Hüseyin ÇAKIR
Erdoğan, “üçüncü adam” olma hayali görüyor. Bu hayalin peşinde koşuyor. Menderes ve Özal’ın yapamadığını yapabileceğini; çünkü devlete hâkim olduğunu; herkese her istediğini yaptırabileceği paranoyası içinde bulunuyor. İdeolojik güdüleri, aklının önüne geçiyor, kendini tutamıyor; zihnindeki insan ve toplum modelini her vesileyle bağıra çağıra dikte ediyor. En son evlenme yaşını emretti. Kendisini hala soğuk savaş dönemi, Milli Görüş Hareketi (dava)sının bu zamanlardaki lideri, ilahı gibi görüyor. Kendini kaptırdığı İslam dünyası liderliği -“halifelik”- halini alkışlayanların dışında kimseyi takmıyor…
İçi boş “Yeni Türkiye” nakaratı, otoriterliğin onaylanmasına, otoriter rejim kurulmasına dönüştü.
AKP, değişimci, reformcu parti mi? Geriye dönüp bakıldığında, Derviş reformları, AB ilerleme programını yerine getirdiği zamanlar (2003-2007) reformcu uygulamalar yapıldı. Bu uygulamalar, politik dile, siyaset yapma tarzına, toplumun bütün kesimlerle ilişkilerine yansıdı. Bu dönemdeki uygulamaların reformcu zihniyet olmadığı 2011’den sonra ortaya çıktı. Türkiye’nin içinden geçtiği devletin yeniden yapılanma süreciyle üst üste düştüğü, AKP’nin otoriter-muhafazakâr, siyasal İslamcı ideoloji partisi olamaya yöneldiği, Gezi eylemleri ve sonrasında ortaya çıktı.
En önemlisi: soğuk savaş sonrası Türkiye'nin değişim ve yeniden yapılanması devletin bekası için kaçınılmaz hale geldi. Devlet içindeki değişim ve yenilenme eğilimi ile, soğuk savaşçı, askeri, bürokratik vesayetçiler arasındaki farklı görüşler, gerilim ve çatışma noktasına geldi.
'90'larda başlayan Özal'ın liberalleşme politikaları kürsel kapitalizmin parçası olma ve liberal demokrasi ve özgürlüklerin gereği olarak; Kürt kimliğini tanıma ve Kürt sorunun barışçı çözüm girişimleri, din ve inanç özgürlüğü, 141-142 ve 163 maddelerin kaldırılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün alanını genişletilmesi... bu değişim girişimleri devletin askeri, bürokratik, sivil güçleri (vesayet) tarafından, "devletin varlığı ve bütünlüğüne karşı tehlike" olarak görüldü. Bu süreci durdurmak için; asker, sivil, siyasetçi, aydın, Kürt özgürlük hareketinden onlarca insan katledildi.
2000’lere gelindiğinde, devlet içindeki bu tartışma devletçi-cumhuriyetçi-laik kesimin Cumhuriyet Mitingleri ve “militer sivil örgütlenmelerle , anti İslamcı, anti AKP olarak kitle hareketine dönüştü. Siyasal İslamcılar, mütedeyyinlerle, cumhuriyetçi laiklerin birarada yaşamasını imkânsızlaştıracak bloklaşmaya doğru gidiliyordu. Öte yandan Kürt özgürlük mücadelesine devlet içinde iki yaklaşım: İmha, savaşa devam ve silahların susması, Kürt kimliğinin tanınması ve PKK ile barış süreci müzakerelerinin yapılması ayrışmayı hızlandırdı.
Ordu bu süreci darbe yaparak durdurmayı planlarken, devletin değişimden yana olanları, devlet içinde çatışmayla sonuçlanacak kutuplaşmaya gitmeden değişimi gerçekleştirmeyi, AB süreci ve demokratikleşmeden yana toplumsal destekle ve kontrollü biçimde sonuçlandırmak istedi. AKP imdada yetişti. Toplumsal desteğe sahip, eski rejim ve eski devletle kavgalı, Cumhuriyet tarihi boyunca mağdur olmuş Müslümanların taleplerini yerine getirmek, devletle olan kavgaya son verilmesini sağlanması, AKP iktidarı yoluyla mümkün göründü.
"Eski" ile kavgada belirli bir aşamaya geldikten sonra, devlet içinde Ergenekon, Balyoz davaları üstünden devam eden kavgada uzlaşma sağlandı, vesayetin yeni biçimini, soğuk savaşçı-ulusalcılar kabul etmiş! Oldular.
Değişim sürecinde devletin rolünü anlatırken, toplum demokrasi, özgürlük, değişim talebini yok saymıyorum. Bu konu ayrıca ele alınmalı. Bu dönemde, Kürt özgürlük mücadelesi, başörtüsü simgesinde mütedeyyinlerin kamusal alanda kılık kıyafetleriyle yer alma talebi, kadın hareketi ve vicdani ret, cinsel tercihin bireysel özgürlük mücadelesi… ve tabi ki sol ‘un, meslek örgütleri ve sendikaların rolü ve demokrasi, özgürlük ve değişim karşında aldıkları tutumları. .
Devlet kontrolünde yeni Türkiye ve değişim!
Devlet içindeki bu ayrışma sürecinde AKP, değişimden yana olan devlet aktörleriyle birlikte oldu. AKP’yi reformcu, Erdoğan’ı demokrat olarak aksettiren algı, devlet içindeki çelişki, değişim ve statüko kavgasında kontrollü değişimden yana olanların yanında durmasıdır.
AKP ve Erdoğan’ın reformculuğu ve siyasi iradesi “devletin yeni kırmızı çizgileri”, 2010 da yenilenen Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde yazılanlar kadardır
.
Türkiye’nin toplumsal ilişkileri, toplumsal zihniyeti, özgürleşme fikri; hak temelli, bireysel, grupsal ve inançsal olarak evrensel değerler olarak talep ediliyor. Özgürlük fikri ve talebi: Özgürleşmeyi, her düzeyde, her yerde katılımcılık, özel hayata müdahale edilmemesi, yaşam tarzlarına müdahaleye karşı çıkmak, doğaya müdahaleyi insan hayatına müdahale olarak algılayan, birey –özne, yeni bir kuşak ortaya çıktı.
Bu kuşağın değişim talebiyle, devletin ve AKP’nin değişim talebi çelişiyor ve tehlikeli görülüyor. Gezi Parkı eylemlerine karşı ve her öğrenci-gençlik eylemlerinin sert, ölümle sonuçlanan bastırılma nedeni; “yeni devletin”, özgürlük taleplerinin, bugünkü noktadan daha ileriye gitmesini engellemektir.
2014 yılında, toplumsal muhalefet ve protesto eylemlerine 16 buçuk milyon insan katılmış. Bizim tanıdığımız devlet, toplumsal hareketlerin büyümesine tahammül edemez. Bu hareketlerin içine girer, bu hareketleri marjinalize ve terörize ederek itibarsızlaştırır.
“Yeni Türkiye” demek: Soğuk savaşçı devlet zihniyetini ve kurumsal yapılarını ve darbeci, klasik vesayetçi aktörleri pasifize etmek ve/ya uzlaşmak, direnenleri etkisizleştirmek; böylece “eski-yeni” kavgasını buraya sıkıştırıp, İslamcı demokratik değişim talebini etkisizleştirmek. Bu proje başarılı olmuştur. İslamcıların demokratik değişim talebi, otoriter rejim talebine dönüştürülmüştür. Barış süreci şantaja dönüştürülerek de Kürtler pasifize edilmeye, otoriter rejimi kabule zorlanmaktadır.
Bu zamanlarda Terakki ve İttihat
Meşrutiyetten bu yana, terakki (ilerleme) ittihat ( bileşme-birlik) hep böyle olamadı mı? Kısaca göz atalım: 2014 Türkiye’sinde tarihsel koşullar farklı: Devlet (devlet aklı- modernleşmeci yeni zihniyet) inkâr, imha, asimilasyon, tehcirden vaz geçti; Ya/da küreselleşme, demokrasinin evrensel değerleri ve verilen mücadeleler, devleti, devlet aklını "kabul"e zorladı.
Devlet içindeki çatışma- ayrışma, Silivri’nin boşaltılmasıyla mutabakatla sonuçlandı.
Kürt meselesi, devlet İslamcılığı ve yaşam tarzı artık tehlike olarak görülmüyor, ama yeni devletle demokrasi ve özgürlükler konusunda kan uyuşmazlığı olan Gülen cemaati, İslam -devlet İslami dışı- ilan edilerek, imha edilmeye çalışılıyor.
Bana göre, hala aslolan, asıl ideolojik ve siyasi irade DEVLET tir. AKP, bu devletin kullandığı en makul, en elverişli "araç"tır. Devlet, AKP'nin yolsuzluklarını şantaj olarak kullandı, ( MİT'in yolsuzluk raporu ortaya çıkan gösterge) devlet de kendi içindeki kavga ve ayrışma da, Ergenekon, Balyoz davalarıyla soğuk savaşçı ulusalcılara ders verdi. “Burunlarını sürttük, yeter” noktasında, Yalçın Akdoğan’ın ağzından çıkan “kumpas kurdular” cümlesiyle, soğuk savaşçı, ulusalcı vesayetçilerin “yeni devlete biat etmesi!” sağlandı.
Devlet içinde “bağırsakları boşaltma” kavgasında suçlu iç düşman ve işbirlikçi olarak Gülen Hareketi ilan edildi. Böylece Silivri den çıkanların kapı önünde AKP’den rövanş alma, intikam yemini boşluğa düşmüş oldu. Devlet tereyağından kıl çeker gibi, “devlete zeval” gelmeyecek biçimde duruma hâkim oldu.
AKP’mi devlet oldu, yoksa devlet AKP’yi yumuşak yumuşak kuşatarak, en zayıf yanı olan yolsuzlukların bir kısmının ortaya çıkmasını sağlayarak köşeye sıkıştırıp, devletten sızan bilgileri Gülen Hareketinin üstüne yükleyerek, (belki de Gülenci devlet ajanları!) yeni devlet siyasi ve psikolojik ortama hâkim oldu.
Erdoğan’ın bireysel hırsını, mutlak iktidara tırmanma arzusunu körükleyecek, siyasetin kutuplaşması ve kontrollü gerilimle, toplumsal tepki hareketlerinin gazını alacak eylemliliklerin önü açıldı. Gezi eylemi bu oyunu bozdu. Devlet paniğe kapıldı ve AKP’ye ve Erdoğan’a “darbe geliyor” virüsünü bulaştırdı. Darbenin baş aktörü, senaristi ”Paralel Devlet “ve Gülen hareketi olarak gösterildi. Böylece, devlet içinde, “yeni devlete” biat etmeyenler “ paralelci” olarak tasfiye ve pasifize edildi. Devletin kontrol edemediğini düşündüğü ve ileride siyasal güç olarak ortaya çıkabilecek Gülen Hareketini itibarsızlaştırma ihalesi Erdoğan’a verildi. Aynı zamanda bütün İslami cemaatlere korku salınmış olundu.
22 Temmuz polis operasyonu, “Ergenekon, Balyoz” davası sanıklarıyla, “yeni devlet ve yeni Türkiye'yi” kaynaştırdı! Devam eden, Balyoz, Ergenekon... davalarını seyri ve darbe girişimlerinin aklanmasına dönüştüreceği ilan edildi. İlker Başbuğ Star gazetesi söyleşide “Paralel devlet” davasını " Milli Ordu" davasın, Çetin Doğan ve diğer darbe sanıkları bu davaya müdahil olarak katılıp "İhanet davasına" dönüştüreceklerini ilan ettiler.
Öyle anlaşılıyor ki, “paralel devlet davasında” sürecin bir aşamasına gelindiğinde, bu davaları AKP'nin ihaneti davasına dönüştürmek istenecek, AKP'liler ayaklarına kurşun sıktıkları anlayacaklar, ama iş işten geçmiş olacak.
Bütün bunlar olur mu? Bu devleti (genel olarak devleti) biraz tanıyanlar bunların kehanet olmayacağını bilir. Devletler, siyasi iktidarların değiştiği gibi değişmezler. Siyasi, iktidarlar istiyor diye devlet de paşa paşa değişmez. 12 Eylül anayasasını, kurumlarını herkes değiştirmek istiyor, herkes karşı, 12 Eylül yargılanıyor, ama hala anayasa değişmiş değil.
Hesaplar tutar mı?
Bu devletin zihni ve kurumsal yapısı, imparatorluk zihniyeti; zamanın koşullarına göre kendini yenilemek için, bağırsaklarını boşaltıp, "vesayetçiliği" yenileyerek yoluna devam ediyor. Demirel’in tanımıyla, “rutinden çıkıldığında” tekrar rutine dönülüyor.
“Hâkim devlet” dün ne idi ise bugünde, zamanın koşullarına göre “vesayetçiliğin” yeni araçları yol ve yöntemleriyle“hâkimiyetini” tesis etmeye çalışıyor.
Hatırlayalım: Bu devlet, resmi komünist partisi kurduran, resmi muhalefet partisi kuran...çok partili siteme geçen, "toplumun örgütlenme”sinde ; Halkevleri, Türkocağı, Köyenstitüleri kuran (korparatist örütler); sendikaların, meslek odalarının kurulmasını anayasal zorunluluk haline getiren (çok partili zamanda devletin organları) ; ideoleojik olarak ortanın solunu kabul eden, siyasal İslam’ı, Diyanet ve imam hatipler yoluyla devlet denetimine alan; İslam enstitüleriyle, devletin kontrolünde fıkıh (İslam ideolojisi) üreten, Alevi açılımıyla, Alevilerin inanç ve ibadet özgürlüne ayar vermek isteyen, Kürt realitesi tanıyan, darbe yapan ve darbecileri yargılayan da, bu devlettir.
Başlıktaki soru: “ Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor.”
"Yeni Türkiye, yeni devlet “adı altında, devlet kontrollü, AKP’nin yakaladığı toplumsal destek yoluyla otoriter rejim inşa etmeyi amaçlıyor. Bugünkü ustabaşı şimdilik Erdoğan; yarın ne olur, kim olur hiç belli olmaz.
İnşaa bittiğinde AKP' ile de işi bitecek; Güçlü iktidara yaptırılanlar, daha zayıf, hırslı modern- muhafazakâr veya ulusalcı bir iktidarla, otoriter rejimin kalıcı olarak kurulmasına yönelinmesi hiç de şaşırtıcı olmaz. "Yeni eski Türkiye" kavramının pratik uygulaması, devletin sürekliliğin sağlayacak ne ise, gerekli onlar kadarı yapılıyor.
"Muhafazakâr yeni bir Kemalizm" in muasır medeniyet seviyesine doğru ilerleyiş hedefini: Her şey devletin planladığı gibi giderse, mesela 2023’de cumhuriyetin 100. yılında "idrak" edebiliriz!
Bütün bu hesapları, Selahattin Demirtaş ‘ın “radikal demokrasi “ve “yeni bir yaşam” politikalarını içeren yeni siyaset anlayışı, değişim ve özgürlük talebi bozmaya aday.
Cumhurbaşkanı adayı olması siyasi olarak AKP’ye karşı seçenek, değişim ve demokratikleşmeyi, gelinen bu noktadan ileriye taşımaya aday yeni bir siyaset umudunu ortaya çıkartmıştır. Alacağı oy önemlidir. Desteklenmelidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları




























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018