Murat Sevinç
Gazete Duvar’da epeyce kenar mahalle dindarlığı-muhafazakârlığı yazmaya çalıştım. Kişisel tanıklıklardan, görüp duyduklarımdan, yaşadıklarımdan hareketle. Konuya ilişkin kitaplar tanıttım. Sırada başka yayınlar da var. Örneğin Nagehan Tokdoğan’ın “Yeni Osmanlıcılık” (İletişim, 2019) başlıklı çalışması. Fakat yetiştiremedim ne yazık ki, önümüzdeki yıla kaldı!
Bu yazı kenar mahalleye değil; onların omuzlarında iktidara yükselip zaman içinde ‘onları’ görmez hale gelenlere, halihazırda iktidar ve çevresinde olup ‘aslında gelinen noktadan şikâyetçi’ olduğu söylenenlere dair.
Son zamanlarda sık işitilir oldu. AKP’de, ‘çok sayıda’ milletvekilinin ya da parti çevresinde konuşlanmış bir kesiminin ‘rahatsızlığını’ işitiyoruz. Canları sıkkınmış, memnun değillermiş, üzülüyorlarmış, gidişattan endişelilermiş, filan fıstık…
Peki ne yapabiliriz? Bu ifadelerin sahipleri, ifadenin ‘işiteninden’ yani ‘bizlerden’ ne bekliyor? Söz konusu ‘bilginin’ yöneldiği kim ve hakikaten beklenti ne olabilir? Bu iddiaların yalnızca benim sinirimi bozduğunu zannetmiyorum. Öyleyse, biz siniri bozulanlar, canı sıkkın AKP’liler için ne yapabiliriz?
AKP 2002 yılında iktidara geldi. On sekiz yıldır iktidarda. Tek başına. Memleketi, 18 yıldır bir parti ve 17 yıldır aynı isim yönetiyor. Çok partili yaşama 1950’de geçildi, 2020 itibarıyla 70 yıldır kesintilere uğrasa da birden çok partinin iktidara aday olduğu, olabildiği bir sistemle yönetiliyoruz. Bu da demektir ki, çok partili tarihimizin ¼’ünde, Türkiye aynı parti ve isim tarafından yönetildi.
O tek parti ve tek ismin döneminde, AKP son seçim hariç yerel seçimlerde de başarılı oldu ve ayrıca halkoylamalarının tümünü kazandı. Milyonlarca seçmen AKP’yi tercih etti. Yalnızca ilk seçim için bir garabetten söz edilebilir. 2002 seçimlerinde o oy oranıyla tek başına iktidar olabilmesinin nedeni, yüzde 10 seçim barajı nedeniyle geçerli oyların yaklaşık yüzde 45’inin ‘çöpe’ gitmesiydi. Evet, AKP ‘milli iradenin’ geçerli oylarının yarısı hesaba katılamadığı için o gücü elde edebildi. Nitekim 12 Eylül’ün faşist yönetiminin icadı olan yüzde 10’luk seçim barajını çok sevdi, ondan bir daha kopamadı.
Her seçime, belli kadroları-isimleri koruyarak girdi. 2011’den sonra işler değişti ve birlikte yürünen arkadaşlar birer birer terk edildi. Demokrasi treninde ağırlık yapan vagonlar, nihai amaca ulaşma yolunda yavaşça raylar üzerinde bırakıldı. Siyasetçisi, gazetecisi, entelektüeli vs. Gelinen yerde, destekçi gazetecilere ve eski-yeni siyasetçilere bakınca, ‘nereden nereye’ geldiği, nasıl bir nitelik kaybı yaşandığı ortada. Hayli radikal bir dönüşüm söz konusu.
Burada ‘dönüşüm’ iddiasıyla ilgili bir iki cümle gerekli sanırım. Partinin sınıfsal niteliği değişmedi. İdeolojisi ha keza. İlk günden itibaren, siyasal İslam’a gönül vermiş ve kapitalizmin en pervasız halini temsil eden bir parti söz konusu. Bu yolda ilerlerken, o ideolojinin farklı yorumlarını benimsemiş mensupları ile zenginleşme yol ve yöntemleri konusunda aynı düşünmeyenler, belli ki ‘israftan’ rahatsız olanlar gemiden indirildi. Ya da, onlar erken indi; Abdüllatif Şener gibi. Sonunda parti kalmadı, artık tek isim var ve çevresindeki herkesin kaderi onunkiyle özdeş.
Hal böyleyken; nasıl ki diğer siyasal partiler, temsilcisi oldukları sınıfsal taban ve amaçları aynı kalsa da zorunlu olarak ‘dönemlere ayrılarak’ inceleniyorsa, aynı yöntem AKP için de geçerli. Ezcümle, evet bana kalırsa AKP ilk günden itibaren belli açılardan ‘aynıydı’ ve evet AKP ilk günden bugüne defalarca makyaj değiştirdi ve artık tanınmaz hâlde. Ya da tam olarak özüne döndü, böyle düşünmek de mümkün.
Tabii burada diğer tüm aşamaları ve bir kesim AKP muhalifiyle, dönemin bağımsız yargısının nasıl büyük ‘katkılar’ sunduğunu özetleyecek değilim. Malum, 18 yılı tek ve düz bir çizgi olarak düşünmek, anlatmak, hiçbir iç ve dış etmeni görmemek akıl ve tarih dışı bir yaklaşım. Asıl derdim, yıllar içinde ‘gelinen’ bir yer olduğunu ve o yerde hâlâ destek verenlerin konumlarını anlamaya çalışmak.
Nasıl bir profil destekliyor AKP’yi 2019’da? Okuduklarım, gazete haberleri, araştırma şirketleri bulguları vs. bir yana, yine ‘biraz’ kişisel gözlemlerden hareket edeceğim. Yalnızca bir iki satırla:
Destekçilerin bir kısmı ‘Reis’ hayranı. Hayranlar, farklı klasmanlarda. Çıkarı olduğu, Ferrari’siyle sürat yapabildiği ve sahip olduğu her şeyi ama her şeyi iktidara borçlu olduğu, başka bir devirde o ‘israf’ çarkı içinde yer alamayacağı, aynı yaşamı sürdürme ihtimali bulunmadığı için hayranlık duyanlar. Tabii bu ‘israf’ zinciri en büyük halkadan en küçük halkaya kadar uzanıyor!
Bir de doğrudan çıkarı olmayan herhangi bir israftan nemalanmamış ve yalnızca ‘alınları secde gördüğü,’ ‘eşlerinin başı kapalı olduğu,’ ‘sürekli dine referans verdiği,’ ‘imam hatipli oldukları,’ ‘hitap şekilleri,’ ‘metrobüs-metro-yol’ gibi gerekçelerle bağlılık duyanlar mevcut.
Söz konusu kitlenin ne kadarı olup bitenin tam olarak farkında, ne kadarı habersiz, bilmiyorum. Buna mukabil, göz göre göre ve birilerinin acı çekmesinden mutluluk duyarak, hedefi çoğu zaman belirsiz rövanş-intikam duygusuyla hareket edenler olduğunu biliyor, görüyorum. Muhaliflerin başına gelen her şeye şuursuzca ‘oh olsun’ diyor ve en kabul edilemez olana dahi akıl/izan dışı mazeretler uydurmaya çalışıyorlar.
Kimi destekçilerin ise, hakikaten rahatsız ve üzgün olduğuna tanığım. Üstelik bildikleri ‘sınırlı’ olmasına karşın. Çünkü bizim okuduğumuz hiçbir şeyi okumuyor, haberdar olduklarımızın çoğundan haberdar olmuyorlar. Fakat şu devirde ‘sızmayı’ engellemek mümkün olmadığı için, ne kadar kapalı bir dünyada yaşarlarsa yaşasınlar her şeyi bir biçimde duyuyorlar; gel gör ki ‘duyma biçimleri’ bizimkinden farklı. Akademisyenler değil, teröristler atılıyor. Demirtaş haksız yere yatmıyor, hendekleri kazdı. Seçilmiş insanlar görevden boşuna alınmıyor, hepsi PKK finansörü, vesaire…
Yine de, örneğin artık şu ‘Fetöcülük’ ithamlarından fena halde bıkkınlık gözlemliyorum. Yani örülen duvarın çatlaklarından sızan bilgi ne kadar kirletilirse kirletilsin, en kalın deriye dahi nüfuz etmeye başlıyor bir süre sonra. Çünkü aynı insanlar, ekonominin uçuşa gittiğini de dinliyor TV’lerden ve ardından pazara gidiyor! Mesele bu. Tabii dinmeyen zamlar da tahammülü zorluyor, her ne kadar adını ‘fiyat ayarlaması’ koysalar da!
Diyeceğim, zenginleşmemesi bir yana giderek fakirleşmesine rağmen destek veren sıradan yurttaşın, bana kalırsa artık çoğu ‘hak verilemez’ de olsa çeşitli mazeretleri var. Bu sözcüğün altını bir kez daha çizmek istiyorum: Mazeret. Verilen desteğin artık bir mazeretle birlikte sunulur olmasına tanıklık ediyorum bir süredir! Konu uzun, çok uzun…
Yazının başlığı, şu ya da bu ‘nedenle’ oy veren milyonlarca yurttaşın değil, hâlihazırda partide bulunan, milletvekili olup ‘rahatsız’ olduğu iddia edilenlerin konumuna ilişkin.
Baştaki soruya döneyim: Ben bir yurttaş olarak, bir AKP’li milletvekilinin ‘aslında’ rahatsız olduğunu işittiğimde ne düşünmeli, nasıl davranmalıyım? Üzülmeli miyim? Sevinmeli miyim? Onlar için endişelenmeli miyim?
Bu ‘içeriden’ bilgiyi dillendirenler, tahmin ediyorum birkaç şeyi aynı anda yaptıklarını düşünüyorlar: Böylece, iktidarın zayıfladığını ve içten çürüdüğünü söylemiş; yeni siyasi oluşumların mümkün olduğunu müjdelemiş; iktidarın yanlış yolda olduğu yönündeki kanaatlerine ilişkin kanıt sunmuş ve bize de moral vermiş, oluyorlar. Tahmin ediyorum!
Yalan olmasın, Türkiye’de olup bitenleri az çok takip etmeye çalışan biri olarak pek az ‘tespit’ sinirimi bu kadar bozuyor.
Memleket bu haldeyken, her kurum tel tel dökülüyorken, gelir adaletsizliği derinleşiyorken, kamu malları har vurup harman savruluyorken, akıl fikir sınırlarını çok aşan adaletsizlik illallah dedirtmişken, binlerce yıllık İstanbul şehrinin coğrafyasını değiştirecek bir kanal projesi gündemdeyken ve daha sayısız anormallikle boğuşuyorken; Türkiye’yi 18 yıldır tek başına yöneten AKP’de, 2020 yılına girerken kimi ‘rahatsızların’ olduğunu duymak! Temyiz kudretini haiz, aday olduklarına göre okuma yazma bilen, yetişkin ve doğrusu orada bulunmak için başlarına silah dayandığını hiç zannetmediğim, insanlar. Neden hâlâ orada olduklarını tahmin etmek de güç değil doğrusu.
Acaba diyorum, yeni yılda hiç olmazsa bir vebalı (KHK’li) yurttaş olarak TBMM’ye gidip ‘rahatsız’ AKP’lilere moral gezisi mi yapsam! Ne dersiniz? Sıkmayın canınızı Allah aşkına, üzmeyin bizi böyle; sizin rahatsızlığınızı duyunca uyku tutmuyor, vallahi geçer bu günler; bunun kalbi, şekeri, tansiyonu var, desem mi ki?
Muhterem okur, bazen son satıra gelince iyice sinirlenmiş oluyorum ki bu durum, bitirmem gerektiğinin işareti oluyor.
Yazı, benden bir ‘la havle’ ile bitsin, siz istediğiniz sözcüğü ekleyin…
Yılbaşı hediyesi albüm-kitap önerileri: Yılbaşında sevdiklerine kitap hediye almak isteyenlere ‘üç’ çok hoş, tam ‘iyi yıllar’ dilemelik önerim var. Biri Kırmızı Kedi’den, Ayşegül Yüksel’in Genco Erkal hakkındaki Güneşin Sofrasında başlıklı. Diğeri, Yapı Kredi’den, Orhan Pamuk’un Resimli İstanbul’u. Üçüncüsü, muhteşem bir ansiklopedi-kitap. Anason İşleri Kitap’tan yayınlanan, Murat Meriç’in iki ciltlik Hayat Dudaklarda Mey’i. İkisini daha sonra Gazete Duvar’da tanıtacağım zaten. Biri, bunlardan birini bana yılbaşı hediyesi alsa sevinirdim, bu nedenle öneriyorum!
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları

































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025