Yıldıray OĞUR
Merakla beklenen AK Parti-MHP anayasa değişiklik önergesi 336 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunuldu.
İki maddelik bir teklif bu.
Birinci maddede 50 senedir uğruna muhtıralar verilip, parti kapatma davaları açılmış, yıllarca hararetli tartışmalara neden olmuş ülkenin en yaygın, en çok insanı etkilemiş ve en fazla insan tarafından savunulmuş ayrımcılığı, başörtüsü yasağının geri gelmemesi için anayasal bir güvence veriliyor.
Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. maddesine şu fıkralar ekleniyor:
“Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan hizmetlerden yararlanması hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamaz.”
“Hiçbir kadın dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim öğretim, çalışma, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, kamu hizmetlerine girme ile hak ve hürriyetleri kullanmaktan veya kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamaz, suçlanamaz ve herhangi bir ayrımcılığa tabii tutulamaz. Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda devlet ancak dini inancı sebebiyle kadının başını örtmesini ve tercih ettiği kıyafetini hiçbir suretle engellememek kaydıyla, gerekli tedbirleri alabilir.”
Son cümlede yine dayamayıp devlete verilen gerekli tedbirleri alma hakkı ileride devleti yönetenler değiştiğinde başa belalar açma potansiyeline sahip olsa da, “tercih ettiği kıyafeti” meselesi üzerinden yeni tartışmalar açma ihtimali olsa da Türkiye’nin 40 senesinin en büyük kutuplaşması olan yaygın bir ayrımcılığın anayasal güvence altına alınarak korunmaya çalışılması anlaşılır.
Özellikle de laik kesimin siyasetçileri ve kanaat önderleri arasında bu derin ve korkunç ayrımcılıkla ilgili sahici bir pişmanlık, yapılan büyük yanlışı telafi etmek için bir çaba görünmezken, “sorun kalmadı işte ne kaşıyorsunuz hala” dışında onarıcı bir söz söyleyen Kılıçdaroğlu dışında hala kimse çıkmamışken ve bunu yaptığı için Kılıçdaroğlu da kendine yakın medyada bile eleştiriliyorken…
Ama ya ikinci madde?
Bu maddede Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddesine yeni bir cümle eklenmesi öneriliyor.
Maddenin mevcut hali şöyle:
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.”
Değişiklik teklifiyle birinci cümledeki “temelidir’in yanına ve ile şu cümle eklenecek: “Evlilik birliği ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir.”
Peki hangi gerekçeyle?
Önergeyi verenlerin gerekçesi şöyle:
“İnsan tabiatına uygun bir birliktelikle, bu bağlamda iki ayrı cinsiyetin yani kadın ve erkeğin evlilik yoluyla kurduğu aile, Türk milleti olarak varlığımızın teminatıdır…Bu suretle her türlü tehlike, tehdit, saldırı, çürüme ve sapkınlığa karşı ailenin korunması için ilave anayasal güvence sağlamakta ve ailenin toplumu ve milleti temelden ifsat edecek anlayışlardan korunması amaçlanmaktadır.”
Yani bu maddeyi 40 senelik başörtüsü ayrımcılığını bitiren bir anayasa paketinin içine sokan muhafazakarların laiklerin yerini alan yeni düşmanı…
Uzun süredir Türkiye’deki muhafazakarlar ülkede olan bitenlere karşı gösteremedikleri tepkiyi, ahlaksızlık, dejenerasyon, aile ve insan türüne yönelik en büyük tehdit olarak gördükleri eşcinselliğe karşı gösteriyor.
Bu konudaki duyarlılık o kadar yüksek ki, adı İstanbul olan ve AK Parti iktidarının eseri ve imzacısı olduğu küresel bir sözleşmeden Türkiye’nin çıkmasını sağladılar.
Anayasa’ya eklenmesi önerilen bu maddeyle eşcinsel evliliklere karşı bir ön tedbir alınmış oluyor.
Peki Türkiye’de hali hazırda eşcinsellerin evlilik hakkıyla ilgili bir talep var mı? Bunu savunan bir parti, grup, sivil toplum bulunuyor mu?
Hayır.
Yılda bir kez yürüyüş yapabilmekten fazlasını istemeyen Türkiye’deki LGBT derneklerinin bile gündeminde böyle bir talep yok.
Ama nesilleri ve aileleri gelmekte olan bu büyük tehlikeye karşı korumak isteyen, muhalefeti de böylece ters köşe yatıracağını düşünen iktidar şimdiden tedbirini almak istiyor.
Muhtemelen mevcut partilerin hiçbiri de bu cümleye karşı tek cümle kuramayacak.
Çünkü tam da iktidar onların bunu yapmasını ve LGBT destekçisi olarak damgalanmalarını istiyor.
Ama işte bazen kader ağlarını öyle bir örüyor ki, planlar ayağınıza dolanabiliyor.
Herkesi oturup düşünmeye çağıran inanılmaz bir tevafuk bu…
Tam da Meclis’e anayasadaki aile ve çocuğun korunması maddesine portakal çiçeğinde vitamin dahi olmayan eşcinsel evlilik taleplerine karşı bir cümle eklemek için önerge verilirken Türkiye’nin konuştuğuna bakın!
Kendisini “İlim, amel, ihlas ile mücehhez, irşada ehil, ihyaya muktedir, yarınlara örnek insan yetiştirmeyi vazife bilir” diye tanıtan, ülkenin en Ortodoks tarikatına bağlı bir vakfın başındaki hocanın bizzat kendi ailesine yaptıklarına…
Aileden ve cemaatten kaçan kızının iki yıldır mahkemelerde süründürülen iddiaları ile ilgili nihayet bir savcı iddianame yazdı.
İddianamede genç kadın, altı yaşındayken vakfın başındaki babasının, 29 yaşında, kapı komşuları olan babasının talebesi başka bir hocayla aralarında imam nikahı kıydığını, 14 yaşına geldiğinde de gelinlik giydirilip evlendirildiklerini ama 6 yaşından itibaren nikahlı olduğu kişi tarafından cinsel olarak istismar edildiğini, gizli olarak ses kaydını aldığı eşine de onaylatarak anlatıyor.
Bu istismar iddiası ilk defa da devletin önüne gelmemiş.
2012 yılında resmi kayıtlara göre 14 yaşındayken hamilelik şüphesiyle doktora götürülünce de doktorların girişimiyle devlet olaya müdahil olmuş ama yapılan şaibeli bir kemik testi ile kızın 21 yaşında olduğu tespit ettirilince savcı kovuşturmaya gerek yoktur kararıyla dosyayı kapatmış.
Şimdi ise iki yıldır bir kenarda bekleyen soruşturma dosyası, cinsel istismar davalarına bakan savcılık bürosuna üç ay önce atanmış ve dosyadaki isimlerin kimliğinden ve onlara dokunmanın risklerinden habersiz bir savcı tarafından iddianameye çevrildi.
Bir babanın altı yaşındaki kızını 29 yaşında bir adamla nikahlayıp, cinsel olarak istismar edilmesine izin verebileceğine inanmak kolay değil.
Soruşturmayı yürütenlere göre tarikatın bir vakfının başında olan bu hoca, kapı komşusu olan talebesinden kızına kuran dersi aldırırken onları nikahlayarak bir çeşit kendince tedbir almış.
Kızın kaydettiği ses kayıtlarında da eşine bazen “hocam” dediği görülüyor.
Bu kadarı bile mide bulandırmaya yetiyor.
Ama bu iddialar karşısında midesi bulanmayan pek kimse de olmadı.
Haber Birgün’de çıktığı için haklı olarak şüpheyle bakan, bir anda yine “bütün dindarlar zaten böyle”,” tarikatlar-cemaatler sapıklık yuvası hepsi kapatılmalı”, “sorun dinin kendisinde” kampanyasına dönüşmesine karşı iddiaların yalan çıkmasını isteyen, yalanlamaya çalışanlar oldu ama altı yaşında bir kızın nikahlanabileceğini savunan pek kimse çıkmadı.
Mağdurun kardeşleri bile diğer mensupları da televizyonlara çıkarak bunun kabul edilemez olduğunu o yüzden mümkün olmadığını söyleyerek iddiaları yalanlamaya çalıştılar.
Bu vakfın başındaki hocanın da icazet aldığı İsmailağa Cemaati, Cübbeli Ahmet, yine bu cemaate yakın ilahiyatçılar da en baştan itibaren böyle bir şeyin kabul edilemez olduğunu söyleyen kendilerini olan bitenden ayıran ve bu hocaya sahip çıkmayan açıklamalar yaptı.
Zaten hukukun bu kadar iktidarın kontrolünde olduğu bir iklimde böyle bir soruşturmanın açılabilmesi devletin bir örtbas içinde olmadığının göstergesiydi ama birkaç saat arayla kuran kurslarında yetişmiş İmamoğlu, düzenli namaz kılan, dindar siyasetçiler Akşener, Babacan, Davutoğlu’nun kınama açıklamalarından hemen sonra Aile Bakanlığı davaya müdahil olacaklarını açıkladı, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik sert bir açıklamayla iddiaların üzerine gidileceğini söyledi, en sert açıklamayı ise “cemaatse cemaat üyeleri gözaltına alınmalı” diye AK Parti grup başkanvekili Özlem Zengin yaptı.
Son olarak pek çok konuda iktidarın reddettiği araştırma komisyonunun bu iddianın araştırılması için Meclis’te kurulmasına karar verildi. HSK 2012’deki ilk soruşturmada dosyayı kapatan savcı hakkında soruşturma açtı.
Yani şu ana kadar başta iktidar ve kendi tarikatları olmak üzere bu olayda bu aileye ve bu vakfa destek olan kimse çıkmadı.
Medyada ve sosyal medyada da ilk andaki yalanlama girişimlerinden sonra muhafazakar kesimin sözcüleri, gazetecileri hatta trolleri iddiaların ciddiyeti karşısında tavırlarını değiştirdi.
Buna rağmen hala sanki küçük yaşta kızların evlendirilmesi muhafazakar kesimde çok sıradanmış gibi suçu büyük kalabalıklara yıkmaya çalışanlar, konuyu dindarların ahlaksızlığına getirenler, hukuken ve sosyolojik olarak mümkün olmayan- çünkü zaten kapalı hali bu ve isteseniz de gönüllü bir dini yapıyı yasaklayamazsınız- tarikatların kapatılmasına bağlayanlar, bunu da kutuplaşma ateşine odun diye atanlar, büyük kitlelerin hakiki bir sorgulama yapmasını engelleme görevini yine başarıyla ifa ettiler.
Halbuki kutuplaşmayı, şeytanlaştırmayı artırmaktan başka hiçbir işe yaramayan böyle köhne bir muhalefet yerine, aileyi “eşcinsellerin ifsadına” karşı korumak için anayasa değişikliği teklifi getirilirken yaşanan bu korkunç muhafazakar aile skandalı, bu korkutucu zamanlama, ilahi bir ikaz gibi duran bu tevafuk, yaşadığımız kutuplaşma cehenneminde herhangi bir konuyu birbirini yok etmeye çalışmadan konuşamayan bu ülkenin zavallı insanları için büyük bir yüzleşme fırsatı..
Şu soruları sorduracak, ibretlik bir tevafuk bu;
Türkiye’de aileye karşı acil tehdit sahiden de eşcinsellerden mi geliyor? Emin misiniz?
Ahlak dinden doğal olarak doğar mı, yoksa ahlak bir bilgi değil bir pratik midir?
Tarikatlar gibi kapalı ve başındakilerin bütün günahlardan azade ve hesap sorulmayan makamda olduğu yapıların doğal olarak her türlü suistimale açık olduğunu görmek, bu yapıların kamusal kültürü domine etmesine, devlette örgütlenmesine hele de bağımsız bir dini otorite olan Diyanet’i ele geçirip, dinin rasyonel zeminde konuşulabildiği İlahiyatların hocalarını tekfir etmesine karşı çıkmak da en başta dindarların bir sorumluğu değil midir?
Yani Türkiye’de aileyi korumak için yapılacak en acil iş bu anayasa değişikliği olmayabilir mi?
Aileye karşı en büyük tehdit hala var olduklarını ispatlamaya çalışan eşcinsellerden gelmiyor olabilir mi?
İlle de ailenin kimlerden oluştuğu böyle ayrıntılı olarak Anayasa’ya yazılacaksa ailenin sadece kadın ve erkekten oluştuğunu söylemek yeter mi?
Ailenin reşit kadın ve reşit erkekten oluştuğunu da yazmak gerekmez mi?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları





































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026