Halil BERKTAY
[11 Mart 2016] Bazı olay ve tavırlar eskimez; kafaları hep meşgul eder. Günler geçti; ben hâlâ şu AYM ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk reaksiyonu olayına; daha doğrusu, bazı yorumcuların Erdoğan’ın o ilk reaksiyonunu savunma biçimlerine takılı kaldım. PKK güneydoğuda darbe üstüne darbe yiyor; yeniliyor; bu arada, Suriye’de bir ara gördüğünü sandığı fırsat penceresi de kapanıyor mu nedir? Yeni şeyler yazmak; örneğin (a) Kürtlerin her şeye rağmen esas olarak PKK’nın sözünü dinlemeye devam ettiğini sananların neden alışılmış kalıp tekrarlarının dışında düşünemeyerek yanıldığını; (b) buna karşılık, tam da hükümetin Kürt sorununda vizyon tazeleyebileceği şu sırada fezlekelerin işleme konup dokunulmazlıkların kaldırılmasının ne kadar büyük bir hatâ olacağını döne döne vurgulamak lâzım.
Gene de kendimi, şaşırtıcı bulduğum bazı söylemlerden hareketle AKP’nin içi ve etrafındaki bazı roller ile davranış biçimleri (ve AK Parti’yi nereye götürebilecekleri) üzerinde düşünmekten alamıyorum.
Toptancılık, örneğin. Her şeyde, olabilecek bütün noktalarda sımsıkı direnmek; “eh, belki sizler de şu noktalarda haklı olabilirsiniz” kabilinden, tırmanışı yumuşatıcı hiçbir tâviz vermemek, el uzatmamak. İlk baştan alırsak, (i) askerî casusluk suçu da sabit; (ii) dâvâ açılması da doğru; (iii) tutuklanmaları da yerinde; (iv) dolayısıyla tahliyeler de yanlış; haliyle (v) Erdoğan’ın reaksiyonu da her bir sözcüğüyle yüzde yüz haklı oluyor. Şu cümleye bakın: Başkalarına uygun görülmeyen tutuksuz yargılama “ülkenin güvenlik sırlarını tehlikeye atanlara karşı uygulanırsa, bunun altından kalkamazsınız.” Öyle mi, Can Dündar ve Erdem Gül “ülkenin güüvenlik sırlarını tehlikeye” atmış mı gerçekten? Neredeyse inandırıcılıktan en uzak nokta bu, bütün olayda. Buna rağmen, kendisi tartışılmaz bir bedahatmış gibi, tutukluluk sürmeliydi gibi son derece fuzulî bir inada gerekçe yapılıyor.
Ya da, bazı tanıkların zerrece güvenilmezliğini vurgulayıp, buradan, şimdi söylediklerinin de yanlış olması gerektiğini çıkarsamak; diğer bazı tanıkların ise mutlak güvenilirliğini vurgulayıp, şimdi söylediklerinin doğruluğuna (doğru olması gerektiğine) sıçramak. Özetle, Amerikan mahkeme dizilerinde savunma avukatlarının klasik taktiği. Delilin (veya argümanın) kendisi değil, kimin dediği ve çok gerilerden başlayarak tavrında tutarlı olup olmadığı önemli. “Hukuk devletine saygılı bir demokratın her şart ve koşulda yargı kararlarına saygı duyması zorunlu mudur?” Değildir (diyor yazar); faraza bu yargının geçmişte “Deniz Gezmiş, Adnan Menderes ya da yaşı büyütülerek asılan Erdal Eren’le ilgili verdiği kararlara saygı duyan bir demokrat” olamaz. Keza bazıları “daha önce 3 ay değil, 10 yıl tutuklu yargılanan Hizbullah sanıkları hakkındaki tahliye kararının ardından ortalığı ayağa kaldır”mışlardı. O zamanlar tahliyeye karşı “gürültü” koparıyorlardı, şimdi ise tahliyeler lehinde. İkisine de aldırmamak gerek (alıntılar için bkz Melih Altınok, “Zorunda mıyız?”; Sabah ve Serbestiyet, 2 Mart 2016).
Buna göre, “karşı” taraf toptan kötüdür ve hiçbir dediklerine zerrece katılmamak gerekir. Peki, “bizim” tarafa nasıl bakmalıyız? Bu noktada karşımıza şöyle bir önermeler dizisi çıkıyor: (a) “Cumhurbaşkanı bir ‘kişi’den fazladır; halkın oylarıyla seçilen, yetkilerini milletten alan Erdoğan, sadece ‘Erdoğan’ değildir; artık o ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.” (b) Ama maalesef diktatörlükle suçlanıyor; “milletin seçtiği cumhurbaşkanını tanımamak, ona hakaret etmek, onu aşağılamak, ailesine saldırmak, alay etmek, dalga geçmek çok olağan eylemler olarak telakki” ediliyor.” Buna karşılık (c) “millet iradesini temsil konumundaki Cumhurbaşkanı’nın, AYM’nin aldığı kararı doğru bulmadığını beyan etmesi, karara saygı duymadığını açıklaması ‘hukuk tanımazlık’ olarak yorumlanıyor.” (d) “Erdoğan’ın, Can Dündar kararına ilişkin tepkisi şahsileştirilmiş bir tepki değil, vatanın aleyhinde işler yapan bürokratik vesayete yönelik bir isyan özelliği taşımaktadır.” (e) “Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman ‘kişi’ olur? Asıl AYM’nin kararına gösterdiği tepkiden, isyandan vazgeçtiği zaman Cumhurbaşkanı bir ‘kişi’ olur. Erdoğan’ın arkasındaki millet desteği sürdükçe Erdoğan ‘kişi’ değildir; kavgası da, davası da ‘kişisel’ sayılmaz” (bu sefer beş alıntı da Kurtuluş Tayiz’den; bkz Bir cumhurbaşkanı ne zaman ‘kişi’ olur, Akşam ve Serbestiyet, keza 2 Mart 2016). Özetle, cumhurbaşkanı cumhurbaşkanıdır; millet seçmiştir; haksız saldırılara uğramaktadır; bu olayda da o saldırıları yapanlarca suçlanmaktadır; öyleyse… (her yaptığı gibi) bu tavrı ve tepkisi de doğrudur?! Aynı mantığı Melih Altınok daha da net ifade etmiş: “Cumhurbaşkanı’nın AYM’nin kararıyla ilgili itirazlarının içeriği kadar şekli de doğrudur.” Neden? Bekliyorsunuz ki hukuki bir analiz gelecek. Hayır; şöyle devam ediyor: “Zira [bu “zira”ya dikkat] Cumhurbaşkanı yine oyunu aldığı vatandaşlarının sessiz çoğunluğunun, AYM'nin Can Dündar kararına saygı duymayanların yegâne sesi” olmuştur.” Çok açık: Cumhurbaşkanı cumhurbaşkanı olduğu için doğrudur; vatandaşların oyunu aldığı için doğrudur; “sessiz çoğunluğun… sesi” olduğu için doğrudur. Kısacası, siyasî bakımdan doğru yerde olduğu için doğrudur.
Bu arkadaşlar kendi yazdıklarına kendileri inanıyor mu acaba? Yani şöyle oturup başbaşa, seyircisiz (okuyucusuz), sessiz sakin, tribünlere oynamadan konuşsak, bu akıl yürütme tarzını evet, rasyoneldir diye savunacaklar mı gerçekten? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konumu ve önemi de doğru; millet tarafından seçildiği de; bin türlü haksız saldırı ve hakarete uğradığı da. Peki, bütün bunlardan, şu önümüzdeki somut olayda sarfettiği “uymuyorum” lâfının da doğru, haklı ve yerinde olduğu çıkarsanabilir mi?
Burada ciddî bir tehlike söz konusu. Bu tehlike içerikten çok muhakeme tarzında düğümleniyor.
Birinci soru. Bu takdirde biz, kamuoyu önünde cereyan eden herhangi bir olayınkendisini, kendi ölçüleri içinde nasıl konuşup tartışabiliriz?
İkinci soru. Bu kurguyla savunulamayacak iktidar ve muktedir var mı? Eğer “sessiz çoğunluğun sesi” olmak (iddiası) herhangi bir devlet adamının herhangi bir ifadesinin, başka kanıt, ölçüt veya gerekçeler aranmaksızın, “içeriği kadar şekli” itibariyle de “doğru” kabul edilmesine yetiyorsa, acaba bu bizi bugün ve tarihin her döneminde, başka neleri, hangi yöneticileri ve yönetimleri toptan aklamaya; hiçbir nesnel doğrulama/yanlışlama mekanzimasına tâbi olmayan bir mutlak doğruluk hâlesi içine almaya götürür?
Üçüncü soru. İstediğimiz kadar “elbette eleştiri her zaman olacak, tartışma olacak, bunlar demokrasinin olmazsa olmazlarıdır” gibi şeyler söyleyip duralım. Tek tek her olay çıkageldiğinde, yapılabilecek en basit, en asgarî, en makul eleştirileri hep yukarıdaki mantıkla reddedeceksek, ortamı o genel ve soyut lâflar mı, pratikte her eleştiriye karşı ânında yükselen taş duvarlar, savunma surları mı belirler?
Dördüncü soru. Gene her eleştiriyi “öteki”lere, kötülere, şeytanlara, zaten sicili bozuk olanlara maledip bu yolla çürütmeye kalkacaksak… Eleştirenler hep dışarısı, düşmanlar, gayrimeşrular, sözü dinlenemez ve kabul edilemezler olacaksa… Bu silâhlar “içeri”ye de tevcih edilecekse ve her adımda karşımıza “‘ora’lara gitme, ‘onlar’ gibi olma!” uyarıları ya da “bak gördün mü kimlerle berabersin!” tehditleri dikilmeye başlayacaksa… Bunun, demokrasi saflarında tolerans, çoğulculuk ve farklı görüşlerin dile getirilebilmesi olanağı açısından sonuçları ne olur acaba?
Ben organik bir AK Partili değilim. Farklı bir düşünsel gelenekten geliyorum. Durduğum yeri demokratik meşruiyet ve sivilleşme açısından seçtim. Ayaklanmacılığı reddettiğim için seçtim. Muhalefete bakıp da seçtim. AKP’nin ardındaki sosyolojinin tarihsel haklılığına hak verdim. Bu çerçevede, solun trajedisi içinden bugüne bakıp düşünmek ihtiyacını duyuyorum. Onyıllar boyu, sosyalist ülkelere ve uluslararası komünist harekete yönelik her eleştirinin emperyalizme, burjuvaziye, CIA’ye, revizyonistlere, karşı-devrimcilere, kapitalizmi restore etmek isteyenlere maledilmesini yaşadım. Bunun boğucu ve zihin köreltici etkilerine tanık oldum. Türkiye’de sol nasıl parçalandı ve alabildiğine fraksiyonlaştı sanıyorsunuz? Saflık ve farksızlık arayışı nasıl başladı? Ana gövdenin büyük dallarının küçük dallarından en son ayrılanı, yani bir bakıma en (son aşamada) kendine yakın olanı en kötü, en büyük düşman sayma anlayışı nasıl hakim oldu? 1960’ların başında bir tek TİP varken, 1970’lerin sonunda, yani yirmi yıldan kısa bir sürede hepsi küçük küçük elli küsur örgüte nasıl gelindi? Şimdi de bazı AKP’li gençlerle tanışıp konuşuyorum; bakıyorum da ateş püskürmedikleri hemen hiç kimse yok. Bir sohbette, diyelim sekiz farklı tutumu somutlayan sekiz ayrı kişinin adı geçiyor. Hepsine kızgınlar; falancayla şu yüzden, filancayla bu yüzden birlikte olamazlarmış; peki ne olacak, kiminle birlikte çalışabileceksiniz ki diye sorduğunuzda, her bir “münferit” küskünlüğü tekrar ve tekrar anlatmaya girişiyorlar. Sonuç, kişisel öfkelerinde kendilerini bir kere daha haklılamaları oluyor.
Naiflik, ama korkutucu bir naiflik, tek tek ağaçlardan ormanın bütününü görememek. Demokrasi koalisyonunun nasıl bir arada tutulabileceğini gerçek gündemin ilk sırasına çıkarıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları






































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024