Mehmet TIRAŞ
Bu yazımda size yeni bitirdiğim bitmesini de istemediğim akıcı ve heyecanlı dramatik bir aşk romanından bahsedeceğim,kitap okurlarına ve okurlarıma hararetle bu Romanı okumalarını öneriyorum.
Gerçekten ağdalı ve klişe sözleri pek sevmem, benim yazılarımı ve kitaplarımı takip edenler bilir ama bu roman için,övgü dolu edebi sözleri esirgemeden ve içimden geldiği kadar fazlasıyla hak ediyor içimden geldiği gibi yazacağım.Çünkü bu romanın yazarı bunu fazlasıyla hak ediyor.
Bir asra yakın bir tarihi olan gerçekten başucu denilen bir roman bu.. Okuyanın baş ucuna koymadan, okuyanın uykusunu bertaraf eden bitireceği bir eser olduğunu da baştan söyleyeyim, adeta sayfaları çevirirken daha kaç sayfa var diye bir söz aklınıza gelmiyor.
Ben hızlı okuyan birisi değilim, fakat bu Roman bana hızlı okumaya teşvik etti ve iki günde bitirdim 208 sayfa olan bu eseri..
Önce kitabı kısa tanıtayım ondan sonra romanın hikayesini anlatacağım.
Romanın yazarı:Reşat Enis,aynı zamanda bir gazeteci ulusal basınında çok gazetelerde çalışmış birisi.
Yayın evi:Evrensel Basın Yayın.
Hikaye 1935 ile 1937 yılları arasında geçer ve yazar bu romanı 1937 yılında yayınlar.
Romanı okudunuz da ilk aklınıza şöyle bir şey geliyor, bende öyle oluştu diyeyim;bu romanın bir erkek değil de bir kadın yazarın kaleminden çıkmış gibi geldi bana..
Neden bir kadın yazarın kaleminden diye sorarsanız; bir kadın bu kadar yaşadığı aşkları ve mahremini bir erkeğe anlatır mı, bunu çok düşündüm; aynı zaman da naçizane piyasada altı kitabı olan, edebiyatla uğraşan iki tane de roman yazmış birisi olarak,okurken böylesi düşüncelere daldım.
Bir erkek yazar, bir kadının aşklarını,mahremini ve hayalleri üzerine ne kadar kurgu yapar veya hayal dünyasında dolaşır, empati yapar bunu kestirmek çok zor.Kolay da bir şey değildir kadın duygularını bir erkeğin yazması,edebiyatta her erkeğin içinde bir kadın var denilse de.. Erkek kadını çok iyi tanımlayamaz ama kadın hem erkeği hem de kadını çok iyi tanır ve analiz eder, çünkü erkeği de kadını da dünyaya getiren kadındır.Bu romanın yazarı bunu yapabildiyse,yapmış gözüküyor ve çok büyük bir başarıdır;yine de bir kadının kaleminden çıkmış gibi bir endişem olsa da, yazarın yeteneğini teslim etmekten başka yapacağımız bir şey yok.
Büyük bir edebi eser kazandıran yazarı bana tanıtan ve okumama vesile olan yazar Selim İleri’ye de çok teşekkür ediyorum. Bu dünyadan göç etmiş olsa da, yazarın toprağı bol olsun..Üretenler ve eser bırakanlar ölmüyor yıllar geçse de, bir yerde karşınıza çıkıyor işte yazar Reşat Enis’te seksen beş yıl sonra karşımıza çıkmış Romanı gibi.
Romanın baş karakteri bir kadın ve adı da YILDIZ.Yıldız çok güzel yoksullukla boğuşan bir ailenin kızı İstanbul varoşlarında yaşayan, sürekli iş arayan bir kadın.Hangi iş yerine baş vursa hemen patron tarafından işe alınması isteniyor ama bakışlarıyla da Yıldız’a erkekler seni işe alıyorum ama bilesin ki sadece işinle bana katkı vermeyeceksin, tenini de bana vereceksin mesajını veriyor.Yıldız da bunları biliyor.
Aslında Yıldız güzelliğini ve yaşayacağı aşkını sorumluluk taşıyan, evine bakan ve kendisine sahiplenen bir erkekle paylaşmak istiyor ve böyle bir arayış içinde.. Kısa sürede istediği gibi olmasa da kendisinden çok yaş farkı olan bir kişiyle fabrika işçisi Osman’la evleniyor Yıldız. İşin talihsizliği evlendiği erkeğin Osman’ın çalıştığı fabrikada bir patlama oluyor ve çok işçi ölüyor, Osman da bu kazada iki gözünde de çok yüksek geçici görme kaybı yaşıyor, hekimler geçici bir kayıp diyorlar ama en az sekiz yıl sonra görebileceği söyleniyor.
Yıldız Osman’dan hamile, artık Osman çalışamayacağına göre evin geçimi,kirası Yıldız’ın omuzlarına yüklenmiş durumda, kendisine ve kör kocasına birde karnındaki dünyaya gelmek için yola çıkmış bebeğinin geleceğini düşünmektedir.
Bütün yaşadıkları zorlukların ve güzelliğinin farkında olan Yıldız,kendisini zor günlerin beklediğini de bilen bir kadın.Yıldız hem güzelliğinin farkında hem de cinsiyetinin bilincinde ama yoksulluk ve açlık ona istemediği,tenini kocasından başka bir erkekle paylaşmayı aklına bile getirmek istemiyor ama işsizlik ve yoksulluk onu istemediği yere doğru hayat zorluyor.Yıldız nereye bir işe baş vursa daktilo kullanmasını da bilmesine rağmen, mesleğini bile sormuyorlar Yıldız’dan,baş vurduğu her yerde hemen işe alınıyor, Yıldız’ın güzelliği her şeyin önüne geçiyor. Bunların farkında olan güzel kadın bakmakla mükellef olduğu bir kör kocası bir birde canından kopup dünyaya gelecek olan bebeğini düşünüyor.
Bütün bunların bilincinde olan Yıldız iş bulana kadar kör olan kocası Osman’ın tanıdığı bir zengin arkadaşına yardım için Sirkeci de işyeri olan, arkadaşının ofisine gitmeye karar veriyor,korkusu kendisini uyarıyor ama yapabileceği de bir şey yok.Durumu zengin olan adam Osman’ın başına gelen faciayı açmasıyla adam,hiç dinlemeden Yıldız’ın dudaklarına yapışıyor ve kanadana kadar emerek işinin halledip kadını kapıya koyuyor.Aslında bu tecavüze bir gün uğrayacağını biliyordu Yıldız ama kocasının samimi gözüken bir arkadaşından geleceğini hesap edememişti.
Bu taciz ve tecavüz olaylarını sadece Yıldız yaşamıyor hemen hemen tekstil sektöründe ve diğer iş kollarında işe başlayan veya iş arayan bütün genç ve güzel kadınların sık yaşadığı bir uygulamadır.
Yıldız’dan dinliyoruz genç ve güzel bir kız hayatının baharında daha 16 yaşındaki nişanlı Zahide’nin hayat hikayesi insanın yüreğini dağlıyor.
Fabrikanın posta başı Zahide’ye göz kor ve Zahide’yi hafta sonu makinelerin bakımını yapacaksın diye mesaiye bırakır.Sonu bilinen hikaye Zahide’ye tecavüz eder, Zahide bu yaşadıklarını kaldıramaz, kirlendiğini düşünür ve nişanlısına bunu anlatmayacağı için bunalıma girer, denize atlayarak intihar eder. Bu tecavüz olayı hala günümüzde süren kadınların en çok mağdur olduğu ve korkularının gündem de yaşanır olması,kadınların yaşadıklarının çağ değişse de, değişmediğini hatta artarak devam ettiğini bu eserde de görüyoruz.
Roman’ın en vurgulayıcı ve çarpıcı bölümlerinden birisi, Yıldız’ın altı aylık bebeğini ve kör kocasını samimi arkadaşı Melek’e bırakıp fuhuş sektörünün en pahalı ve getirisi olan Ankara’ya gitme hikayesidir..Fuhuş sektöründe kadın pazarlayan bir kadın aracıyla Yıldız’ın yolu Ankara’ya düşer.
Yıldız ara sıra arkadaşı Melek’e mektup yazıp bebeğini ve kör kocasını sorsa da, Yıldız Ankara’nın üst düzey bürokratlarıyla yatıp kalkmaktadır,bilinen polis baskınları zor duruma düşürür ama ne kadar para kazandığından pek bahsetmemektedir.Çokta ilginç insanının rüyasında görse inanmayacağı bir olayla karşılaşır Yıldız.. Bir bürokratla basıldığı evde, polis tarafından hastaneye sevk edilir zührevi hastalığı için, işi tesadüfü ya bu kadar olmaz denilen bir kişiyle karşılaşır, çocukluk arkadaşı doktorun kendini muayene etmesi ve doktorun Yıldız’ı tanımazlıktan gelmesi bir yerde Yıldızı rahatlatır.
Yıldız sokakta gördüğü oğlu Engin’in yaşında olan güzel kızlardan birini, oğluna gelin etmeyi hayal eder,oturduğu parkın karşısında oynayan güzel bir kız çocuğuyla ilgilenir, ona kaşkol,bere, kazak örer ve sever.. Bir gün o güzel kız çocuğunun annesi gelir,Yıldız’a ördüklerini bir torbada verir benim kızım koton bir kadının ördüklerini giyemez,komşuların hepsi biliyor diye sitem eder ve torbayı bırakıp gider.
Yıldız aradan yıllar geçer İstanbul’a dönmeye karar verir, altı aylık iken bıraktığı bebeğini ve kör kocasını emanet ettiği samimi arkadaşı Melek’e mektup yazar, döneceği tarihi ve saatini belirtir trenle geleceğini söyler.
Tren Haydarpaşa garına girince birde Yıldız ne görsün kör kocası Osman’ın görür olması, altı aylık bıraktığı Engin kocaman bir çocuk olmuş elinden tutmuş ve babasıyl tet tek vagonlarda annesini aramakta ama Yıldız’ın hiç hesabında olmayan, beklemediği bu manzara karşısında gözü gören Osman’ın koynuna giremeyeceğini, bu vücutla nasıl gireyim, her tarafım morluk,kızarık ve diş izleri içinde, Osman’a nasıl anlatırım diye trenden inmez,trenin tüm vagonlarını dolaşan Osman ve Engin gardan uzaklaşınca,kompartımanında inmeyen Yıldız’ın yanına kondüktör gelir ve bavulunu eline verir ve inmesini ister Yıldız’dan, Yıldız da Haydarpaşa garından uzaklaşır..
Burada yazarın romanın kurgusundan kopardığı olay, Yıldız’ın, kocası Osman ile oğlunun nereye gittiğinden hiç bahsetmez, bu da bir kopukluk yaratıyor roman açısından.
Romanın son bölümüne yansıyan ve Zonguldak’ta geçen çokta bilinen ve rastlanmayan, inandırıcılığı zor olan bir aşk öyküsü yaşanır ki, okuyanın kanını donduran bir hikayedir.
Yıldız Zonguldak’ta maden işçileşirinin sık takıldığı bir gazinoda çalışmaya başlar. Yıldız’ı tanıyanlar siyah elbiseli kadın olarak bilinir.Yıldız güzel albenili bir kadın ve her erkeğin koyununa girmek istediği afili bir dişi olmasıdır. Yıldız adını Ayfer olarak söyler,yörede siyah elbiseli Ayfer derler.Siyah elbiseli Ayfer yörenin kabadayısı yol kesen, zenginden alıp fakire dağıtan birazda psikopat bir tip olan Aliço’nun manitasıdır onunla aşk yaşar Ayfer. Aliço azılı bir katildir aynı zamanda, zengin Rum’un kellesini keser, sebepte Rumun ağzındaki dişlerin hepsinin altın olmasıdır,Aliço sonra ölür.
Madende çalışan bir arkadaşı Kaya’yı gazinoya davet eder Kaya pek gitmek istemez,nedeni ise Kaya’nın sevgilisi genç yaşta ölür onun yasını tutar bir yerde.Arkadaşı bir müddet sonra Kaya’yı ikna eder ve gazinoya götürür.. Kaya atletik yapılı uzun boylu ve her kadının gördüğünde etkilendiği ve bakmadan geçemeyeceği yakışıklı bir delikanlıdır .Gazinoda siyah elbiseli Ayfer Kaya’yı görünce gözünü Kaya’dan kaçıramaz ama Kaya karşılık vermez, aklı yasını tuttuğu sevgilisindedir.O gece hiç eğlenmeden Kaya eve gelir aradan bir zaman geçer,gazinoya takılan madenci arkadaşı Kaya’ya siyah elbiseli meşhur güzel kadın dün,gazinoda seni sordu benden nerede diye.Kaya yok canım..vallahi kadın sana tutulmuş oğlum.. Bir erkeği baştan çıkartan güzel bir kadından gelen haber Kaya’yı gazinonun müdavimlerinden olur.
Siyah elbiseli kadın Kaya’nın gazinoya geldiğini görünce ona hoş geldin edip şarkı söyler ve aşkın ilk işaret fişeğini patlatılır kadın, Kaya’nın daa karşılık vermesiyle yakınlaşma başlar.
Kadın Kaya’nı kendisine aşık olmasından pek memnun olmaz, kendisine bağlanmasını istemez,Kaya’ya Ayfer beni çok seviyorsun, dudaklarıma yapışıp kanatana kadar emiyorsun ama aramızda çok yaş farkı var, ben yaşlanınca benden soğursun der ama Kaya hiç oralı olmaz ve kadınla çok sık bir araya gelirler bu ilişki tutkulu bir aşka dönüşür.Kaya’nın siyah elbiseli bir kadına tutulduğu ve onla yaşadığı babası Osman’ın kulağına gider, baba Osman gazinoya gidip oğlunun aşık olduğu kadını görmek ister, uzaktan bir bakar ki ne görsün,gözünü ovuşturur olamaz der ama maalesef gerçektir..Oğlunun öz annesi, kendisinin de karısı olan Kaya ile aşk yaşayan Yıldız’ın ta kendisidir...Maden ocağında işçi arkadaşları Engin’e güçlü kuvvetli olduğu için Kaya isminin verirler.
Baba Osman günden güne asabileşir,üzülür,Kaya babasında olan bu halleri fark eder ve sorar, baba neyin var,Osman bir şeyim yok deyip geçiştirir.
Bir gün Babası Kaya’ya sorar gazinodaki siyah elbiseli Ayfer denilen kadını seviyor muşun, doğru mu?Evet baba, sevemez miyim bunda ne var der Kaya.
Birkaç gün sonra Kaya babasını bir fundalığın dibinde avuçlarıyla yüzünü örterek hüngür hüngür ağlarken bulur.
-Yanına oturur babasının omuzlarını sıkar,baba ne oluyor?
-Bana darılmadın ya,baba?
-Osman,boğuk bir sesle konuşur;demek onu seviyorsun..
-Bu bir suç mu baba!.Evet doğru bu suç mu,sevmek bir suç olabilir mi,diyerek titrer baba oğlu Kaya’nın karşısında.
Oğluna bu ahlaksız farkına varmadan yaşadığı aşkın gerçeğini bir ara Kaya’ya söyleyeyim der, ama bu mümkün değil deyip başka planlar düşünür.
Osman çevresine oğlunun annesiyle yaşadığı ahlaksız aşkın ortaya çıkmadan kapanmasının planını devreye sokmaya karar verir..
Ve o korkunç planı uygulamaya kor Osman ,ilkönce Kaya’nın kafasına bir kurşun sıkar oğlu öldükten sonra da, kalan mermiyi de kendi kalbine sıkar ve baba oğul kucak kucağa babanın elinde suç aleti olan tabancayla ölürler.
Roman böyle sonlanırken,siyah elbiseli kadını bir şafak vakti sırtına geçirdiği siyah tül elbisesiyle Ayfer’i maden ocaklarının civarında görürler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları






























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025