Halil BERKTAY
[3 Mayıs 2020] Dünkü yazımda, test sayılarının ve test sayısı ile vaka sayısı arasındaki ilişkinin, dünya çapında sorunlu olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Uç noktada, Paul Romer’in ABD’deki gerçek durumu saptamak ve pandeminin önünü kesmek içi aslında günde 22 milyon teste ihtiyaç olduğu -- ve ayrıca, maliyeti karşılanırsa pekâlâ yapılabileceği yolundaki görüşünü kaydetmiştim. Romer’in önerisine kendi yorumumu eklemiş; yani objektif anlamda yapılabilir ama yapılmazsa kapitalizm faktörü yüzünden yapılmayacağını imâ ediyor… demeye getirmiştim.
Buradan Türkiye ile ilgili bazı gözlem ve düşüncelerime geçiyorum. (1) Test sayısı ile vaka sayısı arasındaki ilişki, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sorunlu. Evet, günlük yeni vaka sayılarında belirgin bir düşüş gözleniyor. 31 Mart - 3 Nisan arasında günlük yeni vaka sayısı 2000’lerdeydi. 4 - 7 Nisan arasında 3000’lere çıktı; 8 - 17 Nisan arasında 4000’lerde seyretti (bir tek 11 Nisan’da 5,138 oldu). 18 - 21 Nisan arasındaki dört günde kâh 3700-3900’ler, kâh 4600’ler arasında dalgalandı. 22-24 Nisan arasında 3100’lere ve 25 Nisan’dan itibaren de 2000’lere çekildi. Nihayet 2 Mayıs’ta (dün) 2000’in de altına düştü ve 1983 oldu.
Şimdi bu, neresinden bakarsanız bakın net bir trend demek. Büyük bir düşüş müdür, yeterli bir düşüş müdür; orasına aşağıda değinmeye çalışacağım. Ama şu sayılar temelinde, en kötüyü 8 - 17 Nisan (belki 8 - 21 Nisan) arasında gördüğümüz ve o günlerden itibaren bir iyileşme yaşadığımız açık olsa gerek. Ne ki, bu sonuca gölge düşüren bazı faktörler var. Birincisi, test sayısının hem azlığı, hem oynamaları. Günlük test sayısı sabit veya düzenli artıyor değil; kabaca 20-40 bin arasında değişiyor. Buna göre, günlük vaka sayısı da inip çıkabiliyor. Tabii burada, test sonuçlarının ancak 5-6 günde çıktığını da hesaba katmak lâzım. Yani faraza dün (2 Mayıs Cumartesi) akşam 19:30’da açıklanan 1,983 yeni vaka, o gün değil 5-6 gün önce yapılan testlerin sonucu. Bu ilişkinin (zaman fasılasının) net ve kesinlikli olmaması hesaplamayı zorlaştırıyor ama yeni vaka sayılarında gözlenen düşüşlerin en azından bir bölümünün test sayısındaki azalmaya bağlı olabileceği şüphesine ağırlık kazandırıyor.
Tabii test sayısının mutlak anlamda azlığı ayrı bir problem. 2019 itibariyle 67 milyon nüfuslu İngiltere, “nihayet” günde 100,000 test seviyesini yakaladığıyla övünürken, gene 2019 itibariyle 82 milyon nüfuslu Türkiye’nin günde en fazla 43,000 testle yetinmesi ve bunu arttırmaya niyetli gözükmemesi biraz garip geliyor insana. Resmî açıklama, “filyasyon” (veya ilişki takibi) yöntemi (yani, sadece test sonucu pozitif çıkanların yakın geçmişte temas ettiği kişilerin saptanıp onlara test uygulanması) çerçevesinde bu rakamların yeterli olduğu yönünde. Acaba? Bu çok doğru ve hassas bir yöntem mi? Yüzde yüz garantili, su sızdırmaz mı? Aradan kaçan, hem de önemli sayıda vaka olmaz mı? Bundan diyelim 20 gün önce, tek bir kişinin iltisak ve irtibatlarını izlerken, diyelim 30 kişi içinde 5’inin tesbit ve test edilmediğini, bunlardan 2’sinin de aslında hasta, yani taşıyıcı olduğunu düşünün. Sonraki 20 günde bu 2 kişi ilk ağızda kendi temas ve bulaşları ve sonra bulaşlarının bulaşları ve sonra bulaşlarının bulaşlarının bulaşları vb yoluyla kaç kişiye hastalığı taşıyabilir? Ben 1:6 katsayısından yola çıkarak sadece 5 günle sınırlı bir hesaplama yaptım ve 12 – 72 – 432 – 2,592 – 15,552 serisini buldum. 2/30 veya 1/15 eksik, ki pekâlâ olabilir, böyle bir sonuç doğuruyor. Üstünkörü de olsa bir fikir vermeye yarayabilir diye zikrediyorum. İki gece önce bir televizyon kanalında akıllı bir genç hekim şöyle bir şey söyledi (mealen aktarıyorum): “Gölde balık tutmaya benziyor. Siz tek bir kayıkla çıkar, diyelim bir balık tutarsınız. Beş kayık çıkar, beş balık tutar. Ama gölde kaç balık yaşadığını bu yolla saptayamayız.” Yani şu ana kadar 124,375 “balık yakaladık” (= vaka saptadık) diyoruz ama “Türkiye gölü”nde daha kaç balık-vaka var, bu test sayılarıyla bunu bilebilmekten (ve dolayısıyla ona göre önlem alabilmekten) hayli uzağız.
(2) Vaka artış oranı ancak son iki günde yüzde 2 ve altına düştü. Tabii esas mesele, günlük vaka sayıları değil, vaka artış oranı. Yaklaşık iki hafta önceki bir yazımda (17 Nisan: Bize nasıl yalan söyleniyor?), Chicago Üniversitesi’nden Ufuk Akçiğit’in 1-3 Nisan tweet zincirlerini aktarmış ve İtalya-İspanya patikasından ayrılmak için Türkiye’nin vaka artış oranını yüzde 2’ye düşürmesi gerekiyormuş… demiştim. 24 Nisan’daki Bazı tuhaf sorular yazımda ise Türkiye’de bu oranın yüzde 17’lerden başlayıp ancak 12 Nisan’da yüzde 10’un altına düştüğünü göstermiştim. Aşağıdaki tablo, günlük vaka artış oranının 12 Nisan’dan bu yana nasıl seyrettiğini yansıtıyor.
Önceki günün Artış
Günlük vaka sayısı toplam vaka sayısı yüzdesi
12 Nisan 4789 52,167 9.2
13 Nisan 4093 56,956 7.2
14 Nisan 4062 61,049 6.7
15 Nisan 4281 65,111 6.6
16 Nisan 4801 69,392 6.9
17 Nisan 4353 74,193 6.6
18 Nisan 3783 78,546 4.8
19 Nisan 3977 82,329 4.8
20 Nisan 4676 86,306 5.4
21 Nisan 4611 90,980 5.1
22 Nisan 3083 95,591 3.4
23 Nisan 3116 98,674 3.1
24 Nisan 3122 101,790 3.1
25 Nisan 2861 104,912 2.7
26 Nisan 2357 107,773 2.2
27 Nisan 2131 110,130 1.9
28 Nisan 2392 112,261 2.1
29 Nisan 2936 114,653 2.6
30 Nisan 2615 117,589 2.2
1 Mayıs 2188 120,204 1.8
2 Mayıs 1983 122,392 1.6
Buradan, Türkiye’nin ancak 25-30 Nisan arasında yüzde 2 hattına yaklaştığı (veya etrafında dolandığı); 1-2 Mayıs’ta ise net altına indiği sonucu çıkıyor. İtalya ile Türkiye arasında, ilk kaydedilen vakalarından bu yana her hafta toplam vaka sayısının nasıl geliştiğine ilişkin bir karşılaştırma ise şu tabloyu ortaya koyuyor:
İtalya Türkiye
Başlangıç tarihi 15 Şubat 10 Mart
1. haftanın sonu 79 vaka (22/2) 98 vaka (17/3)
2. haftanın sonu 1,128 (29/2) 1,872 (24/3)
3. haftanın sonu 5,883 (7/3) 13,581 (31/3)
4. haftanın sonu 21,157 (14/3) 34,109 (7/4)
5. haftanın sonu 53,578 (21/3) 65,111 (14/4)
6. haftanın sonu 92,472 (28/3) 95,591 (21/4)
7. haftanın sonu 124,632 (4/4) 112,261 (28/4)
8. haftanın sonu 152,271 (11/4)
9. haftanın sonu 175,925 (18/4)
10. haftanın sonu 192,994 (25/4)
11. haftanın sonu 207,928 (2/5)
Durum oldukça açık. Türkiye’de vaka artış hızı ve toplam vaka sayıları, ilk dört hafta boyunca İtalya’dan da yüksek. Ancak 4. ve 5. haftalar arasında bir yerde (yani önceki tabloda 12-14 Nisan dolaylarında) artış hızı İtalya’nın altına çekilebiliyor. Bu da nihayet ilk 7 hafta toplamının, mutlak miktar olarak da (Avrupa’nın iki en felâketli çizgisinden birini izleyen) İtalya’nın gerisinde kalmasını sağlıyor. Tabii bütün bu hesaplar resmî verilerin doğru olduğu varsayımına dayanıyor.
(3) Bazı istatistiklerin üzerindeki soru işaretleri kalkmış değil. İyileşme trendini ve buna bağlı umutlarımızı hafif gölgeleyen bir diğer faktör, bazı veri dizilerinin fazla düzenli gitmesi ve dolayısıyla istatistikî rastgelelik beklentilerine ters düşmesi. Bunun bir örneği, toplam ölüm sayısının toplam vaka sayısına oranı. Biliyorsunuz, 4-13 Nisan arasındaki on gün boyunca bu oran hep yüzde 2.1 oldu. Ortalama değil, tek tek her gün itibariyle yüzde 2.1 oldu. Ansızın herkes farkediverdi bunu (ben de farkettim ve 14 Nisan’da yazdım: Nasıl olabilir? Neden olamaz?). Fakat hayret bir şey; on gün hiç oynamayan bu oran, yapay sabitliği farkedildiği andan itibaren değişmeye başladı. Aşağıdaki tablo, 14 Nisan’dan sonraki gelişmeyi yansıtıyor.
Toplam ölüm sayısı /
toplam vaka sayısı
14-16 Nisan yüzde 2.2
17-19 Nisan yüzde 2.3
20-23 Nisan yüzde 2.4
24-26 Nisan yüzde 2.5
27-30 Nisan yüzde 2.6
1-2 Mayıs yüzde 2.7
Ve öyle tırmanmaya devam ediyor. Bir Allahın kulu da çıkıp, 4-13 Nisan’da nasıl hep yüzde 2.1’de kaldığını açıklamıyor, açıklayamıyor.
(4) Bu bağlamda son problemim, günlük ve toplam ölüm sayılarıyla ilgili. 2-7 Nisan arasında günlük ölüm sayısı hep 70’lerde seyretti. 9-13 Nisan’da 90’lara, 14-15 Nisan’da 100’lere, çıktı. 16-20 Nisan’da hep 120’lerde kaldı. Sonra inişe geçti. 21 Nisan’dan bu yana 117 – 115 – 109 – 106 – 99 – 95 – 92 – 89 – 93 – 84 – 78 şeklinde çok düzenli bir eğim gösterdi. Dün, yani 2 Mayıs akşamı toplam 3,336’ya ulaştı.
Âşikâr ki bunlar sadece hastanelerde ölüm verileri; aksi takdirde hem bu kadar düşük kalamaz, hem de bu kadar düzenli bir iniş eğrisi oluşamaz. Dolayısıyla evet, (a) yoğun bakım verileri; (b) solunum cihazına bağlı hasta sayısı verileri; (c) günlük ve toplam iyileşme sayıları gibi, (d) günlük ve toplam ölü sayıları da hastaneler ölçüsünde doğru kabul edilmek zorunda. Türkiye’nin geçmişte yeterli yatırım yapılmış, iyi bir sağlık sistemi var; kalifiye doktor ve hemşireleri canla başla mücadele edip, kendilerine intikal eden kritik vakaların büyük bir bölümünü kurtarmayı başarıyor.
Ancak bu verilerin, toplumdaki bütün ölüm vakalarını (ya da ne kadarını) kucaklayıp kucaklamadığı sorusu güncelliğini koruyor. Tabii, Türkiye’nin bir kültürel özelliğini hesaba katmak lâzım, bunu düşünürken. Avrupa’da ölenlerin yüzde 90-95 kadarı yaşlılar (kademe kademe, 60 yaş ve 70 yaş üstü diye tasnif ediliyor). Bunların da önemli bir kısmı (Belçika gibi bazı ülkelerde, toplam ölümlerin yüzde 70 kadarı!) yaşlılar için bakım ve huzur evlerinde cereyan ediyor. Avrupa toplumunda (ve Amerika’da), bu tür bakım evleri (care homes) yaygın bir kültürel alışkanlık. Yaşlı insanların bir çoğu belirli bir noktadan sonra ailelerince böyle bakım ve huzur evlerine yerleştiriliyor; orada yaşıyor ve arada bir ziyaret ediliyorlar. Ama işte bu bakım evleri, koronavirüs gibi bir salgın karşısında çok korumasız kalıyor. Pandemi bir girdi mi, neredeyse kılıçtan geçiriyor zavallı ihtiyarları. Hattâ İspanya gibi bazı örneklerde, bakıcıların kendilerine emanet edilen çaresiz insanları bırakıp kaçtığı bile oluyor.
Buna karşılık Türkiye’de, nine ve dedeleri bakım evine vermek böyle yaygın bir alışkanlık değil. Aileleriyle yaşamayı sürdürüyorlar. Bunun da, 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağıyla da birleştiğinde, tek bir mekânda toplu kırıma uğrama olasılığına karşı bir savunma barikatı oluşturduğu ve özellikle en kırılgan kesim içinde ölüm sayısını düşük tutmaya yaradığı anlaşılıyor.
Öte yandan, Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü (WHO/DSÖ) tarafından önerilen iki kayıt kategorisinden sadece birini kullandığı da açık. Test sonucu pozitif çıkmış olanlar COVID-19 ölümleri olarak kaydediliyor; bütün klinik ve epidemiyolojik bulguları korona yönünde olmakla birlikte test yapılmamış veya test yapılıp da negatif çıkmış ölümler ise COVID-19 hanesine kaydedilmiyor. Bu, hastane ölümleri için de böyle, hastane dışı ölümler için de. İmdi, bu açıdan meselâ İstanbul defin verileri ciddî bir sorun. İBB verilerine göre, İstanbul’da 2019 Mart-Nisan aylarında toplam 12,745 kişi, 2020 Mart-Nisan aylarında ise toplam 16,345 kişi toprağa verilmiş. Arada 3,600 fark var. Ciddî bir fark. Yani şu andaki toplam COVID-19 ölümü sayısından fazla. Bunun açıklanması gerekir. Ne ki, bunun “neden korona olmayabileceği”ne ilişkin akıl yürütmelere rastlıyorum da, “peki başka neden olduğu”na ilişkin açıklamalara pek rastlamıyorum.
(4) Aklı başında, objektif ve gerçekçi bir tıp ve salgın haberciliğimiz yok mu bizim? Ya da neden yok? Haydi canım. Öyle bir medya mı kaldı ki? Sorduğunuz şeye bakın.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları




































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024