Hüseyin ÇAKIR
Hasan Bülent Kahraman, Sabah gazetesindeki köşesinde dizi halinde ‘Erdoğan-Doğan’ tartışmasından yola çıkarak, AKP-burjuvazi ilişkisi, Anadolu ve İstanbul sermayesinin/burjuvazisinin ideolojik, siyasal analizinin yapıldığı çok önemli yazılar yazdı. Kahraman, Türkiye solunun son dönemdeki tartışmalarını derinleştirecek, ezberleri bozan tezler ileri sürüyor. Kahraman, ‘sol’un Türkiye’yi yönetmeye aday olma iddiası için “somut durumun somut analizi” yapılarak politika oluşturulmasına katkı sunacak görüşler ileri sürüyor.
Bundan önce Kahraman’ın Türkiye burjuvazisi analizinde ileri sürdüğü İstanbul-Anadolu sermayesini/burjuvazisini Türkiye’de devletçilik ve devlet kapitalizmi bağlamında derinleştirmek gerekir diye düşünüyorum. 1900’lü yılların başından 1960-70’li yıllara, devletçilik ve devlet kapitalizmi bağlamında İstanbul-Anadolu sermayesi/burjuvazisi analizi yapıldığında, bu sürecin özelliklerine bağlı olarak siyasal sürecin yapılanışı ve rejimin yapısal niteliği orta çıkacaktır. Demokrasi, demokratikleşme ile Türkiye kapitalizminin yapısı arasındaki doğrudan ilişki ortaya serilecektir.
ERDOĞAN-DOĞAN SAVAŞI SERMAYE SAVAŞI MI
H.B Kahraman, “Doğan-Erdoğan arasındaki tartışmanın Anadolu-İstanbul burjuvazileri arasındaki bir savaş”tır diyor. Bu savaşın arka planının açılması gerektiğini düşünüyorum. Bu savaş, iki farklı burjuvazinin, ‘muhafazakâr- muhafazakâr olmayan gibi kültürel farklılık mı?’, ‘İki burjuvazi, sermaye sınıfı arasında pazar-rekabet savaşı mı?’ soruları cevaplanmalıdır. Aslında bu ‘savaşı’, Türkiye kapitalizminin ‘yapısal’ değişiminin çelişkileri, çatışmaları olarak tanımlamak daha doğrudur. Başka bir anlatımla ulus-devlet modeli olarak devlet kapitalizmi modelinin çözülmesi, değişimi çelişkisidir. Kahraman’ın altını çizdiği gibi, “1990’lardan başlayarak Anadolu sermayesi küreselleşmenin de etkisiyle kendisini nispeten devletten bağımsızlaştırmıştır.”
CEVAPLANMASI GEREKEN SORU
Gündemdeki tartışılan soruyla başlamak gerekirse; ‘AKP mi kendi sermaye sınıfını yaratıyor, yoksa ithal ikameci politikalardan serbest piyasaya geçişle birlikte dış pazarlara açılan ihracata dayalı üretim yapan sermaye sınıfı mı, AKP’yi ortaya çıkardı?’
Kahraman, AKP’yi şöyle tanımlıyor. “AKP, Anadolu sermayesine-burjuvazisine dayanan yeni bir parti. Anadolu sermayesini devletle buluşturması, uzlaştırması için kurulmuştur. AKP, kontrol ettiği rantları Anadolu sermayesine aktarmakta veya kullandırmaktadır.” Bu doğrudur. Ancak AKP’yi destekleyen ve AKP politikalarıyla büyüyen sermayedarlar ihracata dayalı üretim yapanlardır. Bu kesim özelleştirmelerle birlikte iç piyasada da etkin olmaya başladı.
“Devlet kayaklarından sermaye” aktarımı genişledikçe, AKP siyasal olarak devletçi statüko çizgiye yöneldi. Devletle uzun yıllar çalışan kapitalistlere yeni rakipler çıkmış oldu. Daha önceleri büyük ihaleler çoğunlukla aynı guruplara verilirken, AKP büyük ihaleleri parçalayarak çok sayıda kesime dağıtıyor. Bir anlamda yeni bir orta sınıf yaratılıyor.
Mehmet Şevki Eygi; “Eline para ve imkân geçiren bir kısım Müslümanlar lüks, israf, sefahat, saçıp savurma, gösteriş, gurur, kibir, aşırı tüketim, aşırı konfor bataklıklarına yuvarlandı. Son 25 yıl içinde lüks meskenlere, lüks binitlere, lüks dekorasyona, lüks yazlıklara, lüks giyim kuşama, lüks yemeğe içmeye trilyonlarca dolar harcandı” sözleriyle tanımlıyor yeni orta sınıfı.
Anadolu sermayesi olarak tanımlanan bu kesimin ekonomik ve siyasal gelişimini sağlayan, küresel kapitalizm dalgasıyla dünyaya açılmaları ve çok hızlı biçimde üretim yapısını değiştirerek sermaye birikimi sağlamaları olmuştur. KOBİ nitelikli olanlar iç pazara ve çoğu kendi bölgesi sınırları içinde üretim yapan birçok şirket de dünya piyasasına açılmıştır. Rusya, Kazakistan, Polonya, Romanya gibi ülkelere bavul ticareti-ihracat üretimi katlayarak büyüterek, teknolojik yenilenme kaliteli üretim yapılmasının yolunu açmıştır.
Çok kısa sürede hızla büyüyen bu şirketler, holdingler dünya piyasalarının aktörleri olmaya başlamışlardır. Devletin koruması ve kolları altında gelişen kapitalist kesimlerin dışında onlarla aynı pazarda rekabet edebilecek yeni kapitalist sınıf olarak ortaya çıktılar. Bu anlamıyla İstanbul-Anadolu sermayesi/burjuvazisi ayrımı gerçekçi bir ayrımı değildir diye düşünüyorum. Anadolu sermayesi/burjuvazisi tanımlaması yapılırken, kültürel-sınıfsal farklılıkta, siyasal muhafazakârlıkları temel alınıyor. Bu yapılanmanın kalıcı olmadığı ikinci, üçüncü kuşakla birlikte hızlı değişim yaşandığı görülüyor. İstanbul-Anadolu sermayesi/burjuvazisi ayrımını, devletçi, devletle iç içe geçmiş sermaye ile şimdilik devletle işbirliği sınırlı olan veya devletle ekonomik bağı olmayan sermaye ayrımı yapmak gerçekçi bir analiz olur.
DEVLETLE ÇALIŞANLAR VE ÇALIŞAMAYANLAR
Yakın zamanda yapılan iki açıklama Türkiye kapitalistinin kapitalizm zihniyetini ortaya koyuyor. Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan tartışmasında, Aydın Doğan; “Benim devletle sürekli işim olur, görüşme taleplerim olur, isteğim olur” diyor. Ataköy-Bakırköy sahil şeridi ihalesine katılan ve ihaleyi alan Avni Çelik; “Bizim devletle çalışma, devletten iş alma alışkanlığımız yoktur” diyor. Bu açıklamalarda da görüldüğü gibi devletle iş yapan ve yapma alışkanlığı olmayan iki kapitalist tipi var.
Birinci tip, Cumhuriyetin yetiştirdiği, devlet tarafından oluşturulan, devletin kanatları altında gelişen asker ve sivil bürokrasiyle iç içe geçmiş kapitalist. Devlete mal satan, devletin ürettiği girdi mallarını maliyetinin altında ucuz fiyata alan, (KİT açıklarını devletin sübvanse ettiği) devletin gümrük duvarları koruması ve devletin döviz tahsisi, ucuz ve uzun vadeli krediler, ucuz enerji, vergi kolaylıklarıyla beslenen, devletin izin verdiği alanlarda montaj sanayii kuran, bir biçimiyle devlet memuru görünümlü kapitalistler.
Üretimde kalite ve dünya standardının aranmadığı, ‘almaya mecbursun’ zihniyetiyle üretim yapan kapitalistler. Bu kapitalistlerin şirketlerinin ve holdinglerinin yönetim kurullarında, eski başbakanlar, kuvvet komutanları, emekli diplomatlar yer alırlar(dı). Bu kapitalizm, çok partili döneme kadar tek parti (CHP’nin) siyasal kolları altında korundu. Zaten devlet, tek partinin siyasal, idari, askerî, ekonomik yönetimi altındaydı.
Cemil Ertem’den bir hatırlatma: “Hegemonik devlet ne yapar, nedir? Her şeyden önce hegemonik devlet ulusaldır. Kendi ulusal çıkarlarını öne alır ve bu çerçevede hareket eder. Ama onun ulusal çıkarları aynı anda kapitalizmin o andaki birikim sürecinin de sürdürücü dinamikleridir.” (Taraf, 26.09.2008) Bu ulus-devlet rejimi, siyasal özgürlüklerin kısıtlandığı resmî ideolojinin hayatın bütün alanlarını kuşattığı, askerî darbeler sıkıyönetimlerin cumhuriyet tarihine egemen olduğu bir rejim olmuştur. Türkiye kapitalistleri bu rejimin her daim destekçisi olmuşlardır. İthal ikamecipolitikaların güvencesi altında devletin koruyuculuğu, kollayıcılığı altında, gümrük duvarlarına sığınarak yaşayan asalak, kapitalist- burjuva sınıfı, ekonominin modernleşmesi, teknolojinin yenilenmesi ve gelişmenin önünde engel olmuştur. Siyasal olarak ulus-devlet, vatan, millet, Atatürkçülük ve benzeri resmî ideolojinin arkasına sığınarak siyasal gericilik ve otoriter rejimi beslemiştir. Bütün darbeler, kapitalist yapılanmanın bu özelliğini güvence altına almıştır.
DARBELER DEVLET KAPİTALİZMİNİ KORUDU
27 Mayıs darbesi, ilerici darbe miydi, gerici darbe miydi tartışması hâlâ devam ediyor. Bütün darbeler devlet kapitalizmi statükosunu sağlamlaştırmıştır. 27 Mayıs darbesi, devlet kapitalizmi statükosunu korumak için yapılmıştır. Menderes iktidarının ekonomide liberalleşme politikaları ile devlet kapitalizmi karakterini değiştirmeye yönelmişti. Siyasal alanda söylem düzeyinde bile kalsa özgürlükçülük de siyasal statükoyu bozuyordu. Darbe, bu süreci geri çevirdi. Kapitalizmi yeniden devlet kontrolüne aldı diyebiliriz.
Çok sözü edilen 27 Mayıs anayasasının ilerici bir anayasa olduğu tezi ise : İkinci dünya savaşı sonrasında dünyadaki değişimin yansıması olmuştur. Fakat tek parti döneminde Mussolini faşizminden alınan 141-142. maddeler ve komünist parti yasağı 1990’lı yıllara kadar ceza yasasında kalmıştır. Ekonomi de özel sektörün faaliyet alanı genişlemiştir, yapıya yeni aktörler girmiştir ama kapitalizmin devlet merkezli özelliği değişmemiştir.
Devlet, devlet işletmeleri, devlet bankaları, kredi ve döviz tahsisi tekeline sahip en büyük ekonomik güçtür. Devlet siyasal gücünü resmî ideolojiden alıyor. Devlet eliyle bu siyasal güç ve irade, asker ya da sivil bürokrasi tarafından kullanılıyor. Devlet aygıtının bütün iş görenleri aşırı işlemci bürokratik yapıyı “kolaylaştırmak” için rüşvet sistemi meşru hale geliyor. Devlet ihaleleri ise daha büyük miktarlarda rüşvetin zeminini oluşturuyor.
80’li yıllara kadar Türkiye nüfusunun yüzde 70-80’i kırsal yerleşimlerde yaşıyordu. Özel sektör üretimini iç pazara yapıyordu ve en büyük müşterisi de devletti. 70’li yıllar kırsaldan kente hızlı göç dönemidir. Buna paralel olarak üretim, yatırım yapılmadığı için bu dönem “kuyruk yılları” olarak tarihe geçmiştir; elektrik, su kesilir, tüp, yağ gibi en temel ihtiyaçlar bulunmaz. Bu dönem, kaçakçılık ekonomisi, kara para ve rüşvetin hızla büyüdüğü dönemdir. Mafya ekonomisi hatırı sayılır sektör haline gelmiştir. Devlet kapitalizminin bu karakteri, resmî ideolojiyi kendine kalkan yapmıştır. Milliyetçiliğin ideolojik olarak yükselişe geçtiği dönemdir. Bütün darbelerin kaynağı besleyicisi kapitalizmin bu karakteri olmuştur. Cemil Ertem’in ifadesi ile, “... kapitalizmin ulus-devletleri eski ve çürük ama onların iki yüzyıllık aparatları ve artıkları yine de etraflarını çürütmeye devam ediyorlar.” (Taraf, 26.09.2008)
Bu sistemin kırılmasında başlangıç, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve izleyen süreç olmuştur. Avrupa Topluluğu’nun AB’ye dönüşmesine paralel olarak, Türkiye iç pazarındaki üretim yetersizliği 24 Ocak kararlarını gündeme getirdi. Türkiye kapitalizminin devlet eliyle yeniden dizaynı ve dönüşüm sürecinin ana kırılma noktası ise 24 Ocak kararları oldu. Siyasal bedelleri ise çok ağır yaşandı; ideolojik izleri 12 Eylül anayasasıyla devam ediyor . 03/10/2008
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları



























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018