Ümit KIVANÇ
Fethullah Gülen teşkilatına destekle suçladıkları insanlardan Hikmet Çetinkaya, hayatının ve gazetecilik faaliyetinin bir dönemini, neredeyse 7/24 “Fethullahçılar” haberlerine vakfetmiş biri. Bu konudaki takıntısı yüzünden zamanında espri konusu dahi olmuştu. “Yahu, beni nasıl yargılarsınız bu Fethullahçılarla münasebetten?” diye soruyor, kendisine deniyor ki: Orasını da sen düşün.
Cumhuriyet gazetesinden meslektaşlarımızın (arkadaşlarımın, ahbaplarımın) yargılandığı dava, muhtemelen, devir değiştikten sonra, var olan iktidarın en büyük çuvallaması olarak tarihe geçecek. Şu ana kadarki duruşmalar aynı zamanda, ülkedeki yargı sistemi, mantığı, eleman kalitesi konularında da ibretlik bir emsal olarak, gelecekte pek sık konu edilecek.
Cumhuriyet duruşmalarını “tarihî” ve simgesel kılan, yalnız kişisel savunmaların sağlamlığı, haksız yere dokuz ay hapis tutulmuş insanların öfkelerine hakim olmaktaki mahareti, aklen, fikren böylesine sağ salim kalmışlığı, ağırbaşlılığı değil. Bu dava, henüz kağıt üzerindeki haliyle bile tarihî-simgesel olmayı zaten hak ediyor. Zira burada, Cumhuriyet, evet bildiğimiz, kuşaklardır bilinen Cumhuriyet gazetesi, “FETÖ”cülükle suçlanıyor. Cumhuriyet’çiler Fethullah Gülen’in teşkilatı devleti ele geçirsin diye yardımcı olmak için uğraşmışlar.
ORASINI DA ONLAR DÜŞÜNECEK!..
Seneler önce, bir yakın dostum, X diyelim, ağabeyinin aile içerisinde, kendisi hakkında olmayacak şeyler söylediğini haber almıştı. Ağabey, Kemalizm, laiklik, başörtüsü vs. konularında anlaşamadığı kardeşi hakkında, üzüntü ve öfke içerisinde, “bizim X de Fethullahçı oldu” diye yakınmaktaydı. X, ağabeyini aradı, “böyle diyormuşsun” dedi. Ağabey, “evet, öyle” cevabını verdi. Bunun üzerine X ağabeyine sorular sordu: “Peki, bu Fethullahçılar dediğin, devleti ele geçirip şeriat düzeni kurmak istemiyorlar mı?” Cevap: Evet. “Peki, ben ateist değil miyim?” Evet. “Peki, niye şeriat düzeni kuracak birilerini destekleyeyim?” Ağabey şöyle yapıştırmıştı cevabı: “Orasını da sen düşün!”
Cumhuriyet davası, içerdiği zulüm ve haksızlık miktarını bir an için görmezden gelirsek, aşağı yukarı böyle bir şey. Fethullah Gülen teşkilatına destekle suçladıkları insanlardan Hikmet Çetinkaya, hayatının ve gazetecilik faaliyetinin bir dönemini, neredeyse 7/24 “Fethullahçılar” haberlerine vakfetmiş biri. Bu konudaki takıntısı yüzünden zamanında espri konusu dahi olmuştu. “Yahu, beni nasıl yargılarsınız bu Fethullahçılarla münasebetten?” diye soruyor, kendisine deniyor ki: Orasını da sen düşün.
Kadri darbeyi destekleyecek, Turhan “terör” işlerine bulaşacak! “Cumhuriyet” dendiğinde akla geleceklerin hülâsası sayılabilecek bir kişilik, Orhan Erinç, herhangi bir “dinci” yapıyla irtibata geçecek!.. Aydın Abi’ye de artık Bâbıâlî imamlığı mı münasip görülecek, ne olacak…
Mahkemede Ahmet (Şık), yapılmakta olanın mahiyetini, komployu kuran ve uygulayan için de alçaltıcı, küçültücü taraflarını herkes için pek anlaşılır şekilde anlattı. Ahmet’in masaya yumruk vurur edâsı ve müdânâsız üslûbu yanıltmasın, yaptığı iş siyasî ajitasyon, söyledikleri hamâsî nutuk değildir. Savunması öncelikle içerik bakımından çok güçlüydü ve bu dava ile ilgili olarak söylenmesi gerekenlerin can alıcı bölümünü eksiksiz kapsıyordu. (“Devlet” ve HDP ile ilgili sözleriyle ortaya koyduğu sağlam bakış açısı üzerine konuşmak isterdim, ama başka zamana bırakayım.)
ORTAYA ÇIKANLAR
Davada ilk ortaya çıkan, yargılamanın temelsizliği oldu. İnsanları hapse tıkıyorsun, OHAL’i bahane edip mahpusluğun insanî şartlarını bile kısıtlayabildiğince kısıtlıyorsun, aylarca iddianame hazırlanacak diye bekletiyorsun, zulmü artırabilmek için en küçük fırsatı kaçırmıyorsun, sonra mahkemeye çıkarıp, aklı başında insanın hafsalasının almayacağı iddialarına ilaveten, her şeyin oyundan ibaret olduğunu kanıtlayan sorular soruyorsun.“Her haberi yayımlar mısınız, kriterleriniz var mı?” sorusuna verilecek cevaptan hareketle Cumhuriyet yazıişlerinin “FETÖ” ve darbeye destek olduğunu kanıtlayabileceğini sanana ne demeli?
Ahmet’in, daha parıltılı ve gürültülü sözleri arasında çok dikkat çekmeyen birini bu noktada hatırlamalı. Dedi ki: Terör terör diyorsunuz, bize sorduklarınızın hiçbirinin terörle alâkası yok; sorduklarınız hep gazeteciliğe dair. Davanın şu ana kadarki gidişatının tartışmasız şekilde ortaya koyduğu ikinci gerçek, yargılananların “darbeye destek”, “suç örgütüne yardım” veya “terör eylemi” sanığı olmadığı, suçlamalarda bunlara dayanak olacak herhangi bir delil kırıntısına rastlanmadığı; dolayısıyla, doğrudan doğruya, Cumhuriyet’tekilerin gazetecilik faaliyetinin dava konusu edildiğidir.
Her şeyi tersine çevirelim: Devran dönmüş, bu yargılamaya sebep ve vesile ve alet olanlar yargılanıyor. Neyle suçlanacaklar? Yakışıklı bir suç tanımı oluşturmaya çalışayım:
Gazetecilik faaliyeti üzerinde baskı kurarak, özgürce haber alma-verme hakkının kullanılmasını imkânsızlaştırmak sûretiyle kamuoyunun ve toplum iradesinin serbestçe oluşmasını önlemeye teşebbüs etmek; mevcut siyasî parti ve hareketler arasında, adaletsiz ve asla eşit olmayan koşullar içerisinde iktidara gelip seçim sonuçlarını iptal eden, özgür seçim rekabeti içerisinde başarısına engel olamadığı ve Meclis’te grup kurarak tek başına iktidarını imkânsız hale getiren partiyi, eşbaşkanları ve milletvekillerini hapse atmak, Meclis’ten atmak, parti örgütünü yoğun tâkibat altında çalışamaz hale getirmek, bu maksatla binlercesini tutuklamak ve ucu açık sürelerle iddianame ve yargılama bekler duruma düşürmek suretiyle fiilen yok etmeye çalışan ve iktidarını sürdürme uğruna ülkeyi iç savaşa sürükleyen muktedir grubun zaten yok ettiği basın ve medya ortamında çıkabilecek azıcık farklı sesleri de boğmaya yönelik operasyonlarının parçası olmak, bu maksatla, kendilerinden asla hesap sorulmayacağını öngörerek, düzmece delil ve iddianameler oluşturmaktan dahi imtina ederek, hiçbir suç işlememiş insanları, asla işlemeyecekleri suçlarla itham ederek, onları ömürlerinin bir bölümünü demir parmaklıklar ardında, sevdiklerinden ayrı, mektup yazamaz, mektup alamaz halde, OHAL kisvesi altında her sadist resmî görevlinin yenilerini ekleyerek katmerlendirdiği ağır koşullara tâbi şekilde geçirmek zorunda bırakmak, bunu mümkün kılmak maksadıyla ancak gözü çıkarından başka şey görmeyen, tapındığı tek yüce varlık kendi iktidarı ve başkalarını ezerek tadabildiği kudretinden ibaret olan siyasetçilerin buyrukları uyarınca iftiralar tanzim etmek ve denetimsiz iktidarın verdiği rehavetle, bunların altını dolduracak sözde deliller bulmaya dahi zahmet etmeyerek, normal şartlarda cinayetleri, katliamları dahi kitabına uydurma geleneği güçlü, herkesi ve her yeri kameralarla gözetleyen ama kendi suç işlediğinde o kameraların hemen bozuluvermesini ve kayıtların kaybolmasını ayarlayabilen, herkes ve her şey değişir o değişmez devletimizin manevî şahsiyetini küçük düşürmek…
Ortada ancak rezaleti önleyebilecek muhalefetin olmadığı yerde görülecek cinsten bir rezalet var. İlk duruşmanın dördüncü gününde, başka tek laf dahi edilmesini gereksiz kılacak ölçüde ortaya dökülmüş bir rezalet.
Azıcık hukuk nosyonu olan bir ülkede sansasyon sayılması gereken bu durumu Türkiye için katlanılır kılan, kanıksanmışlığı. Çünkü biz aslında hukuk nedir görmedik, bilmiyoruz. Girişimleri, kırıntıları, şurada burada belirtileri, hukuku var etmeye çalışan hukukçular elbette oldu. Ama eğer var edeceksen inşaata “başkalarının hakları” konusundan başlaman gereken hukuk, genel toplumsal bünyemize, zihniyetimize uymuyor. Cumhuriyet duruşmaları, bu hayatî eksikliği ve ihtiyacı bir defa daha, mümkün en tantanalı şekilde ortaya koymak bakımından da bir tarihî dönemeci temsil eder, umarım.
Davanın gidişatının gösterdiği bir başka gerçekse, hakim ve savcıların gazetecilik ve gazete işleyişi konusunda hemen hiçbir şey bilmedikleri. Ne diyelim? İşini doğru dürüst yapan tesisatçı da yok. Ama onların zararı muslukların damlatması, rezervuarın bozulması filan oluyor; burada insanların ömründen aylar yıllar çalınıyor.
(Bu yazıyı, bireysel savunmaların bittiği, avukatların konuşmaya başladığı sıralarda yazdım. Daha avukat Fikret İlkiz’in ilk sözlerinden belli oldu ki, davada sadece dayanaksızlık ve münasebetsizlik değil, usûlsüzlük sayılabilecek yanlar da var. Bunları uzmanına bırakıyorum.)
AHMET’İN SORDUĞU
Yürekli, inatçı, mücadeleci arkadaşımız Ahmet’ten söz ederek bitirmek istiyorum. Ahmet müthiş cesurca bir iş yaptı, mesnetsiz ve insafsız suçlamaları elinin tersiyle iterken, bu davaya yol açan süreç ve davanın arkasındaki iradeye dair gerçekleri de kayda geçirdi. Ahmet’in cesareti, pek çok nedenle omuzları çökmüş pek çok insan üzerinde sabah serinliğinde yüze çarpılmış soğuk su etkisi yaptı. Bir an, sanki her şey o kadar da kötü, içinden çıkılmaz değilmiş havası esti. Gereken zamanda gösterilmiş, sadece cesaretten ibaret olmayan cesaret hepimize böyle etkiler. Sırf bu yüzden bile Ahmet’e çok şey borçluyuz.
Ancak, nâçizâne -Ahmet’i tanıdığım için daha güçlü bir şekilde- inanıyorum ki, gözüpekliği, mücadeleciliği zaten bilinen arkadaşımızın mahkemedeki tutumuyla elde etmek istediği, herkesin onu pek beğenip alkışlaması, övgülere boğması değildi. Ahmet, mahkeme heyetine sorduğu sorularla, davanın düzmeceliğini, kofluğunu, davanın gerisindeki “üst akıl”ın niyetini, böyle bir davanın açılabilmesine yol açan siyasî mücadeleleri, iktidar savaşlarını, komploları, entrikaları ortaya döktü. Öbür yanda, mahkemedeki tavrı, Türkiye’nin hukuksuz bir tek adam diktasına sürüklenişine itirazı olan herkese sorulmuş bir büyük soru değil miydi peki: “Ben burada bunları komplocuların yüzüne çarpıp hapishaneye döneceğim, siz ne yapacaksınız?”
Hâlihazırda Türkiye’nin muhalefetini oluşturan çeşitli siyasî parti ve hareketleri, mühim kişileri gözden geçiriyorum da, Ahmet’in söylediklerinin sonundaki dev soru işaretini görmedikleri izlenimine kapılıyorum.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024