbir değil. Devlet-düzen bekçileri, 5G’nin getireceği muazzam hız ve gelişmiş imkânlarla, denetleyemeyecekleri haberleşmenin çok daha yaygın hale geleceğinden endişeliler.
Der Spiegel muhabiri Patrick Beuth’un sözkonusu yazıda aktardığına göre, bekçilerin ikinci büyük endişe kaynağı, baz istasyonu odaklı haberleşme sayesinde elde edebildikleri telefon kayıtlarından mahrum kalacak olmaları. Baz istasyonunun civarından geçen her telefon orayla bağlantı kurduğu için, belirli bir zamanda nerede kim dolaşmış, bunun bilgisine ulaşılabiliyor. Baz istasyonlarında, SIM kartlara kayıtlı kimlik bilgisine ulaşıp bunu kaydeden düzenekler var. Oysa 5G teknolojisi, akıllı telefona, yakındaki aktarıcının kimlik bilgilerine el uzatıp uzatmayacağını gösterebiliyor ve bundan kaçınmayı sağlayabiliyor. Ayrıca 5G’de kimlik bilgisini görünmez kılma imkânı var. Böylece kimsenin baz istasyonunun yakınından geçip geçmediğini tesbit etmek mümkün olmayacak. Ancak servis sağlayıcının server’ından bu kimlik bilgisine ulaşılabilecek. Bu yüzden devletler servis sağlayıcıların istendiğinde kimlik bilgisi verilerini polise vermelerini sağlama alma peşinde.
Bu konu bize pek lüks ve fantezi geliyor olabilir. Haliyle. Ancak bazı devletlerde hukuk, haklar, yasa filan gibi şeyler var ve birtakım işleri bunlara uygun şekilde yürütmek gerekiyor.
Servis sağlayıcılar devlet hizmetine alınacak?!
Görece demokratik, hak-hukuk devletlerinin demokrasi ve hak-hukuktan bir yere kadar hoşlanan yöneticilerinin 5G ile ilgili dertlerine devam edelim. 5G teknolojisiyle, kullanıcılar belli ölçüde doğrudan bağlantı da kurabilecekler. Yani servis sağlayıcının ağından ve server’ından geçmeden. Bu, devletin özel konuşmaları dinleme kapasitesinde, miktar olarak değilse de nitelikçe hayatî kayba yolaçabilir.
Aynı şekilde, servis sağlayıcının elindeki ağı sanal parçalara bölerek başkalarına kiralayabilmesi de bekçileri ürkütüyor. Almanya eyalet adalet bakanları, “öyle şey olmaz!” demeye getirmişler: Servis sağlayıcı, “ne yapayım, orası benim sorumluluğumda değil” diyemez, ille de istenen her türlü veriyi devlete sunmak zorunda olmalı!
Adalet bakanlarının özgürlük karşıtı bu çırpınışının hemen ardından, eyaletlerin içişleri bakanları da toplandı ve onlar da benzer taleplerle ayağa dikildiler. Onların da “mevzuatı yeni teknolojiyle uyumlu hale getirme” yönündeki taleplerinin gerisinde yatan dert, tutturdukları hedef vs. aynı. Kendilerince çözümün en önemli ayağı olarak gördükleri ve dile getirdikleri şey de aynı: Servis sağlayıcılara “işbirliği zorunluluğu” dayatılması. “The Godfather” felsefesiyle ifade edecek olursak: o şahane 5G’yi bize en geniş sırıtmayla, en şaşaalı promosyonla, en büyük kıyaklarla sunacak olan her kimse, en acımasız ajan o olacak. Servis sağlayıcı, fiilen devlet istihbaratının birimi gibi çalışacak.
Buna karşılık, her gece yüz seksen iki kanaldan beş yüz yirmi diziyi muazzam hızlarda ve 4K kalitesinde izleyebilecek, sırttan selfie’mizi bir saniyede galaksinin derinliklerine gönderebileceğiz.
Ya da yeni bir haysiyet mücadelesine girişeceğiz. Demokrasi, hak-hukuk mücadelesi de diyebiliriz. “Sivil” dedim, ama galiba hata ettim; bizde pek sevilmez bu laf.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024