Namık ÇINAR
Değerli dostlarım!
Artık Haberdar yazı ailesinin çiçeği burnunda bir üyesiyim ama aranızda beni bilenleriniz var, bilmeyenleriniz var.
Daha önceki yazılarımı okuyanlarınız var, okumayanlarınız var.
Zaman bütün bunları ilerde halledecek olmakla beraber, beni tanımayanların da şimdiden birazcık olsun fikir edinebilmelerini sağlamak için, eski yazılarımdan tadımlık pasajlar sunarsam, herhâlde iyi bir şey yapmış olurum diye düşündüm.
Bugünkü aktaracaklarım, biraz da yeniden gündeme gelmesinin de etkisiyle,“askeri vesayet” ve “askeri darbeler” üzerine son altı yılda yazdıklarımdan küçük küçük parçalar olacak.
Biliyorsunuz, yakın tarihimizin Silivri Davaları siyasal konjonktürün tersten esen rüzgârlarında savrularak, birbirinin taban tabana zıttı sonuçlara yol açtılar.
Bu süreçte yerini çok başarılı slalomlar yaparak koruyabilen, bir tek “Erdoğanizm”oldu sadece.
Tabii şimdilik.
Çünkü hayat devam ediyor.
Daha fazla uzatmadan, bakalım neler yazmışız ona gelelim.
Altı sene önce, Ağustos 2010’da, şunları yazmışım, örneğin:
Bu yaşananlar, 27 Mayısların, 12 Martların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların, 27 Nisanların, siyasal ve toplumsal yaşamın üzerinde yarattıkları cenderelerin, “yetti artık” dedirten bilançolarıdır.
Gürseller’e, Turallar’a, Tağmaçlar’a, Türünler’e, Evrenler’e, Birler’e, Karadayılar’a, Büyükanıtlar’a karşı giderilememiş toplumsal öfkenin, şimdikilerin ellerine yüzlerine sıçrayan lavlarıdır.
Generallik son elli altmış senede çok tuhaf bir çizgide evrildi. Sanki üstlerine vazifeymiş gibi, ülkenin siyasallığıyla yatıp kalktılar, her gün. Ürettikleri darbe süreçlerinde mânâsız bir kültür geliştirdiler. Orduyu da kendilerine benzettiler.
Şimdi ödenen bunun bedelidir; ortalıktaki tozun dumanın sebebidir.
***
Balyoz seminerinin darbe plânı olup olmadığını bu ülke çok tartıştı.
Ben beş sene önce, Şubat 2011’de şunları yazdım:
Silahlı Kuvvetler, ülkeyi dış düşmana karşı korumak üzere savunma plânları yapar; bu plânları gerek arazide amelî olarak, gerekse kum sandığı şeklindeki arazi maketlerinde ve haritalarda da plan tatbikatları, plân seminerleri ve harp oyunları gibi nazarî usûllerle test eder, geliştirir.
Sürekli gözden geçirilerek tekâmül ettirilen ve yurdun tüm sathını kapsayan bu plânlara, Silahlı Kuvvetler’in “Genel Savunma Plânları” denir.
Aynı zamanda bu plânlar, “muharebe sahası geri bölgesi”ndeki “emniyet tedbirleri”ni de içerirler.
“Geri bölge emniyeti” demek, düşmanla savaşmakta olan birliklerin en zayıf yerleri olan arkalarının korunması demektir.
Muharip unsurlar, düşmanla dövüşürlerken kafaları meşgul edilmemeli, bir de arkalarını düşünmek zorunda kalmamalıdırlar.
O yüzden, nasıl ki tiyatroda oyun sergilenirken kuliste çıkan yangına sahnedeki oyuncular koşup yetişmezlerse, muharip birlikler de düşman karşısından çekilerek geride görevlendirilemezler.
Ama Balyoz Plân Semineri’nde görevlendirilmişlerdir. Oysa o geri bölge emniyet tedbirleri, başka unsurlar tarafından yerine getirilmeliydi.
O yüzden, kılıfına uydurulmuş bir senaryoya dayanarak yapılan bu seminer faaliyeti için ordu komutanına yöneltilecek ilk soru; “orduyu, nasıl olur da düşman karşısından çekerek, İstanbul’un, Adapazarı’nın, Kocaeli’nin ve diğer şehirlerin üzerlerine çöker, onları tepelersiniz?” olmalıdır.
Bunu Harp Okulu’nda taktik dersinde yapacak olsanız, sınıfta bırakırlar sizi.
Madem geri bölge emniyetini plânlıyor ve ona çalışıyordunuz, nerede bölgenizin Jandarma bölge ve il komutanları, yurtiçi bölge komutanları, bu maksatla başka bölgelerden kaydırılarak emre verilmiş birliklerin komutanları, yerleşim yerlerinin valileri, emniyet müdürleri, kaymakamları, hatta belediye başkanları, sivil savunma teşkilâtı yetkilileri, MİT ve varsa milis unsurları? Bunları o seminere davet etmiyor musunuz? O tedbirleri büyük oranda üstlenmeleri gerekecek olan bu kimseler neredeler?Asıl o sorumlular yerine; savaş alanında olması gereken kolordu, tümen, tugay komutanlarının ve karargâh subaylarının orada işi ne?
***
Gene 2011’in şubatında şöyle yazmışım:
Tarihi, mahkeme kararlarından mı öğreneceğiz, biz?
27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubatı mahkeme kayıtlarından, sıkıyönetim bildirilerinden yola çıkarak mı açıkladık, bugüne kadar?
Bana ne yargı sürecinden, iddianamelerin yaklaşımlarından!
Ya beceriksiz çıkarlar da kanıtlayamazlarsa, o zaman olmamış mı sayacağız bunca olup biteni?
Gördüklerimiz rüyaydı mı diyeceğiz?
Kuruntularımızdan mı sayacağız kırk yıllık çilelerimizi, kaygılarımızı?
Birer bardak su mu içeceğiz, yılların faşizanlıklarının üzerine, göz göre göre?
Kenan Evren hakkında düzenlenmiş bir iddianame yokken masum mu diyorduk, ona da?
***
Kasım 2011’de ise bir yazımda şu satırlara yer vermişim:
Ordunun mutfağı şöyle çalışır:
Önce YAŞ’da “Askerî Stratejik Anafikir”in ana hatları belirlenir. Yani buna ordunun orgeneralleri karar verirler.
Sonra bu umdeler MGK’ın mutfağına taşınır ve orada “Devletin Milli Güvenlik siyaseti”nin tayin ve tesbitine dönüşürler.
Böylece, cisimleşen ve anayasal bir mahiyet kazanan “Milli Güvenlik Siyaset Konsepti”, “Kırmızı Kitap” denen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde vücut bulmuş olur.
Ne ki, bu kitap öyle elden ele dolaşmaz. Milletvekillerinin, hâttâ çoğu bakanın haberleri dahi olmaz.
Şimdi artık başta Genelkurmay olmak üzere, kuvvet ve ordu karargâhlarında TSK’nın Ana Programı ve Hedefleri’ni ihtiva edecek şekilde çeşitli plan ve projelere çevrileceklerdir.
İşte Balyoz dedikleri, bu mahiyette bir plândır ve trajikomik bir surette de resmidir.
Demek ki, başımıza asıl çorap ören, eski Genelkurmay Başkanları, Kuvvet ve Ordu Komutanları olan o orgeneraller dururken, bir kaçı hariç hemen hepsi de dışarıdaysalar, onların emrindeki astların hapislerde çürümesi, akla ziyan bir çelişkidir.
Asli failler dururken, kalkar da fer’i faillerle uğraşırsanız, yargı süreçlerini sakatlar, adaleti sekteye uğratırsınız.
Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen askerî bürokratik vesayet rejiminde, Genelkurmay Başkanı’nın ve Kuvvet Komutanları’nın birincil derecede rolleri vardır.
Diğer herkes onlardan sonra gelirler ve verilen görevleri yaparlar. Yarandıkları oranda da terfi ederler.
O yüzden, eğer bu militarist ve antidemokratik model yok edilecekse, asıl bu unsurlara dokunulmalıdır.
***
2012 şubat ve martında dediklerim ise şöyle şeylermiş:
Askerî darbeler, vesayetin kısa devre yaptığı veya toplumsal enerjinin şamandıradan taştığı hâllerde devreye girerler.
Darbe süreçlerinin görece kısalıkları da demokrasi aşkından gelmez.
Çünkü devleti kontrol eden askerî mekanizmada nasıl olsa süreklilik söz konusudur.
***
Hesaplaşmalar, krizlerde kurulan dönem mahkemelerinden yürütüldüğü için buralardan adalet çıkmaz.
Üstelik her an için her şeyin tersine dönme riski de vardır.
Mahkemelerde yürüyen dava dosyalarına bağlı kalınarak yapılan sosyo-politik analizler, ülke gerçeğini ortaya koymaya yetmeyecek; hâttâ yanıltıcı dahi olabilecektir.
İşte o nedenledir ki, Türkiye’nin faşizm tarihinin ve buna yol açan darbeciliklerin açığa çıkmasını istemeyen kesimler, ne yapıp-edip lâfı dolandırarak iddianame içeriklerine getirip, tek çıkar yol olarak oralardan medet umarlar.
Zira provoke ederek netice alabileceklerini umdukları tek seçenek, sadece o alandır.
Eğer başarırlar da, mahkeme süreçlerini bin türlü oyunla akamete uğratırlar, ya da netice alınamayacak karmaşalara götürürlerse, çıkıp “bakın gördünüz mü, meğer Türkiye güllük gülistanlıkmış ve darbecilik suçlamaları da birer safsata imiş” diyeceklerdir.
Ömrümüz boyunca gözlerimizin önünde tecelli eden faşizmleri aklayarak, haklılıklarımızı haksızlıklara çevirmeyi dahi becerebileceklerdir.
O yüzden oyuna gelmemeli, bu ülkenin demokrasiye yakışmaz ayakbağlarının tasfiyesini, mahkeme kararlarının iki dudağı ucuna bırakmamalıdır.
Türkiye’nin antidemokratik sorunlarını çözme işi bir avuç savcı ve yargıca terk edilemez!
***
Silivri sanıkları, ordu sorumluluk sahasının geri bölgesinde, “Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo” seçeneğine göre vuku bulan ve önceden beri varolan resmî ve onaylı bir harekât plânını, MGK’nın “Askerî Milli Strateji Dokümanı”na girmiş tespitler ışığında, devlete yönelik tehditleri bertaraf etmek üzere, periyodik ve plânlı olarak gerçekleştirdikleri o seminerde etüt etmişlerdi.
Peki, Türkiye’de askerlerin “darbe izlenimi veren plânlar” yapmaları gerçekten suç mudur?
Siviller bu çalışmalara “darbe plânları” diye bakarlarken, askerler o yaptıklarını çok yüce görevlerinin bir parçası saya gelmişlerdir.
Hâttâ kendilerine yapılan bu suçlamaları, TSK’ya yönelik haince bir saldırı gibi görmektedirler.
***
Ağustos 2012’deki kimi satırlarım da böyle:
Sıkıyönetim Kanunu’nun “görev ve yetkiler”i düzenleyen 3. maddesine bakarsanız, yargılananların nelerle iştigal ettiklerini oradan da çıkarabilir ve görebilirsiniz.
Gerçekten de bu memlekette yalnızca kurumlar değil ki, yasalar da çürümüştür.
Sıkıyönetimler, askerî darbelerin her daim bir önceki aşaması olmuşlardır.
***
Aralık 2013’te de şunları yazmışım:
Boşuna değildi söylemlerim.
Başından beri çırpınıp durmuş; ülkenin kirli tarihiyle ceza davaları yoluyla hesaplaşamazsınız, ceza davaları cadı avı demektir, demiştim.
İşte şimdi bir kez daha anlaşıldı ki, sizin “Mücadele Eylem Plânları” dediğiniz şeyler, iktidarda kim olursa olsun, bu antidemokratik devletin kendisi için tehlikeli gördüğü koşullar baş gösterdi mi, gelip yönetime el koysun diye ordusuna ve diğer bürokrasilerine tevdi ettiği görevler manzumesidir.
Yani burası demokratik bir ülke idi de, askerler kalkıp buna rağmen “Darbe Plânları” hazırlıyor değillerdi.
Bu vazife onlara, anayasa, yasalar ve Cumhuriyet tarihi boyunca işlerliği süren devamlı emir ve talimatlar bütünlüğü çerçevesinde verilmişti.
Netice itibariyle bunlar tabii ki siyasete müdahale plânlarıdır; ama yasalara da uygundur.
Askerî yönetimin başka sözcüklerle ifadesi demek olan Sıkıyönetim Kanunu gibi bir yasa, demokratik bir ülkede olabilir mi hiç?
Sonra da kalkıp, “vay! demek siz burada darbe plânı hazırlıyordunuz, öyle mi” diye görev verdiklerinizi suçlamak, riyakârlık değil mi?
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016