Yıldıray OĞUR
İktidarı yıkan yabancı biri de değildi. Bu 60 yıllık iktidarın 22 yılına başbakan olarak imza atmış, Malezya’nın efsanevi lideri Mahathir Muhammed, 2003 yılında 77 yaşında emekliğe ayrıldığı siyasete 15 yıl sonra 92 yaşında dönerek eski talebelerini iktidardan etti ve dünya tarihinin en yaşlı Başbakan’ı unvanını aldı.
Ama bunu yalnız başına yapmadı. Mahathir’in seçime Başbakan adayı olarak girdiği Pakatan Harapan’ın (Umut Koalisyonu) esas lideri eski başbakan yardımcısı Enver İbrahim beş yıldır hapishanede. Malezya kanallarında sık sık hapishaneden bir hastaneye sevk edilmiş Enver İbrahim’in bu seçim zaferini televizyondan izlerken çekilmiş görüntüleri yayınlanıyor.
Toplam 11 yılı bulan mahpusluğunun sebebi ise epey belaltı yöntemlerle yapılan bir siyasi tasfiye operasyonu.
Şimdi müttefiki olan Mahathir Muhammed’in de bir zamanlar parçası olduğu (Daha sonra özür dilemişti) bu tasfiye operasyonunda, Malezya’nın gelecekteki lideri olarak bakılan İbrahim hakkında önce yolsuzluk dosyaları ortaya sürülmüş, onlar boş çıkınca bu kez eşinin şoförü onu kendisiyle eşcinsel ilişkiye girmekle suçlamıştı. Bu şeri hukukun geçerli olduğu Malezya’da ağır bir suç.
Enver İbrahim, altı yılını hapiste geçirdiği, yıllarca süren mahkemeler, çelişkili temyiz kararları sonrası serbest kaldıktan sonra 2008’de tekrar siyasete döndü. Muhalefet lideri olarak katıldığı 2013 seçimlerinden başarılı çıkmasına rağmen adaletsiz seçim sistemi yüzünden partisi iktidar olamayınca, İbrahim ve taraftarları sokaklarda sonuçları protesto ettiler.
Kısa bir süre sonra da Enver İbrahim hakkında yıllardır temyizde bekleyen cezalar onaylanıverdi ve İbrahim tekrar hapse girdi.
Ama o bu trajik hikayeden beş yıl sonra adını hapishaneden seçimleri kazanan liderler arasına yazdırmayı başardı.
Onu hapse attıran mevcut Başbakan Necip Rezak ve eşi hakkında ise milyar dolara varan yolsuzluk suçlamaları nedeniyle yurtdışına çıkış yasağı konmuş durumda.
Enver İbrahim, muhtemelen yarın çıkarılacak bir kraliyet affı ile hapishaneden çıkacak. Siyasete dönebilmesi için yasal sürenin dolmasından sonra da 92 yaşında dünyanın en yaşlı başbakanı unvanını alan eski hasmı yeni müttefiki Mahathir Muhammed’den başbakanlığı devralacak.
Seçimlere hapishaneden katılan liderler denince Türkiye’den ilk akla gelen isim ise şüphesiz hitabeti, hazır cevaplığı ve nüktedanlığıyla meşhur Osman Bölükbaşı.
1946 yılında siyasete Demokrat Parti’den giren ama DP’nin CHP’ye karşı politikalarını fazla ılımlı bulup istifa ederek Millet Partisi’ni kuran Bölükbaşı, hapishaneyle de ilk olarak 1949 yılında tanışmıştı. Suçlamalar ağırdı; “hükümeti devirmeye çalışmak, Bayar ve İnönü’ye suikast planı yapmak ve Ruslardan para almak.”
Bölükbaşı, bütün iddialar boş çıkıp hapishaneden tahliye edildikten kısa bir süre sonra gidilen 1950 seçimlerinde memleketi Kırşehir’den tek başına Meclis’e girmeyi başardı.
Etkili hitabeti, açık sözlülüğü ile DP’yi Meclis’te tek başına epey hırpalayan Bölükbaşı’nın 1953 yılında bu kez partisi “Atatürk’e hakaret, laikliğe aykırılık” iddialarıyla kapatıldı.
Millet Partisi kapatılınca Cumhuriyetçi Millet Partisi’ni kuran Bölükbaşı, 1954 seçimlerinde memleketi Kırşehir’deki neredeyse bütün oyları ve vekillikleri alarak Meclis’e tekrar girdi. Kırşehirlilerin bu ısrarı Celal Bayar ve Adnan Menderes’i o kadar kızdırmıştı ki Kırşehir’i cezalandırmak için ilçeye çevirdiler.
1957 yılında gidilen baskın seçimlerinden önce iktidar, seçim yatırımı olarak tekrar Kırşehir’i il yapmaya karar verdi. Kararla ilgili Meclis’teki oturumda yine Bölükbaşı sahneye çıktı. Devlet büyüklerine hakaret ettiği iddiasıyla Meclis’te dokunulmazlığı kaldırıldı.
Ne zaman tutuklanacağı beklenirken, tekrar il yapılma töreni içim gittiği Kırşehir’de büyük bir kalabalık kendisini karşıladı. Bu sırada Emniyet Müdürü’nün güvenlik için arabasına bindirdiği Bölükbaşı’nın tutuklandığını düşünen halk, Emniyet Müdürü ve polislere saldırdı. Çıkan olaylardan sorumlu tutulan Bölükbaşı hakkında bir kez daha tutuklama kararı verildi.
Onu tutuklamak üzere polislerin geldiği evinin önünde büyük bir kalabalık da toplanmıştı. Kapıdan çıkan Bölükbaşı çocuklarını dizine oturttu. Daha sonra büyükelçi ve milletvekili olarak Türkiye’ye hizmet edecek, geçen aylarda kaybettiğimiz oğlu Deniz’e dönerek “Sen iki günlükken yine bir tertiple babanı zindana atmışlardı. Senden tek bir şey istiyorum. Vatana ve babana layık bir evlat ol. Ancak böyle demokrasi bayrağı elden ele geçecek ve hiç yere düşmeyecektir” dedi. Sonra beş yaşındaki kızının önünde çöktü ve şöyle dedi: “Bana hükümet hiç diz çöktüremedi yavrum, ama sen çöktürdün. Ama bil ki baban senin alnına hiç leke sürdürmedi.”
Kalabalığın protestoları arasında Bölükbaşı, hapse götürüldü. Seçim kampanyasını hapisten yönetti. Hapishanede saçlarının zorla kazıtıldığı haberleri muhalefeti ayağa kaldırdı. CHP lideri İnönü ve DP’den ayrılmış isimlerin kurduğu Hürriyet Partisi, Bölükbaşı’nın serbest bırakılmasını istediler. Hapisteyken bir kez daha baba olan Bölükbaşı’nı kutlayan telgraflar gönderdiler.
Ama tutuklama, baskılar seçimlerde yine ters tepti ve Bölükbaşı başta memleketi Kırşehir olmak üzere, sandıklardan oylarını artırarak çıktı. Milletvekili yeminini yattığı Ankara Cezaevi’ndeki koğuşunda yaptı.
Partisini Köylü Partisi ile birleştirip, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ni kurdu. 1959’da bir kere daha hapse girdi. Darbeden sonra partisi İnönü Başbakanlığındaki hükümete destek verince, 28 vekil arkadaşıyla birlikte partisinden istifa ederek tekrar Millet Partisi’ni kurdu.
Kurucusu olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ise 1969 yılında yeni bir adla siyasi faaliyetlerine devam kararı aldı; Milliyetçi Hareket Partisi olarak...
1957 seçimlerinden 61 yıl sonra bir kez daha seçimlere giderken bir muhalefet lideri hapiste.
Tıpkı 1957 seçimlerinde olduğu gibi diğer muhalefet liderleri, CHP’nin adayı Muharrem İnce ve Saadet Partisi’nin adayı Temel Karamollaoğlu, hapisteki Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçimlerin adil ve eşit olması için tahliye edilmesini istediler.
Bölükbaşı’nın kurduğu partinin devamı olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin lideri Devlet Bahçeli ise uzun süre Meclis’te yan yana oturduğu, tokalaştığı, kendi partisinden daha çok milletvekili çıkarmış Demirtaş ile ilgili bu çağrılara, “kahraman” olduğunu söylediği iki mafya liderine af çıkarılmasıyla ilgili çağrıyla karşılık verdi.
Bütün dünya medyasında 24 haziran seçimleri ile ilgili en dikkat çeken konuların başında gelen altı cumhurbaşkanı adayından biri Demirtaş’ın 2016 Kasım’ından beri süren tutukluluğu, hakkında Meclis’e gönderilen 31 adet fezlekeden oluşan 514 sayfalık bir iddianameye dayanıyor.
Bu 31 fezlekeden 10’u 2011-2012 tarihlerine ait. Bu yüzden de 514 sayfalık iddianamenin üçte ikisi 2009 yılındaki, hazırlayan polis ve savcıların bugün FETÖ’den tutuklu olduğu KCK iddianamesinden alınmış.
Neredeyse tamamı kopyalanmış iddianamede Demirtaş’la ilgili olan sınırlı sayıdaki sayfalarda 2008-2009 yıllarında partideki bazı isimlerle yaptığı telefon görüşmelerinin tapelerine yer verilmiş.
Yine iddianamede 2011 yılında Demokratik Toplum Kongresi toplantılarında Demirtaş’ın yaptığı konuşmalar da deliller arasında yer almış.
Bu fezlekelerde Demirtaş’a örgüt üyeliği, suçluyu övme, terör propagandası gibi suçlamalar yapılmış.
Ama bu suçlamalarla ilgili iddianamede yer alan en somut kanıt, 2013 yılında Ali Turabi Doğanay tarafından İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılmış bir ihbarda yer verilen 8 Mart 2013 günü Sözcü gazetesinin manşetinde çıkmış bir fotoğraf karesi.
Fotoğrafta Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan, Ahmet Türk gibi isimlerle birlikte Kandil’de Murat Karayılan’la birlikte kameralara poz verirken görünüyor.
Bakıldığında PKK ile ilişkiye bundan daha net bir kanıt bulmak zor.
İlginç bir şekilde savcılık Sırrı Süreyya Önder ve Altan Tan hakkındaki soruşturmayı tefrik etmiş, sadece Demirtaş hakkında Meclis’e yargılanması için fezleke göndermiş.
Ama işin daha tuhaf tarafı, Kandil’deki bu görüşmenin çözüm süreci sırasında devletin bilgisi dahilinde ve bazen devletin yardımlarıyla yapılmış müzakerelerden biri olması.
Yani devlet, PKK liderleriyle müzakere yürütmesi için kendi deniz aracıyla İmralı’da Öcalan’la görüşmeye gönderirken, Kandil’e gitmesi ve geri dönmesine izin verirken PKK’yla ilişkili olmakla suçlamadığı Demirtaş’ı beş yıl sonra PKK ile ilişkili olmakla suçluyor.
Halbuki dosyada çözüm sürecindeki bu görüşme trafiğinden daha net bir delil yok, Demirtaş’ın PKK ile siyasi ilişkisi de devletin bilmediği bir şey değil, aksine çözüm sürecinde istifade etmeye çalıştığı bir şey.
Ayrıca hakkında örgüt üyeliği, terör propagandasıyla ilgili fezlekeler Meclis’te dururken Demirtaş yıllarca Meclis’te parti grup yöneticiliği ve parti liderliği yaptı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, diğer bakanlar aralarında Devlet Bahçeli’nin olduğu liderlerle birlikte çalıştı, görüşmelerde bulundu, tokalaştı, sohbet etti.
O zaman dokunulmazlığını kaldırıp yargılayacak kadar ciddiye alınmayan fezlekelerin şimdi tutuklama, yargılama nedeni yapılması da tutarlı görünmüyor.
İddianamenin geri kalanındaki fezlekeler için de bu söylenebilir.
2014 yılındaki 6-7 Ekim olaylarını başlatan HDP’nin acil sokağa çıkma çağrısı ve 2015-2016’da hendek terörü sırasında yaptığı konuşmalar için de Demirtaş hakkında fezlekeler düzenlenmiş ve iddianamede bu fezlekelere yer verilmiş.
6-7 Ekim olaylarındaki çağrı ile ilgili iddianamede çağrı dışında herhangi bir soruşturma yapılmış görünmüyor. Çağrının nasıl yapıldığı, Demirtaş’ın bu çağrıdaki rolü hakkında savcılık herhangi bir araştırma yapmadan sadece çağrıdan hareketle suçlamalarda bulunmuş.
Ama 6-7 Ekim 2014 olaylarından sonra da Demirtaş’ın çözüm sürecinin aktörlerinden biri olarak kaldığı, Cumhurbaşkanı adayı olduğu, yüzde 10 oy aldığı, iki kere seçimlere girdiği, bütün ülkeyi dolaşıp kampanya yaptğı, mitinglerindeki bir bombalı saldırı üzerinde Cumhurbaşkanı tarafından arandığı, Başbakan’la koalisyon görüşmeleri yaptığı, hatta liderliğini yaptığı partinin seçim hükümetine bakan verdiği, darbeden sonra Meclis’te faaliyetlerine devam ettiği unutuluyor.
İki yıl sonra, çözüm süreci bittikten, siyaseten yollar ayrıldıktan sonra bu fezlekelerden tutuklu yargılama gerektiren suçlar çıkarılması da hukukun konjonktürle ilgisi hakkında pek de iyi şeyler söylemiyor.
Tabii ki bunlar HDP’nin ve Demirtaş’ın hendek terörü ve 6-7 Ekim olaylarında sorumluluğu yok anlamına gelmez. Ama karşımızda sadece hukuki bir mesele değil, siyasi bir mesele olduğunu da akıldan çıkarmamak gerek.
Yüzde 13 oy almış ve şimdi Meclis’teki parti grubu tarafından Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilmiş bir siyasetçinin tutuklu yargılanması Türkiye’deki demokrasinin standartları açısından iyi bir fotoğraf vermiyor.
Sadece dünyaya nasıl göründüğü de önemli değil.
Hendekler sonrası siyaseten bölgede büyük yaralar almış bir parti, vekillerin ve başta Demirtaş’ın uzun süreli tutukluluğu nedeniyle yeniden toparlanmış gözüküyor.
Sadece klasik HDP seçmenleri değil, muhafazakar Kürtler açısından da Demirtaş’ın durumu motive edici bir faktör haline geldi. Cumhur ve Millet ittifaklarına giremeyen HDP, sol ve PKK kimliğinden çok Kürt kimliğinde bir birleşmenin adresi oluyor. Ayrıca silahlı örgüte karşı, siyasi alanın zayıflatılması ve daraltılması günün sonunda silahlı örgütün işine yarayacak sonuçlar üretiyor. Halbuki devletin yapması gereken, meşru alanı siyaset yapmak isteyenlere açık tutmak olmalı.
Bütün bunlar bir devletin üzerinde ciddi ciddi ve soğukkanlılıkla düşünmesi gereken sonuçlar. Hapishanede yatan bir aday sandıktan yüksek bir oy aldıktan sonra geç olmuş olacak. Türkiye’den hem dünyaya hem de tarihe kötü bir fotoğraf kalacak.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları



































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026