İsmet Berkan
Bu köşede 1 Kasım 2023’te yayınlanan yazının başlığı aynen şöyleydi: “Anayasal düzene karşı darbe oldu, haberiniz var mı?”
Yazıda anlatılan TİP milletvekili Can Atalay’la ilgili alınan Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmamasıydı. Oysa Anayasada açık hüküm vardı: Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlardı.
Bir mahkeme kararını uygulamayan siz olsanız başınız belaya girer. Ama aynı şeyi bir başka mahkeme yapınca Türkiye’de hiçbir şey olmadı. O yüzden “Anayasal düzene karşı darbe” dedim.
Bu durumu, yani bir mahkemenin yetkisini aşıp başka mahkemelere veya yerlere ait yetkileri gasp etmesine sistemin hiçbir müdahalede bulunmamasını “Hukuk devletinin sonu” olarak yorumladım. Türkiye, bana göre hukuk devleti olmaktan çıkıp “kabile hukuku” veya “üstünler hukuku” uygulayan, hukuku keyfileştiren bir ülkeye dönüşmüştü.
Bana soracak olursanız bu çok önemli bir meseleydi, mahkeme kararlarının tanınmaması, uygulanmaması sokaklarda mitinglerle protesto edilmesi gereken çok vahim bir olaydı.
Mesela beğenmediğimiz ve sevmediğimiz İsrail’de siyasi iktidarın yüksek mahkemenin kimi yetkilerini kısmaya kalkışması aylarca büyük sokak gösterileriyle protesto edildi. Türkiye’de sokaktan hiçbir tepki gelmedi; muhalefet partileri de bir süre bu konuyu konuştu, sonra unuttu gitti. İktidar ise söylenenleri duymazdan gelmeyi tercih etti, bir siyasi polemik bile yaşanmadı.
İktidar, yani Tayyip Erdoğan, esasen bu durumu tercih ediyordu. Kurallara ve kanunlara uygun bir yönetim yerine hem kuralların hem kanun uygulamalarının kendi isteğine göre esnetilebildiği, yok kabul edilebildiği bir düzen.
O günkü yetki gaspından, yani önce bir Ağır Ceza Mahkemesi’nin, sonra da bir Yargıtay Ceza Dairesi’nin yetki gaspından bugüne geldik. İstanbul’da bir Asliye Hukuk Mahkemesi, Anayasal bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisini gasp etti. “Ben yaptım, oldu” dedi, “İtiraz edecekseniz gidin bir üst mahkemeye itiraz edin” diye de ekledi alay eder gibi.
Bizim bir Siyasi Partiler Kanunu’muz var. Beğenmesek de var. Bu kanunun bir de 21. maddesi var, meraklısına bu linkten okumasını tavsiye ederim. Madde “Siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre aşağıdaki şekilde yapılır” diye başlıyor.
Burada “yargı gözetimi”nden kasıt, YSK gözetimi.
Madde tek tek her birim için seçim öncesi süreçlerinden başlayarak sonuna kadar yargı gözetiminin nasıl yapılacağını anlatıyor ve en sona geliyoruz.
Bakın ne diyor yasa maddesi:
“Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip, seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanakların bir örneği seçim yerinde asılmak suretiyle ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler, tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süre ile saklanmak üzere seçim kurulu başkanlığına verilir.
Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
Hakim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.”
Yasa metinleri okumaya alışık olmayanlar için özet vereyim. Bu üç paragrafta temelde iki şey söyleniyor:
1. Seçime itirazın varsa hemen, iki gün içinde söyle, YSK bu itirazı hemen inceleyip karara bağlayacak.
2. Seçimde büyük usulsüzlük yapıldıysa buna kararı ancak YSK’nın yolladığı hakim karar verebilir, bu karar da işte o itirazlar sırasında verilir, yani birkaç gün içinde.
Apartman yöneticisi seçiminden dernek seçimine ve siyasi parti genel kongresine kadar her türlü seçimde elbette itiraz edenler, usulsüzlük iddia edenler, “demokratik irade sakatlandı” diyenler çıkar, bu doğal. Kanun işte onlara itiraz yolunu ve süresini göstermiş.
CHP’nin İstanbul il kongresi 2023 yılında yapıldı. Ama dün mahkemenin yetki gaspıyla verdiği karara temel teşkil eden itiraz 14 Ağustos 2025’te, yani kongreden neredeyse 2 yıl sonra yapıldı.
Bu da olabilir aslında. Birisi, iki yıl sonra bir seçimle ilgili çok acayip yeni deliller bulup ortaya çıkabilir ve suç duyurusunda bulunabilir. Ama o zaman, seçim sonucu etkilenmez; sadece o delillerle ilgili eğer ceza davası açılıyorsa, iddia edilen suçları işleyenler ceza alır, hapse girer vs.
Neden böyle olur? Çünkü geçmişe dönüp seçim sonuçlarını iptal etmek, o seçim son derece sakat bir seçim olsa bile, daha büyük olan bir kamu çıkarını tehdit eder. Geçmişe dönüp bütün seçim sonuçları iptal edilmeye başlanırsa, ülkedeki genel güven sistemi kökünden çözülür ve çöker çünkü. İşte bu genel güveni korumak için geçmiş seçim sonuçlarına bazen bağra taş basarak dokunulmaz.
Bir örnek vereyim: 2017’de Türkiye’yi başkanlık sistemine sokan referandum sırasında bir acayip olay yaşandı. Normalde oy yerine geçen pusulaların ve bu pusulaların içine konduğu zarfların her sandıkta sandık heyetleri tarafından orada oy kullanacak insan sayısı kadar olması ve damgalı olması gerekir. O gece tam olarak nereden doğduğu anlaşılamayan bir ihtiyaçla damgasız pusula ve zarfların kullanılması söz konusu oldu. Konu acilen YSK gündemine geldi, YSK’da CHP temsilcileri bu duruma itiraz etmeyince mühürsüz pusula ve zarflara izin verildi.
O referandumda evet oyları neredeyse kıl payıyla kazandı. Şimdi siz dönüp o geceyle ilgili devasa bir oy yolsuzluğunu bütün belgeleriyle ortaya koysanız bile Türkiye dönüp o referandumu iptal etmez. Çünkü referandum sonucu iptal edilirse, daha sonra kurulan bütün sistem birden çöker. O yolsuzluğu yapanlar mahkum olur ama mahkeme referandumu iptal etmez. O iş siyasetin işidir, siyaset belki kamuoyundan gelen baskıyla yeniden referandum yapma yoluna gidebilir.
YSK’nın itirazları anında sonuca bağlaması ve seçim sonucunu ilan etmesi uygulaması bu yüzden önemlidir ve kabul görür.
Bir şey daha söyleyeyim: Bugün YSK diye bir kurumu var eden kanun, Türkiye’nin çok partili demokratik düzeninin siyasi partiler arasında gerçek bir uzlaşmayla çıkarılmış ilk kanunudur. Zaten o yüzden ve o sayede 75 yılı aşkın zamandır tartışmasız yürürlüktedir, seçimler hep bu kanuna göre yapılır.
Şimdi İstanbul’daki Asliye Hukuk mahkemesi işte o kanunu fiilen ortadan kaldırıyor; kendisinde olmayan, hiçbir kanunun o mahkemeye vermediği bir yetkiyi kullanıyor, İstanbul il kongresinde seçilip YSK onayıyla görevine başlamış olan yöneticileri görevden alıyor, yerine başka insanları getiriyor.
Bugün il kongresi seçiminde seçilenleri görevden alan Asliye Hukuk’un yarın partinin genel başkanını görevden almayacağının bir garantisi yok. Veya başka bir Asliye Hukuk mahkemesinin Cumhurbaşkanı seçimini tanımayıp mevcut cumhurbaşkanını görevden alıp yerine tedbiren bir başkasını atamasının önünde de bir engel yok. Bir şikayete bakar.
Hukuk devleti olmaktan çıkıp kabile hukuku uygulamaya başlayınca bunlar sıradan şeyler.
Şimdi anlıyoruz o gün kabile hukuku anlayışına geçmeye neden itiraz edilmediğini, hukuk devletinden çıkmanın neden tercih edildiğini…
Tam bugünler içinmiş.
Boşverin hukuku, biraz da reel politik konuşalım
Dün geceden beri beni telefonla arayıp yorum almak isteyen arkadaşlarıma ana yazıda da anlattığım hukuki durumu söylüyor, meselenin vehametini anlatıyorum ama onların dinleme biçiminden bununla hiç ilgili olmadıklarını, benden duymak istedikleri şeyin farklı olduğunu da anlıyorum.
Sizi mi kıracağım, gelin reel politik de konuşalım.
1. Eğer mahkemeler yüzde 100 iktidarın kontrolündeyse dün İstanbul’da alınan karar, daha sonra Ankara’da alınacak kararın bir provasıdır.
2. İktidar bu karara gelecek tepkiye bakarak 15 Eylülde (veya herhangi bir zamanda) CHP’nin genel başkanını ve Parti Meclisi’ni “tedbiren” görevden alıp yerlerine mesela Kemal Kılıçdaroğlu’nu kayyım olarak atayıp atamamaya karar verecek.
3. Bu karar, öyle herkesin beklediği gibi 15 Eylülde alınmak zorunda değil, dava devam ettiği müddetçe mahkeme bu kararı canının istediği gün, tarafları dinlemeye gerek bile duymadan alabilir.
4. Meclis isterse çok sıkıştırılmış bir takvimle, 45 gün sonrası için seçim kararı alabilir. İşte CHP’nin başını gövdesinden ayıracak böyle bir kararın zamanlaması buna denk getirilebilir.
5. CHP’den ve sokaktaki vatandaştan çok sert tepki gelmesi, iktidarın geri adım atmasına, hatta bu mahkeme kararının başka bir mahkeme tarafından iptal edilmesine neden olsa bile artık bu tehlike mevcut, muhalefet buna göre hareket etmek durumunda. Bugün İstanbul’la ilgili bu karar geri alınsa bile yarın bu kez CHP Genel Merkezi için verilse iktidar dönüp “Hukuka başvurun kararı geri aldırın” diyebilecek ama o arada atı alan Üsküdar’ı geçmiş olabilecek.
6. Dün Özgür Özel sanki bu kararı bekliyor, böyle bir tehlikenin varlığının farkındaymış gibi konuştu önce, henüz ortada mahkeme kararı yokken Tayyip Erdoğan’a bir son dakika teklifi götürdü, “İmamoğlu aday olmasın, hatta ben de genel başkan olmayayım ama seçime gidelim” dedi.
7. Özgür Özel İstanbul’daki mahkeme kararı sonrası partisinin yönetimiyle olağanüstü toplantı yaptı, ardından Halk TV’ye çıktı, oradaki konuşmasında da Ekrem İmamoğlu’nun aday olmayabileceğini, hatta kendisinin de genel başkanlığı bırakabileceğini söylemeye devam etti, 19 Mart sonrasındaki sert ve tavizsiz tutumundan farklı davrandı.
8. CHP’nin daha hafif tepki vermeye, Kemal Kılıçdaroğlu gibi davranmaya ve hapisteki Ekrem İmamoğlu’ndan ufak ufak uzaklaşmaya, onu yalnız bırakmaya yönelip yönelmediğini söylemek için çok erken belki, ama bu mesajlar hep tek bir adrese yönelikti. Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli duysun diye söyleniyordu.
9. CHP açısından hangi tutumun daha doğru hangi tutumun daha yanlış olduğunu konuşmak için çok erken. Bu akşam partinin İstanbul Zeytinburnu’nda mitingi var, orada durum daha netleşecektir diye tahmin ediyorum.
10. Ama insanın içine bir kuşku düşüyor ister istemez: Acaba el altından bir pazarlık mı var?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları






































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026